|
24/09/2002
ANKARA, 24/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 23 Eylül 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI: Frankfurter Allgemeine Zeitung'un (23/09) "Erdoğan'a Konulan Seçim Yasağına Eleştiri" başlıklı ve Rainer Hermann imzalı yazısında, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) AK Parti lideri Erdoğan'ın 3 Kasım'da yapılacak genel seçimlere katılmasını engelleyen kararının, Türkiye'de yoğun tepkilere neden olduğu bildirilmekte, eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, bu zihniyetle AB'ye üye olma çabalarının hayal olarak kalacağını dile getirirken, TÜSİAD'ın, alınan kararın demokrasinin bazı kriterlerine ters düştüğünü söylediğine dikkat çekilmektedir. Birkaç politikacının ise, adaylar hakkında karar verilmesi gereken yerin seçim sandığı olduğunu hatırlattığı belirtilen yazıda, eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün de, Türk Ceza Kanunu'nda 312'inci maddeyle ilgili kısa bir süre önce yapılan değişikliği YSK'nın dikkate almayışına üzüldüğünü açıkladığı kaydedilmektedir. AK Parti'nin lideri Erdoğan'ın yanı sıra eski İslamcı lider Necmettin Erbakan, eski İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal ve Kürt Partisi HADEP'in eski Genel Başkanı Murat Bozlak'ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmak istediklerine işaret edilen yazıda, "YSK, aldığı karara gerekçe göstermedi. Dört aday da, Türk Ceza Kanunu'nun, 'kine tahrik'le ilgili 312'inci maddesinden hüküm giymişlerdi. Oysa, uzun bir süre boyunca fikir özgürlüğünü kısıtlayan ve çok sayıda farklı görüşteki insanı demir parmaklıklar arkasına götüren bu madde, kısa bir süre önce Türk yasalarının AB normlarına uyumu kapsamında değiştirilmişti" denilmektedir.
AVUSTURYA BASINI: Kurier gazetesinin (23/09) "Avrupa Nerede Bitiyor?" başlıklı ve Clemens Neuhold imzalı yazısında, "Türkiye AB'ye girmeli mi?" sorusunun Avrupa'daki tartışmalarına yer verilmekte, bu sorunun, "Avrupa'nın nerede başlayıp nerede bittiği" sorusunu da gündeme getirdiği ifade edilmektedir. Alman Başbakan adayı Edmund Stoiber gibi muhafazakar politikacıların, Katolik Hristiyanlığı Avrupa ülkeleri arasında bir bağ olarak gördüklerinden, bu Müslüman ülkenin yaşlı kıtaya ait olmadığını düşündükleri, başkalarının da demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti olma özelliklerini ölçüt olarak aldıklarına işaret edilen yazıda, ölüm cezası ve Kürtlerin bastırılmasının, Türkiye'ye karşı argüman olarak kullanıldığı, fakat reform paketinin kabul edilmesiyle söz konusu argümanların ufalanmaya başladığına dikkat çekilmektedir. "Batıya doğru bu adımdan sonra", Türklerin müzakereler için başlangıç tarihi beklentisi içinde oldukları belirtilen yazıda, 1999'dan bu yana resmen AB adayı olan ülkeye, genişlemeden sorumlu AB Yüksek Komiseri Günter Verheugen'ın açıklamalarına dayanılarak, müzakere tarihinin verilemeyeceği, reformların "günlük yaşamdaki etkilerinin" bekleneceği kaydedilmektedir. Yazıda, AB adaylığının verilmesinin ilk etapta, bu Batılı çizgi için destek jesti olarak düşünüldüğü, Brüksel'den gelecek fazla zayıf bir sinyalin, ülkeyi bu çizgiden çıkarabileceği, ayrıca, Kıbrıs sorununun daha da tırmanabileceği, bir perspektif sunulmadığı takdirde öfkelenecek olan bir Türkiye'nin, adanın kuzey kesimini ilhak edeceği tehdidinden de söz edilmektedir. Die Presse gazetesinin (23/09) "Yüksek Seçim Kurulu Eleştirilerin Odak Noktası" başlıklı ve Jan Keetman imzalı yazısında, YSK'nın İslamcı lider Erdoğan'la ilgili kararından söz edilmekte, karar dolayısıyla YSK'nın eleştirilere hedef olduğu ifade edilmektedir. Recep Tayyip Erdoğan'ın reddedilmesinin Türkiye'de büyük tepki topladığına işaret edilen yazıda, demokratik reformların uygulanmadığı yönünde eleştiriler geldiği belirtilmektedir. "Erdoğan'ın hüküm giymesine neden olan paragraf, ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle uzun süre eleştirilmişti. AB'nin baskısıyla da yumuşatılmıştı. Başka bir deyişle, Erdoğan'ın hüküm giydiği yasa artık yürürlükte değil. Buna rağmen YSK, 3 Kasım seçimlerine katılımını yasakladı" denilen yazıda, YSK'nın bazı şüpheli kişilerin adaylığını reddetmemesi de eleştirilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: El Zaman gazetesinin (23/09) "Türkiye'de Genel Seçimlerde 60 Adayın Önünün Kesilmesinden Sonra Tartışma Başladı... Ecevit: AB İslamcılara Getirilen Yasağa Saygılı Olmalı" başlıklı internetten sağlanan haberinde, Yüksek Seçim Kurulu'nun, AK Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan, kapatılan Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, Halkın Demokrasi Partisi Genel Başkanı Murat Bozlak ve eski İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal'ın da bulunduğu tam 60 kişinin adaylığını kabul etmediği bildirilmekte, karardan sonra Türkiye'de büyük bir tartışmanın başladığı bildirilmektedir. Adı geçenlerin YSK kararı hakkında AİHM'de dava açacakları belirtilen haberde, YSK'nın, Fazilet Partisi eski milletvekili Bekir Sobacı'nın yanı sıra, Papa suikastına adı karışan, ancak delil yetersizliği nedeniyle mahkemenin beraatine karar verdiği Oral Çelik'in bağımsız adaylıklarını kabul ettiğine dikkat çekilmektedir. Haberde ayrıca, Başbakan Bülent Ecevit'in yaptığı açıklamada, AB'nin, muhafazakar siyaset adamı Recep Tayyip Erdoğan'ın 3 Kasım'da yapılacak seçimlere girmesini engelleyen YSK kararına saygılı olması gerektiğini söylediği aktarılmaktadır.
LÜBNAN BASINI: The Daily Star gazetesinde (23/09) "Erdoğan, Resmi Yasağa Rağmen Seçim Kampanyasını Yönetmeyi Planlıyor... İslamcı Parti Bir Sonraki Hükümeti Kurmaya Hazırlanıyor" başlığı ve David O'Byrne imzasıyla internetten sağlanan bir yorumda, Yüksek Seçim Kurulu'nun Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili yasaklama kararı ele alınmakta, konuyla ilgili tepkilere yer verilmektedir. Başbakan Ecevit'in, "AB Türkiye'deki yargının tamamen bağımsız olduğunu dikkate almalıdır. Hükümet hiçbir şekilde yargının işine karışamaz. Eğer AB Türkiye'de gerçek bir demokrasi istiyorsa, yargının bağımsızlığına saygı göstermelidir" şeklindeki sözleri aktarılan yorumda, eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve TÜSİAD'ın, YSK'nın Türkiye'nin AB adaylık başvurusunu tehlikeye soktuğunu söylediğine dikkat çekilmektedir.
ESKİ SAYILAR |