|
07/10/2002 ANKARA, 07/10(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 07 Ekim 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Süddeutsche Zeitung'un "AB, Türkiye'ye Verilecek Mali Desteği Artırıyor" başlıklı ve Alexander Hagelüken imzalı yazısında, AB Komisyonu'nun, "AB'nin doğuya genişleme takvimini kurtarmak için", Türkiye'ye gelecek yıldan itibaren oldukça yüksek miktarda mali yardım vermek istediği bildirilmektedir. Genişleme Zirvesi öncesinde AB üyeliğiyle ilgili yoğun baskı yapacağı tahmin edilen Türkiye ile ihtilafın engellenmesi amacıyla, ödenecek mali desteğin bir milyar euroya çıkartılacağı belirtilen yazıda, AB Komisyonu'nun, bu mali tavizle, AB Hükümet Başkanları'nın Kopenhag'daki zirvede, Türklerin, on yeni ülkenin Birliğe alınmasıyla ilgili kararın verileceği zirveyi bloke etmelerini engellemek istediği ileri sürülmektedir. Yazıda, ayrıca, aşırı miktarda yükseltilen mali yardımla, AB'ne üye ülkelerin, Türkiye'ye katılım müzakerelerinin başlatılması için tarih verme konusundaki isteksizliğin örtbas edilmek istendiği ifade edilen yazıda, AB üye devletlerine göre Türkiye'nin, insan hakları ihlalleri gibi konularda önceden de olduğu gibi hala üyelik kriterlerini yerine getirmediği iddia edilmektedir. Aynı konuya, Die Welt ve Frankfurter Rundschau gazetesinde de yer verilmektedir.
BELÇİKA BASINI:
Le Soir gazetesinin "Kaçınılmaz Evlilik" başlıklı haberinde, Dış Ticaret Bakanı Didier Gosuin'in İstanbul ziyaretinden söz edilmekte, Türkiye'nin Brüksel için önemi dile getirilmektedir. Bakan'ın, İstanbul ziyaretinin sonunda yaptığı, "Türkiye'ye ihracat, Brüksel ihracatının sadece yüzde 1'ini oluşturuyor. Bu rakamı, ancak böyle bir ziyaretle ve son üç yılda Doğu Avrupa ve Akdeniz çevresindeki ülkelerde yaptığımız gibi ticaret ataşeleri göndererek yükseltebilirdik. Bu, aynı zamanda, Avrupa ve Asya arasında köprü görevi yapan pazara girmek için bir fırsat oldu" şeklindeki açıklamasına yer verilen haberde, ayrıca, heyetin İstanbul'da çok iyi karşılandığını belirterek, "Hak ettiğimizden daha iyi karşılandık. Bu, Brükselliler ve İstanbullular için ekonomik ilişkilerin ne kadar kaçınılmaz olduğunu ortaya koyuyor" dediği aktarılmaktadır. Haberde, Belçika'daki Türk toplumunun üçte birinin Brüksel'de yaşadığı belirtilmekte, Türk ihracatının yüzde 50'sinin yapıldığı İstanbul'da Brüksel Bölgesi Ticaret Ataşesi Sabih Akay'ın da, "Burada, iki ülkenin ve kentin gelişmesi için birlikte çalışmamız gereken iş adamları var. Özellikle, hizmet ve araştırma sektörü ile yeni teknolojiler gibi. İstanbul'da hala çalışan tramvayları geçen yüzyılın başında Belçika'nın sattığını unutmayalım. Bu açıdan Belçika ekonomi heyetinin davetine 200 Türk şirketinin yanıt vermesi olumludur. Türkiye aynı zamanda, Brüksel'e iki adım uzaklıktaki 70 milyon tüketici demektir. Orta Asya ve Balkan pazarı için bir köprüdür. Bunun yanında, Brüksel Türkler için Belçika'yı, Avrupa'yı ve NATO'nun merkezini simgeliyor. Bütün bunlar, AB üyelikleri perspektifinde kaçınılmaz bir evliliktir" dediğine işaret edilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin "Yılmaz: Türkiye'ye Bir Tarih Vermek Komisyon'un Değil 15'lerin İşi" başlıklı haberinde, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın, yaptığı basın açıklalmasında, Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerine başlama tarihi konusundaki "siyasi" kararın, Avrupa Komisyonu'na değil, AB'ye üye 15'lere bağlı olduğunu belirttiği bildirilmektedir. Yılmaz'ın, Avrupa'nın geleceği konusunun ele alındığı Konvansiyon'un tam katılımlı oturumunun çalışmalarına katıldığı Brüksel'de yaptığı açıkalamada, "Komisyon, müzakerelerin başlaması konusunda bir tarih belirlenmesine karar vermek durumunda değildir. Zira, bu siyasi bir karardır. Tarihi, devlet ve hükümet başkanları belirlemelidir" dediği aktarılan haberde, Birlik kaynakları tarafından yapılan açıklamaya göre ise, Komisyon'un, Birliğin genişlemesi konusunda 9 Ekim tarihinde yayımlanacak olan yıllık raporunda, Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlama konusunda bir tarihe yer vermeyeceği kaydedilmektedir. Yılmaz'ın açıklamalarının devamında, Avrupalı yetkililerle son gelişmelere atıfta bulunarak, Türkiye konusunda bir "bekle gör politikasının hakim olduğunu hissettim" şeklinde vurgulamada bulunduğu belirtilen haberde, Yılmaz'a göre, 3 Kasım seçimlerinin, "AB taraftarlığı ya da karşıtlığı" konusunda bir referandum olarak algılanabileceği ifade edilmektedir. Le Figaro gazetesinin "Türkiye: Öcalan İdam Cezasından Kurtuluyor" başlıklı ve Eric Biegala imzalı yazısında, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, Öcalan'ın idam cezasının kaldırılarak ömür boyu hapis cezasına çevrilmesi kararı ele alınmakta, cezanın, Meclisin geçtiğimiz ağustos ayında kabul ettiği reform yasa tasarısı doğrultusunda kaldırıldığı ifade edilmektedir. Ecevit hükümetinin Avrupa yanlısı üyelerinin, birkaç ay önce kimsenin savunma riskini göze almayacağı söz konusu reformları, diğer Türk siyasi kesime kabul ettirmek için hükümetin içinde bulunduğu ciddi krizden yararlandığı ileri sürülen yazıda, yapılan reformların, Avrupalılardan üyelik müzakerelerinin başlaması için kesin bir tarih alma amacını taşıdığı iddia edilmektedir. Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in, bu amaç doğrultusunda, bu isteğin önemini anlatmak ve Kopenhag Zirvesi sırasında Onbeşler'in bu fikri benimsemelerini sağlamak için Avrupa'yı dolaştığına işaret edilen yazıda, "ara vadede ise, Avrupa Komisyonu'nun, içinde Türkiye'nin de bulunduğu AB adaylarının gösterdikleri yıllık gelişme raporu olan 'dönem raporu'nu gelecek çarşamba günü sunması bekleniyor. Kürt asilerin eski liderinin bugünden itibaren yararlandığı ceza değişikliğinin zamanlaması bu nedenle özellikle çok önemliydi” denilmektedir. Les Echos'da "AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunther Verheugen İle Söyleşi... 'Fransız Kamuoyunun Genişleme Karşısındaki Muhalefetinden Endişe Duyuyorum'" başlığıyla yayımlanan Catherine Chatignoux ile Jacques Docquiert tarafından AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunther Verheugen ile yapılan bir söyleşide, AB'nin genişlemesi konusu bağlamında Türkiye'nin adaylığı ile ilgili açıklamalarına yer verilmektedir. Söyleşide, Verheugen'in, "AB Komisyonunun aday ülkelerle müzakerelerin durumunu içeren raporlarını 9 Ekim'de açıklayacağını, 10 aday ülkenin (3 Baltık ülkesi, Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Malta ve Kıbrıs) muhtemelen, müzakereleri tamamlamaya davet edileceğini ve 2004 yılı ortasından itibaren AB'ye katılmalarının beklendiğini, zira bu ülkelerin geçtiğimiz yıl içerisinde ilerlemeler kaydettiğini ve üyelikleriyle ilgili siyasi ve ekonomik tüm şartları yerine getirdiklerini düşündüğünü, geriye bu müstakbel üye devetlerin Birliğe girdikleri andan itibaren topluluk hukukunu yüzde yüz uygulamaya muktedir olup olmadığı sorusunun kaldığını, Komisyon'un da bunun cevabını 9 Ekim'de vereceğini" ifade ettiği aktarılmaktadır. Söyleşide, "Türkiye'ye ayrılacak rapor ne içerecek?" sorusunu ise Verheugen'in şöyle cevapladığı bildirilmektedir: "Türkiye, üyeliğe aday ama onunla müzakere halinde değiliz, zira bizim siyasi kriterlerimizi yerine getirmiyor. Komisyon raporunda, onsekiz aydan beri kaydedilen ilerlemeleri not edecektir. Türkiye, daha fazla demokrasi ve insan haklarına daha fazla saygı babında son elli yıla göre önemli bir değişime uğradı. Dolayısıyla stratejimizin etkili olduğunu düşünüyorum. Ama bu demokratik süreç, insan haklarını savunma derneklerine göre halen işkencenin uygulandığı, siyasi tutukluların olduğu ve gazetecilerin hapse atıldığı bir ülkede yoluna devam etmek durumundadır. Aralık'ta Kopenhag'da yapılacak zirve sırasında ki Türkiye'de de genel seçimler yapılmış olacak, bu ülkeyle ilişkilere verilecek maiyet incelenecektir." Verheugen'in, Kıbrıs konusundaki bir soruyla ilgili olarak, "Bizim dileğimiz, barış içindeki bir adayı bünyemize almaktır ve bunun üyelikten önce gerçekleşmesinin halen mümkün olduğunu düşünüyorum. Türkiye'deki genel seçimlerden sonra Kıbrıs dosyasının kıpırdayacağını ümit ediyorum. Ama Birlik, ilkesine sadık kalacaktır. Ada hakkındaki siyasi çözüme varılması üyeliği için ön şart değildir" şeklindeki açıklamasına yer verilen söyleşide, Verheugen'in İrlanda ve Fransa konusuna da dikkat çektiği belirtilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
The Independent gazetesinde "AB 10 Ülkeyi Üyeliğe Davet Etmeye Hazırlanıyor, Ancak Türkiye İçin Tarih Belirlenmedi" başlıklı ve Stephen Castle imzalı haberinde, Avrupa Komisyonu'nun, önümüzdeki hafta yayımlanacak raporun önemine işaret edilmekte, Komisyon'un, 10 ülkeye 2004 yılında üyelik için yeşil ışık yakacağı ve iki ülkenin de 2007 yılında üye olabileceğini bildireceği, ancak, insan hakları siciline ilişkin iddiasıyla adaylığı engellenen Türkiye'nin üyelik başvurusu konusunda görüşmelerin başlaması için tarih veremeyeceği belirtilmektedir. Önümüzdeki hafta yayımlanacak raporda, Ankara'nın, ölüm cezasını barış zamanında kaldıran ve Kürt azınlığına kültürel haklar tanıyan değişiklikleri içeren reformları gerçekleştirdiği için takdir edileceği ifade edilen haberde, ancak, Türklerin üyeliğinin, Kıbrıs meselesi ve bazı AB hükümetlerinin, Türkiye'nin, AB'nin sindiremeyeceği kadar büyük olduğunu düşünmeleri nedeniyle "hassas bir konu" olarak ele alındığı kaydedilmektedir. The Guardian gazetesinde "Brüksel Türkiye'yi AB'nin Girişinde Bekletmeye Devam Ediyor" başlığı ve Ian Black imzasıyla yayımlanan haberde, Komisyon'un yıllık raporunda, sırada bekleyen ilk 10 ülkeye üyelik için kabul edilecekleri söylenirken, Türkiye'ye AB üyeliği konusunda görüşmelerin başlaması için bir tarih verilmeyeceği bildirilmektedir. Söz konusu haberin, son derece hassas bir zamanda geldiğine işaret edilen haberde, Türkiye'nin iç ve dış siyasi , gelişmelerin en yoğun yaşandığı bir dönem geçirmekte olduğuna dikkat çekilmektedir. Yine de, AB liderlerinin 3 Kasım'da Türkiye'de yapılacak genel seçimlerin sonucundan etkilenirlerse, yakın gelecekte bir tarihin söz konusu, , olabileceği ifade edilen haberde, Brüksel-Ankara ilişkilerindeki bu sıkıntılı konunun, gelecek ayki seçimlerin sonucunu etkileyebileceği de ileri sürülmektedir. Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in kesin bir dille, bir tarih verilememesinin, "Türk kamuoyu üzerinde çok olumsuz etkisi" olacağını söylediği hatırlatılan haberde, şu ifadelere de yer verilmektedir: "Haftaya yayımlanacak raporun, Türkiye'nin gerçekleştirdiği ve barış zamanında ölüm cezasını kaldıran, Kürt azınlığa daha fazla kültürel hak içeren reformlardan övgüyle söz etmesi bekleniyor. Hükümetlerin aklında bulundurması gereken bir diğer düşündürücü faktör ise, Ankara'nın, Kıbrıs'ta, AB'ye kabul edilmeden önce bir barış anlaşması sağlanması olasılığını azaltabileceği. Ve bir NATO üyesi olarak Ankara, AB'nin, NATO kaynak ve ekipmanlarını kullanarak 60 bin kişilik bir acil müdahale gücü oluşturma yolunda yavaş ilerleyen çabasını engelleyebilir. Irak krizi, ABD ve İngiltere'nin stratejik bir müttefiki olarak Türkiye'nin önemini oldukça artırdı."
İRAN BASINI:
Tahran Radyosu'nun "Türkiye'nin AB'deki Konumu" başlıklı haberinde, AB'nin genişlemesi konusunda Verheugen'in açıklamalarına yer verilmekte, söz konusu açıklamaların, Türkiye hükümetinin, Kopenhag oturumuna pek fazla umut bağlamaması gerektiğini gösterdiği ifade edilmektedir. Ankara hükümetinin gerçekleştirdiği reformların önemine de değinilen haberde, ancak Türkiye'deki Parlamento seçimlerine katılmak isteyen bazı siyasi şahsiyetlerin adaylıklarının reddedilmesinin, bir kez daha Türkiye'deki demokrasi sürecinin kuşkuyla değerlendirilmesine neden olduğuna işaret edilmektedir. Avrupa ülkelerine göre Türkiye'nin, hala demokrasi alanında gereken ilerlemeyi gerçekleştiremediği ileri sürülen haberde, Türkiye'nin üyeliği konusunda AB'de değişik görüşlerin olduğu belirtilmekte ve şöyle denilmektedir: "Bir tarafta, Türkiye'nin Müslüman oluşundan ötürü AB'ye üye olmaması gerektiğini savunanlar, diğer tarafta da, Türkiye'nin AB'ye girmesine şans tanınması gerektiğini savunanlar var. Ancak bunun , gerçekleşmesi için, Türkiye'nin tıpkı diğer ülkeler gibi gerekli aşamaları katetmesi gerektiği görüşündeler. Sonuçta AB'ye hakim olan genel görüş ise, Türkiye'yi rencide etmeyecek biçimde davranmanın doğru olduğu şeklinde. Çünkü ABD'nin ve siyonist İsrail rejiminin dostu olan Türkiye, AB açısından da önemli. Gerçek şu ki, Avrupa için Türkiye'nin sahip olduğu coğrafi ve stratejik konum büyük önem arz etmekte. AB'nin Türkiye'ye karşı izlediği son tutum da zaten, Türkiye'nin bu özelliğinden kaynaklanmakta. Fakat Türkiye'de de AB üyeliğine karşı çıkanlar mevcut. Türkiye'deki bazı siyasi çevreler, Avrupa'nın, Kürtlere daha fazla kültürel hakların tanınması, idam cezasının kaldırılması ve de ordunun siyaset üzerindeki ağırlığının azaltılması gibi ön koştuğu şartlardan rahatsızlık duyuyorlar. Türkiye'de bazı kesimler de, AB isteklerine karşı daha esnek olmak gerektiğini savunuyorlar. Bu gibi çelişkiler, Türkiye'deki siyasi parti ve gruplar arasında bir takım anlaşmazlıkların yaşanmasına neden olmuştur. Nitekim, AB'nin genişlemesinden sorumlu Verheugen'in son açıklamalarını, Türkiye'deki bu çeşit anlaşmazlıkların sonucu olarak değerlendirmek mümkündür."
İTALYA BASINI:
Il Sole 24 Ore gazetesinin "Türkiye AB'ye Açılıyor ve Öcalan'ın Hayatını Bağışlıyor" başlıklı haberinde, Öcalan'ın idam cezasının müebbet hapse çevrilmesi kararı ele alınmakta, karar, "bir bağışlayıcılık jesti olmayıp, AB'ye girmeyi hedefleyen Türkiye'nin kendi sistemini Avrupa'ya uydurmak için attığı bir adım" olarak değerlendirilmektedir. Mahkeme kararının, AB'nin önemli bir dış politika temsilcisi olan Javier Solana tarafından memnuniyetle karşılanırken, teröre kurban gidenlerin aileleri ve milliyetçi sağ partiler tarafından protesto edildiği ifade edilen haberde, infazın onaylanacağını bildiği için Öcalan davasını Parlamentoya götürmekten kaçınan Başbakan Ecevit'in de bundan memnun kalmış olabileceği iddia edilmekte, "AB'ye giriş, Öcalan'dan daha önemli, zaten artık korumasız" denilmektedir.
JAPONYA BASINI:
Yomiuri Shimbun gazetesinin "Kürt Liderin Cezası Müebbete Dönüştürüldü... İdam Cezasını Kaldıran Türkiye, AB Üyeliği Bekliyor" başlıklı ve Kenichi Kubo imzalı haberinde, Anadolu Ajansı'na atfen, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 3 Ekim'de, Öcalan'ın idam cezasını, müebbet hapis cezasına dönüştürdüğü bildirilmektedir. Uzun süredir ölüm cezasını muhafaza eden Türkiye'nin, AB'den gelen eleştiriler sonucu insan hakları uyum yasalarını, geçen ağustosta Parlamento'dan geçirdiği hatırlatılan haberde, DGM'nin bu kararıyla, Türkiye'nin AB üyeliği yolundaki engellerin ortadan kalktığı, öte yandan, bu karara milliyetçi kesimin şiddetli tepki göstermesinin beklendiği kaydedilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Antenna televizyonunun "AB'nin Türkiye'nin Bölünmesine İlişkin Korkuları" başlıklı haberinde, Avrupa Birliği'nin, Irak'a karşı olası bir savaştan dolayı Türkiye'nin bölünmesinden korktuğu ileri sürülmekte, Avrupa Komisyonu üyelerinin, bu kaygılarını, genişleme konusunu görüşmek için yaptıkları toplantıda dile getirdikleri bildirilmektedir. Avrupa Komisyonu üyelerinin, "Türkiye'nin bölünmesinin, kendi ülkelerini kurmak için Kuzey Irak ile birleşmek isteyecek olan Türkiye'deki Kürtlerin askeri nitelikte bir ayaklanması şeklinde olabileceğini savundukları" belirtilen haberde, bundan dolayı, Avrupa Birliği'nin, Türkiye'nin, Kopenhag'ta yapılacak olan AB zirvesinde üyelik müzakere tarihinin verilmesi talebine olumsuz bir cevabı dile getirmekte çok dikkatli davrandıklarına işaret edilmektedir. Haberde, ayrıca, bu konuda ABD'nin AB ülkelerine yaptığı baskının bilinen bir gerçek olduğu, ancak AB ülkelerinin, Türkiye ile gelecekte hemen üyelik müzakerelerine başlanması yönündeki her türlü düşünceye Kopenhag Kriterlerini yerine getirmedikleri iddiasıyla karşı çıktıkları kaydedilmektedir.
ESKİ SAYILAR |