|
03/10/2002
ANKARA, 03/10(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 2 Ekim 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI: AP'nin (02/10) "Atina, Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit'in Kıbrıs İle İlgili Sözlerini Överek "Önemli Bir Açıklama" Olarak Niteledi" başlıklı haberinde, Yunan hükümetinin, Başbakan Bülent Ecevit'in, Kıbrıs'ın AB'ye katılma planlarının "felakete yol açmayacağı" şeklindeki ifadelerini memnuniyetle karşıladığı bildirilmektedir. Türkiye ve Yunanistan'ın Kıbrıs konusuyla ilgilerinin önemi vurgulanan ve iki ülkenin Kıbrıs nedeniyle ihtilaflı olduğu belirtilen haberde, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin 2004 yılı itibariyle AB'ye katılım planlarına şiddetle karşı çıkan Ankara'nın, bu doğrultuda katılımın gerçekleşmesi halinde Kıbrıs'ın kuzeyini ilhak etmekle tehdit ettiği hatırlatılmaktadır. Ancak, Başbakan Ecevit'in, yaptığı açıklamayla, bu yöndeki muhalefetini bir ölçüde yumuşatmış gibi göründüğüne işaret edilen haberde, Atina'da Yunan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas'ın da Ecevit'in bu sözlerini "önemli bir açıklama" olarak nitelediği ve "Elbette ki bu açıklama yeterli değil, bu sözler hayata geçirilmelidir" diye konuştuğu aktarılmaktadır. Amerika'nın Sesi Radyosu'nun (02/10) "Brüksel'de Türkiye Lobisi" başlıklı ve Nusret Özgül imzalı haberinde, Avrupa Birliği Komisyonu'nun, Türkiye'nin adaylık süreci üzerine ilerleme raporunu yayımlamaya hazırlandığı bir sırada, Türk sivil toplum örgütlerinin son uyarılarını yapmak üzere Brüksel'e yapacakları ziyaretten söz edilmekte, söz konusu temasların önemi vurgulanmaktadır. Türk özel sektörünün Brüksel'deki temsilcilerine göre AB'nin, Türkiye'ye diğer adaylardan farklı muamele etmediğini kanıtlamak zorunda olduğu belirtilen haberde, Essen merkezli Türkiye Araştırmalar Merkezi'nin Genel Müdürü Prof. Faruk Şen'in Türk sivil toplum örgütleri ile siyasileri, başta Brüksel olmak üzere, AB başkentleri nezdinde yoğun baskı kurmaya çağırdığına işaret edilmektedir. Türkiye'nin politik çevrelerine ve sivil toplum örgütlerine yönelik olan "baskı yapın" çağırısının anlamı üzerinde durulan haberde, "Esasen Brüksel'de hava son derece farklı. AB beklemede. Alacağı olumsuz kararı dayandırabileceği yönde Türkiye'de bir gelişme olması işini kolaylaştıracak. Aksi takdirde Türkiye'yi mutlaka tatmin etmese de, en azından gönlünü alacak bir karara varması gerekecek" denilmektedir. Türkiye'nin sivil toplum örgütleri, sektörel temsilcileri ve siyasilerinin ziyaretiyle Brüksel'in adeta Türkiye'nin lobi merkezi olacağı ifade edilen haberde, şu ifadelere de yer verilmektedir: "AB'nin tek sorunu elbette Türkiye değil. 19 Ekim'de İrlanda'da yapılacak referandumun sonucu kaygıyla bekleniyor. Kıbrıs konusunda ne olacağı belli değil. Yunanistan her ne kadar Türkiye'ye üyelik tarihi verilsin diyorsa da uzmanlara göre Atina, bunu sadece Kıbrıs'ta istediğini elde edinceye kadar sürdürecek. Bu arada, Türkiye'de siyasi istikrarın sağlanması ve yeni hükümetin Avrupa politikasının belirlenmesi de beklenecek. Diğer aday ülkelerle müzakereler bitirilebilecek mi, bu da henüz belirsizliğini koruyan bir başka konu. Kısacası, aralık ayının ortasına kadar, "bu iş olmayacak" demek için zaman henüz çok erken."
ALMANYA BASINI: Frankfurter Rundschau gazetesinin (02/10) "Tutuşturucu Madde Olarak Vatandaşlık" başlıklı ve Gerd Höhler imzalı yazısında, Kıbrıs sorunu ele alınmakta, Türkiye'nin Kıbrıs sorununda Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği ile ihtilaf çizgisine gittiği ifade edilmektedir. Yazıda, Türkiye'nin Kıbrıs müzakerelerinde riskli biçimde öne çıktığı ve adanın Kuzey tarafında yaşayanlara bundan böyle Türk vatandaşlığı vermek istediği, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, ilerleme sağlanamayan Kıbrıs görüşmelerini yoluna koymak için çaba harcarken, Ankara'nın böylelikle adanın işgal altında bulunan kısmı ile "entegrasyonu" ileri götürdüğü, diğer yandan ise AB'nin, Güney'i üyeliğe almaya hazırlandığı belirtilmektedir. Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik girişimlerden söz edilen yazıda, Türkiye'nin konuyla ilişkisi şu ifadelerle açıklanmaktadır: "Birleşmenin anahtarı aslında Ankara'da bulunuyor. Türk hükümetinin uzlaşmaya hazır olduğuna dair ise herhangi bir işaret yok. Ankara'daki gözlemciler, Kuzey Kıbrıs'ın 'entegrasyonuna' yönelik anlaşmayı ilhak yolunda yeni adımlar olarak yorumluyorlar. Ankara, adanın güneyindeki Rum tarafının AB'ye alınacak olmasına karşılık, yıllardır bu tehdidi yapıyor. Bu nedenle sorun, planlanan AB genişlemesinin ve Türkiye'nin katılım arzusunun daha fazla odağı haline geliyor. Yunanistan, adanın güneyinin Türk itirazları yüzünden AB'ye alınmaması halinde, vetosunu kullanarak, bütün genişlemeyi boşa çıkarmak istiyor. Buna karşılık Türkiye, Kıbrıs konusunda çözümü geciktirdiği ve Kuzey Kıbrıs'ın ilhakı yoluyla sorunu keskinleştirdiği müddetçe katılım müzakerelerinin başlayacağını umut edemez."
AVUSTURYA BASINI: Die Presse gazetesinin (02/10) "Görünürde Türkiye'ye AB Üyeliği Yok" başlıklı haberinde, AB Komiseri Günther Verheugen'in Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili yaptığı açıklamaya yer verilmekte, "Türkiye'nin AB üyeliğinin henüz elle tutulur yakınlığa gelmediği" şeklindeki ifadesine dikkat çekilmektedir. Son 18 ayda kaydedilen gelişmelere rağmen, demokrasi ve insan hakları konularında hala eksikler olduğunu söyleyen Verheugen'in, Yüksek Seçim Kurulu'nun Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili kararına atıfta bulunmasına dikkat çekilen haberde, Verheugen'in, müzakerelerin, önce Türkiye'nin üyelik için gerekli tüm siyasi kriterleri yerine getirdikten sonra başlaması gerektiğine, insan hakları örgütlerinin Türkiye'de işkencenin bitmediğini söylediklerine, siyasi mahkumların varlığının da tartışma götürmez olduğuna bağlı olduğunu dile getirdiğine işaret edilmektedir. Verheugen'in ayrıca, Ankara'nın müzakere tarihi almak için büyük baskı yapmasını eleştirdiği ve "Türkiye, 'şayet tarih verilmezse, bu, bizi asla istemediğiniz anlamına gelir' diyebilecek bir durum yaratmak istiyor" dediği aktarılan haberde, AB Komisyonu'nun, 9 Ekim'de aday ülkeler hakkında hazırladığı ilerleme raporlarını açıklayacağı hatırlatılmaktadır.
FRANSA BASINI: Marianne dergisinin (02/10) "Türkiye... İslamcılara Seçilme Yasağı" başlıklı Martine Gozlan imzalı yazısında, Yüksek Seçim Kurulu'nun, bazı parti liderlerine koyduğu seçilme yasağı ele alınmakta, söz konusu yasağın Türkiye'nin ne pahasına olursa olsun dahil olmak istediği AB prensiplerine ters düştüğü ifade edilmektedir. Bu kararın, aynı zamanda, siyasi rakibinin "ılımlı" olarak tanıttığı bir İslamcı hareketin sertleşmesine de sebep olabileceği ileri sürülen yazıda, "Türkiye, tarihiyle, diğer Müslüman ülkelere göre şeriatın sarhoşluğuna kendisini çok daha az geçirgen kılan salafist sapmalara karşı direniş güçleri üretiyor. Erdoğan şu ana kadar inanç ile laiklik arasında bir 'üçüncü yol' taraftarıydı. Seçilme yasağı onu bir kurban kılıyor. Camiyle devletin ayrılmasının kesin karşıtlarına malzeme vereceği muhakkak. Üstelik aşırı sağ liderlere vekillik ele geçirmelerine müsaade edildi. Ankara bu şekilde Avrupa'ya karşı tehlikeli bir oyun oynuyor. Kriz ve yolsuzluklar karşısında ayaklanan Türk kitlelerine karşı: Ankara'nın kabusu" denilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: Reuter'in (02/10) "BM'nin, 2003'e Kadar Kıbrıs Konusunda Bir Anlaşmaya Varma Umutlarını Ertelemesi Gerekebilir" başlıklı ve Michele Kambas imzalı haberinde, Kıbrıs konusunda bu yılın sonuna kadar bir anlaşma sağlanması olasılığının giderek azaldığı, bu durumda Birleşmiş Milletler'in, bir uzlaşmaya varılması yönündeki çalışmalarını yeniden ertelemesi gerektiğini kabul etmek zorunda kalabileceği ifade edilmektedir. AB'nin aralık ayında genişleme konusunda alacağı karar öncesinde bir anlaşmaya varılması için zaman hızla azalırken BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, hiçbir ilerleme kaydedilemediği yolundaki haberlere karşın, gelişmeleri gözden geçirmek üzere Kıbrıslı Rum lider Glafkos Kleridis ve Kıbrıslı Türk lider Rauf Denktaş ile bu hafta New York'ta biraraya geleceğine işaret edilen haberde, arabulucuların, AB'nin aralık ayında vereceği karardan önce herhangi bir anlaşma sağlanacağından umutlu olmadıkları kaydedilmektedir. Bir anlaşma olmadan Kıbrıs'ın bölünmüş bir ada olarak üyeliğe kabul edilmesi halinde Türkiye'nin, kendi AB üyeliği umutlarını da suya düşürecek bir tutumla, adanın kuzeyini "ilhak etme" tehdidinde bulunduğu hatırlatılan haberde, görüşmeleri yakından takip eden kaynakların, 3 Kasım'da yapılacak seçimler yaklaşırken Kıbrıs meselesinin Türk siyasetine malzeme olmasını istemeyen Annan'ın, kasım ayı ortalarına kadar bir barış planı sunabileceğini belirttiği aktarılmaktadır. Bir anlaşmaya varılması konusunda zaman darlığına dikkat çekilen haberde, Lefkoşa'da bulunan bağımsız bir düşünce kuruluşundan uzman James Ker-Lindsay'ın, geçici bir düzenlemeden söz ettiği, "Türklere birşeyler sunmaları gerekecek" diyerek, "yazın onaylanan reformlar konusunda fikrini değiştirmediği sürece eğer Brüksel'den AB üyelik müzakereleri için bir başlangıç tarihi belirlenerek Ankara'nın ağzına bir parmak bal çalınırsa, Kıbrıs görüşmelerinin devam edebileceğini" de sözlerine eklediği aktarılmaktadır.
ESKİ SAYILAR |