10/07/2002                       

                       

 

            ANKARA, 10/07(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  08-09 Temmuz 2002 tarihleri arasında yayımlanan, Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            AP'nin (09/07) "Başbakan Yardımcısı Erken Seçim Çağrısında  Bulundu" başlığı altında ve Selcan Hacaoğlu imzasıyla yer  alan bir haberde, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın, yeni  bir hükümetin kurulması çağrısında bulunduğu bildirilmektedir.  Yılmaz'ın erken seçim çağrısının, aralarında Başbakan  Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın da bulunduğu üç bakan ve 18 milletvekilinin, Başbakan Bülent Ecevit'in partisinden  istifa ederek ülkenin koalisyon hükümetini çöküşün eşiğine  getirmesinden bir gün sonra geldiği belirtilen haberde,  Yılmaz'ın açıklamasının, Başbakan Yardımcısı Devlet  Bahçeli'nin Ecevit'in sağlık sorunlarından dolayı ortaya  çıkan politik belirsizliğin sona erdirilmesi için kasım  ayında seçime gidilmesi yönündeki çağrısından bir gün sonraya  denk geldiği ifade edilmektedir. Yılmaz'ın, seçimlerin kasım  ayında yapılmasının, ülkenin AB üyeliği arzusu yönünde  hükümetin gerekli reformları yerine getirmesi için yeterli  zaman bırakmayacağını söyleyerek, "AB reformlarını aralık  ayından önce gerçekleştirmesi için yeni bir hükümet  oluşturmalıyız. Bunu gelecek nesillere borçlu olduğumuzu  düşünüyorum. Eğer bunu aralık ayına kadar yapamazsak, bu en  az bir neslin mutluluğu ve refahına malolacaktır" şeklindeki  sözleri aktarılan haberde, Avrupalı liderlerin Türkiye'nin  üyelik görüşmelerine yönelik resmi müzakerelerin aralık ayında başlayabileceğine işaret ettikleri vurgulanmakta, Yılmaz'ın,  partisinin AB reformlarını tamamlama taahhüdünde bulunmayan  bir hükümette yer almayacağını söylediğine dikkat çekilmektedir.

            ALMANYA BASINI:

            Der Tagesspiegel gazetesinde (08/07) "Başbakan Yardımcısı  Türkiye'de Erken Seçim İstiyor" başlığı altında ve Thomas  Seibert imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Türkiye'de erken  seçim tartışmaları ve koalisyon hükümetinin geleceği konu  edilmektedir. MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin, 3 Kasım'da erken  seçime gidilmesi önerisi ve muhalefetin de erken seçimler  yapılmasını istemesi nedeniyle, önerinin çoğunluk bulma  şansının yüksek olduğu belirtilen yazıda, ortak noktaları  çoktan tükenen hükümetteki koalisyon ortaklarının, öncelikle  AB üyeliğiyle ilgili reformlar konusunda anlaşamadıkları,  anketlere göre, her üç koalisyon ortağının da Meclis'e giriş  için gerekli olan yüzde 10 barajın altında olsalar da,  görüldüğü kadarıyla AB ile kuşkuları olan Bahçeli'nin  MHP'sinin, Türkiye'deki Avrupa karşıtlarının oylarına  oynadığı ileri sürülmektedir.

            Der Tagesspiegel gazetesinde (09/07) "Sahte Dostlar"  başlığı altında ve Thomas Seibert imzasıyla yayımlanan bir  yorumda, Türk İslamcılarının, AB taraftarı oldukları  belirtilmekte, laik Türk devletinin, ülkedeki İslamcı harekete  karşı yürüttüğü mücadelenin, siyasi İslamın çok sayıda önemli temsilcisinin AB taraftarı olmasına neden olduğu, özellikle,  tarihi öne alınacak seçimlerden muhtemelen en güçlü parti  olarak çıkacak olan, ılımlı İslamcı AK Parti'nin, AB'ye üyelik kriterlerini destekleyeceğini vurguladığı kaydedilmektedir.  Üyelik kriterleri göz önünde bulundurulduğunda, devletin,  siyasi İslam üzerindeki yoğun baskısının sürdürülmesinin pek  mümkün gözükmediğine dikkat çekilen yorumda, Türkiye'nin,  ifade özgürlüğünün genişletilmesi, hukuk devletinin  güçlendirilmesi, asker üzerinde sivil kontrolün artırılması  gibi koşulları yerine getirecek olursa, bu durumda İslamcıların  hareket alanının çok daha genişleyeceği vurgulanmaktadır.  Yorumda, "İslamcıların AB normlarından yana gerçekten  inandıkları için mi propoganda yaptıkları ise bir tartışma  konusu. Siyasi, hukuki ve askeri çevrelerdeki elitler,  İslamcıları, devletin kurucusu Atatürk'ün kabul ettirdiği  siyaset ile dinin birbirinden ayrılması kuralının altını  oymakla ve İslamcı bir din devleti kurmak istemekle  suçluyorlar" denilmektedir.

            AVUSTURYA BASINI:

            Oberösterreichische Nachrichten gazetesinde (08/07)  "Avusturya Örneği Gibi" başlığı altında yayımlanan bir  haberde,  Türkiye'nin, eskiden Avusturya'da uygulanan "ağır  hapis cezası" örneği gibi ömür boyu hapis cezasını uygulamaya  koymayı düşündüğü ve Avusturya örneğinin "ağır hapis cezasının", Türkiye'nin Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerini başlatmak  için kaldırma yükümlülüğünde olduğu ölüm cezasının yerine  konmak istendiği kaydedilmektedir.  Haberde, ağır hapis  cezasının, Avusturya'da 1973'teki ceza hukuku reformuyla  kaldırıldığı, yerine standart hapis cezasının getirildiği hatırlatılmaktadır.

            Oberösterreichische Nachrichten gazetesinde (09/07)  "Türkiye'de Avrupa Yönünü Tespit Edici Seçimler" başlığı  altında ve Susanne Gusten imzasıyla yayımlanan bir yazıda,  Türkiye'de erken seçim tartışmaları ve hükümetin geleceği ile  ekonomik sorunlar konu edilmektedir. Türkiye'nin ekonomik  gelişmesinin yanı sıra siyasi geleceğinin de, aylardan beri  Ankara'yı felce uğratan durumun atlatılmasına bağlı olduğu  vurgulanan yazıda, bu felcin, Başbakan Ecevit'in  rahatsızlığından çok, koalisyondaki AB reformu taraftarları  ile karşıtları arasındaki başabaş durumun bir sonucu olduğuna  dikkat çekilmektedir. Yazıda şöyle denilmektedir: "AB'nin  istediği gibi idam cezası tamamen kaldırılmalı mı, Kürtlere  kültürel haklar tanınmalı mı, Kopenhag kriterleri yerine  getirilmeli mi? Bahçeli'nin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)  ile koalisyon ortağı Ecevit'in Avrupa'ya daha dostça bakan  solcu demokratları (DSP) ve sağcı liberal Anavatan Partisi  (ANAP) arasında bu konudaki anlaşmazlık, hükümetin işlerini  tamamen felce uğrattı. Bu kutuplaşma giderek diğer bütün  konuları gölgede bıraktığı için, erken seçimler Türkiye'nin  Avrupa'ya ilişkin geleceği konusunda halkın vereceği karar  niteliğinde olacak.Yani MHP'ye verilecek bir oy, aynı zamanda  AB'nin Türkiye'den istediği reforma karşı verilmiş bir oy  olacak. Peki AB taraftarları kimi seçecek? Başbakan Bülent  Ecevit'in reformlara kısmen sıcak bakan partisi DSP, yaşlı  lideri olmadan önemini yitiriyor gibi. Gerçi Mesut Yılmaz'ın  ANAP'ı ile Tansu Çiller'in Doğru Yol Partisi (DYP)de AB'den  yana, ancak her iki parti de yolsuzluklara karıştıkları için  itibarlarını kaybettiler ve bu yüzden Parlamento'daki yüzde  10 barajını aşmakta zorluk çekebilirler. Geriye İstanbul'un  eski Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Avrupa yanlısı  AK partisi kalıyor. AK gerçi bütün anketlerde diğerlerine  büyük fark atıyor, ama bir handikapı var: Ilımlı da olsa  İslamcı bir parti olmak sıfatıyla, öncelikle de ordu  tarafından tutulmuyor. Savcılık partiyi yasaklamayı düşünüyor. Güneydoğu'da dev bir oy potansiyeli olan Kürt yanlısı HADEP  hakkında da halen bir yasaklama davası sürüyor."

            Aynı haber, Almanya'da yayımlanan Der Tagesspiegel  gazetesinde de yer almaktadır.

            İNGİLTERE BASINI:

            The Guardian gazetesinin internet sayfasında (09/07)   "Türkiye... Hükümet Parçalanıyor" başlığı altında ve Jonny  Dymond imzasıyla yayımlanan bir makalede, Başbakan Bülent  Ecevit'in partisi DSP'de yaşanan istifalar nedeniyle Türk  Hükümeti'nin çöküşün eşiğine geldiği ileri sürülmektedir.  Muhalefet partilerinin, Ecevit'e, istifa etmesi ya da erken  seçimlere gidilmesi yönünde çağrıda bulundukları, ancak  Ecevit'in, Nisan 2004'teki seçimlere kadar hükümetin görevde  kalacağı konusunda ısrar ettiği belirtilen makalede,  istifaların DSP'yi, koalisyonda MHP'nin ardından ikinci parti  konumuna getirdiği, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin AB'ye karşı  ve terörist örgüt PKK'nın hapisteki lideri Öcalan'a idam  cezasının uygulanmasını istediği kaydedilmektedir. Makalede,  Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerini başlatmak için gerekli  olan reformlarda ilerleme kaydedilmesinin, Ecevit'in sağlık  sorunları sırasında duraksadığı ve Türkiye'nin AB'ye girmesini destekleyenlerin kararın bu yılın sonunda alınacağını da göz  önünde bulundurarak siyasi bir krizin Türkiye'yi AB yolundan  ayıracağı nedeniyle endişelendikleri vurgulanmaktadır.

            İSVİÇRE BASINI:

            Basler Zeitung'un (09/07) "Ecevit Hükümeti Baskı Altında"  başlığı altında ve Jan Keetman imzasıyla yayımlanan bir  yorumda, MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet  Bahçeli'nin, Türk Meclisi'nin 1 ve 3 Eylül'de toplanmasını,  3 Kasım'da ise erken seçime gidilmesini önerdiği  bildirilmektedir. Bahçeli'nin, bu girişimiyle diğer iki  koalisyon ortağı DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit  ile Anavatan Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı  Mesut Yılmaz'ın muhalefetten üçüncü bir ortak ile yeni  hükümeti kurmalarını ve Avrupa Birliği üyelik müzakereleri  için gerekli olan reformları yapılmasını engellediği  kaydedilen yorumda, Avrupa Birliği üyeliği konusunda Türk  kamuoyunda derin ayrılıklar yaşandığı, ekonomi derneklerinin  Avrupa için toplu şekilde cephe alırken Kemalistler ve dinci  çevrelerde daha az bir direniş olduğuna işaret edilmektedir.  Avrupa sorusuna en açık tavrın, son günlerde ayrılıkçıların  başında yer alan Bahçeli'nin gösterdiği ve seçimlere, Avrupa  anti tavırlarıyla girecekleri belirtilen yorumda, buna karşın  Türk halkının büyük çoğunluğunun Avrupa Birliği'ne katılımdan  yana olduğu vurgulanmaktadır.

            KIBRIS RUM BASINI:

            Simerini gazetesinde (09/07) "Provokasyonun Ustaları"   başlığı altında ve Yannos Haralambidis imzasıyla yayımlanan  bir yorumda, Türkiye tarafından Kıbrıs veya Ege'de bir kriz  çıkarma olasılığıyla ilgili yanlış bir yaklaşımın olduğu,  ancak Ankara'nın, AB üyelik sürecini tehlikeye sokarak  bedelini ödeyeceğinden, sıcak çatışma tahrikini artırmayacağı  ileri sürülmektedir. Yorumda, "Türkler provokasyonlarda  ustadırlar. Sonuç olarak Ankara, üyelik müzakerelerinin  başlangıç tarihinin saptanması oyununu kaybedeceğini  görürse ve bölücü nitelikteki bir çözümle ilgili kusurlar ve  sınırlamalar olmaksızın Kıbrıs'ın AB ile bütünleşmesini  engelleyemezse, bütün sorumluluğu üstlenerek bize saldırmaya  kalkışacağını aklınızdan çıkarınız. Türkler o kadar da aptal  değildir. Sorumluluğunu bize yükleyecekleri bir olay yaratmayı  daha çok tercih edeceklerdir" denilmektedir.

            RUSYA BASINI:

            Noviye İzvestia gazetesinde (09/07) "Türkiye Seçimlere  Çağırılıyor" başlığı altında ve Boris Petroviç imzasıyla  yayımlanan bir haberde, Türkiye'de Meclis'teki ikinci büyük  parti lideri (MHP) Devlet Bahçeli'nin, bu kasım ayında erken  genel seçimler yapılması çağrısında bulunduğu bildirilmektedir.  Hükümette Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan ve ülkedeki milliyetçilerin en nüfuzlu politikacısının, hükümetin rotasına  açıkça karşı çıktığı belirtilen haberde, koalisyon hükümetinin,  mevcut güveni kaybetmek pahasına, Brüksel'in taleplerine uyarak  mevzuatta halkın beğenmediği reformlar gerçekleştirdiği,  seçimlerin kasımda mı veya daha sonra mı yapılacağının artık  önemli olmadığı vurgulanmaktadır. Türkiye'nin, Avrupa'dan  uzaklaştığı ve Rusya'ya nispeten daha yakın olmaya başladığı  ileri sürülen haberde, MHP'nin, Türk milletinin özel bir  konuma sahip olduğuna inanması, "Halklar Avrupası" idealine  uymadığı, nitekim ülkenin siyasi elitinin, AB'ye tam üyeliğe  erişmeyi hızlandırmayı tercih ettiği, AB'ye üyelik bakımından  Sofya ve Bükreş'in bile Ankara'yı geride bıraktığı  vurgulanmaktadır.

            YUNANİSTAN BASINI:

            Ethnos gazetesinde (08/07) "Ankara Piyasası Ecevit'i  Emekliye Sevkediyor" başlığı altında ve E. Mihaloyanni  imzasıyla yayımlanan bir yorumda,  Başbakan Bülent Ecevit'in  iki aydan bu yana ülkenin siyasi hayatından uzak kalmasının,  bu yüzden de piyasalarda ve genel olarak Türk ekonomisinde  sürekli karışıklığın hüküm sürmesi, komşu ülkedeki ekonomik  çevreleri, siyasi ortamı değiştirecek girişimlerde bulunmaya  yönelttiği, böylece koalisyon hükümetini oluşturan partilerin  gelecek yıldan önce erken seçimlere gidilmesinden kaçınırken,  ekonomik çevreler ekonomiyi krizden kurtarmak, reformların  devam etmesini ve ekonomik istikrarı sağlamak amacıyla  ellerinden geleni yapma niyetinde olduklarını gösterdikleri kaydedilmektedir. Türkiye'nin, yıl sonuna kadar AB ile üyelik müzakerelerinin başlayacağı tarihin saptanmasını amaçladığı,  çünkü bu tarihin, yabancı yatırımcıların ilgisini ve güvenini  yeniden canlandırmak için anahtar oluşturduğuna inandığı,  ayrıca Avrupa yanlısı lobinin de, aralık ayında AB  genişlemesiyle ilgili olarak yapılacak olan Kopenhag  Zirvesi'nden önce reformların ilerletilmesinden yana olduğu  belirtilen yorumda, Türkiye'de birçok çevrelerin ilgilerini,  ölüm cezasının kaldırılması, Kürtçe eğitim ile radyo ve TV'de  Kürtçe programların da yayınlanması yönündeki önlemler  üzerinde toplamış bulunduğu ifade edilmektedir. Yorumda,  Avrupalı diplomatların, yalnız bu reformların yeterli  olmadığını, demokrasi ve insan haklarıyla ilgili kriterlerin  yerine getirilmesi için daha birçok şeyin yapılmasının gerekli  olduğu yönünde uyarılarda bulunduğuna dikkat çekilmektedir.

 

 

                 

ESKİ SAYILAR