|
09/09/2002
ANKARA, 09/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 06-07-08 Eylül 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI: Süddeutsche Zeitung'un (06/09) "Lefkoşa Mucizesini Beklemek" başlıklı ve Christiane Schlötzer imzalı yazısında, Kıbrıs sorunu ele alınmakta, Ankara'nın, bölünmüşlüğün çözümlenmesinde anahtar güç olarak görüldüğüne işaret edilmektedir. Kıbrıs politikasında, Ankara ile AB arasındaki anlaşmazlığın devam ettiği ve Rum kesiminin AB üyesi olması durumunda KKTC'nin Türkiye tarafından “ilhak” edileceği hatırlatılan yazıda, ilhakın Türkiye için AB çabalarının bilinmeyen bir tarihe kadar sona ermesi anlamına geleceği ileri sürülmektedir. Kofi Annan öncülüğünde Paris'te iki liderin katılımıyla gerçekleştirilecek görüşmenin önemi vurgulanan yazıda, bunun, AB'nin genişlemesi kararının verileceği aralık ayındaki zirve öncesinde, Kıbrıs düğümünü çözmek için muhtemelen son deneme olacağı, Kıbrıs'ın kesin adaylar arasında olduğu, ancak, daha önce uzlaşmaya varılmaması halinde, AB yasalarının sadece güney kesiminde geçerli olacağı ve kuzey kesimin siyasi geleceğinin tamamen belirsiz hale geleceği ifade edilmektedir. Çözüm arayışlarının, Türkiye'nin iç politik durumu nedeniyle daha da zorlaştığı belirtilen yazıda, 3 Kasım seçim sonuçlarının AB'ye üyelik üzerindeki olası etkilerine de dikkat çekilmektedir. Yazıda, Türkiye'nin AB'ye üyelik arzusuna en büyük desteğin şu anda Yunanistan'dan geldiği belirtilmekte, Aralık ayında Türkiye'ye üyelik müzakerelerinin başlaması için bir tarih verilmesinden yana olduğunu söyleyen Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, Kıbrıs ve Yunanistan'ın, Ankara'nın AB rotasından sadece yarar görebileceğini belirttiğine işaret edilmektedir.
AVUSTURYA BASINI: Wiener Zeitung'un (06/09) "Türkiye AB'nin Değirmen Taşları Arasında... Birçok Cephede Mücadele" başlıklı haberinde, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'la buluşma öncesinde Kuzey Kıbrıs'ın tanınmasını talep ettiği ve bu konuda hiçbir tavizi kabul etmeyeceğini belirttiğine işaret edilmektedir. Böylece, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik Paris'te yapılacak görüşmelerin daha başından başarısızlığa mahkum edilmiş olduğu kaydedilen haberde, Denktaş'ın, ayrıca, BM'nin, Glafkos Kleridis liderliğindeki Rum yönetimini tüm Kıbrıs'ın tek yasal hükümeti olarak gördüğü sürece ilerleme kaydedilemeyeceğini düşündüğü de aktarılmaktadır. Yunanistan'ın, Kıbrıs bundan sonraki ilk genişleme halkasına dahil edilmediği takdirde tüm AB genişlemesini bloke etmekle, Türkiye ise Kıbrıs üyeliğe alınırsa Kuzey Kıbrıs'ı ilhak etmekle tehdit ettiği hatırlatılan haberde, Türkiye'nin, AB müzakereleri için tarih, Komisyon'un ise, reform yasalarının hayata geçirilmesini beklediği ifade edilmektedir.
FRANSA BASINI: Le Monde gazetesinde (07/09) "Ankara, Üyelik Müzakerelerinin Başlaması İçin Kesin Tarih İstiyor" başlığı ve Nicole Pope imzasıyla yer alan haberde, 3 Ağustos'ta bir dizi önemli demokratik reformu kabul ettikten sonra Ankara hükümetinin, aralık ayında gerçekleştirilecek Kopenhag zirvesinde AB'ye üyelik için resmi müzakerelerin başlatılması konusunda kesin bir tarih beklentisi içinde olduğu belirtilmekte, Başbakan Bülent Ecevit'in, "Artık AB'nin Türkiye'yi reddetmek için bir özür bulması zor" şeklindeki açıklamasına yer verilmektedir. Kabul edilen reform yasasından ve öneminden söz edilen haberde, değişikliğin bütün çevrelerde büyük memnuniyet yarattığı ifade edilmektedir. 3 Kasım'daki erken seçimlerin de bir başka önemli etabı oluşturduğuna dikkat çekilen haberde, kamuoyu araştırmalarına göre Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (muhafazakar Müslüman) birinci sırada göründüğü kaydedilmektedir. Le Monde gazetesinin (07/09) "Onbeşler Türkiye'nin Beklentilerini Yumuşatıyor" başlıklı ve Laurent Zecchini imzalı bir diğer haberinde, Kopenhag Zirvesi yolunda Onbeşler'i Türkiye ile siyasi bir krizin beklediği ifade edilmekte, devlet ve hükümet başkanlarının aralık ayında gerçekleştirecekleri Kopenhag zirvesinde, sabırsızlanan Türkiye'ye yöneltilecek siyasi sinyale de karar vermek zorunda olmaları bakımından önemine işaret edilmektedir. Kuzey kısmı hala Türk ordusunun boyunduruğu altında bulunan Kıbrıs'ın sorununa bir çözüm bulmak için "yapılan müzakereler yerinde saysa da" Türklerin, AB'nin kapılarının açılabilmesi için kendilerinden istenen başlıca talepleri yerine getirdiklerini düşündükleri, ancak Ankara'nın bazı önemli reformları kabul etme hızının, Türkiye'nin gerçek bir demokratikleşmeyi sağlamasının en az bir nesil alacağı fikrine alışmış olan Avrupalıları "gafil avladığı" kaydedilmektedir. Haberde, şu ifadelere de yer verilmektedir: "Bir yanılgı olsa da, her iki taraf da kusurlu. Avrupalılar, müzakerelerin başlatılmasının, demokrasi ve insan hakları konusunda üç önemli reformun kabul edilmesinden geçtiği fikrinin yerleşmesine izin verdiler. Türkiye'de ise, bilinçli veya değil, bu yaklaşım kabul gördü. Bir Avrupalı uzman, 'Bu Türkler tarafından yürütülen bir aldatmaca kampanyasıdır. Biz asla böyle bir şey demedik. Bu üç konu, üyelik ortaklığında bulunan daha geniş kriter ve reformların tümünün bir parçasını oluşturuyor' yorumunda bulunuyor. Türkler ise AB'yi yeni talepler dayatmakla suçluyorlar... Avrupalılara göre, Türkiye'nin önünde hala büyük bir reform şantiyesi bulunuyor. Oysa, esas olan bu değil. Birliğin bünyesinde Türkiye'nin üyeliğine karşı sağlam önlemler bulunuyor. Bunun başlıca birkaç nedeni var: Türkiye'nin AB'ye üye olması çok pahalıya mal olacak; Türkiye Müslüman bir ülke; yüksek nüfusu (66.7 milyon) getirebileceği siyasi talepler açısından Türkiye'yi ağır top haline getiriyor ve son olarak Türkiye insan haklarını ihlal eden bir ülke. Bütün bu nedenlerden dolayı Onbeşler Kopenhag'da, müzakereleri başlatma tarihini daha ileri bir zamanda tespit etmeye çalışmak isteyeceklerdir. Bu tür bir uyduruk yol haritası da, Ankara'yı kesinlikle kızdıracak, bu kızgınlığın Kıbrıs'ın 2004 için öngörülen üyeliği ile doruk noktasına ulaşma riski var."
İNGİLTERE BASINI: Reuter'in (07/09) "Yunanistan: Türkiye'deki Siyasi İstikrarsızlık Kıbrıs-AB Görüşmelerini Yavaşlatıyor" başlıklı ve George Georgiopoulos imzalı haberinde, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'in yaptığı açıklamada, Türkiye'deki siyasi istikrarsızlığın AB üyeliği bekleyen Kıbrıs konusunda yapılan görüşmeleri yavaşlattığını belirttiği bildirilmektedir. Yunanistan'ın 1 Ocak'ta AB dönem başkanı olacağı ve bu genişleme dalgası içinde Kıbrıs'ın AB'ye alınmaması halinde AB'nin genişleme planlarını engelleyeceğini, Kasımda seçimlere gidecek Türkiye'nin ise, Kıbrıs'ın AB üyeliğine kabul edilmesi halinde Kuzey Kıbrıs'ı ilhak edebileceğini söylediğine işaret edilen haberde, bu nedenle çözümün zorlaştığı kaydedilmektedir. Simitis'in, "AB dönem başkanlığı sırasında Yunanistan'ın en çok öncelik vereceği konulardan birinin AB'nin genişletilmesi olacağını" söylediği aktarılan haberde, "Dört aya kadar AB dönem başkanı oluyoruz. İlk hedefimiz AB'nin genişletilmesini tamamlamaktır. Kıbrıs Rauf Denktaş'ın ve Türkiye'nin rehinesi olamaz. Türkiye'de seçimler öncesi hava Avrupa Birliği konusundaki tutumunu daha da karmaşık hale getirebilir" şeklindeki sözlerine de yer verilmektedir. El Zaman gazetesinin (06/09) "Türk Ordusu Avrupa Kolordusu'nda Görev Yapmayı Kabul Etti... Dışişleri Bakanı Silahlı Kuvvetlerin Siyaset Üzerindeki Hegemonyasını Savundu" başlıklı ve Kemal Muhammed imzalı haberinde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Fransa, Almanya, İspanya, Belçika ve Lüksemburg'un birlikleriyle birlikte Avrupa Kolordusu'nda görev yapmayı kabul ederken, Türk Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in, Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasını sağlayacak görüşmelerin hızlandırılmasını istediği ve Türk ordusunun Türk siyasetinde oynadığı rolü de savunduğu bildirilmektedir. Türk Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nden yapılan açıklamada, Paris'te imzalanan anlaşma ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nden bazı subayların, AB ordusunun öncüsü niteliğini taşıyan Avrupa Kolordusu'na katılmasının kabul edildiği kaydedilen haberde, Türkiye'nin böylece, AB'nin Avrupa Güvenlik ve Savunma politikası kapsamında yürüteceği operasyonların komuta ve idaresine katılma hakkı kazanmış olduğu, bunun da Ankara ile AB arasında daha geniş bir işbirliği sağlanması açısından önemli bir adım olduğu vurgulanmaktadır.
İSVİÇRE BASINI: Le Temps gazetesinde (06/09) "Onbeşler, Türkiye'den Somut Reformlar Talep Ediyorlar" başlıklı ve Eleonore Sulser imzasıyla yer alan yorumda, Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in Brüksel'deki temasları bağlamında, Türkiye'nin AB talepleri doğrultusunda gerçekleştirdiği reformlar sonunda beklediği Avrupa Birliği'ne üyelik görüşmelerini başlatacak olan tarihle ilgili olarak Onbeşlerin "Önemli olan, parlamentolar tarafından kabul edilen resmi metinler değil, onların yürürlüğe geçirilmesidir" şeklindeki değerlendirmesine dikkat çekilmektedir. 3 Ağustos'ta, Türk parlamenterlerin, "ölüm cezasının neredeyse tamamen kaldırılması, Kürt azınlığa kültürel haklar tanınması, ifade ve dernek kurma özgürlüğünün yerleştirilmesi kararını" kapsayan reform paketini kabul etmesiyle, Türkiye'nin AB'ye üyeliğindeki başlıca engelleri teorik olarak ortadan kaldırdığı ifade edilen yorumda, Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Moeller'in, "Türk hükümetince başlatılan reformlar etkileyicidir ve birçok ülke bundan ilham almalıdır" ve Sözcü Gunther Verheugen'in, "Üyelik kriterlerinin yerine getirilip getirilmediğine karar verecek olan Avrupa Birliği'dir. Şuna da söz verilebilir ki, Brüksel bunların gerçek etkisini inceleyecek ve gerçekleştirilen ilerlemeler üzerinde karar verecektir" şeklindeki görüşleri aktarılmaktadır. Yorumda, ayrıca, Kıbrıs sorununun, Ankara ile muhtemel görüşmelerin başlaması konusunun başında yer aldığına da işaret edilmekte, Kıbrıs'ın ilke olarak 2004 yılında Avrupa Birliği'ne katılmasının beklendiği ve Avrupa Komiseri Romano Prodi'nin, adanın üyeliği konusunda mutlak bir "şartın" söz konusu olmadığını tekrarlasa dahi, Brüksel'in birleşik bir Devlet ile görüşmeyi yeğleyeceği kaydedilmektedir.
ESKİ SAYILAR |