|
17/09/2002
ANKARA, 17/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 16 Eylül 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI: Süddeutsche Zeitung'un (16/09) "Türk Politikacılar İşlerini Kaybetmekten Korkuyorlar" başlıklı ve Christiane Schlötzer imzalı yazısında, Türkiye'de erken seçimin ertelenmesi girişiminden söz edilmekte ve bu girişim "deprem" olarak nitelendirilmektedir. 11 Eylül'de Yüksek Seçim Kurulu'na aday listelerinin bildirilmesinden sonra seçilemeyecek duruma düşen yaklaşık 300 milletvekilinin seçimin ertelenmesi doğrultusunda girişimlerde bulunduklarına işaret edilen yazıda, Başbakan Yardımcısı ve ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın da son çıkışıyla konunun destekçisi olduğuna dikkat çekilmektedir. Yılmaz'ın bu çıkışına gerekçe olarak, Ankara'nın AB için gösterdiği gayretler karşılığında olumlu bir sinyal almayı umut ettiği ve aralık ayı başında Kopenhag'ta yapılacak olan AB Zirvesi'ni gösterdiği belirtilen yazıda, Yılmaz'ın, kendi çıkarlarını da gözettiği ve barajı geçememe tehlikesiyle böyle davrandığı ileri sürülmektedir. Sosyal demokratların da, muhtemelen yüzde 10 engeline takılacağı ifade edilen yazıda, özellikle Dışişleri eski Bakanı İsmail Cem ve bölünme ürünü Yeni Türkiye Partisi'nin de şimdiden, sallantıdaki adaylar ve seçime hayır diyenler cephesine dahil edilecekler arasında sayıldığı kaydedilmektedir. İsyancıların amacının, Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırıp seçim tarihini değiştirmek olduğu ifade edilen yazıda, böyle bir senaryonun gerçekleşme ihtimalini gören Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, bu sebeple şimdiden Meclis'i feshetme yetkisinin olduğunu hatırlattığına dikkat çekilmektedir. Die Tageszeitung'un (16/09) "Türkler, Wehler'e Kızgın" başlıklı haberinde, Almanya'daki Türk toplumunun, Bielefeld'li tarihçi Hans- Ulrich Wehler'in entegrasyon ve Türkiye'nin AB'ye muhtemel üyeliği konularındaki ifadelerini şiddetle kınadığı bildirilmektedir. Berlin Türk toplumunun yaptığı basın açıklamasında, Wehler'i Tageszeitung ve Die Zeit gazetelerindeki söyleşilerinde "tam da bu hassas konularda, kaba-popülist bir terminoloji" kullanmakla eleştirdiği belirtilen haberde, Wehler'in, "Federal Almanya'nın bir yabancılar sorunu değil, bir Türk sorunu vardır. Bu Müslüman diaspora prensipte entegre edilemez. Ayrıca, çok kültürden yana iyi insanların, Samuel Huntington'un 'Kültürler Savaşı' tezine yönelik eleştirilerini de anlayamıyorum" şeklindeki sözleri hatırlatılmaktadır. Türk toplumunun, Wehler'i bir "İslam-Türk akınından" bahsetmek suretiyle "yabancı ve entegrasyon düşmanı güçlere beslenecekleri bir zemin hazırlamak ve milliyetçi çevrelerin gerekçelerini meşrulaştırmakla" suçladığına işaret edilen haberde, Wehler'in sözlerinin Türk toplumunda "derin üzüntü" yarattığının belirtildiği de kaydedilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: Reuter'in (16/09) "Türk Siyasi Partileri Geleceklerini Kurtarmak İçin Girişimde Bulundular" başlıklı haberinde, Yeni Türkiye Partisi (YTP), Anavatan Partisi (ANAP) ile Saadet Partisi (SP)'nin, Kasım ayında yapılacak seçimler öncesi seçim yasasında bazı değişiklikler yapılması için girişimde bulundukları bildirilmektedir. Haberde, bu girişimin, piyasalar tarafından 16 milyar dolarlık IMF paketinin rahatça uygulanabilmesi için gerekli görülen seçim programında karışıklığa yol açabileceği ve Irak'ın komşusu bir ülkede net ve istikrarlı bir hükümet kurulmasını isteyen NATO müttefikleri ile Ankara arasında sorunlar çıkmasına sebep olacağı ileri sürülmektedir. YTP tarafından yapılan açıklamaya göre, seçim barajının yüzde 10'dan yüzde 5'e indirilmesinin istendiği, 3 Kasım seçimlerini ertelemek için çalışılmayacağının belirtildiği vurgulanan haberde, “Mecliste sandalye sahibi olabilmek için gereken yüzde 10'luk barajın gerisinde bulunan bu partilerin her üçü bir araya gelerek parlamentonun toplantıya çağrılması için gerekli olan 110 imzayı kolayca toplayabilirler. Pek çok partinin milletvekili kendi siyasi geleceklerinden duydukları kaygı ile böyle bir fikri cazip bulabilirler. Bazı hukuk uzmanları böyle bir girişimin, anayasaya uygun olup olmadığı konusunda şüphe ediyorlar” denilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI: Elefterotipia gazetesinde (16/09) "Papandreu: Yunanistan'ın Dönem Başkanlığı Sırasında Atina, ABD-AB İlişkilerinin Gelişmesine Öncelik Tanıyacak" başlığı ve Kira Adam imzasıyla yayımlanan yorumda, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, Yunanistan'ın AB dönem başkanlığı konusu bağlamında, ABD,AB, Türkiye,Yunanistan, Kıbrıs ilişkileri ile Irak ve bölgesel sorunlara bakışı aktarılmaktadır. Dışişleri Bakanı Papandreu'nun, Amerikalı yetkililerle yaptığı temaslarda, Türkiye'nin AB üyesi olması yolunda Amerikalı yetkililerin yoğun baskısı ile karşılaştığına işaret edilen yorumda, Amerikalıların, AB-Türkiye arasında üyelik müzakerelerine yol açacak tarihin belirlenmesi konusunda baskılarda bulundukları, bunun, Türkiye'nin Avrupa'ya yakınlaşmasından yana olan Yunanistan ile ABD'in, "AB-Türkiye" konularında aynı görüşü paylaştıklarını ortaya koyduğu ifade edilmektedir. Yorumda, Papandreu'nun temaslarının ardından şöyle konuştuğu bildirilmektedir: "Biz AB-Türkiye ilişkilerindeki dinamizmin devam etmesinden yanayız. Bunu nasıl başaracağımız sorusuna hala yanıt bulunmuş değildir, ancak biz Kopenhag kriterleri ve Kıbrıs konusundaki ön şartların uygulanması halinde, AB-Türkiye arasında üyelik müzakerelerinin başlamasına yol açacak tarihin kesinlikle belirlenmesinden yanayız. Kopenhag'da yapılacak AB zirvesinde, gündeme gelecek aday ülkelerin raporlarının ve 3 Kasım tarihinde Türkiye'de yapılacak seçim sonuçlarının değerlendirmesinden sonra, Yunanistan nihai tavrını ortaya koyacaktır. Benim, hükümetin ve Yunan kamuoyunun görüşü o ki, Türkiye'nin Avrupa'ya yakınlaşması hem Türkiye içinde, hem de Kıbrıs sorunun çözümünde olumlu etki yaratacaktır... Brüksel'in ekim ayında açıklayacağı raporlarla, aralık ayında AB'ye üye olacak ülkeler de belli olacak. Normalde aday 10 ülke için "yeşil ışık" yanıyor olmalı. Ancak, Helsinki kararınca Kıbrıs konusunda tüm unsurların dikkate alınması söz konusudur. Bu arada Klerides, Kıbrıs sorununun çözümü yolunda elinden geleni yapıyor; örneğin, birçok öneride bulunuyor. Çok zor olduğu görülse bile aralık ayına kadar bir çözüm formülünün uygulanması olasılığına kapı kapanmamalı. Zira, uluslararası kamuoyunun dikkatini çeken böyle bir konuda, aralık ayına kadar ne tür gelişmelerin kaydedileceği bilinmez. Dolayısıyla, bu konunun yıl sonuna kadar ivme kazanması olasılığı vardır." Ta Nea gazetesinin (16/09) "Türkiye'ye Uyarı-Mesaj" başlıklı ve Loukas Dimakas imzalı yorumunda, Savunma Bakanı Yannos Papandoniou'nun, Kıbrıs'ın AB üyeliğine "limitsiz" tepki göstereceği şeklindeki Türk tehditlerinin, Türkiye'nin AB yolunu olumsuz yönde etkileyeceği mesajını Ankara'ya gönderdiği bildirilmektedir. Kıbrıs'ın AB üyeliğine ilişkin gelişmelerin kritik olduğu, seçim kampanyasında Türkiye'nin Avrupa'ya yakınlaşması konusunun ön planda bulunduğu sıralarda bu mesajın verilmesinin önemine işaret edilen yorumda, Yunanistan'ın, Türkiye'nin Avrupa yolunu desteklemeye kararlı olduğunu Savunma Bakanı'nın, İstanbul'u ziyareti sırasında tekrarlaması ve aynı zamanda da bu konunun Türk-Yunan ilişkileriyle bağlantılı olduğunu vurgulamasının önemli bir gelişme oluşturduğu ifade edilmektedir. Yorumda, Savunma Bakanı Papandoniou'nun, İstanbul'da, bir açıklamada bulunarak, "Türkiye'nin herhangi bir tepkisinin, uluslararası yasalar çerçevesi dışında olacak, bu gelişme de onu Avrupa'dan uzaklaştıracak ve Türk-Yunan ilişkilerinde yeni engeller yaratacak" dediği aktarılmakta, Papandoniou'nun, daha önce, Türkiye'nin, Kıbrıs sorununun çözümlenmesine katkıda bulunmasının, Ege'deki tek taraflı taleplerini kaldırmasının ön şart oluşturduğunu belirttiği hatırlatılmaktadır.
ESKİ SAYILAR |