26/09/2002                       

                             

                                

          ANKARA, 26/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  24-25 Eylül 2002 tarihlerinde yayımlanan, Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

 

             ABD BASINI: 

            AP'nin (25/09) "Yunanistan Parlamentosu Başkanı,  Türkiye'yi AB'ye Şantaj Yapmakla Suçladı" başlıklı haberinde,  Yunanistan Parlamentosu Başkanı Apostolos Kaklamanis'in  Kıbrıs Parlamentosu Başkanı  Dimitris Christofias ile yaptığı  görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Türkiye'yi, Kıbrıs'ın  Avrupa Birliği'ne alınması halinde kuzey kesimi ilhak etme  tehditinde bulunarak, Birliğe şantaj yapmakla suçladığı  bidirilmektedir. Kaklamanis'in, "Türkiye halen sözünü  sakınmaz bir şekilde AB'ye şantaj yapıyor" şeklindeki sözleri  aktarılan haberde, Kıbrıslı Rum ve Türk taraflar arasında  yıllardır çözüme ulaşılamayan görüşmelerin ardından, soruna  bir çıkar yol bulabilme çabası çerçevesinde BM himayesindeki  görüşmelerin, 3-4 Ekim tarihinde New York'ta yapılacağına  işaret edilmektedir. Haberde, ayrıca, Kıbrıs'ın 2004 yılına  dek diğer dokuz ülkeyle birlikte AB'ye katılmasının  planlandığı, Türkiye'nin, bir çözüme ulaşılmadan adanın  Birliğe alınması halinde kuzey kesimi ilhak etme tehdidinde  bulunduğu, AB üyesi Yunanistan'ın ise, Kıbrıs'ın AB üyesi  olmaması halinde diğer ülkelerin de AB'ye katılımını  engelleyeceği uyarısında bulunduğu kaydedilmektedir.

           

            ALMANYA BASINI: 

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'un "Şimdilik Kağıt  Üzerinde" başlıklı ve Rainer Hermann imzalı yorumunda,  Türkiye'nin AB'ye giden yolunu açacak reform paketinin  büyük bir gayretle gerçekleştirilmesi başarı olarak  değerlendirilmekte, ancak, reformlarla, “vatandaşların ve  özellikle de şimdiye dek ulusal ve toprak bütünlüğünü  gerekçe göstererek insan haklarını ihlal eden kişilerin  düşünce ve tutumunun değil, sadece yasaların değiştirildiği”  ileri sürülmektedir. Çıkarılan yasaların çok azının doğrudan  yaptırım etkisinin bulunduğu, neredeyse tüm yasaların  uygulanabilmesi için ek önlemlerin alınması ve öncelikle de  yönetmelik değişikliğine gidilmesinin gerektiği vurgulanan  yorumda, paketin pratikte nasıl gerçekleştirileceğinin ise,  3 Kasım'da yapılacak erken genel seçimlerde belli olacağı,  seçimlerden “reform düşmanı” bir hükümetin çıkması durumunda,  3 Ağustos'ta alınan kararların uygulanmasının yine  “sulandırılacağı” ifade edilmektedir. Kabul edilen reform  paketinin içeriği ve kapsamından söz edilen yorumda, yapılan  değişiklik sonrasında, uygulamalarla ilgili büyük tereddütlerin bulunduğuna dikkat çekilmektedir. Yorumda, Ankara'nın bu  reform paketiyle Kopenhag Kriterlerini yerine getirdiği ve  böylece üyelik müzakerelerine başlanması gerektiği görüşünde  olduğu belirtilmekte, “Kağıt üzerinde olan şeylerin gerçek  iyileşmelere yol açıp açmayacağı hakkında bir hüküm vermek  için henüz çok erken. Ayrıca, ne kadar kapsamlı da olsa,  reform paketi tüm beklentileri yerine getirmiyor. Fakat  Türkiye önümüzdeki aylar içinde, Romanya ve Bulgaristan'ın da,  üyelik müzakerelerine başlamadan önce tüm kriterleri tamamen  yerine getirmediğine ve gösterdikleri iyi niyetin önkoşul  olarak yeterli görüldüğüne işaret edecek” denilmektedir.

 

            BELÇİKA BASINI: 

            La Libre Belgique gazetesinin (25/09) "Türkiye'ye İnsan  Hakları Konusunda Azarlama" başlıklı ve Véronique Leblanc  imzalı haberinde, Avrupa Konseyi'nin, Ankara'nın verilen  kararlara uymasını istediği bildirilmektedir. Örgütün 2002  sonbahar toplantısında Türkiye'nin durumunun ele alındığı,  2001 yılında Türkiye aleyhinde 1.059 başvurunun olduğu ve  alınan 171 kararda, 169 insan hakları ihlalinin kınandığına  dikkat çekilen haberde, önemli insan hakları ihlallerini  (keyfi tutuklamalar, işkence, gereğinden uzun gözaltı, vb.)  içeren bu kararların çoğu zaman yerine getirilmediği  belirtilmektedir. Bunun üzerine, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin, Hollandalı Sosyalist Erik Jürgens'i konuyla  ilgili bir rapor hazırlamak ve Türkiye'yi verilen kararlara  uymaya zorlamak için görevlendirdiği ifade edilen haberde,  şöyle denilmektedir: “Zamanlama iyi seçilmişti. AB'ye üyelik görüşmelerinin bir an önce başlamasını var gücüyle isteyen  Türkiye'nin Avrupa sahnesinde güzel gözükmesi kendi yararına  olacak. Türkiye, geçen Ağustos ayında idam cezasını kaldıran  (savaş hali dışında) ve Kürtlere yeni haklar tanıyan bir dizi  yasa çıkarmıştı. Avrupa Konseyi'ndeki Türk delegasyonu,  Jürgens raporuna 'yanıt hakkı' sırasında, daha fazla demokrasi  yönünde bu önemli adımı ön plana çıkardı ve raporun insan  hakları ve hukuk komisyonuna gönderilmesini istemekten  çekinmedi. Bu girişim, sonuca varılana yani bir karar  alınıncaya kadar görüşmelerin sürdürülmesi yönündeki bir  oylama ile engellendi. Erik Jürgens, 'Dünyanın zorluklar  içindeki bir bölgesinde Türkiye'nin iyi bir çalışma yaptığı  doğru; Ancak yeni yasalar eski suçları kapsamıyor. Bizi  ilgilendiren davaların yeniden görülmesine izin vermiyor.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararına rağmen hepsi  Kürt olan Demokratik Partinin 6 milletvekilinin cezaevinden  çıkmasına izin vermiyor' değerlendirmesini yapıyor. Oylamada  tereddüt olmadı: Türkiye'nin verilen kararlara uyması ve  kendisinden istenilen tazminatları ödemesi gerekiyor.  Türkiye'nin iyi niyetini göstermesi için Nisan 2003'e kadar  süresi var.”

 

            FRANSA BASINI: 

            AFP'nin (25/09) "Verheugen: Türkiye İnsan Hakları  Konusundaki Durumunu İyileştirmek Zorunda" başlıklı haberinde,  AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunther Verheugen'in,  Paris'te yaptığı açıklamada, Türkiye'ye çağrıda bulunarak,  AB'de yer alabilmesi için, "insan hakları durumunu fiili  olarak iyileştirmeye" davet ettiği bildirilmektedir.  Verheugen'in, "İnsan hakları bağlamındaki durum değişmek  zorundadır. Kağıt üzerindeki durumun uygulamaya da yansıması  gerekir. Türkiye bir buçuk yılda şaşırtıcı gelişmeler  kaydetti. Ancak, halen sürüncemede olan sorunlar bulunmaktadır.  Bunları da çözmek gerekir" dediği aktarılan haberde,  Verheugen'in, ayrıca, konuyla ilgili hiçbir aykırılığın  bulunmaması gerektiğine işaret ederek, Komisyon'un, üyelik  müzakerelerinin başlama tarihini belirlemesinin, "tüm siyasi  koşulların yerine getirilmesiyle mümkün olacağının da" altını  çizdiği kaydedilmektedir. Haberde, Avrupa Komisyonu'nun  9 Aralık tarihinde AB'ye aday ülkeleri ilgilendiren yıllık  ilerleme raporlarını yayınlamasının beklendiğine dikkat  çekilmekte, Türkiye'nin, AB'ye adaylık statüsüne sahip  olmakla birlikte, AB ile üyelik müzakerelerine henüz  başlamadığı ve Kopenhag zirvesinden bu yönde bir beklenti  içinde bulunduğuna işaret edilmektedir.

            Le Figaro gazetesinde (25/09) "Derinleşme ya da  Genişleme" başlığı ve Ekonomik Bilimler Nobel Ödülü sahibi  Maurice Allais imzasıyla yayımlanan yazıda, “Avrupa  Birliği'nin önceliği ne olmalıdır, derinleşmesi mi, yoksa  genişlemesi mi?” sorusunun yanıtı üzerinde durulmakta, temel  olarak Avrupa Birliği'nin şu anda genel olarak ekonomik ve  kültürel bakımdan derin benzerlikleri olan devletleri  topladığı vurgulanmaktadır. Ekonomik açıdan Batı Avrupa ile  Doğu Avrupa'nın farklılıklarının dile getirildiği yazıda,  şu an Doğu Avrupa ülkelerini dahil ederek Avrupa Birliği'ni  genişletmenin tek sonucunun Doğudan Batıya yoğun bir göç  ile birlikte Batıda işsizliğin ciddi ölçüde yükselmesi  olacağı ileri sürülmektedir. Yaşam seviyeleri ancak Doğuda  ve Batıda benzer olduğu zaman iki Avrupa'nın ekonomik  ortaklığının gerçekleştirilebileceği ifade edilen yazıda,  bugünkü haliyle Avrupa Birliği için gerekli ve acil olanın,  kendisini belirleyen kurumsal gecikmeyi kapatmak olduğu  belirtilmekte ve şu ifadelere yer verilmektedir: “Tercih  edilmesi gereken çerçeve, üye devletlerin siyasi bağlarını  güçlendirirken, temel haklarını muhafaza edecek bir siyasi konfederasyondur. Herhalükarda efektif bir ortak pazarın  kurulması kesinlikle ortak bir kurumsal çerçeve gerektirir.  Avrupa Birliği için bugünkü öncelik, bunun için daha çok  erken olan Doğuya açılması değil, uygun bir konfedere  çerçevenin kurulmasıdır. Doğu Avrupa'ya gelince; şu anda  yapılabilecek olan tek şey, Doğu Avrupa ile Batı Avrupa  arasında siyasi, kültürel ve bilimsel bir ortaklıktır.         Bugünkü durumda, genel olarak Avrupa, Polonya, Bulgaristan  ve Romanya'nın doğu sınırlarında durmalıdır. Hiçbir şekilde  Rusya ve Türkiye Avrupalı olarak kabul edilemezler. Rusya,  Ukrayna, Beyaz Rusya, Avrupa konfederasyonunu örnek alarak  bir konfederasyonda toplanması gereken, Pasifik Okyanusu'na  kadar uzanan çok büyük bir bütündür. Müslüman ülke ve nüfus  artışı aşırı olan Türkiye'ye gelince; Avrupa'dan her yönüyle  farklıdır. Rusya olsun Türkiye olsun, Avrupa Birliği'ne girme  istidatları yoktur. Aslında, Avrupa olsun Rusya olsun ya da  Türkiye olsun, bölgesel örgütler çerçevesinde yer almalı ve gelişmelidirler. Herhalükarda Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne  girişi ancak AB'nin her üye devletinde üçte iki çoğunlukla  kabul edilecek bir referandumla kabul edilebilir.”

 

            İSVİÇRE BASINI: 

            Neue Zurcher Zeitung'un (24/09) "Avrupa Parlamentosu'ndan  Türkiye'ye Uyarı" başlıklı haberinde, AB Konseyi'nin  Parlamento toplantısında Ankara'nın Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesi'nin kararlarına uymadığı iddiasıyla eleştirildiği  ve bunun uluslararası sorumlulukları yerine getirmemenin bir  delili olduğunun söylendiği bildirilmektedir. Parlamenterlerin, ayrılıkçılık yapmaktan dolayı 15 yıl hapis cezasına  çarptırılan Kürt Leyla Zana'nın yeniden yargılanması  gerektiğini savunduklarına dikkat çekilen haberde, Zana ve  üç arkadaşının Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından  yargılanmalarının, Temmuz 2001 yılında Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesi tarafından adil bulunmadığı hatırlatılmaktadır.

           

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Elefterotipia gazetesinin (24/09) "Avrupa'dan, Simitis'e  İyi Haberler" başlıklı ve Yorgo Karelias imzalı yorumunda,  yayımlanan kamuoyu yoklamalarının Yunanistan için iyi yönde  gelişmelerin olduğunu gösterdiği belirtilmekte, İsveç  Başbakanı Goran Person'ın, yeniden Başbakanlığa seçilmesi  ile Almanya'daki seçimleri sosyal-demokrat Schröder'in  kazanmasının da Yunanistan'ı ilgilendiren konular açısından  önemine işaret edilmektedir. Bu bağlamda Kıbrıs sorunu ve  Türkiye-Yunanistan-AB ilişkilerinin ele alındığı yorumda,  seçimlerdeki gelişmenin, AB genişlemesine, özellikle de  Kıbrıs sorunu ve Türkiye'nin olası tepkilerine ilişkin  endişelerin sona erdiği anlamına gelmediğine işaret  edilmektedir. Kıbrıs'ın AB üyeliğinin ertelenmesini isteyen  Türkiye'nin, bu tür bir gelişme olması durumunda, AB  genişlemesini engelleyerek, "veto" hakkını kullanabileceğini  söyleyen Yunanistan'ın tavırlarına dikkat çekilen yorumda,  şu ifadelere de yer verilmektedir: “Türkiye'nin birinci  amacı, kendi AB üyeliğine ilişkin müzakerelerin başlayacağı  tarihin saptanmasıdır, ancak AB üye ülkelerinin çoğu -ve de  en güçlüleri- bunu duymak dahi istemiyorlar. Böylece, Türk  talebini destekleyecek olan tek ülkenin Yunanistan olması,  Türk yanlısı sayılan başka ülkelerin ise tepki göstermeleri  olasıdır. Türk talebini reddetmeye yönelik bu görüşleri bilen  Atina, özellikle, eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile  ekonomiden sorumlu eski Devlet Bakanı Kemal Derviş'in ifade  ettiği, komşu ülkedeki Avrupa yanlısı güçleri zor duruma  düşürmemek için, Ankara'ya müzakere tarihi belirlenmese de,  en azından bir vaadin verilmesini başarma teşebbüsünde  bulunacak. Atina ile Kıbrıs'ta, bir yandan, Türkiye'nin AB  ile üyelik müzakerelerinin başlayacağı tarihin saptanması  talebine Avrupalıların red cevabı vermesi, öte yandan da,  AB'nin, Kıbrıs'ı AB üyeliğine kabul etmesi halinde,  Türkiye'nin ne gibi bir tepki göstereceği konusu doğal  olarak kaygı yaratıyor. Türkiye'nin tepkilerinin iki yönde  olabileceği sanılıyor: Birincisi Türkiye'nin, işgal  altındaki topraklarla ekonomik birleşmeyi (en ılımlı tepki) gerçekleştirmesi, ikincisi de, 'sözde' devleti ilhak etmesi.  Yunan hükümetinin bu kaygılarının, Kıbrıs'ın AB üyeliğinden  sorumlu Yorgo Vasiliou tarafından, kısa bir süre önce  hükümete ifade edilmesi ayrı bir önem taşıyor.”  

 

  

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR