27/09/2002                       

                                                                    
 

            ANKARA, 27/09(BYE)--- Yabancı basın-yayın  organlarında 26 Eylül 2002 tarihinde yayımlanan,  Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda  şu hususlara değinilmektedir:

 

            FRANSA BASINI:           

            Le Monde gazetesinin "Avrupa Reformlarını İlerletmek  Durumunda" başlıklı ve Arnaud Leparmentier imzalı yazısında,  aralıkta yapılacak olan Kopenhag Zirvesinde ele alınması  beklenen konulara değinilmekte ve 10 aday ülkenin 2004 yılı  başında AB'ye katılımıyla ilgili anlaşmanın yapılmasının  beklendiği kaydedilmektedir. Yazının, Türkiye'ye ayrılan  bölümünde ise, "3 Kasım'da Türkiye'de genel seçimler  yapılacağı, bu seçimlerin, geçtiğimiz yaz Türkiye'de alınan  demokratik 'virajı' teyit ederse, Avrupalıların Türkiye'nin  Birliğe katılmaya gerçekten çağrılıp çağrılmayacağı hususunda  'evet' ya da 'hayır' diyeceği, ancak, Onbeşler'den sinyal  almazsa, Ankara'nın bazı güçlü kapasitelerini kullanmaya   kalkışabileceği” ifade edilmekte ve şöyle denilmektedir:  "Örneğin, Birliğin NATO kolaylıklarını kullanma imkanının  önünü kesmek için Amerikalılardan yardım isteyebilir ve  özellikle de Kıbrıs'ın Birliğe katılımını karmaşık hale  getirebilir. İşin ilginç yanı ise, Ankara, her seferinde  henüz tam bir demokrasi olmadığını göstererek Onbeşler'in  işini kolaylaştırıyor. Zira Avrupalı yetkililerin, Türkiye'nin  katılımına genelde muhalif çıkan kendi kamuoylarına ters düşmeye  hiç niyetleri yok ve bu konuda 'flu' kalmayı tercih ediyorlar.”

            AFP'nin "Santer: Gelecekteki AB Acil Müdahale Gücü NATO'yu Tamamlayacak" başlıklı haberinde, Avrupa Komisyonu eski Başkanı   Jacques Santer'in yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği'nin   gelecekteki Acil Müdahale Gücü'nün rekabet ettirmeksizin   NATO'yu tamamlayacağını söylediği ve "NATO, ortak savunmanın   temel direğini oluşturmaya devam edecektir" dediği aktarılmaktadır. AB'nin, 2003 yılına kadar, 60 günlük bir süre içinde Avrupa'nın  3.800 kilometre uzağına kadar konuşlanabilecek 60 bin askerlik  bir ordu oluşturmayı umduğu belirtilen haberde, Avrupalı  yöneticilerin, AB üyesi devletlere, Washington'un mesafeli  yaklaştığı ihtilaflara askeri müdahalede bulunma imkanını  tanıyacak bu gücün uluslararası arenada Avrupa'nın rolüne  ivme kazandıracağını düşündüklerine işaret edilmektedir.

            Haberde, bununla birlikte, söz konusu Acil Müdahale  Gücü'nün bazıları tarafından eleştirildiği, zira, bunun,  NATO'yu zayıflatabileceği, Avrupa'yı ve ABD'yi bölebilecek  siyasi yapıların oluşmasına yol açabileceği olasılığından da  söz edilmektedir.

 

            İSVİÇRE BASINI: 

            Neue Zürcher Zeitung'un "Avrupa Konseyi'nde Türkiye'ye  Ağır Eleştiri" başlıklı yazısında, AİHM kararlarının Türkiye  tarafından göz ardı edilmesinin Avrupa Konseyi tarafından  ağır şekilde eleştirildiği, bu nedenle Konsey'in, büyük bir  oy çoğunluğuyla aldığı kararla Türkiye'den mahkemenin verdiği  kararlara eksiksiz uymasını talep ettiği ve ülke yasalarında  değişiklik yapılarak Türkiye'deki davaların yeniden görülmesinin sağlanmasını istediği bildirilmektedir. Özellikle düşünce  özgürlüğü ve terörle mücadele yasasının uygulanmasından  doğan çok sayıdaki insan hakları ihlallerinin de ortadan  kaldırılmasının talep edildiği belirtilen yazıda, 44 üye  ülkenin 306 milletvekilinin, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nden Türkiye'ye karşı kararlı bir şekilde harekete  geçilmesini istediği, Türkiye'nin çok çabuk tavır değiştirmeye  yanaşmaması durumunda, Ankara'ya üyelikten dolayı verilen  paralara el konulması gibi somut yaptırımların dile  getirildiği ifade edilmektedir.

            Türkiye'nin adaylık başvurusunda bulunduğu AB'nin de,  mahkemenin verdiği kararlara uyması konusunda Ankara'yı birçok  kez uyardığına işaret edilen yazıda, AB'nin, üyelik müzakerelerine başlamayı bu sorunun çözümüne de bağladığına dikkat çekilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Kathimerini gazetesinin "Gerçek Kriz Arifesinde"  başlıklı ve Kostas İordanidis imzalı yorumunda, her AB  Zirvesi'nden önce, kriz ve sürtüşme ortamı yaratmanın sık  sık uygulanan bir taktik oluşturduğu ve AB üyesi ülkelerin  hükümetlerine, AB Zirvesi'nden sonra, ulusal çıkarlarını  korumayı ve Avrupa Birliği'nin yapılanmasına katkıda bulunmayı   başarmış oldukları yönünde övünebilme olanağı sağladığı ifade edilmektedir.

            Kopenhag Zirvesi'nde "uzlaşmalı" bir çözümün, "Kıbrıs  Cumhuriyeti dahil olmak üzere, AB'ye yeni üye ülkelerin  kabul edilmesi yönünde siyasi kararın alınması ve AB ile  Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlayacağı tarihin  saptanmasını" kapsaması gerektiği dile getirilen yorumda,  bu tür bir düzenleme yapılmasının, Yunan hükümetine, Kıbrıs  Cumhuriyetinin AB üyeliğini başarma yönündeki ulusal hedefe  ulaşıldığını savunması yeteneğini sağlayacağı vurgulanmaktadır.

            Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak Türkiye'nin "ilhak",  Yunanistan'ın "veto" tehditinden söz edilen yorumda, "Ankara'nın, tehditlerini gerçekleştirmesi ve işgal altındaki toprakları ilhak  etmesi halinde ortaya çıkacak sorunlar çok ciddi olacak, çünkü  serbest Kıbrıs kesiminin AB üyesi olmasıyla, Türkiye hedefine  ulaşmış olacak; Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra  ilk kez, Batı'ya doğru genişlemiş olacak. Bununla birlikte,  bu tür bir gelişme, Kıbrıs'ta da, göçmenlerin ve adadaki  siyasi güçlerin çok sert tepkilerine yol açacak.

            Yunanistan'ın Avrupalı ortakları ve Atina'daki bazı   çevreler, Türkiye'nin bu şekilde sert bir tepki göstermesini   olası olarak görmüyorlar, çünkü bu tepki, Ankara ile AB   arasındaki ilişkileri koparacak. Bu görüş, yalnız komşu ülke   yönetimi tarafından çıkmazdan kurtulmak için tek yolun  Türkiye'nin AB üyesi olması yönünde bir kararın alınmış  olması halinde geçerli olabilir. Bu konuda da konuşmak  kesinlikle mantıklı olmaz" denilmektedir.

            Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in 25 Eylül 2002'de  Fransa Dışişleri Bakanı Dominique de Villepin ile yaptığı  görüşmeye dair Fransa Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına  internet sitesinde yer verilmiştir: Dışişleri Bakanı  Dominique de Villepin'in, Türk meslektaşı Şükrü Sina Gürel'i  kabul ettiği, iki bakanın, toplantıya, ikili konularda  derinlemesine görüş alış verişi ile başladığı ve iki ülke   arasındaki işbirliğini, özellikle de kültürel, kurumsal   ve ekonomik alanlardaki işbirliğini daha da kuvvetlendirme   hususunda görüş birliğine vardıkları bildirilmekte, şu ifadeler aktarılmaktadır: "Avrupa meselelerine gelince; Türkiye ve  Avrupa Birliği arasındaki yakınlaşma detaylı bir şekilde  ele alındı. Bakan de Villepin, Helsinki AB Konseyi sırasında  Türkiye'nin adaylığının tanınması için Fransa'nın oynadığı  rolü ve Fransa'nın AB dönem başkanlığını yaptığı sırada  Türkiye'nin üyeliği için ortaklık anlaşmasının yapıldığını  hatırlattı.

            Bakan Gürel, yeni aday ülkelerin kabulü için AB tarafından   istenen kriterlere uymak için Türkiye'nin aldığı yeni önlemleri   detaylı bir şekilde anlattı. Bakan de Villepin, bu önlemleri   memnuniyetle karşıladıklarını belirtti ve AB Komisyonu'nun,   bu yılın sonunda Kopenhag'ta yapılacak AB Konseyi perspektifi çerçevesinde, bu kriterlere saygı yolunda Türkiye'nin yaptığı  ilerlemeleri 9 Ekim'de değerlendireceğini hatırlattı.

            Görüşmede, Kıbrıs meselesi ile AB ve NATO arasındaki   ilişkiler de ele alındı. İki bakan, görüşmelerini, başta Irak  olmak üzere, uluslararası durum hakkında görüş alışverişinde  bulunarak tamamladılar."     

   

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR