|
18/09/2002
ANKARA, 18/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 17 Eylül 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
AVUSTURYA BASINI: Salzburger Nachrichten gazetesinin (17/09) "Genişlemenin Önündeki Engeller" başlıklı ve Hedwig Kainberger imzalı yazısında, Verheugen’in, AB'nin genişlemesi konusunda birçok sorun çıkabileceği uyarısında bulunduğu bildirilmektedir. Verheugen’in, İrlanda'daki referandum ve Kıbrıs sorununun AB genişlemesi için sorun yaratabileceği, ancak Almanya'daki seçimlerin bir tehlike yaratmadığını söylediğine işaret edilen yazıda, şöyle denilmektedir: “AB'nin 2002 sonuna kadar ve Doğu Avrupa ülkeleriyle müzakerelere paralel olarak yapması gerekenlerden biri, Türkiye ile ilişkilerin şekillendirilmesi konusunu hiç olmazsa biraz netleştirmek. Gerçi Verheugen, 2004 için planlanan Kıbrıs'ın üyeliğe alınmasıyla, daha müzakerelerin bile başlamadığı Türkiye'nin muhtemel üyeliği arasında bir bağlantı kurulamayacağına işaret ediyor. Ama yine de Yunanistan, kuzey kesimi Türk birliklerinin işgali altında olan Kıbrıs da aynı zamanda üyeliğe alındığı takdirde, AB'nin doğuya genişlemesine onay vereceğini defalarca tekrarladı. Bu nedenle AB, Türk-Yunan çatışması barışçıl bir çözüme ulaşmadan da Kıbrıs'ı bölünmüş olarak üyeliğe almak zorunda kalacak. Bu yıl sonuna kadar barışçıl bir çözüm ise ancak Türkiye'nin yıllardır beklediği şey olan üyelik müzakerelerinin başlaması konusunda taviz verildiği takdirde mümkün. Verheugen'e göre AB, Kopenhag'ta Türkiye'ye ‘pozitif, ileriye yönelik, cesaretlendirici sinyal’ vermek zorunda kalacak. Verheugen, Komisyon'un bunun için ‘ilerleme konusunda ilkeler’ hazırladığını, bunun da ‘Türkiye'deki siyasi durumla’ ve kararlaştırılmış ve daha gerekli reformların hayata geçirilmesiyle bağlantılı olacağını söylüyor.”
Die Presse gazetesinin (17/09) "Seçmen Korkusu Yüzünden Seçimler Ertelenecek mi?" başlıklı ve Jan Keetman imzalı yazısında, son siyasi gelişmelerden söz edilmekte, ANAP lideri Mesut Yılmaz’ın, Kopenhag'ta Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlamak için sabit bir tarih alabileceği ümidiyle 3 Kasım için kararlaştırılan erken seçimleri, Kopenhag'taki AB zirvesinden sonraya, 15 Aralık'a ertelemek isteği ele alınmaktadır. Yılmaz'ın, Kasım'da yapılacak seçimlerin, önemli reformların uyarlanmasını bloke edebileceğini söylediğine işaret edilen yazıda, ancak birçok gözlemcinin, Yılmaz'ın bu girişiminin ardında seçmenden duyduğu korkudan başka bir şey olmadığını düşündüğü belirtilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: Reuter’in (17/09) "AB Kıbrıs'ı Genişleme Sürecinden Çıkarabilir" başlıklı ve Gareth Jones imzalı haberinde, diplomatların açıklamalarına dayanılarak, Avrupa Birliği’nin, hassas barış görüşmelerini bozma korkusuyla, aralık ayında giriş müzakerelerine başlamaya hazır sayılacak aday ülkeler listesinden gelecek ay Kıbrıs'ı çıkarabilecekleri ileri sürülmektedir. AB liderlerinin 24-25 Ekim'de Brüksel'de toplandıklarında 10 ülkeden oluşan listelerini onaylayacakları, isimleri geçen ülkelerin en sonunda 2004'de AB'ye katılma hakkı kazanacakları belirtilen haberde, uluslararası alanda tanınan Kıbrıs hükümetinin, ekonomisini ve yasalarını AB'ye giriş için hazırlama yolunda iyi gitse de, adanın kuzeyinde “tek taraflı ilan edilmiş” Kıbrıs Türk devleti ile AB destekli görüşmelere kilitlenmiş durumda olduğu kaydedilmektedir. Bir AB diplomatının, hem barış görüşmeleri hem de 3 Kasım'da Türkiye'de yapılacak seçimlere istinaden, "Bu önemli anda Kıbrıs'ı gelecek genişleme dalgasına koymanın akıllıca olup olmayacağını sormalıyız. Seçim öncesinde Türkiye'de kargaşa yaratacak bir şey yapmak istemiyoruz. Brüksel zirvesinin zamanlaması, Kıbrıs konusunda çok kesin konuşmamamız gerektiğini gösteriyor. Bir çözüm arayışındayken her iki tarafın üzerindeki baskıyı kaldırmak eminim akıllıca olacaktır" dediği aktarılan haberde, diplomatın ayrıca, Avrupa Komisyonu'nun şüphesiz üye devletlere, gelecek ayki yıllık raporunda, Kıbrıs'ın giriş müzakerelerine başlamak ve AB'ye katılabilmek için teknik olarak aralık ayında hazır olacağını tavsiye edeceğini de sözlerine eklediği bildirilmektedir. Haberde, kendisi de aday ülke olan Türkiye’nin, sık sık AB'yi, adanın Kıbrıs Rum çoğunluğunun yanında olmakla suçladığı ve iki toplum arasında siyasi bir anlaşma sağlanmadan Kıbrıs'ı kabul etmemesi için Brüksel'i uyardığına dikkat çekilmekte, şu ifadelere de yer verilmektedir: “AB'ye üye devletlerin ve Avrupa Komisyonu'nun bu konuyla yakından ilgilendiklerini söyleyen diplomat, kullanılacak kesin dil konusunda henüz bir karara varılmadığını da sözlerine ekledi. AB diplomatları, şüphesiz Kıbrıs'ı ve Kıbrıs bunun bir parçası olmazsa bloğun daha fazla genişlemesini veto etme tehdidinde bulunan AB üyesi hamisi Yunanistan'ı rahatsız etmeyecek özenli bir ifade tarzı kullanacaktır... Helsinki'de AB devlet ve hükümet başkanları, bölünmüş bir Kıbrıs'ı AB'ye kabul edip etmemeye karar verme zamanı geldiğinde ‘konuyla ilgili bütün faktörleri hesaba katacaklarını’ söylediler.”
YUNANİSTAN BASINI: To Vima gazetesinin (17/09) "Türkçe, Türkiye'den Önce AB Üyesi Oluyor" başlıklı yorumunda, AB üyesi ülkelere gönderilen, şimdiden Türkçe'yi resmi dil olarak kabul etmeleri için hazırlıklar yapmaları gerektiğini vurgulayan bir metinden söz edilmekte ve bunun Atina'da memnunluk yarattığı ifade edilmektedir. Bazı AB üyesi ülkelerin, Kopenhag zirvesi sırasında Türkiye'nin üyeliğine karar verileceğini ya da AB-Türkiye arasında üyelik müzakerelerinin başlamasına yol açacak tarihin belirleneceğini sandığına işaret edilen yorumda, “Oysa durum farklı. Bilindiği üzere, Kıbrıs'ın AB ailesine katılması söz konusudur ve Kıbrıs'ta Yunanca-Türkçe- İngilizce olmak üzere 3 resmi dil konuşuluyor (1960 Zürih Anlaşması.) Kıbrıs'ın AB üyesi olması halinde, adada konuşulan üç resmi dil otomatik olarak AB'nin de resmi dili sayılacak. Türkçe dışında diğer iki dil geçmişte AB'nin resmi dili haline geldiğinden, geriye Türkçe'nin AB'nin resmi dili haline gelmesi kalıyor. Böylece Türkçe Türkiye'den önce AB ailesine katılacak” denilmektedir.
Elefteros Tipos gazetesinin (17/09) "Powell, Denktaş'ın Kıbrıs Sorununa İlişkin Tezlerini Ön Plana Çıkarıyor" başlıklı ve Angeliki Spanou imzalı yorumunda, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın, kurul toplantısı çerçevesinde, Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ve Türk Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel ile görüşmesine yer verilmekte, Powell’ın, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından sunulan Kıbrıs sorununa ilişkin, Belçika modeline dayanan, kapsamlı bir çözüm tarif eden öneriyle ilgilendiğine dikkat çekilmektedir. Powell’ın, Papandreu'ya hitaben, bu önerinin "önemli bir noktasını göz önünde tutmalıyız" şeklinde konuştuğu ve Denktaş metninin, "ortak devletin tek uluslararası kişiliği, dışarıda tek temsilciliği olmalı" şeklindeki paragrafından söz ettiği aktarılan yorumda, Powell’ın ayrıca,"AB konularının merkezi koordinasyonuna" ilişkin atıflar üzerinde durduğu ifade edilmektedir. Powell’ın, Amerikan diplomasisinin olumlu saydığı Kıbrıs Türk önerisinin önemini Papandreu'ya vurgulamasının, diplomatik çevreleri şaşırttığı vurgulanan yorumda, Powell’la görüşmesinden sonra İngiliz diplomat David Hannay’ın da, aynı konuyu gündeme getirmiş olduğuna işaret edilmektedir. Colin Powell'in, Papandreu ile kısa süreli görüşmesine katılan bir diplomatın açıklamasına göre, Powell’ın, Aralık ayında Kopenhag'daki zirvede, Türkiye'nin AB adaylığına ilişkin konunun kapanmasının iyi bir gelişme olacağını hatırlattığı belirtilen yorumda, “ABD Dışişleri Bakanı, Türkiye ile AB arasında üyelik müzakerelerinin başlayacağı tarihin saptanması konusuna doğrudan değinmedi ancak verdiği mesaj açıkça bu yöndeydi” denilmektedir.
ESKİ SAYILAR |