|
27/08/2002
ANKARA, 27/08(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 26 Ağustos 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI: AP’nin (26/08) "Yunanistan: Kıbrıs'ın AB'ye Katılımının Son Aşamaları Zor Olacak" başlığı altında yayımlanan bir haberinde, Kıbrıs’ın AB üyeliği konu edilmektedir. AB'ye üye olmak isteyen ve Kopenhag zirvesinden üyelik müzakerelerinin başlama tarihini almayı uman Türkiye'nin üyeliği için istenenler arasında Kıbrıs sorununun çözümü için çalışmasının da bulunduğu belirtilen haberde, ülkede 3 Kasım'da erken seçim kararı alınmış olmasının, sorunun daha da bulanıklaşmasına sebep olduğu, Atina'da, erken seçimin Türkiye'yi siyasi istikrarsızlığa sokacağı ve bunun da iki komşu rakip arasında üç yıldan bu yana sürdürülen kırılgan barışı bozacağı endişesinin mevcut olduğu ifade edilmektedir. Yunanistan’ın, Türkiye'nin AB'ye üyeliğini desteklediğini söylediğine işaret edilen haberde, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Panos Beglitis’in, "Türkiye'nin Avrupa yönelimini sağlamlaştırmak Yunanistan'ın yararınadır. Bu, ayrıca Türkiye'nin, bölgenin ve Yunanistan ile ilişkilerin güvenliği ve emniyetinin yararınadır" şeklindeki sözleri aktarılmaktadır.
AVUSTURYA BASINI: Der Standard gazetesinde (26/08) "Avrupa'ya Giden Treni Bekleyiş" başlığı altında ve Jürgen Gottschlich imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Türkiye'nin AB yolunun giderek zorlaştığı, ortanın sağı ve solundaki AB yanlısı partilerin birbirleriyle anlaşamadığı, milliyetçi ve İslam yanlısı partilerin seçimleri kazanmak üzere olduğu ileri sürülmektedir. Türk politikasındaki reformcuların, "çocuklarımızı ve torunlarımızı düşünerek, Türkiye'nin Avrupa trenini kaçırmaması için elimizden geleni yapmak zorundayız" sloganıyla, idam cezasının kaldırılması için propaganda yaptıkları ve yasa değişikliklerini kabul ettirdikleri belirtilen yazıda, bütün bunların amacının, aralık ayında yapılacak AB Zirvesi'ne kadar Kopenhag kriterlerini yerine getirerek, 15 AB ülkesinin Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlama tarihini kararlaştırmalarını sağlamak olduğu kaydedilmektedir. Türkiye açısından Kopenhag Zirvesi'nde alınacak kararın çok önemli olduğu, çünkü Ankara’nın, 10 yeni ülkenin birliğe katılmasından sonra, Türkiye'nin üyeliği konusunda bir karar alınmasının artık pek mümkün olmayacağını düşündüğü, ancak Türkiye'deki AB taraftarlarının neredeyse ümitsiz bir mücadele sürdürdüğü ifade edilen yazıda, AB diplomatlarının Türkiye’nin söz konusu olduğunda araya laf karıştırdıkları; AB'nin Genişlemeden Sorumlu Yüksek Komiseri Verheugen de dahil, resmi yetkililerin bile, insan hakları konusunda atılan adımların yeterli olmadığını söyledikleri belirtilmektedir.
Aynı gazetede (26/08) "Yoksulların İşgalinden Duyulan Korku" başlığı altında ve Jürgen Gottschlich imzasıyla yayımlanan bir başka yazıda, AB temsilcilerinin, kamuoyunda resmi olarak Türkiye'den bahsederken, Kopenhag Kriterleri'ni, düşünce özgürlüğünü, Kürtlerin kültürel haklarını, işkenceyi ve ordunun ülkedeki siyasi kararlar üzerindeki etkisini konu ettikleri, bütün bunların, ülkenin demokratik gelişimi açısından son derece önemli sorunlar olduğu, ama Türkiye'nin bir gün AB üyesi olup olmayacağı konusunda ikinci derecede önem taşıdıkları belirtilmektedir. AB takviminin, daha küçük çevrelerde ve kulislerde çok daha farklı göründüğü, Türkiye'nin yakında 70 milyonu bulacak olan nüfusunun, 2004'de Birliğe katılacak olan 10 aday ülkeninkinin toplamından daha fazla olduğu ifade edilen yazıda, Türkiye’nin bu durumda Almanya'dan sonra ikinci büyük AB ülkesi olacağı, bunun, Birlik içindeki ağırlıkları zorunlu olarak değiştireceği, Türkiye’nin yalnızca ikinci büyük ülke değil, aynı zamanda da en yoksul AB ülkesi durumunda olacağı ileri sürülmektedir. Türkiye'deki birçok kişi için Avrupa’nın, öncelikle maddi açıdan insanca bir yaşam anlamına geldiği, ama Avrupalıların en çok korktukları şeyin de zaten bu olduğuna dikkat çekilen yazıda, milyonlarca yoksulun, İslam kültüründen çok daha tehdit edici olduğu, bu yüzden Avrupa'nın Türkiye'yi entegre etmeyi ciddi ciddi istemesi halinde, önce yaşam standartları arasındaki muazzam farkı azaltmak üzere bir program geliştirmesinin şart olduğu vurgulanmaktadır.
İNGİLTERE BASINI: The Daily Telegraph gazetesinin internet sayfasında (26/08) "Atina 10 Ülkeyi Nasıl Rehin Tutar" başlığı altında ve Ambrose Evans imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Kıbrıs sorunu ve AB üyeliği konu edilmekte, Kıbrıs sorununun bugüne kadar, 800.000 kadar Kıbrıslı ve ayrıca Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve BM'nin mavi berelileri için büyük sorun olduğu kaydedilmektedir. Kıbrıs’ın 2004'te AB'ye katılmaya hazırlandığı ve "Big Bang" (büyük patlama) diye adlandırılan 2004'teki 10 ülkeyle genişlemeyi raydan çıkarma tehdidini oluşturan Kıbrıs sorununun, Brüksel için de büyük bir başağrısı haline geldiği ifade edilen yazıda, AB’nin Kıbrıs'ta bir mayın tarlası üzerinde yürüdüğünü bildiği, AB'li liderlerin, soğukkanlı bir şekilde kabulün gerçekleşeceği konusunda 1999 Helsinki zirvesinde söz vermelerine rağmen, Brüksel’in, ardından ortaya çıkacak kriz eşliğinde adanın tamamını kabul etmekte isteksiz olduğu ve Ankara bunun gerçekleşmesi halinde "sıcak olayların" yaşanacağı tehdidinde bulunduğu belirtilmektedir. AB'li liderlerin, AB'ye katılıma yönelik umutlarının iyi davranışlarına bağlı olduğunun farkında olan Türkiye'nin sonunda AB'ye katılım konusunda karar vermek üzere köşeye sıkışacağını varsaydıkları, fakat bu kozun artık gerçek bir koz gibi görünmediğine işaret edilen yazıda, Türkiye'nin stratejik geleceğinin bıçak sırtında olduğu, zira AB destekli reformlara öfkelenen Müslüman milliyetçilerin, siyasal sistemi kontrol eden aşırı laik güçlerle mücadele ettiklerine yer verilmektedir.
İTALYA BASINI: La Stampa gazetesinde (26/08) "Tüm Dünya Diplomasisi İçin Sıcak Kışa Giriliyor" başlığı altında ve Aldo Rizzo imzasıyla yayımlanan makalede, Johannesburg'daki BM Kalkınma Zirvesi ve 11 Eylül'ün yıldönümüne yer verilmektedir. AB'nin genişlemesine de değinilen makalede, AB’nin, üye sayısının 25'e çıkarılması konusundaki kararını aralık ayında Kopenhag'daki zirvede açıklayacağı, karar vermek zorunda kalacağı diğer bir unsurun ise, bir çok nedenden dolayı en zor aday Türkiye'nin katılımı olduğu vurgulanmaktadır. Makalede, zirvede, Batı ile İslam dünyası arasında menteşe görevi yapan bu büyük Müslüman ve laik ülkenin, konumu nedeniyle karşı gelinmez Türkiye'nin AB'nin diğer adayları arasına katılıp katılmayacağına karar verileceği, ayrıca Türkiye'ye bir katılım takvimi verilmesinin gerekeceği ifade edilmektedir.
KAZAKİSTAN BASINI: Novoye Pokolenye gazetesinde (26/08) "Türkiye'de Sıcak Mevsim" başlığı altında ve Botagöz Seydahmetova imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Türkiye’de turizm ve turistlerin durumu, ekonomik sorun, 3 Kasım'da yapılacak erken seçim ve Türkiye’nin AB'ye girmek için yaptığı çabalar konu edilmektedir. Türkiye Dışişleri eski Bakanı İsmail Cem'in ve ekonomiden sorumlu Devlet eski Bakanı Kemal Derviş'in ortak arzusunun, Türk politikasını Batılılaştırarak ülkenin AB'ye üye olmasını sağlamak olduğu ifade edilen yazıda, resmi kamuoyu araştırmalarına göre, Türkiye vatandaşlarının yüzde 70'inden fazlasının, ülkenin AB'ye üye olmasını istediği vurgulanmaktadır. Yazıda, Türkiye’nin, AB'nin bir parçası olmak istediği ve Avrupa Birliği ülkelerinin ekonomik desteği sayesinde TL'nin istikrarını sağlayarak üyeliğin diğer güzel taraflarından da yararlanmayı ümit ettiği kaydedilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI: Ethnos gazetesinde (26/08) "Papandreu: Hedef Türkiye İçin AB'den Yeni Helsinki" başlığı altında ve Vasilis Skuris imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Yunanistan’ın, aralık ayında Kopenhag'ta yapılacak AB zirvesinde, AB-Türkiye arasında üyelik müzakereleri için tarih belirlenmesini talep edeceği, ancak bu talebini Kıbrıs konusuna bağlamaya çalışacağı belirtilmektedir. Geçen hafta yapılan Bakanlar Kurulu toplantısında Papandreu’nun, Kıbrıs'ın AB üyeliğini dikkate alarak, yukarıdaki görüşü ileri sürüp, aynı zamanda Kopenhag'ta Türkiye için "yeni bir Helsinki'den bahsetmekle" Yunanistan'ın dış politika hedefini de belirlemiş olduğu kaydedilen yorumda, Papandreu’nun, böyle bir gelişmenin hem Kıbrıs hem de ikili ilişkileri olumlu yönde etkileyeceğini, ayrıca Türkiye'nin reformları uygulaması için bir yola girmesini sağlayacağını da belirttiği ifade edilmektedir. Dışişleri Bakanı Papandreu’nun Türkiye içinde kaydedilmesi olası değişikliklerin Yunanistan için garanti teşkil etmediğini de ifade ettiği, Yunanistan'ın Helsinki politikasını da savunarak, Türkiye'de yaşanan bazı değişikliklerin, ülkemizin AB-Türkiye ilişkilerinde takındığı tutumun bir neticesi olduğunu da vurguladığına işaret edilen yorumda, Papandreu’nun, "Türkiye'de artık Türkiye'nin AB yolunda nasıl ilerleyeceği, AB hayalini gerçekleştirmek için atacağı adımlar, yapacağı reformlar, Kıbrıs dahil olmak üzere, dış politikasında yapacağı değişiklikler tartışıma konusu olmuştur. Türkiye'nin, ya da en azından Batı yanlısı çevrelerin AB ile üyelik müzakereleri için tarih peşinde koşması, Türkiye'nin bu konudaki kararlılığını açıkça ortaya koyuyor. Türkiye'nin AB karşısında üstlendiği yükümlülükleri çok ağır adımlarla uygulamaya geçireceği belli olabilir, ancak şartları ve ön koşulları Türkiye değil, AB Komisyonu ve daha sonra da bizler, yani Yunanlılar koyuyoruz. Bu da önemlidir" şeklindeki sözleri aktarılmaktadır.
Yunanistan Radyo-TV Kurumu (ERT)'nun internet sayfasında (26/08) "Papandreu, Yunanistan'ın Türkiye ile Yakınlaşma Politikasına Sadık Olduğunu Yineledi" başlığı altında yer alan bir haberde, Başbakan Kostas Simitis başkanlığında yapılan toplantıda, Türk-Yunan ilişkileri, Kıbrıs sorunu, Kıbrıs'ın AB üyeliği ve AB-Türkiye ilişkilerinin ele alındığı bildirilmektedir. Dışişleri Bakanlığı üst düzey yetkililerinin katıldığı toplantıda ayrıca, Yunanistan'ın AB dönem başkanlığıyla ilgili hazırlıkların gözden geçirildiği belirtilen haberde, Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun, yaptığı açıklamada, Yunan dış politikasının ilk hedefinin, Kıbrıs'ın AB üyeliği olduğunu ve Yunanistan'ın, Türkiye ile yakınlaşma politikasına tamamen sadık olduğunu yinelediği kaydedilmektedir.
ESKİ SAYILAR |