01/08/2002                       

         

 

            ANKARA, 1/08(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  31 Temmuz 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            AP'nin (31/07) "Türkiye... Parlamento'dan Erken Seçim  Kararı Çıktı" başlıklı ve Ben Holland imzalı haberinde,  Parlamento'nun, büyük bir oy çoğunluğuyla kasım ayında erken  seçim yapılması kararı aldığı bildirilmekte, böylelikle 18  aydır süren Bülent Ecevit hükümetinin ömrünün de kısalmış   olduğu ifade edilmektedir. Başbakan Ecevit'in, seçimlerin,  kırılgan ülke ekonomisine zarar vermesi ve bir İslami partiyi  iktidara taşıması olasılığının yanında, AB'ye üyelik çabalarını  da baltalayabileceği konusunda uyardığı, aynı zamanda, ABD'nin  komşu ülke Irak'a karşı saldırısının yakın bir tarihte  gerçekleşmesi olasılığını öne sürerek, seçimlerin riskli  olduğunu öne sürdüğü hatırlatılan haberde, Parlamento'nun  olağanüstü oturumunun gündeminde, Türkiye'nin AB'ye üyelik  hedefine ulaşmasında hızlandırıcı rol oynayacak reform  yasalarının olduğuna dikkat çekilmekte ve "Önümüzdeki günlerde  görüşülmesi beklenen yasa önerilerinin de, Parlamento tam  sayısıyla çoğunluk oyunu alıp almayacağı belli değil. Ülkede,  erken seçim kararıyla birlikte parlamenterlerin, seçim  sürecinde bazıları tartışmalara yol açabilecek olan AB reform  yasalarına değil de seçim kampanyasına odaklanmalarından  korkuluyor" denilmektedir.

            ALMANYA BASINI:

            Stuttgarter Nachrichten gazetesinin (31/07) "Türk  Kaldıracı" başlıklı ve Thomas Seibert imzalı internetten  sağlanan yazısında, erken seçim kararı ve AB üyeliği için  gerekli reformların gerçekleştirilmesi konuları ele  alınmaktadır. Reformların gerçekleştirilmesiyle ilgili olumlu  işaretlerin görüldüğü ifade edilen yazıda, Türkiye'nin, AB  normlarının içeriğine yönelik tartışmalarla daha fazla zaman  kaybetmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. AB konusunun seçim  mücadelesinin en önemli konusu olacağı belirtilen yazıda,  "Avrupa'ya şüpheyle yaklaşan" MHP'nin, idam cezasının   kaldırılması, Kürtlere konuşma özgürlüğü sağlanması ve diğer   AB reformlarının hükümet bozulmadan gerçekleştirilmesi  hususunda izin vererek muhalefetle birlikte hareket etmesi  bir "seçim taktiği" olarak değerlendirilmektedir. Yazıda,  AB üyeliğinin, somut bir devlet hedefi ve tartışmasız bir   refah sağlama potansiyeline sahip olduğu, ancak, Türkiye'nin  bunun için atması gereken somut adımlarının, çoğu insan  tarafından sonu  gelmeyen tavizler olarak görüldüğü ifade  edilmektedir. Kamuoyu araştırmalarında Türklerin büyük  çoğunluğunun AB üyeliğinden yana olduğu, ancak aynı zamanda  bir o kadar kişinin de Kürtlere dil özgürlüğü verilmesine  ve diğer reformlara karşı olduğunun görüldüğü belirtilen  yazıda, şimdi değişen koşulların, bu durumu düzeltme fırsatı  verdiği kaydedilmektedir.

            Die Welt gazetesinin (31/07) "AB Adayları Arasındaki  Sorunlu Çocuk Kıbrıs" başlıklı ve Andreas Middel imzalı  yorumunda, AB adaylarının AB ile müzakerelerinden söz  edilmekte, bu bağlamda Kıbrıs'ın adaylığının en büyük sorunu  oluşturduğu ileri sürülmektedir. Brüksel'deki endişenin bu  ülkenin AB kurallarını yerine getiremeyeceğinden değil, adanın  bölünmüş olmasından kaynaklandığına işaret edilen yazıda,  soruna bir çözüm sağlanabilmesi için Ankara'da müzakere  yapabilecek bir hükümete ihtiyaç olduğu belirtilerek,  yaşanmakta olan siyasi gelişmelere dikkat çekilmektedir.  Ankara'daki hükümet krizinin, Brüksel'in, Türkiye'nin adanın  işgalini sona erdirerek yeniden birleşmeyi kabul edeceği   umutlarını azalttığı, Türkiye'nin şimdiye kadarki engelleyici   tavrını değiştirmeye yönelik girişimlerin yeterince başarılı   olamadığı dile getirilen yazıda, Türkiye'nin adanın adaylığı karşılığındaki beklentilerinin AB tarafından karşılanmadığı  belirtilmektedir. Yazıda, "Türkiye'nin AB'den, üyelik  müzakerelerinin başlatılacağı kesin bir tarih istediği ve bu  tarihi de en geç kasım ayında Kopenhag'da yapılacak zirvede  beklediği, ancak, AB'de bu yaklaşıma şüpheyle bakıldığı, bu  olasılığı dışlamak istemeyen Verheugen'in, Türkiye ile  müzakerelerin başlatılabilmesi için bazı eksikliklerin  olduğunu kesin olarak belirttiği, anayasada yapılacak  değişiklikler ile reform yasalarının yürürlüğe konulmasının  henüz tamamlanmadığı" ifade edilmektedir.

            İTALYA BASINI:

            La Repubblica gazetesinin (31/07) "Türkiye İslamiyet ve  Batı Arasında Kendisiyle Hesaplaşıyor" başlıklı ve Marco  Ansaldo imzalı yorumunda, Türkiye'deki siyasi gelişmelere,  erken seçim kararına ve AB'yle ilişkiler konusuna yer  verilmekte, ülkede İslamiyet ile Batı arasında bir  "hesaplaşma" yaşandığı ileri sürülmektedir. Son gelişmelerin  ülkede yaşanan birçok sorunu gün ışığına çıkarttığı ifade  edilen yorumda, "Dost mu, düşman mı? Avrupa'ya girmeye mi,  yoksa Asya'ya bakmaya mı hazır? Irak'a saldırılması durumunda  Batı ile birleşmeye mi, duyarsız kalmaya mı kararlı? Yakında  yapılacak seçimlerde Atlantik ve Avrupa yanlısı bir oluşum  mu, yoksa İslam kalıbında bir rehber mi seçmeye kararlı?"  sorularının sorulmaya başlandığına dikkat çekilmektedir.  Çeşitli kesimler arasında fikir ayrılığının oluşmaya başladığı  belirtilen yorumda, rengarenk olan siyasi tabloda, yeni  kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yükselişte olduğu,  Türk siyasetinin diğer yüzünü oluşturan "Yeni Türkiye"  partisinin de Avrupa'ya dönük tavrıyla dikkat çektiği  kaydedilmektedir. Türkiye'nin önümüzdeki aylarda büyük  sıkıntılar yaşayacağı ileri sürülen yorumda, Irak sorunu,  önümüzdeki aralık ayında Kopenhag Zirvesi'nde, Türkiye'nin   AB'ye girişi konusunda muhtemelen bir tarih açıklayacak olan   Avrupa ile ilişkilerin ve Kıbrıs sorununun her zamanki gibi  tartışmalı olduğuna dikkat çekilmektedir.

            LÜBNAN BASINI:

            El-Mustaqbal gazetesinde (31/07) "Avrupa Birliği, Kanaat  Yokluğu ve Seçimlerin Kurbanı" başlığı ve Mohammed Noureddine  imzasıyla yayımlanan yorumda, "AB konusunun, tarihi nedenler  ve iç-dış faktörler dolayısıyla henüz ulusal bir oybirliği  ile kabul edilmediği, mahalli polemiklerde kullanılan bir  unsur olduğu" ifade edilmekte, Avrupalı "izlenimi" veren  Türk politikacıların çoğunun, idam cezasının kaldırılması  veya  Kürtçe'nin yayında ve eğitimde kullanılmasına karşı  oldukları ileri sürülmektedir. Erken seçim kararı alınmasının,  AB dosyasının seçim sonrasına ertelendiğini gösterdiği dile  getirilen yazıda, bununla tarihi bir fırsatın kaçırıldığı vurgulanmaktadır.

 

 

ESKİ SAYILAR