|
20/09/2002
ANKARA, 20/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 18 ve 19 Eylül 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI: AP’nin (18/09) "Uluslararası Af Örgütü, Türkiye'nin İşkence Yöntemini Kullanmaya Devam Ettiğini İddia Etti ve AB'yi Uyardı" başlıklı ve Constant Brand imzalı haberinde, AB'nin aralık ayında Ankara ile üyelik müzakerelerine başlayıp başlamama konusunda karar vermesi beklenirken, Uluslararası Af Örgütü’nün, Avrupa Birliği'ne yaptığı bir uyarıda Türkiye'de işkencenin sistematik olarak uygulanmaya devam ettiğini iddia ettiği bildirilmektedir. AB Genişlemeden Sorumlu Yüksek Komiseri Gunther Verheugen'e verilen raporda, Uluslararası Af Örgütü’nün, "yakın zamanda onaylanan yasal reformlara rağmen" Türkiye'de polis tarafından işkencenin hala "yaygın" ve sürekli bir şekilde uygulandığını belirttiği aktarılan haberde, ocak ayından haziran ayına kadar Türkiye'de yapılan incelemelerde işkence yapıldığına dair kanıtlar bulunduğunun ifade edildiğine dikkat çekilmektedir. Haberde, Uluslararası Af Örgütü'nün AB Bürosu Müdürü Dick Oosting’in, 9 Ekim'de 13 aday ülkenin yıllık gelişme raporlarını yayımlayacak olan AB'den, Türkiye'den, "işkencenin yoğun bir şekilde uygulandığı ve başkalarıyla görüşme izni verilmeyen gözaltılara hemen bir son vermesini istemesini" talep ettiği ve "AB'nin, insan hakları meselesinde her türlü yasal reformun pratikte etkisini esaslı bir şekilde değerlendirmesi gerekiyor. Kağıt üzerindeki uygunluk yeterli değil. Bu rapor, Türkiye'de reformların açıkça yeterli olmadığını gösteriyor" dediğine işaret edilmektedir. Söz konusu raporun, Türkiye'nin AB hükümetlerini üyelik müzakereleri için bir tarih belirlemeleri konusunda ikna etmeye çalıştığı bir sırada açıklanmasının önemine değinilen raporda, çoğu Doğu Avrupa ülkesi olan birçok ülkeyle müzakerelerini sürdüren AB’nin, demokratik ve ekonomik taleplerin karşılanmadığı gerekçesiyle Türkiye ile müzakerelere başlamak için bir tarih belirlemeyi ertelediği, Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel’in ise, artarda gelen ertelemelerin, Türkiye'de ciddi siyasi sonuçlara yol açacağı konusunda uyardığı kaydedilmektedir.
ALMANYA BASINI: Frankfurter Allgemeine Zeitung’un (19/09) "Türkiye'de Sistematik İşkence" başlıklı yazısında, Uluslararası Af Örgütü (AI)’nün AB Komisyonu'na ve AB'ye üye ülke hükümetlerine sunduğu rapordan söz edilmekte, zamanlamaya özellikle dikkat çekilmektedir. Yazıda, Türkiye'nin, Kopenhag'ta gerçekleşecek olan AB Zirvesinde katılım müzakerelerinin başlatılması için bir tarih saptanmasına yönelik umutlarının önünde bir engel olarak değerlendirilen raporda, Türkiye'ye karşı ağır suçlamalarda bulunularak, kısa bir süre önce kaldırılan idam cezası ve azınlık haklarının korunmasına ilişkin kararlar dikkate alınmadan, hala sistematik bir şekilde işkence yapıldığının belirtildiği kaydedilmekte ve “AI'ye göre, tutuklananların dışarı ile temasının engellenmesi de ‘işkenceye davet ve kötü muamele’ ile eşanlama geliyor. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Verheugen'in sözcüsü, AB tarafından Türkiye ile ilgili yıllık ilerleme raporunda, AI'nin raporunun da diğer görüşlerle birlikte değerlendirileceğini açıkladı. AB'nin yıllık ilerleme raporunun, planlandığından bir hafta önce, 9 Ekim'de açıklanması bekleniyor” denilmektedir.
Aynı konuya, Frankfurter Rundschau gazetesinin (19/09) "Amnesty, Ankara'yı İşkenceyi Kaldırmaya Zorluyor" başlıklı haberinde de yer verilmektedir.
AVUSTURYA BASINI: Die Presse gazetesinin (18/09) "Kıbrıs'ın Üyeliğine Kayıtsız Şartsız Evet Yok... Yeşil Işık Sadece 9 Aday Ülkeye mi Yakılacak?" başlıklı ve Doris Kraus imzalı yazısında, Brüksel’in, Kıbrıs sorununun siyasi çözümü konusundaki baskıyı devam ettirmek istediği, bu nedenle de üyelik için onayı zamanından önce vermek istemediği belirtilmektedir. Kıbrıs sorununun, “Brüksel'deki siyasi çarkların dönmesini yine zorlaştırdığı” ifade edilen yazıda, Reuters haber ajansına atfen, “AB Komisyonu'nda, 9 Ekim'deki ilerleme raporlarında 1974'ten bu yana bölünmüş olan adanın üyeliğine kayıtsız şartsız onay çıkmayacağı, yeşil ışığın şimdilik 10 yerine 9 aday ülkeye yakılacağı, bu durumda 12 Aralık'ta Kopenhag'daki genişleme zirvesine kadar bekleneceği, Zirvede devlet ve hükümet başkanlarının, Rum ve Türk tarafının sorunun çözümü için ne kadar gayret gösterdiklerini değerlendirecekleri” belirtilmektedir. Bununla, adanın yeniden birleşmesi konusundaki siyasi baskının artırılmak istendiği ileri sürülen yazıda, Yunanistan ve Türkiye’nin Kıbrıs’a ilişkin tutumunun da dikkate alındığı vurgulanmaktadır. Uzmanların, AB'nin ekim başında Kıbrıs'ın üyeliğine kayıtsız şartsız onay vermesi halinde Kıbrıs görüşmelerinin tamamen duracağını; çünkü Yunanistan'ın bu durumda, sorunun çözümü üzerinde konuşma motivasyonunun kalmayacağını, Rum kesimin üyeliğiyle yetineceğini düşündükleri kaydedilen yazıda şu ifadelere de yer verilmektedir: " Kıbrıs sorunu AB Komisyonu'nu pekala da çok meşgul ediyor. Zira Birlik siyasi boşluk içinde hareket etmiyor. Bir taraftan 3 Kasım'da Türkiye'de seçimler yapılacak ki bu seçimlerde AB ile ilişkiler belirleyici rol oynayacak. Türkiye'nin kendisi de aday, fakat insan hakları sorunları nedeniyle henüz müzakereler başlamış değil. Öte yandan Irak'la savaş olasılığı, Irak'ın komşusu ve ABD'nin müttefiki olarak Türkiye'nin stratejik dolayısıyla da siyasi taleplerinin önemini artırıyor. Kıbrıs Rum Kesimi'nin önümüzdeki dönemde AB üyeliğine alınacak olması, Ankara'nın midesine oturmuş durumda. Üçüncüsü, AB Acil Müdahale Gücü de, NATO üyesi Türkiye ile uzlaşma olmadığı sürece kağıt üstünde kalmaktan öteye gidemiyor. İşlerlik için AB'nin Türkiye'den NATO imkanlarından yararlanabilmesi onayını alması gerekiyor. Ayrıca BM, Kıbrıs sorununun çözümü için yeni bir öneri üzerinde çalışıyor.”
FRANSA BASINI: AFP’nin (18/09) "Türkiye, Kürtçe Öğretime Yeşil Işık Yaktı" başlıklı haberinde, Türkiye Milli Eğitim Bakanı Necdet Tekin'in yaptığı açıklamaya göre, hükümetin, Türkiye'nin AB'ye girişini hızlandırması beklenen reformlar uyarınca, Kürtçe öğretimin başlatılmasını sağlayacak yasal düzenlemeleri tamamladığı bildirilmektedir. Bakan Tekin’in, "bu kurslar da, diğerleri gibi verilecek, ne bir ayrım yapılacak, ne de bir ekstra yük getirilecek" şeklinde konuştuğu aktarılan haberde, Bakan’ın, bu dildeki kursların da, Milli Eğitimin temel prensiplerine ve yürürlükte olan yasalara uymak zorunda olduğunu ifade ettiğine de işaret edilmektedir.
AFP’nin (18/09) "Muhtemelen Türkiye'nin Üyelik Görüşmelerine Başlaması İçin Henüz Bir Tarih Yok" başlıklı bir diğer haberinde, Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Genel Müdürü Eneko Landaburu’nun, Aralık ayında Kopenhag'ta yapılacak Avrupa ülkeleri devlet ve hükümet başkanları zirvesinde AB ile Ankara arasında "büyük bir kriz" çıkmasından şüphe duyduğunu belirttiği bildirilmekte, bunun, Ankara tarafından talep edilen Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik görüşmelerine başlama tarihinin muhtemelen yakın bir gelecekte verilmeyeceği anlamına geleceği ifade edilmektedir. Landaburu'nun, Brüksel'de Louvain Katolik Üniversitesi ve Saint-Louis Üniversitesi öğrencileri önünde yaptığı konuşmada, "Henüz kesin sonuçlara varmadık, ancak Ankara ile Birlik arasında üyelik görüşmelerinin başlangıç tarihini muhtemelen vermeyeceğiz" dediğine işaret edilen haberde, Birlik ile üyelik görüşmelerinin başlamasının, ancak aday bir ülkenin, Avrupa "standartlarına göre demokratik kuralları" uygulaması durumunda mümkün olduğunu dile getiren Landaburu'nun, "Oysa ki Türkiye'deki mevcut politik rejimde oldukça önemli boyutlarda belirsizlikler var" dediği aktarılmaktadır. Haberde, Birliğin üyelik görüşmelerinin başlaması için bir tarih vermeyi reddetmesinin, kabul edilen reformlarla üyelik görüşmeleri yönünde "resmi onay için gerekli son adımları" gerçekleştirdiğini düşünen Ankara'nın "oldukça güçlü tepkisine" yol açacağı riskinden de söz edilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: Financial Times gazetesinin (19/09) "Türkiye İle Anlaşmazlık AB'nin Askeri Misyonunu Riske Soktu" başlıklı ve Judy Dempsey imzalı internetten sağlanan yazısında, önemli bir NATO üyesi olan Türkiye ile çıkan anlaşmazlığın çözüme kavuşturulamamasının, Avrupa Birliği'nin ilk askeri misyonunun gerçekleşme ihtimalini riske soktuğu ifade edilmektedir. Söz konusu ilk savunma misyonunun gelecek ay, istikrarsız bir Balkan ülkesi olan Makedonya'da gerçekleştirilmesinin planlandığı, AB’nin burada NATO tarafından yürütülen "Amber Fox" operasyonunu devralmak istediği hatırlatılan yazıda, 800 askerden oluşan bu küçük NATO operasyonunun, Makedonya'daki Slav çoğunluk ile etnik Arnavut azınlık arasında aylarca süren çatışmaların ardından geçen yıl varılan barış anlaşmasının uygulanmasını denetleyen uluslararası gözlemcileri koruma görevini yürüttüğü belirtilmektedir. NATO yetkililerinin, Makedonya'daki görev süresinin aralık ayına kadar uzatılmasından başka bir seçenekleri bulunmadığını söylediklerine ve Avrupa'nın, NATO'nun varlıklarını kullanması konusunda AB ile Türkiye'nin bir anlaşmaya varmayı başaramadıklarını bildirdiklerine işaret edilen yazıda, bu konuda 19 NATO üyesinin onayının gerektiğine dikkat çekilmektedir. AB'nin başarısızlığının, gelecek yılın ortalarına kadar 60 bin kişilik Acil Müdahale Gücü oluşturmak gibi iddialı bir hedef belirleyen Avrupalılar için zor bir durum yarattığı belirtilen yazıda, diplomatların, AB’nin Türkiye ile anlaşmaya varması durumunda bile, Avrupalıların yine de savunma becerilerindeki yetersizlikler nedeniyle zorlanacaklarını söylediği kaydedilmekte ve şöyle denilmektedir: “Türkiye, AB operasyonlarının karar sürecinde daha fazla söz hakkı ve Ege Denizi gibi Türkiye'nin güvenliği açısından hassasiyet taşıyan bölgelerde operasyon yapılmayacağına dair güvence istiyor. AB diplomatları, AB'ye aday olan Türkiye'ye mümkün olan her türlü güvencenin verildiğini söylediler. Anlaşmazlığın çözümünde çıkmaza girilmesi, Belçika ve Fransa gibi bazı ülkelerin, yüksek askeri risk taşımadığı gerekçesiyle, AB'nin ‘Amber Fox’ operasyonuna NATO onayı olmadan başlamasını önermesine yol açtı. Diplomatlar, AGSP'nin NATO'dan daha bağımsız olmasını destekleyen Fransa'nın planlamayı üstlenebileceğini söylediler. Fakat İngiltere, İspanya ve Almanya, NATO'yu zayıflatabileceği endişesiyle AB'nin NATO'dan bağımsız hareket etmesine karşı çıkıyor.”
KIBRIS RUM BASINI: Alithia gazetesinin (19/09) "Türk-Avrupa Krizi Genişlemeyi Tehdit Ediyor" başlıklı haberinde, AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Genel Müdürü Eneko Landaburu’nun Türkiye’nin AB’ye üyeliği ile ilgili açıklamalarına yer verilmekte, buna dayanılarak, Ankara'nın, AB'nin üyelik müzakerelerinin başlama tarihinin belirlenmesine ilişkin ümitlerinin gittikçe azaldığı ifade edilmektedir. Landaburu’nun, Türkiye'yle ilgili kesin kararın henüz alınmadığını, müzakere tarihinin, "AB standartlarına uygun demokratik kuralları uygulayan" ülkelere verildiğini söylediği ve "Türkiye'nin bugünkü rejiminde bazı önemli gri bölgeler bulunduğunu" kaydettiği, "ordunun, Avrupa standartlarına uymayan bir rol oynadığını" söylediği aktarılan haberde, ancak Brüksel'in, Ankara'nın AB'nin normal genişlemesinde sorunlara neden olabilecek tepkiler konusunda kaygı içinde olduğu belirtilmektedir. Haberde, Eneko Landaburu’nun, Kıbrıs görüşmelerinin aralık ayına kadar tamamlanmaması halinde, Türkiye'yle büyük sorun yaşanması tehlikesi bulunduğunu belirttiğine işaret edilmekte ve şu sözlerine yer verilmektedir: "En büyük endişem, Kopenhag Zirvesi'nin, AB'nin 10 yeni ülkeye açılımı toplantısı olmayacağı ve AB ile Ankara ilişkilerinde büyük bir kriz meydana geleceğidir. Türkiye'nin adaylığı konusunda gerçeklerin vaktine yaklaşıyoruz çünkü 'Türkiye'yi kabul ediyoruz ya da etmiyoruz' diyeceğiz."
ESKİ SAYILAR |