|
16/08/2002
ANKARA, 16/08(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 15 Ağustos 2002 tarihlerinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI: Frankfurter Rundschau gazetesinde (15/08) "Türkiye'nin Rüyası" başlığıyla yayımlanan yazıda, reform paketinin kısa bir süre önce parlamento tarafından kabul edilmesinin ardından Ankara’nın, AB'den coşkulu bir yankı beklentisiyle başlattığı girişimlerinden söz edilmektedir. Başbakan Bülent Ecevit’le birlikte Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel ve Meclis Başkanı Ömer İzgi’nin, Komisyon Başkanı Romano Prodi'yle birlikte Avrupa Birliği'nin 15 hükümet başkanına yazdıkları mektupta, Avrupa Birliği'ne tam üyelik olan "Türkiye'nin Rüyası"nın yok olmasına izin verilmemesinin istendiğine işaret edilen yazıda, Türkiye’nin, 3 Kasım'da yapılması kararlaştırılan erken seçimler öncesinde, aralık ayında Kopenhag'da üyelik müzakerelerinin başlayacağı bir tarih alabilmek için diplomatik olarak mümkün olan her şeyi yaptıkları şeklinde değerlendirilmekte, ancak bu isteğin gerçekleşme şansının oldukça düşük olduğu ifade edilmektedir. Yazıda, Kıbrıs sorununda en ufak bir hareketlilik olmadığı ve Türkiye'nin demokratik reformlara prensip olarak hazır olmasının henüz uygulanacakları anlamına gelmediği, ayrıca AB'nin Orta ve Doğu Avrupa'ya genişlemesinin ciddi bir sorun olarak ortada dururken, Brüksel'de bazı kişiler tarafından Türkiye'nin klasik anlamda bir Avrupa ülkesi sayılıp sayılmayacağının sorgulandığı ifade edilmektedir.
FRANSA BASINI: AFP’nin (15/08) "Kemal Derviş'in Merkez Solu Birleştirme Çabaları Çıkmaza Girdi" başlıklı haberinde, ekonomiden sorumlu eski Devlet Bakanı Bakanı Kemal Derviş'in 3 Kasım'da yapılacak seçimlere yönelik olarak bölünmüş durumdaki merkez solu birleştirme çabalarından söz edilmekte, ancak bu çabaların sonuçsuz kaldığı ifade edilmektedir. Derviş’in, Şubat 2001'deki ciddi ekonomik krizden sonra yönetimi altında başlatılmış olan ekonomik reformları devam ettirebilmek, önümüzdeki kasım seçimlerinden sağlam bir blok halinde çıkmak ve Türkiye'nin AB'ye adaylığında ilerleme sağlamak düşüncesiyle ülkenin Batı yanlısı başlıca liberal kesimleriyle haftalardır görüşmelerde bulunduğuna dikkat çekilen haberde, merkez solda birlik arayışlarının devam ettiği bildirilmektedir. Dışişleri Eski Bakanı İsmail Cem tarafından geçen ay kurulan Yeni Türkiye Partisi'nden yapılan yazılı açıklamada, partinin seçimlere kendi kimliği ve adı altında katılacağı belirtilerek, Cumhuriyet Halk Partisi lideri Deniz Baykal tarafından "içten ve iyi niyetle"; Cem, Derviş ve Yeni Türkiye Partisi'nin diğer üyelerine partisine katılmaları yönünde yapılan ve bugün de tekrarlanan çağrıya yanıt niteliği taşıdığına işaret edilmektedir. Yapılan kamuoyu yoklamalarına göre büyük partilerin, yöneticilerin kişisel husumetlerine bağlı olarak bölünmüş olmasının, muhalefetteki İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel seçimlerde yaklaşık yüzde 20'lik oy oranıyla birinci parti olmasını sağlayabileceğine dikkat çekilen haberde, AK Parti'nin zaferinin, “laik prensiplerin tavizsiz bekçisi olan ve siyasi yaşama ağırlığını koymakta tereddüt göstermeyen ordunun bulunduğu Müslüman bir ülkede önemli yankılanmalara neden olabileceği” dile getirilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: Financial Times gazetesinin (15/08) "Türkiye'yi Ödüllendirmek" başlıklı ve Soli Özel ile Dani Rodrik imzalı bir makalesinde, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giden yolun üstündeki pek çok ciddi engeli ortadan kaldıran kayda değer bir insan hakları reform paketini parlamentodan geçirdiği, bunlara son yıllarda bankacılıkta, kamu maliyesinde ve KİT'lerdeki yapısal reformlar da eklenirse, Türkiye'de ekonominin ve toplumun yönetilmesinde reform yapılmış sayılacağı ifade edilmektedir. Ancak, “bu değişimlerin derin mali krizlerden kurtulmaya çalışmakta olan bir ülkeye ekonomik ve siyasal istikrarı getirmeye yetip yetmeyeceğinin” esas sorunu oluşturduğuna dikkat çekilen makalede, bunun da AB'nin Türkiye'ye vereceği cevaba bağlı olduğuna işaret edilmektedir. 3 Kasım’da yapılması kararlaştırılan erken seçimlerin sonucunun belirsizliği nedeniyle ekonomik düzenlemelerin aksayabileceği, bunun da ülkeyi daha fazla belirsizliğe iteceği ileri sürülen makalede, Irak ile ortaya çıkacak askeri bir ihtilafın, ekonomik ve siyasi tabloyu ciddi ölçüde karıştıracağı kaydedilmektedir. AB üyeliği için yapılan çalışmaların, Türkiye'nin piyasa ekonomisine dayalı tamamen kurumsallaşmış, liberal demokratik bir düzene doğru gelişimini tamamlamasına yardımcı olduğu, bu konularda ilerleme sağlanmasının aynı zamanda mali piyasalar ve yatırımcılar için çok önemli bir kılavuz vazifesi gördüğü belirtilen makalede, kabul edilen reform yasasının yalnızca siyasi tedbir olarak algılanamayacağı vurgulanmaktadır. AB'nin, genel seçimler arifesinde Türk Parlamentosu tarafından atılan bu adımın içeriğini ve önemini küçümsemesi, Türkiye'ye kaçamak bir cevap vermesi veya örneğin Kıbrıs konusunda çözüm gibi, Türkiye'nin önüne yeni bir engel sunmasının, sadece yanlış bir davranış olmakla kalmayacağı, böyle bir cevabın aynı zamanda siyasi, stratejik ve etik yönden sorun yaratacağına dikkat çekilen makalede, yapılacak erken seçim sonuçlarının belirsizliği dile getirilirken AKP konusuna değinilmekte ve şöyle denilmektedir: “Oysa Batı daha ziyade AKP'nin tecrübesinin azlığından ve uzman kadrosunun eksikliğinden endişe duymalı. Söz konusu parti AB'ye karşı olmayacaktır, ancak IMF desteğindeki politikalara sıcak bakmayacağı için başka bir tutarlı seçeneği takip etmeksizin ekonomik programdan vazgeçebilir. Durum ne olursa olsun, Erdoğan'ın seçimlerin galibi olacağını düşünmek için erkendir. İstifa etmeden önce ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olan Kemal Derviş örneğinde ise, Türkiye, ekonomi konusunda birinci sınıf bir idareciye ve siyaset sahnesine yeni giren bir aktöre sahip oldu. Onun merkez solu birleştirme çabaları başarı ile sonuçlanırsa, Türkiye yeni yıla kendini modernizasyona ve Türkiye'nin Avrupalaşmasına adamış, işinin ehli, taze bir hükümetle girebilir. Bu süreçte AB yapıcı bir güç olmalıdır. Eğer kaçamak cevaplar verir, daha kozmopolit olma cesaretini gösteremezse, gelecekteki çok kültürlü Avrupa'ya şekil vermek gibi altın bir fırsatı kaçıracaktır. Böyle olması Türkiye'deki istikrarsızlığın artmasına da yol açabilir. Şimdi top AB'nin sahasında. Ankara'nın yapması gereken çok şey olsa da, Türkiye'ye üyelik görüşmeleri için bir tarih verememek, entegrasyon sürecine başlamaktan çok daha pahalıya mal olacaktır.”
El Zaman gazetesinin (15/08) "Türkiye'de Kürtçe Yayın Özgürlüğünün Başlaması... İlk Kürtçe Radyo Yayını Ne Zaman Başladı" başlıklı ve Felekeddin Kakai imzalı internetten sağlanan yorumunda, kabul edilen yeni reform yasasıyla Kürtçe radyo ve televizyon yayınına izin verildiği, ancak bunun geç kalmış bir karar olduğu ifade edilmekte, Türkiye’nin, Kürtçe radyo yayınına başlama konusunda Irak'tan tam 63 yıl geride kalmış bulunduğuna işaret edilmektedir. İlk Kürtçe radyo yayınının 1939'da Bağdat'ta başladığı belirtilen yorumda, şu anki Kürtçe radyo yayınının Irak hükümetinin doğrudan desteği ve finansmanıyla başladığı, buna karşılık Türkiye'de yayına başlayacak Kürtçe radyo ve televizyon kanallarının büyük olasılıkla özel sektörün finansmanıyla kurulacağına dikkat çekilmektedir. Yorumda şu ifadelere de yer verilmektedir: “Kararın nasıl uygulamaya geçirileceğini görmek için beklemek lazım. Bundan önce de söylediğimiz gibi bu karar, ülkede Kürtlerin ulusal varlığını inkar duvarında, büyümesi beklenen bir delik açtığı için büyük önem taşır. Burada, AB'nin Türkiye'yi bu ön adımı atma konusunda ikna etmekle oynadığı olumlu role dikkat çekmekte yarar var. Kürt sorununun Türkiye'de ve diğer ülkelerde barışçı yollarla çözümünde ısrar ettiği için AB, Kürt halkının saygısını hak ediyor. Türkiye'yi böyle bir karar almaya iten etkenler bir yana, atılan adım olumludur. Çünkü siyasette istediğin her şeyi elde edemezsin.”
KIBRIS RUM BASINI: Alithia gazetesinin (15/08) "Dostane Eylemler ve Olumsuz Sonuçları" başlıklı ve Pampos Haralambus imzalı yorumunda, Kıbrıs'ın AB üyeliğini o kadar da kolay engelleyemeyeceğini, çünkü Kıbrıs'ın rehineliğinin sonuna yaklaştığını hisseden Türk tarafının, Türkiye'nin AB'ye kabul edilmesiyle Kıbrıs sorununun olası çözümünü değiştirmeyi amaçladığı, bunun da, büyük bir komplo olduğu ileri sürülmektedir. Yakın bir tarihte Avrupa ailesine üye olmak isteyen Türkiye’nin, bu aşamada üyelik müzakerelerinin başlama tarihinin belirlenmesini istemesi eleştirilen yorumda, AB’nin daha önce birçok kez belirttiği üzere, üyelik müzakerelerinin belirlenmesinden önce Türkiye'yi Helsinki ve Laeken sonuçlarının temelinde değerlendireceğine işaret edilmektedir. İnsan hakları durumunun iyileşmesi ve Kıbrıs sorununda ilerleme olmasının, Ankara'nın yapması gereken hareketlerin çerçevesini açıkça belirleyen iki önemli karar olduğu vurgulanan yorumda, söz konusu kararın, Kıbrıs için de olumlu olarak değerlendirileceği kaydedilmektedir. AB ülkelerinin Türkiye ile ilgili değerlendirmelerinin aktarıldığı yorumda, şöyle denilmektedir: “Fischer'in yeni üyelerin AB'ye adaylığının ‘siyasi art niyetin rehinesine’ dönüşemeyeceğini söylediği ortadadır. Türkiye'nin de diğer bütün ilgili ülkeler gibi, Kıbrıs sorunundaki yükümlülükleri de dahil olmak üzere (nitekim bu, Türkiye-AB ortaklık ilişkisi metninde de belirtilmektedir) insan hakları, siyasi özgürlükler, azınlıklar gibi konularda AB kurallarını hayata geçirmesi halinde, AB üyesi olabileceği bir gerçektir. Peki ama, diğer seçenek nedir? Diğer seçenek, Türkiye'nin üyelik rüyasından uzaklaşması, üyelik müzakerelerinin tarihinin belirlenmesinin engellenmesi, Türkiye'deki Avrupa taraftarlarının etkisiz hale getirilmesi ve Anadolu taraftarlarının, katı tutum yanlısı generallerin ve fanatik İslamcıların hakim olmasıdır. Böyle bir gelişme, Türkiye'yi olduğu yere çivileyecek, içte fanatizmi ve milliyetçiliği güçlendirecek ve Kıbrıs bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da hiçbir zaman işbirliği yapması söz konusu olmayacak olan bir düşmanla uğraşmak zorunda kalacaktır. Şartların ve ihtiyaçların değişmesi yine görmezden gelinecek. Türkiye'nin gelişmekte olan bir ülke olmasına sevineceğiz, ancak aynı zamanda da en ağır bedeli ödeyeceğiz.”
ESKİ SAYILAR |