|
06/09/2002
ANKARA, 06/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 4 ve 5 Eylül 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI: The Christian Science Monitor gazetesinin (0/09) "Türkiye'deki İktidar Boşluğunu Dikkate Almak" başlıklı ve Richard C. Hottelet imzalı internetten sağlanan haberinde, Türkiye’nin bölgedeki konumunun önemine işaret edilmekte, bu bağlamda kendi içinde ve bölgede yaşanan sorunlar ele alınmaktadır. Türkiye’nin, “hak ettiği uluslararası ilginin uzağında bir Orta Doğu ülkesi” olduğu ifade edilen haberde, “Türkiye'nin coğrafyasının bölgenin bu en güçlü devletini, ya Avrupa'yı Asya'ya bağlayan köprünün temel taşı ya da gelecek on yıllarda kurulabilecek bir birliğe engel haline getirdiği” kaydedilmektedir. “Çalkantılı politika, sosyal kargaşa ve din konusunda yaşanan gerginliklerin, Türkiye'yi, her şeyin ötesinde istikrara ihtiyaç duyulan bir bölgede önceden tahmin edilemeyen bir duruma soktuğu” değerlendirmesi yapılan haberde, çok önemli 3 Kasım yerel seçimlerine doğru giderken Doğu ile Batı arasında zaman zaman ikilemler yaşandığı belirtilmektedir. Cumhuriyete yönelişle birlikte gerçekleştirilen reformlarla Batı’ya yönelişin başladığı, günümüzde de AB’ye üyelik isteğiyle bu reformlara devam edildiği dile getirilen haberde, ancak, “ordunun gücünün yanı sıra Kürt ve Müslüman tehlikelere olan takıntısının, ülkenin en acil hedefine, yani Avrupa Birliği üyeliğine ulaşmasını engellediği” ileri sürülmektedir. Avrupa tarafından kabul edilmenin, Türkiye'nin konumunu değiştireceği ve AB'nin muazzam fırsatlarını Türkiye'nin girişimci becerilerine açacağı ifade edilen haberde, “AB’nin, açık bir şekilde, hukukun üstünlüğünü, idam cezasının kaldırılmasını, azınlık ve insan haklarına saygı gösterilmesini, işkencenin son bulmasını ve mali kuruluşları kendi kumbaraları olarak kullanan siyasi partilerin ve hükümetin dost kapitalizmine son vermelerini ve Türkiye'den, yoğun insan trafiğini -ekonomik göçmenler, kurbanlar ya da suçlular- daha sıkı kontrol etmesini talep ettiği” ifade edilmektedir. Türkiye’nin ABD’yle ilişkilerine ve ABD’nin bölgedeki çıkarlarına da değinilen haberde, Türkiye’de yaşanan ekonomik krizden ve bundan kurtulmak için ABD’nin Uluslararası Para Fonu aracılığıyla desteğinden de söz edilmektedir. Haberde, ayrıca, Kıbrıs, Irak, Yunanistan’la ilişkiler ve yapılacak olan seçimler konusuna da yer verilmektedir.
Amerika'nın Sesi Radyosu’nun (04/09) "Gürel, AB Kurumlarını Ziyaret Ediyor" başlıklı ve Nusret Özgül imzalı haberinde, Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel’in, AB kurumlarını ziyaretine yer verilmekte, Gürel’in, Frankfurt’ta Avrupa Parlamentosu Merkezi'nde, Türkiye'ye karşı ayrımcı bir şekilde davranılmasının doğuracağı olumsuz sonuçlara dikkat çekerek, siyasi grupların desteğini istediği bildirilmektedir. Dışişleri Bakanı Gürel’in, Kıbrıs konusunda da sadece Rum değil Türk tarafının da dinlenmesi çağrısında bulunduğuna işaret edilen haberde, “Türkiye en zor anlarında adaylık vecibelerini yerine getirdi, şimdi sıra AB'nin samimi ve dürüst olduğunu göstermesine geldi” mesajını vermeye çalıştığı kaydedilmektedir. Haberde, Başbakan Bülent Ecevit hükümetinin telaşının, 3 Kasım seçimlerinden önce AB'nin üyelik sürecinde direndiğine dair Ankara'ya ulaşan işaretlerden kaynaklandığı, Dışişleri Bakanı Gürel'in Strasbourg ve Brüksel'i ziyaret etmesinin başlıca nedenlerinden birinin de, erken tedbir almak ve ileride doğabilecek olumsuz neticeler karşısında 'Biz sizi zamanında uyarmıştık' diyebilmek olduğu belirtilmekte, “Türkiye'nin yaptığı reformları hemen hemen herkes övüyor. Ama şu sırada Türk hükümetinin ve seçimlere giden büyük siyasi partilerin övgüye değil, siyasi irade beyanına ve AB'nin açık desteğine ihtiyaçları var. Bu destek de, ekim ayında Brüksel'de yapılacak liderler zirvesinde verilebilmeli ki, bir anlam ifade etsin ve Türkiye'deki AB karşıtlarının önü seçimlerde kesilebilsin” denilmektedir.
AP’nin (06/09) "Türkiye Üyelik Görüşmelerine Derhal Başlanması İçin AB'ye Çağrıda Bulundu" başlıklı ve Raf Casert imzalı haberinde, Türkiye Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel’in Avrupa Birliği'ne, erken seçimler öncesi üyelik görüşmeleri için bir tarih vermesi çağrısında bulunarak, Türkiye'nin, 15 AB liderinin 12-13 Aralık tarihinde Danimarka'nın Kopenhag şehrinde yapacakları Zirve'den önce bir karara varmak yönünde herhangi bir planları bulunmamasına rağmen AB'nin taahhüdüne güvendiğini söylediği bildirilmektedir. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Yüksek Komiseri Gunther Verheugen’in, Gürel ile görüşmesinde, 'İlerleme Raporu'nun 16 Ekim tarihinde yayımlanacağı dışında bir şey söylemediği belirtilen haberde, AB’nin halen Birliği genişletmek üzere, çoğunluğunu Doğu Avrupa ülkelerinin oluşturduğu pek çok ülke ile görüşmeler yürüttüğü, ancak Türkiye ile görüşmeleri şimdiye dek ertelediğine işaret edilmektedir. Bakan Gürel’in, süregelen ertelemenin Türkiye'ye ciddi siyasi etkisi olacağı uyarısında bulunduğu ve "Erteleme, AB üyeliği yanlılarının seslerini duyurabilmelerini zorlaştıracaktır. Siyasi kriteri karşıladık. Şimdi harekete geçme sırası AB'de" dediği aktarılan haberde, AB’nin, öncelikle insan hakları reform paketinin nasıl uygulanacağını görmek istediğini bildirip Türkiye'yi, bölünmüş Kıbrıs adası konusundaki tutumu, ekonominin canlandırılması ve ordunun siyaset üzerindeki nüfuzunun azaltılması da dahil olmak üzere diğer değişiklikleri de gerçekleştirmesi yönünde uyardığı kaydedilmektedir.
ALMANYA BASINI: Financial Times Deutschland gazetesinin (04/09) "Türkiye, AB'den Katılım Müzakerelerini Başlatmasını Talep Ediyor" başlıklı ve Rainer Koch imzalı yorumunda, Dışişleri Bakanı Gürel’in ilişkilerin kötüleşebileceği tehdidinde bulunduğu ileri sürülmektedir. Yorumda, Türkiye'nin yeni Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel’in, Strasbourg'daki Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, AB'den kesinlikle katılım müzakerelerinin başlaması için tarih vermesini talep ettiği, Türk toplumunun, ağustos ayı başında gerçekleştirilen anayasa reformlarının ardından "somut ve olumlu adımlar atılmasını" beklediğini söylediği, bunun müzakerelerin başlamasıyla ilgili bir yol haritasının yıl sonuna dek hazırlanması konusunu da içerdiğini belirttiği aktarılmaktadır. Türk hükümetinin, idam cezasını kaldırması ve Kürt azınlığın haklarını genişletmesinin ardından, AB'nin Dönem Başkanı Danimarka’nın, üyelik sürecinde Ankara'ya daha da yakınlaşılacağı sinyalini verdiği ifade edilen yorumda, şöyle denilmektedir: “Türkiye gerçi resmen AB adayı, fakat müzakereler henüz başlatılmadı. AB, aralık ayının ortasında Kopenhag'da yapılacak genişleme zirvesinde, Orta ve Doğu Avrupalı 10 aday ile Malta ve Kıbrıs'ın üyeliği hakkında karar verecek. Türkiye ile ilişkiler de zirvenin gündeminde olacak. Birlik tarafından Ankara'nın AB'ye yakınlaşmasının önkoşulu olarak öne sürülen demokratik reformlara, Avrupalıların ne şekilde tepki göstereceği bilinmiyor. Öncelikle Federal Almanya hükümeti, Kopenhag'da Ankara'ya katılım müzakereleriyle ilgili bir somut tarih verilmesine açıkça karşı çıktı. Geçen hafta Danimarka'nın Helsingör kentinde gerçekleşen AB dışişleri bakanları toplantısında da Müsteşar Günter Pfleuger, Almanların konuyla ilgili tereddütlerini bir kez daha vurguladı. AB aynı zamanda, ağır hükümet krizine rağmen gerçekleştirilen reformlara bir şekilde tepki göstermek ve Türkiye'yi -diğer adaylarla karşılaştırıldığında- Kopenhag'dan tamamen eli boş göndermeyecek bir hamle yapmak zorunluluğuyla karşı karşıya. Şükrü Sina Gürel, Kıbrıs meselesinin çözümünü ya da Avrupa Acil Müdahale Gücü'nün NATO'nun imkan ve olanaklarından faydalanmasına izin verilmesi konusunun, Türk hükümetince üyelik için araç olarak kullandığı iddiasını reddederek, ‘bunlar Türkiye'nin güvenliğini ilgilendiren, birbirinden tamamen farklı konular’ dedi.”
AVUSTURYA BASINI: Wiener Zeitung’un (05/09) "Cuma Günü Yine Kıbrıs Görüşmeleri... Gürel AB'de: Türkiye'yi Hayal Kırıklığına Uğratmayın" başlıklı haberinde, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şükrü Sina Gürel’in, ülkesinin AB ile üyelik müzakerelerine başlaması için gayret ettiği belirtilmekte, AB-Türkiye ilişkilerinin AB Parlamentosu'nun dünkü oturumunda da konu edildiğine işaret edilmektedir. Bakan Gürel’in, AB Parlamento Başkanı Pat Cox ve Parlamento Grubu Başkanını ziyaretinden sonra yaptığı açıklamada, şayet bir uzlaşma olmazsa, bunun Türk halkında ikili ilişkilerin her alanında hissedilecek büyük bir hayal kırıklığı yaratacağını söylediğine dikkat çekilen haberde, buna karşın AB’nin, aralık ayında Türkiye ile üyelik müzakereleri tarihini tespit etmeyeceği konusunda kuşkuya yer bırakmadığı ifade edilmektedir. Bakan Gürel’in, Kıbrıs sorunu konusunda iki tarafın da cuma günü Paris'te BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la yapacakları buluşmaya işaret ettiği belirtilen haberde, Türk tarafının, iki halk grubunun Belçika örneğindeki gibi "ortaklık statüsü" teklifinde de bulunduğu, AB’nin yıl sonunda üyelik adayı Kıbrıs'la müzakerelerini tamamlamayı planladığı, bu arada adanın bölünmüşlüğünü bir engel olarak görmediği ifade edilmektedir.
AZERBAYCAN BASINI: Yeni Musavat gazetesinin (04/09) "Avrupa Birliği'nden Yeni Bahane" başlıklı yazısında, Türkiye Parlamentosu’nun geçtiğimiz günlerde, kanun değişiklikleri paketini kabul ettiği ve şimdi AB'den tam üyelik görüşmeleri için kesin tarih belirlenmesinin istendiği ifade edilmektedir. Bu yöndeki kararın AB'nin aralık ayında yapılacak olan Kopenhag Zirvesi'nde alınmasının beklendiği, ancak AB'nin Genişlemeden Sorumlu Yüksek Komiseri Gunther Verheugen'in geçtiğimiz günlerde yaptığı “Türkiye'nin Kopenhag Zirvesi'nde tam üyelik için tarih belirleneceğini beklemesinin yanlış olduğu” şeklindeki açıklamasının, Türkiye'de şok etkisi yaptığına işaret edilmektedir. Verheugen’in açıklaması, Türkiye'yi Birlik'e kabul etmemek için yeni bir bahane olarak değerlendirilen yazıda, Siyaset bilimci Gabil Hüseynli, meseleyi dramatik hale getirmeye gerek olmadığını, Verheugen'in söylediklerinin, AB'ye değil, ona ait düşünceler olduğunu belirterek şöyle dediği aktarılmaktadır: "Türkiye ile müzakerelere başlama konusu, henüz AB yönetimince müzakere edilmedi, yani siyasi bir karar kabul edilmedi. Bu nedenle de Verheugen'in beyanatı, birliğin kanaatini yansıtmıyor. Ayrıca bu yersiz bir açıklamadır. Diğer taraftan, bence Türkiye ile AB arasında normal ilişkiler söz konusudur. Ayrıca hızlı bir yakınlaşma sürecine girilmiştir. Sadece Kıbrıs konusu engel teşkil ediyor. Kıbrıs probleminin çözümü konusunda da kısa zamanda bir uzlaşmaya varılırsa, yani en azından belirli bir seçenek gündeme getirilirse, bundan sonra Türkiye'nin AB ile ilgili problemlerinin çözümlenmesi süreci bir hayli hızlanacak"
BELÇİKA BASINI: De Standaard gazetesinde (05/09) "Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye Diğer Aday Ülkelere Davrandığı Şekilde Davranması Gerekiyor" başlığı ve Bart Beirlant imzasıyla Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel ile yapılan söyleşiye yer verilmektedir. Bakan Gürel’in, "Türkiye, Avrupa Birliği'nin gerçekleştirilmesini istediği bütün reformları gerçekleştirmiştir. Bu nedenle Avrupa Birliği liderlerinin, aralık ayında yapılacak olan Kopenhag zirvesi öncesinde veya zirve esnasında, AB'ye tam üyelik görüşmelerinin başlayacağı bir tarihi belirlemeleri gerekiyor. Avrupa Birliği'nin bir tarih belirlememesi durumunda, AB'nin bize karşı, diğer aday ülkelerden farklı değerler kullandığı kanıtlanır" dediği aktarılan söyleşide, ayrıca, Türkiye’nin AB’ye üyelik yolunda gerçekleştirdiği reformların önemi vurgulanmaktadır. Bakan Şükrü Sina Gürel’in, "Türk milletvekilleri, Türk halkının bu reformların tümüyle arkasında olduğuna inandıkları için reformları gerçekleştirdiler. Türk halkı, Avrupa Birliği'ne tam üye olmak istiyor. Bu konu ile ilgili olarak bizim mesajımız şudur: ‘Biz siyasi beklentileri yerine getirdik, simdi Avrupa Birliği'nin adım atması gerekiyor’ şeklinde devam ettiği söyleşide, “Farz ediniz ki Avrupa, olumsuz bir karar aldı. Bunun sonuçları ne olabilir?” sorusuna verdiği şu yanıtı aktarılmaktadır: “Sanırım, bunun etkileri son derece ciddi ve ağır olur. Eğer Türkiye ve diğer aday ülkelere olan yaklaşım konusunda bir farklılık olursa, Türk halkı ciddi bir şekilde hayal kırıklığına uğrayacaktır. Bunun, seçimler öncesinde ve sonrasında, Türk siyasi yaşamına da etkileri olacaktır. Avrupa Birliği yanlılarının, Türkiye halkına seslerini duyurmaları zor hale gelecektir.” Türkiye’nin hiçbir zaman için Kıbrıs konusunu diğer dış politika konuları ile karıştırmayacağını ifade eden Bakan’ın, söyleşide, “Resmi olarak aksi iddia edilse bile, Avrupa Birliği içindeki bir çoğunluğun Türkiye'nin tam üye olmasına pek istekli olmadığını herhalde siz de biliyorsunuz?” sorusuyla ilgili olarak şu sözlerine yer verilmektedir: “Avrupa'nın, Türkiye ile ilgili olarak alması gereken karar, sadece yeni bir üyelik kararı olmayıp, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin gelecekteki kimliği konusunda alacağı bir karardır. Ben, Avrupa Birliği'nin Türkiye konusunda alacağı karar ile ilgili olarak, diğer ülkeler için uygulanmış olan objektif kriterlerin göz önüne alınacağını ümit ediyorum. Fakat ben Türkiye ile ilgili olarak farklı değerlendirme kriterlerinin de su yüzüne çıktığını hissediyorum. Avrupalıların bazıları, Türkiye'nin ve Türk halkının farklı bir kültür ve farklı bir dine ait olduğuna inanıyor. Eğer Avrupa gelecekte çok kültürlü ve çok dinli bir toplum haline gelmek istiyor ise, bunun bir sorun olduğunu sanmıyorum. Biz bu arada tam üyelik görüşmelerine başlayabiliriz.”
Aynı konuya, Le Soir gazetesinin (05/09) "Ankara, Türklerin Sabrının Sınırlarını Anlatıyor" başlıklı ve Philippe Regnier imzalı haber-söyleşide de yer verilmektedir.
FRANSA BASINI: AFP’nin (06/09) "Avrupa Komisyonu, Türk Reformlarının 'Somut Olarak Hayata Geçirilmesinde' Israrlı" başlıklı haberinde, Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Gunther Verheugen ve Türkiye Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel arasında gerçekleşen bir görüşme sonunda Avrupa Komisyonu Sözcüsü’nün yaptığı açıklamada, adayların AB'ye giriş için yerine getirmeleri gerekli kriterlere Türkiye'nin yanıt verip vermediğini değerlendirmek için, Avrupa Komisyonu'nun, Türk demokratik reformlarının "gerçekçi ve somut bir biçimde hayata geçirilmesini" bekleyeceğini belirttiği bildirilmektedir. Sözcünün ayrıca, "Önemli olan, Parlamento tarafından kabul edilen resmi metinlerden ziyade, söz konusu metinlerde yer alan hususların insanların günlük yaşamını etkileyecek biçimde somut olarak hayata geçirilmesidir" ifadesinin de altını çizdiğine işaret edilen haberde, Türk Parlamentosu’nun, 3 Ağustos'ta barış zamanlarında idam cezasının kaldırılması, Kürtlere kültürel hakların verilmesi, ifade ve dernek kurma özgürlükleri yanında, basın hakları ve Müslüman olmayan dini kurumların haklarının genişletilmesi gibi hususları kabul etmek suretiyle, ülkelerinin AB'ye üyeliği önündeki en önemli engelleri kaldırmış bulunduğu hatırlatılmaktadır. Anılan reformların, Türkiye ve AB arasında Mart 2001 tarihinde imzalanmış olan "katılım ortaklığı" yükümlülüklerine yanıt niteliği taşıdığı vurgulanan haberde, Türklerin, yıl sonuna kadar üyelik müzakerelerine başlama tarihinin belirlenebilmesi için, ülkelerinin siyasi kriterlere uyduğunun bir an önce kabul edilmesini istediğine dikkat çekilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: Reuter’in (04/09) "Türkiye AB'den Müzakere Tarihi Vermesini İstiyor" başlıklı ve Jeremy Smith imzalı haberinde, müzakere tarihinin verilmesiyle ilgili Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel’in açıklamasına yer verilmektedir. AB’nin, “insan hakları hususundaki endişeleri” nedeniyle Türkiye ile üyelik müzakerelerine henüz başlamadığı, Ankara’nın, Birliğin aralık ayındaki Kopenhag Zirvesi'nde, üyelik görüşmelerinin başlaması için tarih verilmesini istediği hatırlatılan haberde, basın toplantısında Bakan Gürel'e, şayet müzakere tarihi verilmezse Türkiye'nin ne yapacağı sorulduğunda, "Türk kamuoyundaki hayal kırıklığı öyle derin olacaktır ki, bundan Türkiye-AB ilişkileri de etkilenecektir diye düşünüyorum" dediğine işaret edilmektedir. Bakan Gürel’in, Avrupa Parlamentosu'nda AB yetkilileriyle görüşmelerde bulunduktan sonra, "Eminim ki, Türk başarıları AB tarafından adil bir biçimde değerlendirilecektir ve Türkiye'ye üyelik müzakereleri için kesin bir tarih verilecektir" dediği aktarılan haberde, AB’nin, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasıyla ilgili son kararın, Avrupa Komisyonu'nun aday ülkeler için düzenli olarak çıkardığı ve 16 Ekim tarihinde yayımlanacak İlerleme Raporu temelinde verileceğini söylediği belirtilmektedir. AB üyesi dışişleri bakanlarının geçen hafta, Türk Parlamentosu'ndan geçen bir dizi siyasi reformu memnuniyetle karşıladıkları, ancak şimdi bu reformların tam olarak uygulamaya geçirilmesi gerektiğini söylediklerine dikkat çekilen yorumda, 3 Kasım seçimleri ile Kıbrıs konusunun da Türkiye'nin AB üyeliği için etkili olacağına işaret edilmektedir.
ESKİ SAYILAR |