|
20/08/2002
ANKARA, 20/08(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 19 Ağustos 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
AVUSTURYA BASINI:
Der Standard gazetesinin (19/08) "AB Adayları Ekonomik Durumlarını Düzeltiyor" başlığı altında yayımlanan APA kaynaklı bir haberde, Doğu Avrupalı AB adaylarının, ekonomik bakımdan giderek güç kazandığı, Slovenya'da kişi başına düşen gayrisafi milli hasılanın, satın alma gücüne oranla AB ortalamasına, Birliğin en sonunda yer alan Yunanistan'dan daha fazla yaklaştığı kaydedilmektedir. Viyana Uluslararası Ekonomik Kıyaslamalar Enstitüsü'nün (WIIW) tahminlerine göre, 2010 yılında Çek Cumhuriyeti'nin de Yunanistan'ı geride bırakmış olacağı, 2015 yılında da Macaristan ve Slovakya'nın Yunanistan'a yetişeceği belirtilen haberde, diğer AB adaylarının ise önlerinde daha uzun bir yol olduğu; Polonya ve Litvanya'nın 2015 yılında, AB ülkelerinin kişi başına düşen gayrisafi milli hasılalarının ancak yüzde 50'sine, Estonya'nın yüzde 56'sına, Letonya'nın yüzde 44'üne ulaşmış olacağı ifade edilmektedir. WIIW'nin tahminlerinin, Bulgaristan, Romanya ve Türkiye'nin üye olmak için neden daha uzun süre beklemeleri gerektiğini de gösterdiği vurgulanan haberde, Bulgaristan ekonomisinin 2015 yılında, AB ortalamasının yalnızca yüzde 40'ına, Romanya'nın yüzde 32'sine ulaşacağı, Türkiye'nin ise yüzde 25'te kalması ve AB kıyaslamasında mesafe katetmeyen tek ülke olmasının beklendiği ileri sürülmektedir.
AZERBAYCAN BASINI:
Yeni Musavat gazetesinin (19/08) "Türkiye'ye Engel Olmak Yanlış" başlığı altında ve Selim imzasıyla yayımlanan bir haberde, Almanya Dışişleri Bakanı Fischer'in, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliğine engel olmanın "aptallık" olacağını belirttiği kaydedilmektedir. Fischer, Kassel Üniversitesi'nde yaptığı bir konuşmada, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine engel olmanın büyük yanlış olacağını belirterek, "Türkiye'nin AB'ye tam üye olması planlanmasaydı AB'ye uyum paketi yıllar boyunca kabul edilmezdi" şeklindeki sözlerinin aktarıldığı haberde, Fischer'in, Avrupa'nın en büyük Müslüman ülkesi olan Türkiye'nin AB'ye üye olmasının Avrupa'nın refahı açısından önemli olacağını da vurguladığı ifade edilmektedir.
İTALYA BASINI:
Panorama dergisinin (19/08) "Yaşasın Türkler" başlığı altında ve Jas Gawronski imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Ankara'nın, ülkeyi Avrupa standartlarına uydurmak amacıyla insan haklarına ilişkin bir reform paketini (idam cezasının kaldırılması ve azınlıklara, yani Kürtlere, bir takım hakların tanınması) onaylamasından sonra, bir Türk gazetesinin oldukça iyimser bir şekilde "Avrupa, Biz Geliyoruz" başlığını attığı hatırlatılmaktadır. Brüksel'in, yeni yasaların nasıl uygulanacağını görmeyi beklemesine rağmen, bunun, Avrupa'ya doğru atılan önemli bir adım olduğu belirtilen yazıda şöyle denilmektedir: "Müslüman Türkiye'nin AB'ye katılımına ilişkin coğrafi ve dinsel kaygılar var. Ancak bu ülkeyi kendimize kenetlemek ve biz Avrupalılara karşı düşmanlık besleyen bir dünyaya doğru açılan bir köprü gibi kullanmak için bunları aşmamız gerekiyor. Bir de somut kaygılar var: Türkiye, AB'nin en kalabalık ülkesi olabilir ve Brüksel Komisyonu onu içerisine almak için, bekleme listesindeki 12 ülkeye sağlamakta olduğu finansal katkıya yakın oranda bir çabayı Türkiye için de harcamak zorunda kalabilir. AB'ye girip girmeyeceğini öngörmek zor ise de, Avrupa serabı sayesinde Türkiye'nin giderek daha demokratik bir ülke haline geldiği anlaşılıyor."
KIBRIS RUM BASINI:
Alithia gazetesinin (19/08) "Aralık Ayına Kadar Kesin Çözüm... Uluslararası Unsur Bugünkü Konjonktürün Tam Anlamıyla Değerlendirilmesinde Israr Edecek" başlığı altında yayımlanan bir haberde, uluslararası unsurun çok yakın bir gelecekte, bölgeyle ilgili bir dizi sorunlar demetini düzenleme olanağı sağlayan konjonktürü tam anlamıyla değerlendirme çabasıyla, Kıbrıs sorununa yıl sonuna kadar kesin bir çözüm bulunmasını baskıcı bir şekilde isteyeceğinin bildirildiği kaydedilmektedir. Aktif uluslararası unsuru oluşturan bütün tarafların (BM, ABD, AB ve İngiltere), birbirine bağlı olan sorunların, birinin diğerini olumlu etkileyeceği şekilde, yıl sonuna kadar çözülmesini talep edeceğinin belirtildiği ifade edilen haberde, bu unsurun Kıbrıs'taki Başkanlık seçimlerinden önce, Kıbrıs sorununun çözümünü, "Kıbrıs"ın AB üyeliği ve Türkiye'nin AB perspektifinin kesinleştirilmesini; ayrıca Türk-Yunan ilişkilerinin rayına oturtulmaya başlanmasını isteyeceğinden kuşku bulunmadığının bildirildiğine yer verilmektedir. Haberde, Türk-Avrupa ilişkilerindeki en önemli kesinleştirme adımının, yalnız Kıbrıs sorunundan sonra değil, Türkiye'nin yapacağı genel seçimlerle AB yönelişini onaylayacağı veya inkar edeceği 3 Kasım'dan sonra atılacağının belirtildiğine dikkat çekilmektedir.
JAPONYA BASINI:
Mainichi Shimbun gazetesinin (19/08) "Türkiye Avrupalıdır" başlığı altında yayımlanan bir haberde, Türkiye'nin güneybatı sahillerinde Ege ve Akdeniz'deki tatil yörelerinin Avrupalı ve Rus turistlerle dolup taştığı ve insanların çoğunun, "Türkiye Avrupalıdır" demesinin, AB üyeliği beklentisinde olduklarını gösterdiği belirtilmektedir. Türk hükümetinin, bu ayın başında ölüm cezasının kaldırılmasının, Kürt azınlığın haklarının genişletilmesi ve diğer 14 yasayı meclisten geçirerek büyük bir iş başardığı, Batı ile Doğu'nun kesiştiği noktada bulunan ve birçok medeniyetin beşiği olan Türkiye'nin, yönünü Batı'ya çevirmiş durumda olduğu ifade edilen haberde, Batı'ya bakan ülkenin birçok sorununun bulunduğu ve sınır komşusu Irak'a yönelik olası ABD askeri harekatının da bunlarda biri olduğu kaydedilmektedir. Türk vatandaşlarının bir kısmının, Batı Avrupa yanlısı hükümet yetkililerinden hoşnut olmadığı ve bir tüccarın, "AB Hıristiyan ülkeler kulübü. Orta Asya'daki İslam ülkeleri ile işbirliği yapmalıyız" şeklindeki ifadesine yer verilen haberde, kasım ayında yapılacak seçimlere İslamcı partilerin daha güçlü girecek gibi göründüğü, Boğaziçi'nde "Batı mı, Doğu mu?" tartışmalarının da hala devam ettiği vurgulanmaktadır.
YUNANİSTAN BASINI:
Elefteros Tipos gazetesinin (19/08) "Türk-Yunan İlişkileri: Seçimlerde Tutucu Çevrelerin Ön Plana Çıkması Atina'yı Kaygılandırıyor" başlığı altında ve Angeliki Spanu imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Türkiye'de yapılacak seçimler ve siyasi partilerin durumu konu edilmektedir. Atina'nın, Türkiye'de 3 Kasım tarihinde yapılacak erken genel seçim sonuçlarının Türk-Yunan ilişkilerini etkilemesinden kaygı duyduğu belirtilen yorumda, "Yunan hükümet çevrelerinin, Ankara'da yenilikçilerin ön plana çıkmalarını istediğine şüphe yoktur. Yunan hükümeti hem komşu ülke ile 'muhatap krizi' yaşanmasını istemiyor, hem de AB-Türkiye ilişkilerinin pekiştirilmesi için sağlam argümanlara sahip olmak istiyor. Aslında Türkiye'nin AB ile bütünleşeceğine, AB üyesi ülkeler arasında sadece Yunanistan inanıyor. Ankara ise, moral kazanabilmek için ihtiyaç duyduğu, AB-Türkiye arasında üyelik müzakerelerinin başlama tarihinin ancak Yunanistan'ın AB Dönem Başkanlığı (2003) sırasında saptanabileceğini biliyor. Ancak yapılacak seçimlerde merkez sol güçler geri planda kalır ve tutucu çevreler ön plana çıkarsa, Yunan hükümetinin, gerek içte, gerekse uluslararası alanda, AB-Türkiye ilişkilerini savunması zor olacaktır. AB-Türkiye arasındaki ilişkilerin pekiştirilmesi amacıyla Türkiye, geçenlerde önemli kararlar aldı. Yunan hükümeti ise Brüksel'in bu konuda ihtiyatlı bir tavır takındığını görerek, söz konusu kararları çok önemli gelişme olarak nitelemesine rağmen, ihtiyatlı davranmayı tercih etti." To Vima gazetesinin (19/08) "Simitis, Papandreu ile Ulusal Konuları Görüşecek" başlığı altında ve Anny Podimata imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Yunanistan Başbakanı Simitis ile Dışişleri Bakanı Papandreu arasında yapılması beklenen toplantı konu edilmekte ve üç aşamalı gerçekleştirilecek ilk toplantının konusunu Türk-Yunan ilişkileri ve Kıbrıs'ın oluşturacağı, söz konusu toplantıda Türkiye'de kaydedilen son gelişmeler de dikkate alınarak, ikili ilişkiler üzerinde değerlendirmeler yapılacağı ifade edilmektedir. Daha sonra yapılacak olan toplantıda, AB geleceği konusu ele alınacağı, hemen ardından yapılacak üçüncü toplantıda ise, Yunanistan'ın AB Dönem Başkanlığı'nı üstlenmesi yönünde ön hazırlıklar konusu gündeme geleceği belirtilen yorumda, aynı toplantıda, Türkiye'nin AB'ye yakınlaşması amacıyla TBMM'nin aldığı kararlar ve bu kararların Kıbrıs'ın AB üyeliği üzerinde olası etkilerinin değerlendirileceği ve Atina'nın, işte bu koşullarda, AB-Türkiye arasında üyelik müzakerelerinin başlama tarihinin belirlenmesi yolundaki Türk talebine karşı tavır belirlemeye çalışacağı kaydedilmektedir. Türkiye'deki seçim sonrasında oluşacak yeni hükümet şeklinin ardından, AB-Türkiye üyelik müzakereleri için tarih belirleneceğinin malum olduğu ve Avrupalıların bu konuda "beklemeye" geçtiklerine dikkat çekilen yorumda, AB'nin Genişlemesinden Sorumlu Komiseri Verheugen'in, AB Komisyonu tarafından hazırlanan Türkiye raporunun, diğer 12 aday ülkenin raporlarıyla birlikte 15 Ekim tarihinde mi, yoksa 3 Kasım'da yapılacak seçimlerin ardından mı açıklanmasının daha yerinde olup olmayacağı konusunda kararsız göründüğü ifade edilmektedir. Yorumda, Verheugen'in AB Komisyonu tarafından hazırlanacak raporun 15 Ekim'de açıklanmasına ilişkin kararsız tutumunun, seçim arifesinde söz konusu raporun partiler arasında sürtüşme konusu olacağı kaygısından kaynaklandığı resmen söylenmesine rağmen, gerçekte, Brüksel'in seçimler nedeniyle Türkiye'ye yönelik politikasında beklemeye geçtiğini ve özellikle Batı yanlısı güçlerin söz konusu seçimlerden güçlü çıkıp çıkmayacağını görmek istediğini yansıttığı ileri sürülmektedir. Türkiye'ye yönelik olarak tüm AB üyesi ülkelerin aynı politikayı izlemelerine rağmen, bir konuda, AB ile Yunanistan arasında, Türkiye'ye yaklaşımın farklı olduğu, onun da AB-Türkiye arasında üyelik müzakerelerinin başlaması için tarih belirlenmesi konusunun olduğu ifade edilen yorumda, Yunanistan'ın, AB-Türkiye üyelik müzakerelerinin başlaması için tarih belirlenmesine sıcak bakarken, AB üyesi ülkelerin soğuk baktıklarının görüldüğü, tarihin belirlenmesi için Türkiye'nin Helsinki Kararları'nı uygulayacağını göstermesinin şart olduğu vurgulanmaktadır.
ESKİ SAYILAR |