|
04/10/2002
ANKARA, 04/10(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 3 Ekim 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI: Deutsche Welle radyosunun (03/10) "Türklerin de Bir Seçimi Var" başlıklı ve Baha Güngör imzalı internet sayfasında yer alan bir yazıda, Türkiye'de yaşanan siyasi gelişmelerden söz edilmekte, seçim tarihinin ertelenmesine yönelik girişimlerin TBMM'de başarısızlıkla sonuçlandığı bildirilmektedir. Yazıda, 2004 yılında yapılması gereken genel seçimlerin, milliyetçilerin 1999 yılında kurulan üçlü koalisyonun AB ile yakınlaşma politikasından uzaklaşıp yaşanan tartışmalardan sonra öne alındığı, milliyetçilerin idam cezasının kaldırılmasına, özel okullarda Kürtçe eğitime ve Kürtçe radyo-televizyon yayınına izin verilmesine sözde ülkenin bölünmesini sağlayacağı nedeniyle karşı çıktıkları, buna karşılık Başbakan Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Yılmaz'ın, Türkiye'nin üyelik prosedürünü hızlandırmak için uyum yasalarına saygı gösterilmesini savundukları hatırlatılmakta, halkı Müslüman olan tek NATO ülkesi Türkiye'nin, üç yıldır AB'nin aday ülkeleri arasında bulunduğu ve Kopenhag'taki AB zirvesinde üyelik müzakerelerine başlamak için somut bir tarih verilmesini umdukları ifade edilmektedir.
Kölner Stadt-Anzeiger gazetesinin (02/10) "Ankara Kıbrıs Kartını Oynuyor" başlıklı ve Gerd Höhler imzalı internetten sağlanan yazısında, Türkiye'nin, adanın güney kesiminin AB'ye alınmasını engellemek için kuzeyin ilhakına hazırlandığı ileri sürülmekte, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, “durmaya yüz tutan” Kıbrıs görüşmelerini sürdürmeye çaba sarfederken ve AB, bölünmüş adanın güneyini üyeliğe almaya çalışırken, Türkiye'nin, "entegrasyon" için atacağı adımları açıklamasına dikkat çekilmektedir. Hafta başında Ankara'da imzalanan bir anlaşmanın, Kıbrıs Türklerinin bundan sonra sürekli Türk vatandaşlığına sahip olabileceğini öngördüğüne, adalet ve iç güvenlik alanında da Türkiye'yle Kuzey Kıbrıs arasındaki işbirliğinin yoğunlaştırıldığına işaret edilen yazıda, ortak bir komisyonun ise, "derinleştirilmiş bir entegrasyonun" sağlanabilme olasılıklarını inceleyeceği ifade edilmektedir. Yılın ilk ayından bu yana KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Kıbrıs-Rum kesimi lideri Glafkos Kleridis'in Kıbrıs sorununun çözümü üzerine müzakerelerde bulundukları, ancak, şu ana kadar önemli bir adım atılamadığı dile getirilen yazıda, her iki tarafın da New York'ta BM Genel Sekreteriyle biraraya gelecekleri toplantının önemi vurgulanmaktadır. Kıbrıs'ta uzlaşmanın anahtarının Ankara'nın elinde olduğu, ne var ki Türk hükümetinin taviz vermeye hazır olduğu yönünde hiçbir işaret bulunmadığı belirtilen yazıda, tam aksine Ankara'daki gözlemcilerin, Kuzey Kıbrıs'ın "entegrasyonuna" yönelik anlaşmayı adanın yarısının Türkiye tarafından ilhakı doğrultusunda bir adım olarak yorumladıklarına dikkat çekilmektedir. Yazıda, ayrıca, “Bu nedenle Kıbrıs sorunu giderek AB'nin genişleme planının ve Türkiye'nin üyelik çabalarının odak merkezi haline gelmekte. Türkiye'nin itirazları nedeniyle adanın güneyinin üyeliğe alınmaması halinde Yunanistan vetosuyla genişleme sürecini engellemek niyetinde. Tersi düşünüldüğünde Türkiye, Kıbrıs çözümüne itiraz da ettiği ve buna karşı bir çalışmada da bulunduğu müddetçe üyelik müzakerelerine başlamayı umamaz” şeklindeki ifadelere de yer verilmektedir.
FRANSA BASINI: AFP'nin (03/10) "Atina, Kıbrıs-Türk Kesiminin AB'ye Üyeliği Konusunda Problemler Olduğunu Kabul Ediyor" başlıklı haberinde, Yunanistan'ın yaptığı açıklamada, adanın birleştirilmesi konusunda bir çözüm perspektifinin bulunmayışı nedeniyle, önümüzdeki aralık ayına kadar Kıbrıs'ın tamamının AB'ye üyeliği konusunda güçlükler olduğunu kabul ederek, bu durumun da, Kıbrıs-Türk kesimini üyelik dışında bırakacağını belirttiği bildirilmektedir. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Panos Beglitis'in, adanın bölünmüşlüğü konusunda "siyasi bir çözüm bulmayı arzu ediyor ve AB'ye her iki toplumun da üye olabilmesi için çaba sarfediyoruz; ancak, gelişmeler ışığında ve gerçekçi olmak adına önümüzdeki aralık ayına kadar bunun mümkün olamayacağı kaygısını taşıyoruz" şeklinde değerlendirmede bulunduğu aktarılan haberde, bununla birlikte, bir basın toplantısı sırasında yaptığı açıklamada ise, sözcünün, "ileride Kıbrıs-Türk kesiminin birleştirilmiş Kıbrıs ve AB ile bütünleşmesi konusunda tüm kanalların açık kalması gerektiğinin" altını çizdiğine işaret edilmektedir. Haberde, Kıbrıs'ın, AB'nin genişlemesi sürecindeki ilk on aday ülke arasında bulunduğu ve üyeliği konusundaki yeşil ışığın da önümüzdeki aralık ayında yapılacak Kopenhag Zirvesi'nde yakılmasının beklendiği ifade eilmekte, ancak bugüne kadar Kıbrıslı iki lider arasında gerçekleştirilen görüşmelerden bir sonuç çıkmadığına dikkat çekilmektedir.
Le Point dergisinde (03/10) "Türk Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'e Sorular... Türkiye İçin, Irak'ın İstikrarı Esastır..." başlığı ve Pierre Beylau imzasıyla yayımlanan Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'le yapılan röportajda, Bakan Gürel'in Irak konusu ve Türkiye'nin AB'ye adaylığı konusundaki görüşlerine yer verilmektedir. Röportajda, Türkiye için Irak'ın istikrarının esas olduğu, ancak, Irak'ın kuzeyinin, terörist üsler barındıran hukuk dışı bir bölge olması bakımından Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili bir bölge olduğunu vurgulayan Bakan Gürel'in, Türkiye'nin AB'ye adaylığı konusunda da şu görüşleri aktarılmaktadır: “Türkiye, bölgedeki istikrar ve demokrasi adasıdır. Avrupa'nın, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlaması için bir tarih belirlemeyi reddetmesi, ülkemde fevkalade büyük bir hayal kırıklığına yol açabilir. Bazıları, Avrupa'nın bir gün Orta Doğu ülkeleriyle ortak sınıra sahip olmasından çekiniyor. Ama bizim Avrupa'ya girişimizi reddetmek, bir gün Türkiye'nin de bir Orta Doğu ülkesine dönüştüğünü görme riskini göze almak demektir.”
İNGİLTERE BASINI: Reuter'in (02/10) "AB Üyeliği Konusunda Kıbrıs, Türkiye'nin Uyarılarını Önemsemiyor" başlıklı ve Michele Kambas imzalı haberinde, Kıbrıs sorunu ele alınmakta, Kıbrıs'ın AB ile müzakerelerini yürüten heyetin başkanı Vassiliu'nun yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, Kıbrıs'ın gelecekte AB'ye katılımı konusunda bir krize yol açması durumunda uluslararası kınamayla ve tecritle karşı karşıya kalacağını söylediği aktarılmaktadır. Türkiye'nin “ilhak” tehdidinin de hatırlatıldığı haberde, “böyle sert bir hamlenin, Ankara'nın on yıllardır süren AB'ye katılma umutlarını da suya düşürebileceği” ileri sürülmektedir. Kıbrıslı liderlerin New York'ta gerçekleştirecekleri görüşmenin önemine işaret edilen haberde, geçen dokuz aydan beri her iki tarafın da görüşme sürecinde bir ilerleme kaydedemediği vurgulanmaktadır.
The Guardian gazetesinin (03/10) "AB'ye Katılım İçin Geri Sayım Başladı ve Kıbrıslı Liderler Birleşme Adına Son Bir Hamle Daha Yapacaklar" başlıklı ve Helena Smith imzalı internetten sağlanan makalede, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik Türk ve Rum liderlerinin New York'ta gerçekleştirecekleri görüşmenin önemine işaret edilmekte, çözümün sağlanmasının, gerek AB'nin genişlemesi, gerekse Türkiye ile Yunanistan'ın istikrarı bakımından gerekliliği dile getirilmektedir. Kıbrıslı iki liderin, Batı'nın bu diplomatik çıkmazı aşması yolunda dostane bir çözüme ulaşmak için yalnızca iki ayı olduğu ifade edilen makalede, zamanın daraldığına da dikkat çekilmektedir. Adayla ilgili daha önce gerçekleştirilen ve çözüme yönelik bir çözüme ulaşılamayan görüşmelerden de söz edilen makalede, uluslararası alanda tanınan Kıbrıs Rum yönetiminin tüm ada adına AB ile üyelik görüşmelerini yürüttüğü, ancak Denktaş'ın, Brüksel ile yürütülen görüşmelere katılması için yapılan davete “burun kıvırdığı” ve Türkiye'nin, adanın herhangi bir uzlaşmaya varılmadan birliğe katılması halinde kuzey bölgesini ilhak etme tehdidini sık sık tekrarladığı belirtilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI: Elefteros Tipos gazetesinin (03/10) "Ulusal Konularda Önemli Gelişmeler" başlıklı yorumunda, Kıbrıs sorunu başta olmak üzere, Kıbrıs'ın AB üyeliği, Avrupa ordusu, Türk-Yunan ilişkilerinin gidişatı, 3 Kasım tarihinde Türkiye'de yapılacak seçimler ve olası Irak operasyonunun New York, Atina, Lefkoşa, Ankara arasındaki diplomasi trafiğinin yoğunlaşmasına yol açtığı ifade edilmektedir. Şu aşamada, perde arkasında bu konular üzerinde yapılan "pazarlıklar" hakkında kimsenin bilgi sahibi olmadığı, çünkü Yunan hükümetinin bu konularda kapalı kapılar ardında hareket etmenin yararlı olduğunu düşündüğü belirtilen yorumda, Atina'nın yakındığı konunun, Ege'nin karşı yakasında genel seçimler yapılacağı için "güçlü bir muhatap" bulamaması ve tüm konuların 3 Kasım sonrasına sarkması olduğu kaydedilmektedir.
ESKİ SAYILAR |