15/07/2002                       

                        

 

            ANKARA, 15/07(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  12-13-14 Temmuz 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            AP'nin (13/07) "Türkiye... Yeni Parti, Eski Dışişleri Bakanı  İçin Tarihsel Bir Kumar" başlıklı ve Ben Holland imzalı haberinde,  eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem tarafından açıklanan "bir adı  ve programı olmayan yeni partinin" beklentileri karşılamasının  kolay olmayacağı ifade edilmekte, Cem'in düzenlediği basın  toplantısında, "Türkiye'yi AB'ye üye yapmak" hedefini net bir  şekilde ortaya koyduğuna dikkat çekilmektedir.

            "Türkiye'nin AB üyeliği davasını, şüpheci Avrupalılar  karşısında savunmak için belki de hiçbir Türk politikacı,  kozmopolit ve çok sayıda dil bilen Cem'den daha iyi bir konumda  değil. Fakat Cem'in, birçoğu Türkiye'de ihtilaflı olan ve AB'nin  kabul edilmesinin esas olduğunu söylediği reformlar için destek  kazanması da gerekiyor" denilen haberde, idam cezasının  kaldırılması ve Kürt azınlığına daha geniş haklar verilmesi gibi  AB'nin talep ettiği tedbirler konusunda hükümetin kendi içinde  uzlaşma sağlayamamasının, koalisyonun milliyetçi kanadının geçen  hafta sonu erken seçim çağrısında bulunmasına yol açtığına işaret edilmektedir. Bu çağrının, DSP'den istifaları beraberinde  getirdiği dile getirilen haberde, yeni gelişmelerle ilgili basında  yer alan değerlendirmelere yer verilmektedir. Aralık ayının,  Türkiye'nin siyaset takviminde şimdi kilit bir tarih olduğu ve  AB yanlısı olsun ya da olmasın parti liderlerinin perde gerisinde  tüm manevralarını yapacağı belirtilen haberde, "AB liderlerinin Danimarka'nın başkentinde masaya oturacakları aralık ayına kadar  Cem, öncü bir reformcu hükümetin başbakanı olabilir veya büyük  umutlarla yola çıkıp yeni partiler kuran, fakat yarı yolda kalan  Türk politikacılarının uzun bir silsilesinin son halkası olabilir.  Şimdilik Cem, kamuoyunun desteğine sahipmiş gibi görünüyor fakat  bunun devam edeceğinin hiçbir garantisi yok" denilmektedir.

            ALMANYA BASINI:

            Berliner Zeitung'un (12/07) "İleriye, Ama Nereye?" başlıklı  ve Günter Seuffert imzalı yorumunda, Türkiye'de yaşanan son  gelişmelerin bir belirsizlik ortamına yol açtığı belirtilmekte,  bu bağlamda AB-Türkiye ilişkisi ele alınmaktadır. AB'nin talep  ettiği reformların Ankara'nın bürokrasisi ve güvenlik güçlerinin direnişleri yüzünden gerçekleşmediği, Kıbrıs konusunda zamanın  Ankara'ya karşı işlediği ve IMF'nin koyduğu kuralların, hoş  karşılanmayan tasarrufların yapılmasını zorunlu kıldığı vurgulanan yorumda, Türkiye'nin, Avrupa'ya doğru yol almak istediği ama her  alanda Batı Avrupalıların baskısını hissettiği vurgulanmaktadır.  Hükümet ortakları arasında AB konusundaki anlaşmazlığın, AB'ye  giden yolda tıkanıklığa yol açtığı ifade edilen yorumda, bu  durumun, sadece Avrupa yanlılarını değil, ekonominin önde gelen  elitlerini de alarma geçirdiği, Türkiye'nin, aralık ayındaki  AB Zirvesi'nde katılım müzakerelerinin başlangıcı için bir  tarih alamazsa, AB'nin on yıllar boyunca 12 adayın uyumu ile  meşgul olacağı için, Türkiye'nin AB hayalinin muhtemelen ebediyen  yok olacağı kaydedilmektedir.

            AVUSTURYA BASINI:

            Wiener Zeitung'un (12/07) "Erken Seçimler Her An Söz Konusu Olabilir" başlıklı haberinde, Türk siyasi arenasındaki son  gelişmelerin bir erken seçimi gündeme getirebileceğinden söz  edilmekte, AB rotasına ilişkin seçim kampanyasının fiilen başladığı  ifade edilmektedir. Eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in Demokratik  Sol Parti'den (DSP) ayrılarak, diğer ayrılanlarla birlikte AB  yanlısı yeni bir parti kuracağı belirtilen haberde, koalisyon  ortağı diğer partilerin de söylemlerinin AB etrafında olacağı kaydedilmektedir.

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (12/07) "Türkiye'nin Avrupalı Dostlarının 'Hemfikir  Olarak Takdir Ettiği İsim: İsmail Cem'" başlıklı ve Jérôme  Bastion imzalı haberinde, kendisiyle son beş yıldır temas  halinde olan Avrupalı diplomatların fikirlerine göre istifa  eden Türkiye Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in "diplomatik  çevrelerde herkes tarafından takdir edildiği" ifade edilmekte,  62 yaşındaki İsmail Cem'in 1997 yılından bu yana Dışişleri  Bakanlığı'nın başında bulunduğu, ayrıca Yunanistan ile sağlanan yakınlaşmanın ve Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) adaylık  statüsünü elde etmesinin mimarlarından biri olduğuna işaret  edilmektedir. Genel kanının, "Cem'in gidişinin, Türkiye'nin  üyelik müzakerelerini başlatmak için AB'den aralık ayına kadar  bir tarih elde etmeye çalıştığı bir sırada Türkiye'nin  kredibilitesini düşüreceği" yönünde olduğu belirtilen haberde,  Avrupalı diplomatların görüşlerine yer verilmektedir.

            İNGİLTERE BASINI:

            Reuter'in (12/07) "Avrupa Birliği Türkiye'deki Siyasi Kriz  Konusunda Kaygılı" başlıklı haberinde de, Avrupa Birliği'nin  Türkiye'deki siyasi gelişmelerle ilgili olarak kaygılı olduğu  ifade edilmekte, Başbakan Bülent Ecevit'in üç partili koalisyon  hükümetinden geçen hafta boyunca, aralarında Avrupa yanlısı  Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in de dahil olduğu istifaların  gitgide artmasının, Ankara'nın Brüksel'le olan hassas  ilişkilerinde birtakım yeni sıkıntılara neden olabileceği kaydedilmektedir. Avrupa Komisyonu Dış İlişkiler Sözcüsü Gunnar  Wiegand'ın her günkü rutin brifing sırasında, "Türkiye'deki  durum çok ciddi. Ankara'da bulunan delegasyonumuz durumu çok  yakından izlemektedir" dediğine işaret edilen haberde, AB adayı bir ülkenin içişleri konusunda yorum yapmaktan kaçınan Wirgand'ın, Brüksel'in "siyasi istikrarın sağlanmasını ve mevcut krizin bir  çözüme ulaştırılmasını" umduğunu söylediği de aktarılmaktadır.  Komisyon Başkanı Romano Prodi'nin, komşu Yunanistan'la ilişkileri geliştirmesi dolayısıyla Brüksel'de saygı duyulan Cem'in dün  istifa etmesi üzerine gelecek hafta Ankara'ya yapacağı geziyi  iptal ettiğine dikkat çekilen haberde, Türkiye'nin, 1999'dan  beri üyeliğe aday bir ülke olarak bilinmesine rağmen insan  hakları raporu konusunda AB'nin duyduğu endişeler nedeniyle  henüz üyelik müzakerelerine başlayamadığı hatırlatılmaktadır.  Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş ve eski Başbakan  Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile yeni bir hareket başlatmakta  olan Cem'in, eğer göreve dönerse, şu anki hükümette özellikle  yavaşlatılan ancak Türkiye'nin AB müzakerelerine başlayabilmesi  için hayati öneme sahip olan reformları uygulayacağı taahhüdünde  bulunduğu belirtilen haberde, 15 üyesi olan AB'nin, Kıbrıs'ın birleştirilmesi konusunda bu yıl bir uzlaşmaya varılamaması  durumunda, Ankara'nın hayallerini hoş karşılamasının pek de  muhtemel gözükmediği ifade edilmektedir.

            Reuter'in (13/07) "Türkiye... Yeni Dışişleri Bakanı:  Politika Değişikliği Yok" başlıklı ve Hıdır Göktaş imzalı bir  diğer haberinde de, Dışişleri Bakanlığı'na yeni atanan ve  "Kıbrıs sorunu ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olma  arzuları konusundaki sert tavrıyla tanınan" Şükrü Sina Gürel'in  yaptığı açıklamada, Türkiye'nin dış politikanın değişmeyeceğini söylediğine işaret edilmektedir. Türkiye'deki gözlemciler ve  Kıbrıslı Rumların, Demokratik Sol Parti (DSP) içinde Ecevit'in  yakın çalışma arkadaşı olan Gürel'in Kıbrıs konusunda muhtemelen  sert bir tutum takınacağı konusunda hemfikir oldukları ifade  edilen haberde, Bakan Gürel'in Reuters'e verdiği mülakattaki  şu görüşleri aktarılmaktadır: "Dış politikada değişiklik  düşünülmüyor. Tabii ki, hükümet programında ve koalisyon  protokolünde zikredilen prensiplerimizi koruyarak kendi dış  politikamızı yürütmeye devam edeceğiz. Biz dünyaya ve bölgeye  aynı gözlükle bakıyoruz. Bundan dolayı bölgesel ve uluslararası gelişmelerle ilgili aynı endişeleri paylaşıyoruz. Fakat doğaldır  ki, bir bölge devleti olarak Türkiye'nin, bizi birbirimizden  ayıran bazı nüanslar var. Bu konuda ABD, Türkiye'yi en iyi  anlayan ülkedir. Hükümetimiz daima, Türkiye'nin AB ile  ilişkilerinin veya Türkiye'nin AB adaylığı sürecinin asla Kıbrıs  sorununa çözüm bulunmasına bağlanamayacağını söylemiştir. Fakat  eğer bir şeyler arasında illa da bir bağlantı kurulacaksa,  Türkiye'nin AB adaylığı ile Kıbrıs'ın AB adaylığı arasında bir  bağlantı kurulmalıdır. AB'ye üye devletler, Türkiye'nin bu  konuda neler düşündüğünü zaten biliyorlar, bunlara ekleyecek  yeni bir şey yok."

            Financial Times gazetesinin (12/07) "Eski Dışişleri Bakanı,  AB Yanlısı Rüya Takımına Liderlik Yapacak" başlıklı ve Leyla  Boulton imzalı yorumunda, eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in  istifası ele alınmakta ve bundan sonra atılacak adımlarla ilgili değerlendirme yapılmaktadır. Türk medyası tarafından "rüya  takımı" olarak adlandırıldığı belirtilen yeni reformcu ittifakın liderliğini İsmail Cem'in resmen üstlenmesinin beklendiği ifade  edilen yorumda, şöyle denilmektedir: "İstifa etmesini zorlaştıran  tedbirli ve sağduyulu tabiatı sayesinde, son üç hükümette de  Dışişleri Bakanlığı görevini üstlenen Cem, şu ana kadar politik  yaşamını başarıyla sürdürdü. Hükümetteki görevi süresince,  süratle geri çekilmeden önce hassas konularda ara sıra ortaya  çıkma eğilimini de gösterdi. Cem, Avrupa Birliği üyeliğine  hazırlığın, Kürtçeyi ve bu dilde yayın ve eğitimi kabul etmeyi gerektirdiğini belirten ilk Türk politikacısıydı. Ortaya çıkan  eleştiri furyasından sonra bu konuda başka bir şey söylemedi.  Benzer bir şekilde, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye Temsilcisi  Karen Fogg'un e-postalarına girilmesini özellikle kınayan ilk  Türk lideri de Cem idi. İngilizce ve Fransızca'yı iyi bilen Cem, Türkiye'nin AB üyeliğini coşkuyla savunan biri olarak biliniyor.  Ayrıca, arkadaş da olduğu Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu  ile beraber Türkiye'nin, tarihi rakibi Yunanistan'la son  yıllardaki yakınlaşmasında çok büyük rol oynadı. Geniş kapsamda  yeni oluşum, daha fazla siyasi ağır topu saflarına katması ve  sokaktaki vatandaşa neler sağlayacağını net bir biçimde açıklaması halinde, iktidara gelmek için büyük bir şans yakalayabilir.  Böylesine bir birleşme, kendi kendini eritecek bir bölünmeyi  önlemek açısından, Türk politikasının reformcu kanadı için elzem.  Avrupa yanlısı güçlü bir parti kurabilmesi halinde yeni oluşum,  Türk politikasındaki büyük bir açığı doldurmayı başarabilir ve  ulus için tarihi bir hizmeti gerçekleştirebilir."

            PAKİSTAN BASINI:

            Dawn gazetesinin (13/07) "Türkiye'de Kriz" başlıklı  başyazısında, Türkiye'deki son gelişmelerin seçimi gündeme  getirebileceği ileri sürülmekte, ancak seçimin de yaşanan krize  çözüm olamayacağı ifade edilmektedir. Kamuoyu yoklamalarının,  hiçbir partinin çoğunluğu sağlayamayacağını ve Türkiye'de yine  bir koalisyon hükümeti kurulacağını gösterdiği belirtilen  yazıda, "Bugün girilebilecek en iyi bahis, popüler bir kişi  olan Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Türkiye'nin IMF destekli  16 milyar dolarlık reform programının arkasındaki isim Kemal  Derviş'in bir araya gelerek -Ecevit'in Demokratik Sol Partisinin seçimlerde nasıl bir sonuç alacağına da bağlı olarak- istikrarlı  bir hükümet kurabileceğidir" denilmektedir. Hem Avrupa Birliği,  hem de ABD'nin krizin hızla aşılmasını istediğine işaret edilen  yazıda, şu ifadelere de yer verilmektedir: "ABD, Washington'un  Irak'a karşı harekata karar vermesi durumunda Ankara'nın  tutumunun ne olacağını bilmek isterken, Kıbrıs'la ilgili  Yunanistan ile Türkiye arasında bir anlaşmaya varılmadıkça  bölünmüş ada Kıbrıs, Avrupa Birliği üyesi olamayacaktır.  Türkiye'de kamuoyu Irak'a saldırıya karşıdır fakat, ABD yönetimine  göre, hem AB üyelik müzakereleri, hem de Başkan Bush'un Devlet  Başkanı Saddam Hüseyin'i iktidardan uzaklaştırmak için 'bütün  araçları' kullanmayı seçmesi halinde, Irak kriziyle cesurca başa çıkabilmek için istikrarlı ve reformcu bir hükümete sahip olması Türkiye'nin çıkarına olacaktır."

            YUNANİSTAN BASINI:

            Elefterotipia gazetesinin (12/07) "Sevilla'dan Sonra Çıkmaz"  başlıklı yorumunda, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü  Beglitis'in, 1 Temmuz'dan itibaren başlayan Avrupa Ortak Savunma Politikası Dönem Başkanı Yunanistan'ın, öncelik tanıdığı  konuların başında, Avrupa ordusu konusunun bulunduğunu söylediği bildirilmektedir. Yorumda, Sevilla Zirvesi'nden sonra konunun  "çıkmaza" girmesinden, Sevilla siyasi anlaşmasına karşı  Türkiye'nin olumsuz tezinden söz eden Beglitis'in, AB Yunan  Başkanlığı, Konsey Genel Sekreteri Solana ve Türk tarafı  arasında müzakere işlemlerinin başlamasına yönelik tüm  olasılıkları inceliyoruz. Konunun çıkmazdan kurtarılması için  Türkiye'ye yönelik yeni girişimlerde bulunmaya hazırız" dediği  ve şu açıklamada bulunduğu aktarılmaktadır: "Girişimlerden söz  ederken metinlerde değişikliklerin yapılacağını ima etmiyorum.  Türkiye'nin itirazlarını öğrenmek için, Türk tarafıyla  temaslardan, görüşmelerden, müzakerelerden söz ediyorum. Yunan  Dönem Başkanlığı'nın dört hedefi daha var:

            1. Köln ile Nice zirvelerinin nihai metni çerçevesinde,  genel askeri hedefe ulaşılması yönünde olumlu gelişmelerin  kaydedilmesi için çalışmak.

            2. 2003 yılı içinde, askeri ve polis araçlarının, planları  ve projelerin hazırlanmasıyla, AB'nin kapsamlı bir şekilde  operasyona hazır olması.

            3. Kapsamlı operasyonel hazırlık için gerekli tüm çalışmaların  ve müzakerelerin tamamlanması.

            4. Rusya, Ukrayna ve AB üyesi olmayan Akdeniz ülkeleri gibi  üçüncü ülkelerle ilişkileri pekiştirmek, yani bu ülkelerle,  ESDP'nin konvansiyonel ilişkilerini pekiştirmek."

           

 

 

                 

ESKİ SAYILAR