22/08/2002                       

 

 

            ANKARA, 22/08(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  21 Ağustos 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

ALMANYA BASINI:

Der Tagesspiegel gazetesinin (21/08)  "Tercih, Bursa Yerine Berlin’den Yana" başlığı altında ve Susanne Güsten imzasıyla yayımladığı bir yorumda, Türkiye’de seçim kampanyasının başlamasıyla politikacıların arı kovanını terkeder gibi seyahatlere çıkmaya başladıkları, milliyetçiler ve İslamcıların Anadolu’daki seçmenlere giderken, Avrupa yanlısı siyasetçilerin ters istikamete doğru seyahat ettikleri belirtilmekte ve kendisini Türkiye’nin Avrupa geleceğinin garantörü olarak göstermek isteyen Avrupa yanlısı Anavatan Partisi Lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’ın, seçim kampanyasını AB Dönem Başkanı Danimarka’yı ziyaret ederek başlattığı kaydedilmektedir.  Reformcu parti Yeni Türkiye'nin seçim kampanyasını Berlin’den başlattığı ve İsmail Cem’in, Almanya Başbakanı Schröder ile Türkiye’nin AB üyeliğini ve Irak konusunu görüşeceği ifade edilen yorumda, bu ziyaretle Avrupa uzmanlığını kanıtlamak isteyen Yeni Türkiye’nin, bu şekilde kasım ayında yapılacak seçimleri kazanmak istediği, SPD için ise, Türklerin AB‘ye üyelik çabalarının desteklenmesiyle Almanya’da yapılacak genel seçimlerde Türk kökenli seçmenlerin kazanılmasının söz konusu olduğu kaydedilmektedir. Cem’in seçim kampanyasına Bursa ya da Bodrum’a gitmek yerine Berlin seyahati ile başlamasının, onun AB’nin desteğine ne denli önem verdiğini gösterdiği, Türkiye’nin AB üyeliği ve bu bağlamda ülkede gerçekleştirilmesi gereken reformlara, artık milleyetçiler dışında tüm partilerin destek verdiğine dikkat çekilen yorumda, bu yüzden de seçim kampanyasında, AB’den yana mı, karşı mı konusunun önemini yitirdiği, burada önemli olanın, tecrübeli Avrupa politikacısı olarak profil kazanmak olduğu vurgulanmaktadır.

 

AVUSTURYA BASINI:

Wiener Zeitung’da (21/08)  "Dışişleri Eski Bakanı Cem, Türkiye'deki Parlamento Seçimlerinden Önce AB Yanlısı  Rotanın Propagandasını Yapıyor" başlığı altında ve Heike Hausensteiner imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Dışişleri eski Bakanı ve Avrupa yanlısı Yeni Türkiye Partisi'nin (YTP) Genel Başkanı İsmail Cem’in, Berlin'de Almanya Başbakanı Gerhard Schröder ile görüşmesi ele alınmaktadır. Yeni Türkiye Partisi Genel Başkanı Cem’in, Almanya ziyaretinin sonucu olarak, 3 Kasım'da yapılacak olan erken seçimler için destek ve Türkiye'nin AB'den üyelik müzakerelerine başlama tarihi alma konusundaki çabalarına yardım almayı umduğu ifade edilen yazıda, Almanya Başbakanı’nın, haziran ayında Sevilla'da yapılan AB Zirvesi'nde, Türkiye'nin "daha o aşamaya gelmediğini" belirtmesine rağmen, Ankara'daki hükümetin buna aldırmadan, umutlarını aralıkta Kopenhag'da yapılacak olan AB Zirvesi'ne bağladığına işaret edilmektedir.

 

Die Presse gazetesinde (21/08)  "Türkiye: AB'ye Girebilmek İçin Gerekli Olan Ev Ödevlerinden Çoğu Daha Yapılmadı" başlığı altında ve Jan Keetman imzasıyla yayımlanan bir yazıda,  Ankara’nın reformlar sayesinde Avrupa'ya yakınlaştığı, ama Brüksel’in daha birçok sorunun çözülmesini istediği ifade edilmektedir. Türk Parlamentosu’nun, seçmenlerin hoşnutsuzluğundan korkarak, büyük bir hızla AB'ye üyelik müzakereleri için şart koşulan reformların büyük bir kısmını kararlaştırdığı, ama Ankara’nın tabii ki Brüksel'in kendisine verdiği ev ödevlerinin tümünü yapmadığı belirtilen yazıda,  reform paketinde ordunun rolünün sınırlanmasına ilişkin bir hükmün de yer almadığı, halbuki AB’nin, ordunun Türk politikası üzerinde güçlü nüfuzunu kullanmasını sağlayan Milli Güvenlik Kurulu'nun yalnızca bir danışma mercii olmasını istediği, bunun 19 yıldan beri Türk Anayasası’nda yer aldığı ifade edilmekte, ancak bugüne kadar ordunun tavsiyelerine uyulduğuna dikkat çekilmektedir.

 

FRANSA BASINI:

Le Figaro gazetesinde (21/08) "Türkiye... Krizden Çıkarılacak Dersler" başlığı altında ve Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (IRIS) Başkan Yardımcısı Didier Billion imzasıyla yayımlanan bir makalede, Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz, siyasi gelişmeler, erken seçim ve AB üyeliği için gerçekleştirilen reformlar konu edilmektedir. Makalede şöyle denilmektedir: "Türkiye'de reformların faydalı olduğunu ve AB'nin taleplerine boyun eğmek için değil ülke için yapıldığı söyleyenlerin argümanlarını çürütmek gerekmektedir. Bu çevreler iki parametre arasındaki diyalektik bağı ciddi şekilde ihmal etmektedirler. Türk toplumunun sahip olduğu mükemmel enerjiyi açığa çıkaracak olan ve daha fazla açılım ve modernlik arayışına katkıda bulunacak olan AB adaylık dinamiğidir. Şematik açıdan Türk toplumu iki büyük eğilim yaşamaktadır. Birinci eğilim, işveren kesiminin ve devamlı krizlerden ve sistemin yasadığı tıkanıklıklardan çıkmak için Avrupa projesine inanan büyük halk çoğunluğunun temsil ettiği kökten Avrupa yanlısı modernlikçi kanattır. Bu eğilimin karşısında ise, proje yoksunu ve sistem olarak popülizmi kullanan siyaset sınıfı ve Avrupa Birliği'ni, imtiyazlarını kaybetme risklerinin bulunduğu bir yer olarak gören sivil ve askeri bürokrasi yer alıyor... Bu acı reformların kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu algılanabilse de, Türkiye'nin siyasi örgütlenmesine, gerçek bir hamle yapmasına ve 21. yüzyıla kolayca girmesine olanak tanıyacak bir projeyle birlikte yürütülmesi zorunludur. Ülke demokratik ve Avrupalı karakterini teyit edecek yeni bir tarihi dönemin arifesinde bulunmaktadır. Egemenlikçi ve milliyetçi engellemeler, ülkeyi tehdit eden en büyük tehlikeler. Bu nedenle, Türkiye’nin AB adaylık statüsünü aldığı 1999 Helsinki Zirvesi'nden sonra kaydedilen gelişmeler adaylık ile aynı düzeyde olmadı. Komisyon ve AB kurumları Türkiye’ye yardım etmekte fazla özen göstermediler. Örneğin, Türkiye Orta ve Doğu Avrupa adayları için uygulamaya koyulan mali mekanizmalardan yararlanamadı. Türkiye’de ve Avrupa Birliği içinde, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğinin karşınında olanlar arasında açık bir ittifak oluşmasından daha vahim birşey olamaz. Türkiye tarihsel açıdan Avrupa’nın bir parçasıdır. Onbeşlerin korkaklığını eleştirmekle yetinemez. Bugün ülkelerini gerçek bir sosyal dönüşüm projesiyle donatmak isteyen Türk yoneticilerin yapması gereken başlıca iş budur."

 

YUNANİSTAN BASINI:

Elefteros Tipos gazetesinin (21/08)  "Avrupa Hayali Uzaklaşıyor" başlığı altında ve Angeliki Spanu imzasıyla yayımladığı bir yorumda, Türkiye'de kamuoyu yoklamalarında İslamcıların ön planda olması ve Batı yanlısı sayılan partilerin yüzde 10'luk barajı aşamayacaklarının görülmesinin, AB-Türkiye ilişkilerinde yeni koşullar yarattığı belirtilmektedir. Ülkedeki Batı yanlısı güçlerin tek çatı altında toplanma girişimlerinin başarısız olması ve yenilikçilerin geri plana çekilmesinin AB'de kaygı yarattığına dikkat çekilen yorumda, eylül ayında Almanya'da yapılacak genel seçimlerde favorinin Hristiyan Demokratlar olduğunu söyleyen diplomatik çevrelerin, AB-Türkiye ilişkilerinin kritik bir aşamada bulunduğunu da söyledikleri, bilindiği üzere Hristiyan Demokratların, Türkiye'nin AB üyeliğine soğuk baktığı ifade edilmektedir. AB Dönem Başkanı Danimarka’nın, insan haklarına ilişkin Türkiye'deki koşulların olumlu yönde gelişmesine yol açacak TBMM'nin aldığı kararların tatmin edici olduğunu belirtmesine rağmen, AB-Türkiye üyelik müzakerelerinin başlaması için tarih belirlemeyi reddettiği kaydedilen yorumda, Yunanlı diplomatik kaynakların, AB-Türkiye arasında üyelik müzakereleri için tarih saptanması konusunda Ankara'nın Yunanistan'a bel bağlamakla doğru hareket ettiğini söylediklerine işaret edilmektedir.

             

ESKİ SAYILAR