|
13/08/2002
ANKARA, 13/08(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 12 Ağustos 2002 tarihlerinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI: Der Spiegel dergisinde (12/08) "Boğaz'da Olumlu Sıçrama" başlıklı ve Winfried Didzoleit ile Bernhard Zand imzalarıyla yayımlanan yazıda, Türkiye'nin demokratikleşme yolundaki reformlarının Brüksel'de de takdirle karşılandığı, fakat AB'ye katılım müzakerelerinin önündeki engellerin yüksekliğini koruduğu ifade edilmektedir. Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Elmar Brok'un ifade ettiği, “Ülkenin demokratikleşmesi için Türk Parlamentosu tarafından kabul edilen reform paketi, aralık ayında Kopenhag Zirvesi'nde katılım müzakerelerinin başlaması için bir tarih belirlenmesi konusunda bir garanti değildir” şeklindeki AB'nin değişmeyen görüşünün devam ettiğine dikkat çekilen yazıda, Brok’un, ayrıca, reformların pratikte nasıl uygulanacağının önemli olduğunu vurguladığı; şimdiye kadar, örneğin ordunun çok güçlü rolü ya da adaletin siyasi amaçlara alet edilmesinin, somut katılım görüşmelerinin önünde engel olduğunu ve dolayısıyla mevcut durumda Batı açısından yeni bir şey bulunmadığını söylediği aktarılmaktadır. Bu arada, Avrupa Birliği'nden sorumlu Devlet Bakanı da olan Mesut Yılmaz'ın tepkisinin, Türkiye'deki Avrupa yanlısı politikacıların nasıl bir baskıyla AB'yi artık net bir karşılık vermeye zorlamaya çalıştıklarını ortaya koyduğu ve de Brüksel'den gelen ilk tepkiler karşısında Ankara'da yaşanan hayal kırıklığının ne kadar büyük olduğunun vurgulandığı yazıda, reformlar ve sonrasının Türk basınındaki yankılarına yer verilmektedir. Yazıda, şu ifadelere de yer verilmektedir: “Büyük bir genişleme töreni olarak planlanan Kopenhag Zirvesi'nin, Türkiye'nin üyelik olgunluğu hakkındaki sert bir tartışmaya dönüşme tehlikesi ortaya çıkıyor. Yılmaz ve işadamları cephesindeki destekçileri, daha mayıs ayında tasarlanan bir plana göre, AB devlet ve hükümet başkanlarına yönelik kulisi ustalıkla yürüttüler. İlk adım, iç politik makas değişimiydi. Bu, 3 Kasım seçimlerinde yeterince teyit edilirse, peşinden, Rumlarla Türkler arasında paylaşılan Kıbrıs'ın AB üyeliğine ilişkin tartışmada nihayet olumlu bir rol oynama teklifi yapılacak. NATO üyesi Türkiye, AB Acil Müdahale Gücü'ne karşı engelini de kaldırmaya hazır olacak. Türklere yakınlaşılması konusunda Avrupalıları Washington'dan da baskı bekliyor. ABD Başkanı George W. Bush, Irak'a yönelik bir saldırı gibi askeri operasyonlarda zorunlu olarak Ankara'daki sadık müttefikine muhtaç olacaktır. Bu nedenle birçok şey, başlatılan demokratikleşmenin etkin bir şekilde sonuca ulaştırılması konusunda seçimlerden sonraki siyasi yönetimin ne kadar güçlü olacağı sorusuna bağlı. Son tahminlere göre, Parlamentoda temsil edilen partilerden hiçbiri yüzde onluk barajı aşamıyor. Bu yüzden, eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Mesut Yılmaz gibi Avrupa taraftarları, Avrupa yanlısı seçim ittifakları oluşturmak istiyorlar. Fransa örneği iki turlu seçimlere izin veren bir kanun çıkarılması bile düşünülüyor. Şayet Ankara, Kopenhag Zirvesi'nden katılım müzakerelerinin başlaması için bir tarih, örneğin 1 Ocak 2004'ü koparırsa, bu bir kazanç olmayacaktır. Avrupa Parlamentosu'ndaki Türkiye karşıtları, ondan sonra da hala demokratik eksiklikler bulacaklarına ve Türklerin Avrupa umutlarını sonsuza kadar olmasa da yıllarca engelleyebileceklerine güveniyorlar.”
Der Tagesspiegel gazetesinin (12/08) "Türk Reformları" başlıklı başyazısında, kabul edilen reformlar ele alınmakta, Avrupa Birliği’nin, Türkiye'nin AB üyeliği isteğine neden ciddi bir şekilde yaklaşmadığına her zaman gerekçeler bulduğu ileri sürülmektedir. Kapalı kapılar ardında Avrupalı politikacıların, Türkiye kadar büyük bir Müslüman devletin Avrupalı bir devlet olarak kabul edilip edilemeyeceğini sorguladıkları, dışarıya karşı da, Türkiye'deki idam cezasını, Kürtçe’ye uygulanan kısıtlamaları ve diğer yasaları eleştirdikleri, Türkiye'deki demokrasinin Avrupa kulübü üyesi olmak için çok zayıf olduğu iddiasında bulundukları belirtilen yazıda, ancak Türk Parlamentosu'nun kabul ettiği reform programının, AB'nin itirazlarını ortadan kaldırdığı kaydedilmektedir. Yaşanan siyasi krize rağmen Başbakan Bülent Ecevit başkanlığındaki hükümetin, reform programını kabul ederek, son haftalarda Türkiye'ye, iki yılda olduğundan çok daha faydalı olduğuna işaret edilmektedir. Türkiye'deki reformların ileriye dönük çok önemli bir adım olduğu ve Türkiye'nin demokratik inandırıcılığı konusundaki bazı tartışmaları sona erdirerek, dikkatleri Avrupa'da gelecekte üstleneceği role yönlendirmesi gerektiği vurgulanan yazıda, şu ifadelere de yer verilmektedir: “Üyelik konusunda bazı koşullar ileri sürmesi normal olan AB'nin, eşit şans sağlaması da zorunludur. Yıllarca süren eleştiri, uyarı ve geri çevirmelerin ardından Türkiye, artık kalpten bir övgüyü hak etmiştir. Ancak AB bununla da kalmamalı, artık üyelik müzakerelerine de başlamalıdır.”
AVUSTURYA BASINI: Wiener Zeitung’un (12/08) "Boğaz'dan AB'ye Kürek Çekmek" başlıklı ve Heike Hausensteiner imzalı yazısında, Türkiye’nin AB’ye girişi kolaylaştırıcı çalışmalarına devam ettiği, bu bağlamda, kabul edilen işçi haklarının iyileştirilmesine yönelik yasa ele alınmaktadır. Türk Parlamentosu’nun, barış zamanında idam cezasının kaldırılmasına ve Kürtlere kültürel haklarının verilmesine ilişkin reform paketinin ardından, işçi haklarının güçlendirilmesine ilişkin de yeni bir yasa çıkardığına işaret edilen yasada, işverenlerin keyfi olarak işçileri işten çıkarmalarını önleyecek olan tartışmalı yasanın, daha çıkmadan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın görevinden olmasına neden olduğu ifade edilmektedir. İşten çıkarmaya neden olabilecek kriterlerin bir katalogda toplandığı yeni AB'ye uyum yasasına göre, işverenlerin, birini işten çıkarmayı planladıklarında, bir ay öncesinden sendikaya haber vermekle yükümlü olacakları, buna rağmen, bir işçinin keyfi olarak işten çıkarılması halinde söz konusu işçinin, firmadan bir yıllık maaşı tutarında tazminat isteyebileceği, ve bu yasanın, önümüzdeki yıl mart ayında yürürlüğe gireceği belirtilen yazıda, 3 Kasım'da erken seçimlere gidecek olan Türkiye’nin, böylece AB'ye giriş konusunda baskı yaptığı ileri sürülmektedir. Ülkede yaşanan ekonomik ve siyasi krize rağmen en kısa zamanda önemli reform kararlarının alınmasının büyük başarı olarak değerlendirildiği yazıda, Türkiye’nin AB'den, bu yıl sonuna kadar üyelik müzakereleri için bir başlangıç tarihi vermesini beklediği ve bu konuda oldukça baskı yaptığına dikkat çekilmektedir. Yazıda, AB’nin ise, dışa karşı soğukkanlı görünüp topu yine Türkiye'ye attığı ve önce yasa reformlarının uygulanmasını görmek istediğini, ayrıca Türk tarafının, Kıbrıs sorununun bir çözüme kavuşması konusunda çaba göstermesi gerektiğini belirttiği aktarılmaktadır.
AZERBAYCAN BASINI: Şark gazetesinin (12/08) "Türkiye'de İdam Cezasının Kaldırılmasıyla İlgili Kanun Yürürlüğe Girdi" başlıklı ve Oruç imzasıyla yayımlanan haberinde, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, ölüm cezasının kaldırılması ve azınlıkların haklarının genişletilmesi ile ilgili olarak Parlamentoda kabul edilen kanunu onaylamasıyla Türkiye'de ölüm cezasını kaldıran kanunun yürürlüğe girdiği, böylece azınlıkların (Kürtler, Rumlar ve Ermeniler) ana dillerinde eğitim almalarına ve radyo-televizyon yayınlarına da izin verildiği bildirilmektedir. MHP'liler ve diğer radikal eğilimlilerin karşı çıktığı yasaların, TBMM tarafından Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olması için kabul edildiğine işaret edilen haberde, ölüm cezasının kaldırılması ve azınlık haklarının genişletilmesinin Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin önüne koyduğu ve 14 maddeden oluşan şartların bir kısmını oluşturduğu, yurttaş hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi ve emniyet birimleri için de ciddi düzenlemeler yapılmasının öngörüldüğü belirtilmekte ve Ankara’nın, aralık ayında yapılacak olan AB toplantısında Türkiye'nin üyeliği konusunda tarih belirleneceğini umduğu kaydedilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: Financial Times gazetesinin (12/08) "Derviş, Sol İttifak Kampanyasını Hızlandırıyor" başlıklı ve Semih İdiz imzalı yorumunda, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’in istifa ettiği, yerine Masum Türker’in atandığı bildirilmekte, “Ecevit hükümetindeki birliğin AB reform paketi üzerindeki anlaşmazlık ile çözülmeye başlamasından sonra kararlaştırılan erken seçimlere kadar”, programa bağlı kalınmasının beklendiği ifade edilmektedir. Herhangi bir partiye üye olmayan Derviş’in, yaklaşık 17 ay önce Ecevit tarafından, ülkeyi yaşadığı en kötü ekonomik krizden çıkarmayı hedefleyen ekonomik kurtarma programını uygulamak amacıyla Dünya Bankası'ndan getirildiği hatırlatılan yorumda, son siyasi krizden sonra istifasının gecikmesinin tartışmalara yol açtığı, hangi partiye gireceğinin belirsizliğini koruduğu belirtilmektedir.
JAPONYA BASINI: Tokyo Shimbun gazetesinin (12/08) "AB Türk Reformlarını Dikkatle Değerlendiriyor" başlıklı ve Ryohei Sato imzalı haberinde, AB’nin, ölüm cezasını kaldıran ve reform yasalarını geçiren Türkiye'ye oldukça dikkatli bir şekilde yaklaştığı belirtilmekte, Aralık ayında Kopenhag'da düzenlenecek zirvede ele alınacak olan üyelik görüşmeleri konusunda ise hala sorun bulunduğu ifade edilmektedir. Türk Meclisi'nin geçirdiği reform yasaları hakkında AB dönem başkanlığını yürüten Danimarka’nın, "Hızla uygulamaya geçirilmeli" derken; AB Komisyonu üyelerinin, "Bu gayretleri bu aşamada değerlendirmek erken" açıklamasında bulunduklarına işaret edilen haberde, Türkiye’nin, Kuzey Kıbrıs'la ilgili sorunu henüz çözemediği, Kıbrıs'ın 2004 yılında AB üyeliğine ise kesin gözüyle bakıldığı için sorunun çözüme kavuşturulmadan Kıbrıs'ın AB üyesi olmasından Türkiye’nin sorumlu tutulabileceği ileri sürülmektedir. İslamcı partilerin güç kazanması nedeniyle Türkiye'ye karşı AB içinde güçlü bir muhalefet olduğu kaydedilen haberde, “Öte yandan, eylül ayında yapılacak olan Almanya seçimlerinde Başbakan Schröder'in en büyük rakibi olan Stoiber, AB'nin Türkiye ile üyelik görüşmeleri başlatmasına karşı çıkacağını açıklamıştı. Haziran 2002'de Sevilla'da düzenlenen AB toplantısında ise, ‘kararın yıl sonunda verileceği’ belirtilmek suretiyle Türkiye, reformları gerçekleştirmesi yönünde özendirildi. AB Komisyonu Türkiye ile ilgili raporunu ekim ayında sunacak. Bu raporun Türkiye'deki seçimleri etkilemesi kaçınılmaz” denilmektedir. KIBRIS RUM BASINI: Simerini gazetesinin (12/08) "Israr Etmeye Devam Ederse..." başlıklı ve Titos Athanasiadi imzalı yorumunda, Türkiye’nin, idam cezasını yürürlükten kaldıran yasayı onaylayarak, insan haklarına saygıyı ve Kürt kökenlileri de içeren tüm halk için siyaset özgürlüğü kuralını resmileştirdiği ifade edilmekte, ancak, Kıbrıs sorununun Türkiye’nin AB’ye üyeliği yolunda bir engel olarak durduğu kaydedilmektedir. Ankara’nın "Türkiye AB'ye üye olmadan önce Kıbrıs üye olamaz" tezini öne sürmesinin nedenleri aranan yorumda, bu neden, “Çünkü Ankara Kıbrıs'ın kendisinden önce AB'ye üye olması halinde, Lefkoşa'nın hemen aralarında Türkiye'yi ve onun AB'deki geleceğini ilgilendirecek olan Avrupa karar alma merkezlerine katılacağını biliyor. O halde, Avrupa kimliği nedeni ile Kıbrıs, Türkiye'nin Avrupa sürecinde söz sahibi olacak” şeklinde açıklanmaktadır.
ESKİ SAYILAR |