11/09/2002                       

                                       

     ANKARA, 11/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  10 Eylül 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            AZERBAYCAN BASINI: 

            Yeni Musavat gazetesinin (10/09) "MHP Anayasa Mahkemesi'ne  Başvuruda Bulundu" başlıklı yazısında, MHP'nin, AB kriterlerine  uyum paketinin iptali istemiyle  Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda  bulunduğu bildirilmektedir. MHP'li Devlet Bakanı Faruk Bal, MHP  Meclis Grup Başkanı  Mehmet Şandır ve Milletvekili Mehmet  Nacar'ın başvuru dilekçesini   Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri  Ahmet Hamdi Yapıcı'ya sundukları belirtilen yazıda, Devlet  Bakanı Faruk Bal'ın, MHP'nin paketin kabul edilmemesi yönünde  çaba göstermesine rağmen diğer partilerin bu paketi kabul  ettiklerini, dolayısıyla teröristler için idam cezasının  kaldırılmasını öngören bu paketin iptalini istediklerini ifade  ettiği aktarılmaktadır.

           
           FRANSA BASINI: 

            Le Figaro gazetesinin (10/09) "Kıbrıs... Annan, Denktaş  ve Kleridis'i Dün Biraraya Getirdi... Diyalog Paris'te  Başarısızlığa Uğradı" başlıklı ve Luc de Barochez imzasıyla  yayımlanan yazısında, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Paris'te  Kıbrıs Türk ve Rum liderleri ile yaptığı görüşmeden söz  edilmekte, ancak görüşmenin başarısızlıkla sonuçlandığı  bildirilmektedir. Kıbrıslı liderler üzerindeki uluslararası  baskının arttığı, Aralık ayında Kopenhag'da gerçekleşecek ve  2004'te AB genişlemesine dahil olacak ülkelerin listesini  belirleyecek Avrupa Zirvesine az bir zaman kaldığına dikkat  çekilen yazıda, “Sene sonundan önce gerçekleşecek Kıbrıs için  bir anlaşma,  birleşmiş bir adanın Avrupa Birliği'ne üye  olmasını sağlar.  Bu, herkesin işine gelir. Aksi takdirde,  bölünmüş bir adayı  kabul etme perspektifi, AB'ye saatli bomba yerleştirmekle aynı anlama gelir. Ancak Onbeşler'in başka  seçeneği yok. Yunanistan, Afrodit adasını içermeyecek bir  genişlemeye vetosunu koyacaktır” denilmektedir. Kofi Annan'ın,  acil bir şekilde bu engeli ortadan kaldırmaya  çalıştığına  işaret edilen yazıda, diplomatların, Ankara'ya yeni bir hükümet  getirmesi beklenen 3 Kasım'daki milletvekili seçiminden önce  ilerleme beklemedikleri kaydedilmektedir. Çözüm yolunda bugüne  kadar gerçekleştirilen müzakerelerin hatırlatıldığı yazıda,  müzakerelerin, adanın birleşmesi çerçevesinde Kıbrıslı Türkler  tarafından talep edilen "bağımsızlık" konusuna takıldığı ifade  edilmekte ve şöyle denilmektedir: "Birleşme meselesi sadece  AB'nin genişleme müzakerelerini değil, Türkiye'nin Avrupa'ya  yaklaşma çabalarını da zehirliyor. Yunanistan'la birlikte Doğu  Akdeniz'in stratejik dengesine bağlı olan Türkiye, bölünmüş  adanın AB'ye girmesini bir başarısızlık olarak görüyor. Halbuki  birçok diplomat, birleşme anahtarının Ankara'da olduğunu  düşünüyor. Türk yetkililer, adanın birleşmesi yönünde kesin  bir karar almazlarsa hiçbir ilerleme olamaz. Bununla birlikte,  Kıbrıslı Türk lider Rauf Denktaş'ın statükoyu bırakması  kendisine fazla bir kazanç sağlamayacaktır."

 

            RUSYA BASINI: 

            Nezavisimaya Gazeta'nın (10/09) "Türkiye, Seçimlere  Hazırlanıyor... Dışişleri Eski Bakanı, Merkez Solun Lideri  Olmak İstiyor" başlıklı ve Rusya Bilimler  Akademisi Şarkiyat  Enstitüsü Uzman-Danışmanı Tarih Bilimi  Doktoru Boris Potshveria  imzalı internetten sağlanan yazısında, Türkiye'de yaşanmakta  olan siyasi gelişmelerden söz edilmekte, yaklaşan 3 Kasım  seçimlerinin önemine işaret edilmekte, yeni oluşumların  Türkiye'nin AB'ye üyeliğine bakışlarına yer verilmektedir.  Dışişleri eski Bakanı İsmail Cem liderliğinde kurulan Yeni  Türkiye Partisi'nin öncelikleri arasında, milli güçlerin  birleşmesi gerekliliğinin yer aldığı, temel amacının, krizin  aşılması ve Türkiye'nin AB'ye girişi için ekonomik ve siyasi  şartları gerçekleştirmek olduğu vurgulanan yazıda, ancak,  İslami partiler ve Batı karşıtı milliyetçilerin, özellikle  MHP'nin buna karşı çıkmaya devam ettikleri ifade edilmektedir.  Finans ve sanayi çevreleri gibi diğer siyasi partilerden  çoğunun da, Türkiye'nin AB'ye girmesinden başka alternatifi   olmadığını düşündükleri kaydedilen yazıda, Türkiye'nin AB'ye  girmesinin, yabancı yatırımcıların ülkeye akın etmesini, Türk  lirasının değer kazanmasını, kısacası ülke ekonomisinin  zenginleşmesini  sağlayacağına inanıldığı dile getirilmektedir.  Bir türlü  uzlaşmaya varılamayan, yıllar boyunca Kıbrıs  etrafında dönen  ve bir türlü sonuç vermeyen Türk-Yunan  mücadelesinin, büyük  ihtimalle Türkiye'nin AB'ye alınmasında  sadece ek bir zorluk oluşturacağı ileri sürülen yazıda, buna  rağmen Başbakan Ecevit'in, "Akdeniz adasının Kıbrıs ve dünya  kamuoyunda kabul görmeyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak  ayrılmasını engellemek yolunda belirli adımların atılması  gerekliliğini görmeden hala sert bir tavır takınmaya devam  ettiği" belirtilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI:

             To Vima gazetesinde (10/09) "Terörizmin Nedenlerine de  Bakalım" başlığıyla yayımlanan gazeteci Anni Podimata'nın  Dışişleri Bakanı Yorgo  Papandreu'yla yaptığı mülakatta,  Papandreu'nun, terörizm, Kıbrıs, Türkiye'yle ilişkiler ve AB  konusundaki görüşlerine yer verilmektedir. Papandreu'nun,  "Türkiye'de yakında yapılacak seçimler, Kıbrıs  konusunun  çıkmazdan kurtulması yönündeki belirsizliğin  sürmesine neden  oluyor. Bu arada Ankara, AB ile üyelik müzakerelerinin  başlayacağı tarihin saptanması yönünde baskı uyguluyor. Bu  konular hakkında Colin Powell ile neler konuşacaksınız?"  sorusuna verdiği şu yanıt aktarılmaktadır: "Seçimler nedeniyle  bazı konularda ilginç adımların atılamaması doğaldır. Alışveriş  ruhunda bir müzakerenin yapılması için, Kleridis'in gösterdiği,   ancak, Kıbrıs Türk tarafının gösteremediği bir cesareti  göstermek gereklidir. ABD, Kıbrıs sorununun çözümlenmesini   arzu ediyor, BM Genel Sekreteri tarafından sarf edilen çabaları  faal bir şekilde destekliyor. Doğrudan görüşmelerden olumlu  sonuçların elde  edilememesi halinde, Türkiye'deki seçimlerden  sonra, BM tarafından Kıbrıs sorununun çözümlenmesi yönünde   kendi formülünü sunmasını olası görüyorum. Türkiye'nin  Avrupa'ya yakınlaşması konusuna gelince, biz bunu olumlu  karşılıyoruz, bu tür bir gelişmenin, Yunanistan'ın, Türkiye'nin  ve AB'nin yararına olacağına inanıyoruz, yeter ki, ülke  içindeki konular üzerinde, aynı zamanda da, Kıbrıs konusu başta  olmak üzere, dış  konularda komşu ülke olumlu yönde bazı adımlar  atsın. Colin Powell'in, bu konuda Yunanistan'ın takındığı tavrı   olumlu karşılayacağına inanıyorum."

   

 

 

ESKİ SAYILAR