|
06/08/2002
ANKARA, 06/08(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 5 Ağustos 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir: ABD BASINI: Amerika'nın Sesi Radyosu’nun (05/08) "AB Tarih Verecek mi?" başlıklı haberinde, TBMM'de kabul edilen reform paketinin, Avrupa Birliği'nin yıl sonunda yapacağı Kopenhag Zirvesi'nde Ankara'ya üyelik takvimini açıklaması için yeterli olup olmayacağı konusunda tatmin edici bir yanıt alınamadığı ifade edilmekte, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye ile ilgili bürokratlarına göre genel görüşün, Ankara ile önce tarama müzakerelerinin başlatılması ve bu süre zarfında da yapılan yasal değişikliklerin günlük yaşama nasıl yansıyacağının beklenmesi yönünde olduğu belirtilmektedir. Türk Parlamentosu’nun, kimsenin beklemediği önemli bir adımı attığı, zamanlama açısından gecikmeye yol açmadığına işaret edilen haberde, ama henüz her şeyin bitmediği, uygulamaların bekleneceği kaydedilmektedir. Türkiye ile Avrupa Parlamentosu arasındaki siyasi diyalog organı olan Karma Parlamento Komisyonu'nun Avrupa Başkanı Hollandalı Joost Lagendijk'a göre de Türkiye kamuoyunun, Kopenhag Zirvesi'nden önemli beklentiler içine girmemesi gerektiği dile getirilen haberde, şöyle denilmektedir: “Avrupa Komisyonu'nun Türkiye raporunu hazırlamakta olan bürokratlar, Türkiye'de reform sürecini yüreklendirici bir formül üzerinde çalışacaklarını söylemekle yetiniyorlar. Bu arada gözler şimdi Avrupa Birliği'nin dönem başkanlığını yapmakta olan Danimarka'nın başkenti Kopenhag'a çevrilmiş bulunuyor. Kopenhag'ın da Avrupa Komisyonu'ndan farklı bir ifade kullanması, yani Türkiye'nin üyelik takvimi açısından şimdiden bağlayıcı bir taahhüt altına girmesi beklenmiyor. Bu arada ay sonunda Helsinki'de yapılacak AB Dışişleri Bakanları toplantısının önemli gündem maddelerinden biri de Türkiye olacak. Ancak yine de Almanya'daki seçimlerden önce AB tarafından Türkiye'yi tatmin edici bir açıklama yapılacağı sanılmıyor.” ALMANYA BASINI: Frankfurter Allgemeine Zeitung’un (05/08) "Kopenhag Yolunda" başlıklı ve Rainer Hermann imzalı yorumunda,Türkiye’de yaşanan son siyasi gelişmeler AB’yle ilişkiler bağlamında değerlendirilmekte, Türkiye’nin Kopenhag yolunda “zaman baskısı” altında olduğu ileri sürülmektedir. AB Komisyonu’nun 16 Ekim’de ülkenin yerine getirmesi gereken Kopenhag kriterlerinin hangilerinde ilerleme kaydettiğini ve kaydetmesi gerektiğini açıklayacağı, Türkiye’nin, daha sonra Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak AB zirvesinde katılım müzakerelerinin başlatılması için somut bir tarih verilmesini umut ettiğine işaret edilen yorumda, iç siyasi ve hukuki açıdan yapılan tüm değişikliklere rağmen, Ankara’nın Kopenhag’a giden yoldaki engelleri kaldırmak için gerekli çabayı göstermeyerek, dış siyasi açıdan çok değerli olan zamanı yitirmeye devam ettiği kaydedilmektedir. Türk-Yunan ilişkilerinin önemine de yer verilen yorumda, Türkiye’nin yoldaki engelleri sadece Yunanistan’la birlikte kaldırabileceği belirtilmekte, Dışişleri eski Bakanı İsmail Cem’in hükümetten ayrılmasının Türkiye-Yunanistan ilişkilerine bir darbe vurduğu, zira yeni Türk Dışişleri Bakanı Gürel’in koyu bir milliyetçi olduğuna dikkat çekilmekte ve şöyle denilmektedir: “Eş zamanlı olarak Türk siyasetçileri ve generaller iki önemli konuda sert tutumlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Avrupa Acil Müdahale Gücü ve Kıbrıs. Şayet Türkiye Kopenhag’da katılım müzakereleri için bir tarih verilmesini istiyorsa, söz konusu iki sorunun halledilmesi gerekiyor... Kıbrıs hala Türkiye’nin Kopenhag’a giden yolunda kaldırılması gereken bir engel ve hiçbir şey halihazırdaki hükümetin bunu idrak ettiğine ve bu engeli kaldırmayı kararlılıkla istediğine işaret etmiyor.” Aynı konuya, Kölnische Rundschau gazetesinin (05/08) "Türkiye İdam Cezasını Kaldırdı" başlıklı ve Michael Schmidt imzalı internetten sağlanan yazısında, Berliner Zeitung’un (05/08) "AB Üyeliğine Kadar Daha Var" başlıklı ve Martina Doering imzalı yorumunda, Süddeutsche Zeitung’un (05/08) "Reformcuların Zamanı" başlıklı ve Christiane Schlötzer imzalı yorumunda, Die Welt gazetesinin (05/08) "Türkiye'nin Sürpriz Hamlesi" başlıklı ve Dietrich Alexander imzalı yazısında, Frankfurter Rundschau gazetesinin (05/08) "Türkiye'nin Reform Paketine Övgüler" başlıklı ve Gerd Höhler imzalı yorumunda, Frankfurter Rundschau gazetesinin (05/08) "Bekle Bizi Avrupa" başlıklı ve Gerd Höhler imzalı yazısında, Financial Times Deutschland gazetesinin (05/08) "Avrupa’ya Yakınlaşma" başlıklı yorumunda, yer verilmektedir. AVUSTURYA BASINI: Der Standard gazetesinin (05/08) "Ankara Bakışlarını Brüksel'e Çevirdi" başlıklı ve Jürgen Gottschlich imzalı yorumunda, idam cezasının kaldırılması, Kürtlere ve diğer azınlıklara kültürel hakların tanınmasıyla AB'nin isteklerinin içerik açısından yerine getirildiği, Parlamentodaki çoğunluğun, bu reformlarla psikolojik önemi hiç de küçümsenemeyecek bir hamle yapmış olduğu, böylece ülkenin bölünmesine ilişkin köklü korkuların yenildiği ifade edilmekte, şimdi AB’nin göstereceği tepkinin beklendiği kaydedilmektedir. AB'nin reform paketine göstereceği tepkinin, Türkiye'deki seçimlerde de belirleyici bir rol oynayacağı dile getirilen yorumda, reformların, Türk sivil toplumunun artık kaderini kendisinin tayin etmek istediğini gösterdiği belirtilmektedir. AB Komisyonu’nun Ekimde, Ankara'daki seçimlerden birkaç gün önce ilerleme raporunu Ankara'ya sunduğunda, büyük bir sorumluluk taşıyor olacağı kaydedilen yorumda, Aralıkta Kopenhag'da yapılacak olan zirvenin önemine işaret edilmektedir. Avrupa politikasındaki yeni milliyetçilik eğiliminin, ekonomik zorluklar ve sağcı popülizmin güçlenmesi göz önünde bulundurulacak olursa, Ankara'nın, Türkiye'ye aralıkta üyelik müzakerelerinin ne zaman başlayacağına dair bir tarih verilmemesi halinde ülkenin AB trenini uzun bir süre için kaçırmış olacağı yolundaki tahminlerinin doğru çıkabileceği ileri sürülen yorumda, bu yüzden eğer AB aralıkta Türkiye'yi, tabii bilinen şartlar altında, kendi saflarında görmek istediğini göstermeyecek olursa, bir yabancılaşma ve Türkiye'nin Batı'ya sırt çevirmesinin bunun zorunlu sonucu olacağı belirtilmektedir. Aynı konuya, Oberösterreichische Nachrichten gazetesinin (05/08) "Çifte Standart" başlıklı ve Gerhard Maurer imzalı yorumunda, Salzburger Nachrichten gazetesinin (05/08) "Türkiye: Daha Fazla İstikrar Yolunda Atılan Adımlar" başlıklı ve Viktor Hermann imzalı yorumunda, Kurier gazetesinde (05/08) "Ankara, Barış Zamanında İdam Cezasını Kaldırıyor" başlıklı ve Norbert Mayer imzalı yazısında, yer verilmektedir.
BELÇİKA BASINI: La Libre Belgique gazetesinin (05/08) "Avrupa'ya Doğru Önemli Bir Etap" başlıklı haberinde, idam cezasının kaldırılması, Kürtlere kültürel haklar verilmesi ve demokratik özgürlüklerin genişletilmesinin Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki önemli engelleri ortadan kaldırdığı, ancak AB'nin kapılarını açmaya giden yolun yine uzun olacağı ifade edilmektedir. Kararın Brüksel'de Ankara'nın Avrupa'ya doğru attığı "önemli bir adım" olarak değerlendirildiğine işaret edilen haberde, Genişlemeden Sorumlu Yüksek Komiser Günter Verheugen’in, "Cesur bir adım. Türkiye, idam cezası konusunda artık bizimle beraber" değerlendirmesini yaptığı, Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox ve Javier Solana'nın sözcüsünün de "uzun süredir beklenen, önemli bir gelişme" değerlendirmesini yaptıkları, AB dönem başkanlığını yürüten Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Moeller’in ise daha ılımlı bir ifadeyle "tatminkar bir ilerleme" dediği aktarılmaktadır. Türkiye'de 3 ay sonra yapılacak erken seçimler öncesinde AB’nin temkinli kalmak istediği ifade edilen haberde, şimdilik hiç kimsenin Onbeşlerin Türkiye'ye hangi takvimi verebileceğini bilmediği belirtilmektedir. Brüksel'deki Avrupalı bir diplomatın, "Bu soruya şimdi yanıt verilemez, Kopenhag Zirvesi'nde bir değerlendirme yapılacaktır" dediği ve söz konusu reformlarla, Onbeşlerin 4 ay içinde bir görüş birliğine varmasını olanaksız bulduğu belirtilen haberde, bu tutumla, erken seçimler öncesinde, AB'nin, Türkiye'nin içişlerine karıştığı gibi bir izlenim vermemek ve yapılan reformların uygulamaya başlanmasını beklemek istediğini düşündürdüğü kaydedilmekte ve “Bu reformlar dışında, Türkiye'nin AB'ye üyeliği, Yunanistan ile olan toprak sorunlarına, Kıbrıs sorununa ve Ege Denizi konularına bağlı olacak” denilmektedir.
Aynı konuya, Le Soir gazetesinin (05/08) "Demokratik Reformlardan Sonra Türk Hükümeti Avrupa'dan Bir Jest Bekliyor" başlıklı haberinde, De Morgen gazetesinin (05/08) "Türkiye, İdam Cezasını Kaldırdı" başlıklı ve Ayfer Erkul imzalı haberinde, yer verilmektedir.
FRANSA BASINI: Le Figaro gazetesinde (05/08) "Türkiye, Kendini Avrupa Saatine Ayarlıyor... Brüksel’i Memnun Etmek İçin Ölüm Cezasını Kaldırdı, Kürtlere Kültürel Haklar Tanıdı" başlığı ve Luc de Barochez imzasıyla yayımlanan haberde, Parlamentoda, Avrupa Birliği'ne muhtemel üyelik için Birliğin öne sürdüğü şartlar olan, “ölüm cezasının kaldırılması, Kürt azınlığa kültürel hakların tanınması ve kamu özgürlüklerinin genişletilmesini” sağlayan reform tasarısının kabul edilmesinin önemi vurgulanmakta, Türkiye’nin, Onbeşler’in, bu reformlara karşılık olarak, Avrupa Birliği'ne üyelik müzakerelerini kabul etmesini ümit ettiği ve Aralık ayında Kopenhag’da yapılacak Avrupa Zirvesinden, artık hak kazanılan müzakerelerin açılışı için bir tarih belirlemesini beklediği ifade edilmektedir. 1999’da Türkiye’ye "önaday" ülke statüsü tanıyan AB’nin, Parlamentonun oylamasına olumlu tepki gösterdiği, bununla birlikte, reformların uygulanış tarzını "yakından takip edeceğini" kaydettiği belirtilen haberde, ayrıca, Kıbrıs meselesinin de adaylık önünde büyük engel olduğuna işaret edilmektedir. Türk Parlamentosu’nun, özellikle Kürtlere kültürel haklar tanınmasını ve ölüm cezasının kaldırılmasını kabul ederek, ülkenin demokratikleşmesi yolunda tarihi reformlar gerçekleştirdiği vurgulanan haberde, “Ankara’nın hızla Avrupa’ya yürüdüğü” değerlendirmesi yapılmaktadır. Ölüm cezasının ve Kürtlere kültürel haklar tanınmasının, başlı başına bir devrim oluşturduğu dile getirilen haberde, “Bundan 80 yıl önce modern Türkiye’yi kuran Kemal Atatürk, milli kimliği devlet kavramının merkezine yerleştirmişti. Türkiye’nin, AB’ye üyeliğine uyum yönünde daha 2000’de hazırladığı 1000 sayfalık siyasi program, tek bir kez dahi ‘Kürt’ kelimesi içermiyordu. Alenen Kürtçe müzik dinleyen birinin, terörizme destek verdiği suçlamasıyla hapse atıldığı zamanlar o kadar da eski değil. Konu öylesine bir tabu teşkil ediyor ki, Kürtlerin sayısı dahi bilinmiyor. Tahminler, 66 milyonluk ülkede 10 ila 25 milyon arasında değişiyor” denilmektedir.
La Croix gazetesinde (05/08) "Türkiye, Avrupa Birliği'ne Doğru Bir Adım Atıyor... Türkiye, Ölüm Cezasını Kaldırdı" başlıklı ve Chloé Leprince imzalı yazısında, AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunther Verheugen’den tutun, AB’nin "Bay Dış Politikası" Javier Solana’dan geçip Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox’a kadar Birliğin tüm kurumlarının, Ankara Parlamentosu tarafından belirleyici nitelikteki 14 reformun kabul edilmesini olumlu karşıladığı bildirilmektedir. Türk milletvekillerinin, özellikle, ölüm cezasını kaldırmaya, Kürtlere kültürel haklar tanımaya ve demokratik özgürlükleri arttırmaya karar verdiği, ayrıca, ifade ve dernekleşme özgürlüğünün genişletilmesi ile basın ve gayrimüslim dini kurumların haklarının arttırılmasının da yer aldığı reform paketiyle olağanüstü bir başarı gösterdikleri vurgulanan yazıda, bunun gelecek zirve için de önemli adımlar olduğu ifade edilmektedir. Türkiye, bu virajı alarak, Avrupa Birliği'ne girme iradesinin inanılırlığını aslında müzakere etmiş olduğu belirtilen yazıda, özellikle idam cezasının kaldırılması ve Kürt halkına kültürel haklar tanınmasının, Avrupalı demokratlar nezdinde saygınlık arayışındaki Türkiye’nin iyi niyetinin önemli bir işareti olarak algılandığı kaydedilmekte ve “Son olarak da Ankara’nın, Avrupa Birliği'ne üyelik müzakerelerini başlatma şansını kuvvetlendirmek için Yunanistan ile özellikle Kıbrıs konusundaki görüş ayrılıklarını çözümlemesi gerekecektir” denilmektedir.
Aynı konuya, AFP’nin (05/08) "Türkiye Başbakanı, Üyelik Müzakerelerinin Başlaması İçin AB'yi Sıkıştırıyor" başlıklı ve Hande Çulpan imzalı haberinde, AFP’nin (05/08) "Ankara, Reformlarına 'Cesur' Bir Cevap Bekliyor" başlıklı haberinde de yer verilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: Reuter’in (05/08) "Türkiye, Reformlarla Birlikte AB Üyelik Müzakerelerini Hak Ettiğini Söylüyor" başlıklı ve Ayla Jean Yackley imzalı haberinde, AB Genel Sekreteri Volkan Vural’ın, Türkiye'nin geniş kapsamlı insan hakları reform yasalarının Meclisten geçişiyle birlikte AB'ye üyelik müzakerelerine başlamayı hak ettiğini ve aralık ayındaki AB Zirvesinden müzakerelerin başlaması için onay beklediğini söylediği bildirilmektedir. Vural’ın, "Kopenhag Zirvesi'nden beklentimiz, müzakerelerin başlaması için bir tarih elde etmektir. Bu reformlar Türkiye'nin, siyasi sistem ve siyasi gerekler bakımından, sadece aday ülkelerle değil aynı zamanda üye ülkelerle de aynı seviyede olmasını sağladı. Bu nedenle Türk halkı, bu gerçeğin AB üye ülkelerince tanınmasını bekleyecektir" şeklindeki sözlerine yer verilen haberde, Brüksel'deki yetkililerin ise, Kıbrıs adasındaki çözümsüzlüğün sona erdirilebilmesi için daha fazla ilerleme kaydedilmesi gerektiğini, Türkiye'ye müzakereler için bir tarih verilmesinin, bazı üye ülkelerin Batı bloğuna giren -Irak, İran ve Suriye ile sınırdaş Müslüman- bir Türkiye üzerindeki endişelerinin devam etmesi sebebiyle uzak olduğunu söylediklerine dikkat çekilmektedir. Türkiye-AB ilişkilerinin tarihsel sürecine de değinilen haberde, Meclis tarafından kabul edilen reformlardan sonra AB’ye üyeliğin önünde büyük engel olarak görülen Kıbrıs sorununun da çözümünün zorunluluğu dile getirilmektedir.
Aynı konuya, The Guardian gazetesinin (05/08) "Türk Milliyetçiler Reformları Engelleme Amacında" başlıklı ve James Helicke imzalı internetten sağlanan makalesinde, The Observer gazetesinin (05/08) "Liberalleşen Türkiye, AB'ye Kur Yapıyor: Tarihi Reformlar, Ölüm Cezasını, Kürt Dili Yasaklarını ve İfade Özgürlüğü Denetimlerini Kaldırıyor" başlıklı ve Jonny Dymond imzalı haberinde, BBC’nin (05/08) "Avrupa Türk Reformlarını Memnuniyetle Karşıladı" başlıklı internetten sağlanan haberinde, yer verilmektedir.
İSVİÇRE BASINI: Le Temps gazetesinde (05/08) "Türkiye, Avrupa Trenine Bir Demokrasi Bileti Aldı" başlığı ve Eric Jozsef ve Frederic Koller imzasıyla yer alan yorumda, Meclis’te reform paketinin kabul edilmesi, “idam cezasının kaldırılması, Kürt azınlık için kültürel hakların tanınması, basın özgürlüğünün genişletilmesi, yasadışı göçle mücadelenin güçlendirilmesi... AB'nin doğuya doğru genişlemesi trenini kaçırmakla tehdit edilen Türkiye, üyeliğe aday ülkelerin statüsüne ulaşmak amacıyla kendisi için derhal tam tarife bir bilet satın aldı. Uluslararası toplumun yıllar süren engelleme ve sitemlerinden sonra Ankara, gerçekten de, bir gece içinde 14 radikal reformu kabul etmek suretiyle, Avrupa'da yer almak için gerekli pek çok kriteri yerine getirmiş bulunuyor” şeklinde değerlendirilmektedir. Söz konusu kararın, "Vatana ihanet ve bölücülükten" 1999'da tutuklanarak idama mahkum edilen Öcalan'ın durumunu etkileyeceği, Kürtçe radyo-televizyon yayınlarına da yasal düzenleme getireceği, diğer bölgesel diller gibi Kürtçe’nin de özel kurslarda öğretilebileceğine işaret edilen yorumda, yetkililerin ve basının Avrupa’nın bundan sonraki tepkisinin beklendiğini dile getirdikleri aktarılmaktadır. Kürtlerin de bu tutum değişikliğinden memnun oldukları, kararın, barışçı bir çözüm için ilk adım olarak algılandığı belirtilen yorumda, şu ifadelere de yer verilmektedir: “Ankara tarafından alınan kararlar, Avrupa'nın hemen hemen her yerinde genel bir memnuniyet uyandırdı. Bu arada, AB dış politika yüksek temsilcisi Javier Solana, ‘Bu çok önemli ve Türkiye'deki demokratik reformlar açısından cesaret verici bir adımdır’ ifadesini kullanarak takdirlerini belirtti. Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox da aynı yönde bir açıklama yaptı. İsveç'ten Polonya'ya, oradan da Almanya'ya varıncaya kadar tüm yorumlar, Türkiye'nin yeni siyasi seyrini olumlu karşılıyor. Hatta Yunanistan'da bile, idam cezasının kaldırılması yanında, ‘bu ülkede, AB verilerine yaklaşımı hedefleyen her adımdan’ memnuniyet duyulduğu belirtiliyor ve hiçbir çatlak sese yer verilmiyor... Geriye, önümüzdeki Aralık ayında Kopenhag'da gerçekleşecek ve AB'nin genişlemesinin ele alınacağı zirveye birkaç ay kala, Ankara'nın yön değiştirmesinin öngörülen programı çabuklaştırması kalıyor. Şimdiye kadar Türkiye'nin durumu öncelikli dosyalar arasında yer almamıştı. İdam cezasının kaldırılması ya da Kürtlere yönelik iyileştirmeler gibi konular Ankara'yı fiilen Doğulu ülkelerin gerisinde bırakıyordu... Şu anda Boğazın kıyılarındaki gelişme oyun kartlarının dağıtım şeklini altüst ediyor. Bu da, Avrupalı olma coşkusu ile birlikte ihtiyatlı olmak gerektiği anlamına gelmektedir. Kuşkusuz, Türkiye'nin Avrupa'ya entegre olmasında, özellikle Kıbrıs dosyası olmak üzere başka engeller de dile getirilmiştir. Brüksel'deki bazı yetkililer, geçen cumartesi günü sabaha karşı alınan kararların hayata geçirilmesi gerektiğini ve Türklerin önümüzdeki Kasım ayında sandık başına gideceğini de hatırlatıyorlar. Bu ise, artık Avrupa raylarına girmiş durumdaki Ankara vagonunu bir tür frenleme biçimi oluyor. Her halükarda, Doğu'ya kenetlenmiş ve çoğunluğu Müslümanlardan oluşan Türkiye, iyi bir istihdam pazarı oluşturmaya hazır 65 milyonluk nüfusuyla Birliğin fizyonomisini kökten değiştirebilir.”
JAPONYA BASINI: Yomiuri Shimbun gazetesinin (05/08) "Türkiye'de İdam Cezası Kaldırıldı... Reform Yasa Tasarısı Kabul Ediliyor... AB Üyeliğine Doğru İlerleme" başlıklı ve Kenichi Kubo imzalı haberinde, Türk Parlamentosu’nun, AB’nin, Türkiye'den üyelik şartı olarak istediği idam cezası ve azınlık dili Kürtçe'de yayın ve eğitim yasağının kaldırılmasını içeren reform yasa tasarısını kabul ettiği, böylece, AB üyeliğine yönelik "başlıca engel"in ortadan kalkmasıyla, Türkiye için AB üyelik görüşmelerinin önünün açıldığı ifade edilmektedir. Yasa tasarısının, idam cezasının kaldırılmasının yanı sıra, dil ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınması ve başka ülkelere kaçak girenler hakkındaki cezaların arttırılmasını içerdiğine işaret edilen haberde, Türkiye’nin, 1999 yılında AB üye adayı statüsü kazandığı, fakat AB’nin, Türkiye'den üyelik şartı olarak idam cezasının kaldırılması ve Türkiye nüfusunun yüzde 17'sini oluşturan Kürtlerin haklarının sağlanması gibi reformları isteyerek üyelik görüşmelerini ertelediği hatırlatılmaktadır. AB’nin, bu yılın ekim ayına kadar, Türkiye'deki reformlarla ilgili durum hakkında bir rapor hazırlayacağı ve aralık ayındaki Kopenhag Zirvesi'nde üyelik görüşmelerinin başlayıp başlamaması konusunda karar vereceğine dikkat çekilen haberde, diğer yandan, idam cezasının kaldırılmasıyla birlikte, “ayrılıkçı-bağımsızlık hareketine öncülük eden ve 1999 yılında devlete ihanet suçundan idam cezasına çarptırılan” Öcalan'ın cezasının da ömür boyu hapse dönüştüğü kaydedilmektedir. Haberde, Türkiye'de idam cezasının kaldırılmasını da içeren reform yasa tasarısının kabul edilmesiyle ilgili olarak AB Parlamentosu'ndan, "AB'nin değer yargılarına uyum açısından siyasi kararlılığın göstergesi" şeklinde olumlu bir açıklama geldiği, açıklamada ayrıca, "Önemli olan uygulamadır" ifadesine de yer verilerek, yasaların uygulanmasının izleneceğinin de belirtildiği aktarılmaktadır.
Aynı konuya, Tokyo Shimbun gazetesinin (05/08) "Karmaşa Yaşayan Türk Siyaseti... AB Üyeliği Şartlarında Anlaşmazlık" başlıklı yazısında da yer verilmektedir.
RUSYA BASINI: İzvestia gazetesinin (05/08) "Türkler İdam Cezasını Kaldırarak Kürtlere Taviz Verdiler" başlıklı ve Aleksandr Şumilin imzalı haberinde, Avrupa Komisyonu’nun, yaptığı açıklamada, "kilit demokratik reformlar" paketinin Türkiye Parlamentosu'nca kabul edilmesini "cesur bir adım" olarak nitelendirdiği belirtilmekte, Türkiye'nin AB'ye, çok uzayan, üyelik süreci için engellerin bundan sonra kalkması gerektiği ifade edilmektedir. AB'nin ısrarla üzerinde durduğu "siyasi kültürün değişmesinin" şimdilik “kağıt üzerinde” olsa da gerçekleşmiş göründüğü dile getirilen haberde, şu değerlendirme yapılmaktadır: “Kabul edilen ‘uyum paketi’ ile bundan sonra Türkiye'de ‘barış zamanında’ idam cezası kaldırılıyor, vatandaşlar (ordu dahil olmak üzere) resmi kuruluşları eleştirmekten dolayı cezalandırılmayacaklar, kitlesel gösterilere katılanlara verilen cezalar hafifletiliyor ve azınlık vakıflarının hakları genişletiliyor. Avrupalıların bu konudaki sevincini anlamak kolay: Şimdilik sadece parlamenterler seviyesinde olsa da ‘tarihsel’ bir atılım yapılmıştır. Avrupa, Türk Parlamentosu'nun kararının, daha ziyade Asya ülkesi olan Türkiye'nin Avrupalılaştırılması yolunda ivme kazandırmasını ümit ediyor... Üstelik, ‘reform paketi’ son derece ciddi bir siyasi kriz zamanında kabul edildi. Yani koalisyon fiiliyatta dağıldı. Milletvekillerinin 3 Kasım'da erken genel seçimin yapılmasını kararlaştırmalarına rağmen, yeni Parlamentonun kabul edilen yeni kanunlara karşı tutumunun nasıl olacağını kim bilebilir? Bu durumda Brüksel'deki ilgililerin, ilerici Türk meslektaşlarının tuzağına düşmemek için tedbirli davranacaklarını söyleyebiliriz. Yukarıda anılan kanun paketinin kabul edilmesinden sonra Avrupalıların, Türkiye'ye karşı elinde, fiiliyatta koz kalmadığı görülüyor. Artık müteakip adımın AB tarafından atılması gerekiyor. Ve bu adım, Ankara'nın çıkarları açısından olumlu olmalıdır. Bu arada Avrupa'daki yetkililer, Türkiye ile ilgili açıklamalarına şunu da eklemişlerdir: ‘Birçok gelişme, kabul edilen kanunların uygulanmasına bağlıdır. AB, bunların yerine getirilmesini gelecek aylarda dikkatle takip edecektir.’ Avrupalılar, sonbaharın sonuna doğru özel bir rapor hazırlayarak, gerçek durumu ele alacaklar. İşte o zaman Türkiye'nin gerçekten AB'ye katılma ihtimali belirlenmiş olacaktır.”
Aynı konuya, Pravda.Ru gazetesinin (05/08) "Türkiye Yüzyıllar Süren Geleneklerini Değiştirerek AB'ye Girmeye Çalışıyor" başlıklı ve Vasili Bubnov imzalı haberinde, Novosti gazetesinin (05/08) "Türkiye Avrupa Birliği Yolunda Adım Atıyor" başlıklı haberinde, yer verilmektedir.
ESKİ SAYILAR |