|
03/09/2002
ANKARA, 03/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 2 Eylül 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI: Die Welt gazetesinin (02/09) "AB Türkiye'yi Bekletmeye Devam Ediyor" başlıklı ve Katja Ridderbusch imzalı haberinde, Danimarka'nın Helsingör kentinde yapılan AB dışişleri bakanları toplantısından söz edilmekte, toplantıda, reform çabalarına rağmen Türkiye’nin, Avrupa Birliği'nin aralık ayında Kopenhag'da üyelik için bir tarih vermesini muhtemelen hesaba katamayacağının ortaya çıktığı ifade edilmektedir. "Türklerin reform paketi dört yıl önce düşünülemezdi bile. Bu, Avrupa yönünde atılmış önemli bir adımdır" diyen Müsteşar Guntar Pleuger’in, Brüksel'in, çabaları için Ankara'yı tarih vererek ödüllendirmesini ise mümkün görmediğine işaret edilen haberde, ayrıca, "Tarih verilmesi bir taraftan hızlandırıcı etki yapabilir, diğer taraftan da eğer gerçekleştirilemeyecek ise büyük bir hayal kırıklığı yaratabilir" sözlerine de yer verilmektedir.
AVUSTURYA BASINI: Der Standard gazetesinde (02/09) "AB Ülkeleri Ceza Mahkemesi Konusunda Görüş Birliğine Varamadı... Bakanlar AB Genişlemesi Konusunda Karar Aşamasında" başlığı ve Jörg Wojahn imzasıyla yayımlanan yazıda, AB'ye aday ülkelerin, Helsingör'den, ABD ile Uluslararası Ceza Mahkemesi konusundaki anlaşmazlıkta nasıl bir tutum alacaklarına dair bir bilgi alamadıkları, AB dışişleri bakanlarının buna karşın, gayri resmi toplantılarında, AB'nin aralık ayında Kopenhag'da yapılacak olan genişleme zirvesine kadarki takvimi yeniden gözden geçirdikleri bildirilmektedir. Helsingör sonrası yalnızca Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bazı belirsizlikler olduğu belirtilen yazıda, Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Möller’in, 14 meslektaşı adına, "Reform paketi ile büyük ilerleme kaydeden Türkiye'yi övdüğüne" işaret edilmektedir. Parlamentonun kısa süre önce Kürtlere daha geniş haklar tanımanın da dahil olduğu reformlar yaptığı ve Türklerin bu yüzden AB'nin genişleme zirvesinde kendilerine üyelik müzakerelerine başlamak üzere bir tarih verileceğini umdukları ifade edilen yazıda, ancak Helsingör'deki dışişleri bakanları çevrelerinde, önce Türkiye'nin bu yasaları nasıl uyguladığına bakılması gerektiği şeklinde sesler duyulduğu kaydedilmektedir.
AZERBAYCAN BASINI: Yeni Musavat gazetesinin (02/09) "Türkiye’ye Beklenmedik Darbe" başlıklı yazısında, AB ülkeleri dışişleri bakanlarının Danimarka’da yapılan zirve toplantısında Türkiye’nin beklenmedik bir darbe aldığı ifade edilmektedir. Toplantının ardından Birliğin Genişlemeden Sorumlu üyesi Gunther Verheugen’in, aralık ayında yapılacak olan Kopenhag zirvesi sırasında Türkiye’ye üyelik görüşmeleri için kesin bir tarih verilmesini beklemenin yanlış olacağını belirttiği ve “Türkiye reform paketini kabul ederek tam üyeliğe doğru büyük bir adım attı. Unutmayalım ki Türkiye aday bir ülkedir. Ancak Türkiye, Kopenhag’da bir tarih belirlenmesini beklememeli. Komisyonun müzakere tarihi ve üyelik konusunda göz önünde tuttuğu ölçüler farklıdır. Türkiye’ye tarih verilmeden önce reformların sonuçlarını görmek istediğimizi saklamıyoruz” dediği aktarılan yazıda, AB Başkanı ve Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Muller’in ise reformlar paketini kabul eden Türkiye’ye ödül olarak destek verileceğini belirterek, müzakere tarihi verilmese dahi AB’nin Ankara’ya destek verdiğini kendisine hissettirmek gerektiğini ifade ettiği aktarılmaktadır. Yazıda, Verheugen’in bu beyanının Türkiye’de memnuniyetsizliğe sebep olduğu belirtilmekte, Başbakan Bülent Ecevit’in bu haberin doğru olması durumunda Türkiye’ye karşı haksızlık yapılmış olacağını belirterek, “Bu haberin doğru olup olmadığı konusunda hiçbir bilgim yok. Ancak doğruysa Türkiye’ye karşı büyük haksızlık yapılıyor. Türkiye içerideki sıkıntılara rağmen AB yolunda ilerlemek için büyük adımlar attı ve atmayı sürdürüyor. AB’nin Türkiye’yi reddetmesi artık çok zordur” dediğine işaret edilmektedir.
İTALYA BASINI: La Repubblica gazetesinin (02/09) "Sürgünden Sonra İstanbul'a Dönen Yazar Yaşar Kemal İle Mülakat: 'Yeni Avrupa'nın Müslüman Türkiye'ye İhtiyaç Duymasının Nedeni'" başlıklı ve Marco Ansaldo imzasıyla yayımlanan Yaşar Kemal’le yapılan mülakatta, Türkiye-AB ilişkileri konusunda yazarın görüşlerine yer verilmektedir. "Tabii ki Türkler Avrupa'ya girmeli. Neden yapmasınlar? Ergenliğe girdiğim dönemden bu yana her zaman söylediğim birşey var: Hiçbir medeniyet asla diğerine zarar vermedi. Hatta bunun tam tersine, farklı kültürlerin birbirine karışması sadece fayda sağlar. Her zaman Avrupa sınırında yer alan Türkiye, yavaş yavaş onun bir parçası olacaktır" diyen Yaşar Kemal’in mülakatta, “Ankara AB'ye ne getirebilir?” sorusu ile reform yasası ve Kürt konusundaki sorulara verdiği yanıtları aktarılmaktadır: “Türkiye'nin Avrupa'ya, Avrupa'nın da Türkiye'ye ihtiyacı var. Bir örnek vermek istiyorum. Biz burada demokrasi içerisinde yaşamıyoruz. Nerdeyse bir asırlık Cumhuriyetten sonra, demokrasi belki şimdi biraz geldi. Ancak Avrupa'daki demokrasi de zayıf. Olay, bu kavramın günümüz insanı için yeterli olmaması. AB, herşeyi, özellikle de saygı gösterilmeyen insan hakları konusunu yeniden ele almak zorunda kalacak. Türkiye'nin AB'ye katılmasını sağlamak, gerek bizim ülkemizi gerekse diğerlerini herkes için eşit olan haklar konusunda düşünmeye itecektir... Bu ülkenin birçok imkanı var. Doğal kaynaklarla dolu, inanılmaz yeraltı zenginliklerine sahip... Buradaki temel nokta, bu ülkenin demokratikleşmesi. Geçtiğimiz haftalarda ölüm cezasının kaldırılması ve Kürtçe yayın hakkı verilmesi konusunda parlamento tarafından onaylanan yasalar çok önemli. Örneğin ben, Kürt sorunu hakkında yazdığım için cezalandırılmıştım. Beş yıl yazı yazmam yasaklanmıştı... Kürtçe yazılmasına ve onun okullarda öğretilmesine izin verilmesi zaten önemli bir sonuç. Türkçe, Ural-Altay dil grubundan geliyor. Kürtçe ise Hint-Avrupa dillerinden biri. Bir Avrupa dilini bir Kürt, bir Türk’e nazaran daha hızlı öğrenebilir, çünkü kaynağı aynı...Kürt sorunu çözümlenebilir. Bunu iki konu engelliyordu: Baskı ve Kürt dilindeki yasak. Ancak artık bunlar ortadan kaldırıldı. Sadece Bozkurtlar Öcalan'a ölüm cezası verilmesini istiyordu. Halkın diğer bülümü ise, reformlar konusunda baskı yapıyordu ve bunu gösterdi. Kürt azınlığı, beş ülkeye dağılmış olan 30-40 milyon insandan oluşuyor. Ancak Kürtler İrlandalılar gibi değil, yoksa savaş yirmi yıl daha devam ederdi. Bu yasaların, hem Türkler hem de Kürtler için bir şans olduğuna inanıyorum. Ben iyimserim.”
YUNANİSTAN BASINI: Ta Nea gazetesinin (02/09) "Türkiye'deki Seçimler Nedeniyle AB Üyesi Ülkeler Türkiye Konusunda Temkinli" başlıklı ve İrini Karanaspopoulou imzalı yorumunda, AB dışişleri bakanlarının, altı ay önce yaptıkları toplantıda, Türkiye'nin üyelik müzakereleri için tarih belirlenmesine karşı çıktıkları, Danimarka'da yapılan toplantıda ise havanın çok daha farklı olduğuna işaret edilmektedir. AB ile Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerinin başlaması için tarih belirlenmesi yolundaki Türk talebini, AB dışişleri bakanlarından hiçbirinin desteklemediği, ancak kimsenin doğrudan karşı da çıkmadığına dikkat çekilen yorumda, bu şekilde bir tutum takınmalarının nedeni, “doğrudan bir ret cevabı İslamcılar için bir hediye" şeklinde gösterilmektedir. 3 Kasım seçimleri arifesinde yapılan tüm anketlerin, en çok oyu İslami kesimi temsil eden partinin alacağını gösterdiğine işaret edilen yorumda, Avrupalıların, Türkiye'nin iç işlerine karıştıklarına dair bir izlenim yaratmak istemedikleri ve İslam yanlısı partinin seçimi kazanması halinde, çok güçlü olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin olası bir müdahalesinden de kaygı duydukları ifade edilmektedir. Bütün bunların, AB genişleme sürecinin son aşamasına girilmesine rağmen, AB üyesi ülkelerin Ankara'ya yönelik tavır belirlemelerini zorlaştırdığı belirtilen yorumda, Başbakan Bülent Ecevit’in, aralık ayında AB'nin üyelik müzakereleri için tarih belirlememesi halinde bunun "büyük bir haksızlık" olacağını ve reformların kabul edilmesinin ardından, AB'nin ret cevabına gerekçe bulmakta zorlanacağını vurguladığı kaydedilmektedir.
ESKİ SAYILAR |