|
11/10/2002
ANKARA, 11/10(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 10 Ekim 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin "Türkiye: AB Raporu Yetersiz Bilgiye Dayalı... Türkiye AB'ye Katılmayı Hak Ediyor" başlıklı ve James C. Helicke imzalı haberinde, AB Komisyonu raporuyla ilgili tepkilere değinilmekte, Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne katılmayı hak ettiğini ve Türkiye'ye, 15 üyeli bloğa katılması için bir tarih vermeyen AB raporunun "yetersiz" bilgiye dayandığını söylediği aktarılmaktadır. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, raporun "tatmin edici olmadığını" söylerken, Başbakan Bülent Ecevit'in ise, 3 Kasım'da sandığa gidecek Türklerin doğru partiye oy verdiklerinden emin olmaları gerektiğini, aksi takdirde AB'nin sonsuza kadar çoğunluğu Müslüman olan bu ülkeye kapılarını kapatacağına dair uyarıda bulunduğuna işaret edilen haberde, Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da, bazı eleştirilerin "açıkça... yetersiz bilgiye dayandığının" ifade edildiği bildirilmektedir. Türklerin, açıklanan AB raporuyla hayal kırıklığına uğradıkları, ancak Türkiye için bir tarih belirlenmesi konusunda son çağrının yapılacağı AB'nin aralık ayındaki Kopenhag zirvesinden ümitli olduklarını ifade ettikleri belirtilen haberde, Türkiye'nin gerçekleştirdiği reformların öneminden söz edilmektedir. "Sıkı bir ABD müttefiki ve NATO'daki tek Müslüman üye" olan Türkiye'nin, 1960'ların başından beri AB üyeliği için mücadele ettiği dile getirilen haberde, "ABD, AB'den, Washington'un terörle savaşında sadık ve stratejik öneme sahip Müslüman müteffiki Türkiye'ye daha ılımlı yaklaşmasını istedi. Türk askerleri, şu anda Afganistan'daki barış gücü kuvvetlerine önderlik ediyor ve Türk üsleri, Körfez Savaşı'nda olduğu gibi, Irak'a saldırı için basamak olacak" denilmektedir.
ALMANYA BASINI:
Kölner Stadt Anzeiger gazetesinin "Türkiye'de Hayal Kırıklığı" başlıklı ve Gerd Höhler imzalı internetten sağlanan yazısında, Avrupa yanlısı siyasetçilerin, Brüksel'den yapılan tavsiyelerin erken seçime yönelik olumsuz sonuçlar doğurmasından endişe ettikleri bildirilmektedir. Hafta başından bu yana, AB Komisyonu'nun İlerleme Raporu'nda aday ülke Türkiye'ye üyelik müzakerelerine başlamak için tarih verilmemesi tavsiyesinin, Ankara'daki Dışişleri Bakanlığı'nda sinirleri gerdiği bildirilmekte, Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in, AB'nin Türkiye'yle üyelik müzakerelerine başlamama ısrarını sürdürmesi halinde bunun Avrupa ile olan ilişkilere genel bir zarar vereceği uyarısında bulunduğu aktarılmaktadır. Siyasilerin tepkilerinden söz edilen yazıda, Başbakan Yardımcısı ve Avrupa taraftarı olan Mesut Yılmaz'a göre, AB'nin, Türkiye'deki 3 Kasım seçimlerini beklemek istediği, ANAP gibi Avrupa yanlısı güçlerin desteklenmesi halinde, Avrupa Konseyi'nin aralık ayında muhtemelen üyelik müzakerelerine yeşil ışık yakabileceğini belirttiği kaydedilmektedir.
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse gazetesinin "AB Genişlemesi: ABD, Türkiye İçin Alenen Müdahale Ediyor" başlıklı haberinde, AB Komisyonu'nun değerlendirmesine 10 AB adayının sevindiği, Türkiye'nin ise öfkelendiği belirtilmektedir. Ankara'nın, NATO ortağı ABD'den hemen destek gördüğü ifade edilen haberde, ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Washington, AB'nin Türkiye'ye gösterdiği tavırdan dolayı endişeli" denildiğine işaret edilmektedir. Washington'un AB'ye etkisinin sınırlı olduğu, ancak diplomatların, ABD'nin Türkiye'nin üyeliği için defalarca baskı uyguladıklarını ifade ettikleri dile getirilen haberde, Ankara'ya adaylık statüsünün de, ABD'nin Avrupalı müttefiklerini sıkıştırması yüzünden tanındığı iddia edilmektedir. Brüksel raporunun Ankara'da öğrenilir öğrenilmez Danimarka, İngiltere, Almanya ve Fransa Büyükelçilerinin Dışişleri Bakanlığına çağrıldıkları ve AB'den sorumlu müsteşarın AB'yi sert bir şekilde eleştirmesini dinledikleri aktarılan haberde, Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in de, Kıbrıs sorununun çözümünü bloke etmekle tehdit ettiği ve AB'nin sadece Rum kesimini aldığı takdirde, adanın bölünmüşlüğünün "teyit edilmiş" olacağını söylediğine dikkat çekilmektedir. Türkiye'nin üyelik olgunluğuna gelmediği sonucuna varan AB Komisyonu'nun, öncelikle yolsuzlukla mücadelede ve ulusal yönetimdeki problemlerin giderilmesindeki yetersizlik konusunda eleştiri getirdikleri ifade edilen haberde, Komisyona ise, çeşitli kesimlerden değerlendirmenin öncelikle siyasi nedenler gözetilerek yapıldığı şeklinde suçlama geldiği belirtilmektedir. Haberde, bu bağlamda, AB milletvekili Hannes Swoboda'nın, Komisyon'un işin kolayına kaçmış olduğunu söylediği, Dışişleri Bakanı Ferrero-Waldner'in ise, AB Komisyonu'nun hazırladığı raporları, aralık ayındaki üyelik müzakerelerinin son aşaması için "mükemmel bir temel" olarak nitelediği aktarılmaktadır. Die Presse gazetesinin "Ankara Brüksel'e Kızdı: Türkiye Kendisine Adil Davranılmadığı Görüşünde" başlıklı ve Jan Keetman imzalı bir diğer yazısında, AB'nin İlerleme Raporu'ndan söz edilmekte, Ankara'nın, kendisine adil davranılmadığı görüşünde olduğu belirtilmektedir. Raporda, ilerlemenin övüldüğü, demokrasi ve insan hakları konularındaki eksikliklerin kınandığı,üyelik konusunda doğrudan müzakerelere başlanması için bir tavsiyenin yer almadığı ifade edilen yazıda, Ankara'nın tepkilerine yer verilmektedir. Rapor Ankara'da duyulur duyulmaz, Danimarka, İngiltere, Almanya ve Fransa Büyükelçilerinin Türk Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldıkları, Müsteşar Uğur Ziyal'in sert eleştirisini dinlemek zorunda kaldıkları aktarılan yazıda, Ziyal'in şikayetlerinin başlıca nedeninin, raporda hem Türkiye'nin şimdiki siyasi durumunun değerlendirilmesinde hem de AB'ye alınma konusundaki stratejik tavsiyelerde 3 Kasım'daki seçimlerin dışında bırakılan ılımlı İslamcı Recep Tayyip Erdoğan olayına değinilmesi olduğu ileri sürülmekte ve "Avrupa, Türkiye'nin öfkesini özellikle de Kıbrıs sorununda hissedebilir. Ecevit ve diğer Türk politikacılar çoğu kez, Kıbrıs'ın güneyinin tek başına AB'ye alınması halinde, Kuzey Kıbrıs'ın ilhakına kadar varabilecek önlemlerle tehdit etmişlerdi. Şu sıralar Ankara, kendini Brüksel karşısında zaten daha güçlü bir pozisyonda görüyor. Ne de olsa ABD, Türkiye'nin AB'ye girmesini destekliyor. Ankara şimdi Irak sorunu yüzünden Amerikalılar tarafından el üstünde tutuluyor" denilmektedir.
BELÇİKA BASINI:
De Morgen gazetesinde "Türkiye, Avrupa'nın Hakaretine Tepki Gösterdi" başlığı ve Frank Schlömer imzasıyla yayımlanan haberde, AB Komisyonu raporuyla ilgili olarak, "Belki Türkiye, Avrupalı turistlerin çok sevdiği bir ülke, ancak AB yönetimi için aynı şey söylenemez. Türkiye, üyelik görüşmelerine başlanmayan tek aday, ayrıca görüşmelere başlamak için bir tarih bile elde edemedi. Ankara kızdı ve 'hayal kırıklığına' uğradı değerlendirmesi yapılmaktadır. Dışişleri Bakanı Gürel'in, bu kararı, AB'nin "güvenirlilik testi" olarak tanımladığı ve tarih verilmemesinin Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz yönde etkileyeceğini söylediğine işaret edilen haberde, Bakan'ın aynı zamanda, raporda, Kıbrıs'taki siyasal bölünmeden söz edilmediği için de kızdığı ve "Yine de aralık ayında Kopenhag Zirvesi'nde bir tarih tespit edileceğini umuyorum. Tüm kriterleri yerine getirdik, umarım bu, Avrupa'nın geleceği için Türkiye-AB ilişkilerinden sorumlu kişiler tarafından kabul edilir" dediği aktarılmaktadır. AB'nin, Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunther Verheugen aracılığıyla, idam cezasının kaldırılması ve Kürtlere kültürel haklar verilmesi gibi konularda Türkiye'nin yaptığı ilerlemelerden duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ifade edilen haberde, ancak, "ülkede hala iyi işleyen bir parlamenter demokrasinin olmadığı, yazarlar, gazeteciler ve sendikacılar hakkında sık sık soruşturmalar açıldığı, Uluslararası Af Örgütü gibi derneklerin, insan haklarının çiğnenmesinden ve işkenceden söz ettikleri" iddialarında bulunulmakta, üstelik Türkiye'nin hala, AB'ye üye olarak kabul edilemeyecek ağır bir ekonomik krizin içinde bulunduğuna dikkat çekilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin "Washington, AB'nin ve NATO'nun Genişlemesinden Memnuniyet Duyuyor" başlıklı ve Christophe de Roquefeuil imzalı haberinde, NATO'nun genişlemesi taraftarı olan ABD'nin, AB'nin on ülkeyi daha üye olarak kabul etme yolunda olduğunu görmekten memnuniyet duyduğunu, ancak müttefiki Türkiye'nin AB'nin hala dışında bırakılıyor olmasını kınadığını belirttiği aktarılmaktadır. Amerikan yönetiminin, büyük kısmı eski SSCB uydusu olan ülkelerle gerçekleştirilecek bu genişlemeyi, Avrupa kıtasında bir istikrar etkeni olarak gördüğüne işaret edilen haberde, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher'in "AB üyesi olmamamıza rağmen, böyle bir genişlemenin Avrupa'daki siyasi istikrarı ve ekonomik refahı güçlendireceğini düşünüyoruz" sözlerine yer verilmekte ve şöyle denilmektedir: "Bununla beraber, AB ile NATO'nun durumu birbirinden farklı: Washington NATO'da büyük söz sahibi, oysa AB nezdindeki etkisi sınırlı. Amerikalı yetkililer, Türkiye'nin, AB'nin genişleme için adı sayılan ülkeler arasında bulunmayışını açıkça kınadılar, ancak Ankara'nın davasını Brüksel'e karşı savunmanın kendileri için kolay olmadığını da kabul ettiler... Yakın Doğu, Avrupa ve Kafkaslar kavşağında stratejik bir konumu olan Türkiye, ABD'nin NATO nezdindeki başlıca müttefiklerinden biri. Washington ayrıca, Türkiye'yle, Irak'a karşı muhtemel bir saldırı gerçekleşmesi konusunda yoğun istişare içinde bulunuyor. Türkiye, büyük bir Kürt toplumunu paylaştığı komşusunun istikrarının bozulduğunu görmek konusuna temkinle yaklaşıyor. Bununla beraber Amerikalı yetkililer, Türkiye'nin AB'ye girişi konusunda son sözü söyleyebilecek olmaktan uzak olduklarını kabul ediyorlar. Bir Amerikalı diplomat 'AB üyesi olmadığımızın ve dolayısı ile etkimizin sınırlı olduğunun bilincindeyiz' açıklamasında bulunuyor. Herşeye rağmen Washington, bu konuyu, AB'nin değişik ülkeleri ile ikili şekilde daha başarılı bir şekilde ele alabilir. Yetkililer, Washington'un Onbeşler'in herbiriyle başkentten başkente yürüttüğü ilişkiler ile '16'ıncı hayalet üye' konumunda bulunmayı sıkça başardığını belirtiyor."
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in "AB, Türkiye'ye 'Hayır' Kararını Eleştiren ABD'ye Kızgın" başlıklı ve Gareth Jones imzalı haberinde, Avrupa Komisyonu'nun, AB adayı Türkiye'ye üyelik görüşmeleri için bir başlangıç tarihi vermeme kararını savunarak, ABD'nin, NATO müttefiki adına müdahale çabasına kızgınlığını ifade ettiği bildirilmektedir. Çarşamba günü yayımlanan yıllık ilerleme raporunda AB yürütme organının, bölünmüş Kıbrıs adası dahil 10 üye adayının 2004 yılı itibariyle birliğe katılacağını açıkladığı, ancak Türkiye'nin katılım görüşmelerine geçebilmek için daha fazla reforma imza atması gerektiğinin altını çizdiğine işaret edilen haberde, ufukta bir Irak savaşı varken Türkiye'nin jeopolitik önemini dikkate alan ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, AB'ye, Ankara ile daha fazla yakınlaşması çağrısında bulunduğu, ayrıca ABD Kıbrıs Özel Temsilcisi Tom Weston'ın da, AB'nin Türkiye'ye karşı açık ve adil olması gerektiğini ifade ettiğine dikkat çekilmektedir. Komisyon'un Genişlemeden Sorumlu Genel Müdürü Eneko Landaburu'nun ise, "Bu tür müdahaleyi onaylamıyorum ve bunun talihsiz bir girişim olduğu kanısındayım. Biz tavrımızı kendi başımıza belirleriz. ABD'nin Türkiye hakkında ne düşündüğünü biliyoruz... Düşüncelerine saygı duyuyoruz ve dinlemek de isteriz, ancak basına açıklamalarda bulunmamalıdırlar" diye konuştuğuna işaret edilen haberde, Komisyon'un, ABD'nin öne sürdüğü "AB, Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasında köprü rolü oynaması ve İslam dünyasındaki bir avuç laik demokrasiden biri olması itibariyle sahip olduğu konumunu tam anlamıyla dikkate almıyor" şeklindeki iddialara karşı büyük bir hassasiyet içinde , olduğu ifade edilmektedir. Haberde, ayrıca, yaklaşık 70 milyon nüfusuyla bu kadar büyük ve yoksul bir ülkeyi aralarına alma fikrinden hiç de hoşlanmayan AB diplomatlarının, Türkiye'nin diğer adaylar gibi ekonomik ve siyasi kriterleri karşılaması gerektiğinde ısrar ettikleri kaydedilmektedir.
İSPANYA BASINI:
El Mundo gazetesinin "Klüp, Hristiyan Olmaya Devam Edecek" başlıklı ve Pilar Ortega imzalı internetten sağlanan haberde, AB Komisyonu'nun İlerleme Raporu'yla ilgil şu değerlendirme yapımaktadır: "Çoğunluğu Müslüman olan ülke, milliyetçi Türklerin bahsettiği gibi, Hristiyan klubünün Ankara'yı Avrupa kapıları dışında bırakmasından sonra, dün Onbeşler'den yeni bir darbe daha aldı. Hayal kırıklığı boşuna değil, çünkü zaten 1963'te Türkiye, o zamanlar Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) olan ortaklığın bir anlaşmasına imza atmış ve 1987'de katılım talebini sunmuştu. Dünkü tokat çift taraflıydı: Müzakereleri başlatmak için bir tarih verilmemesinin üzerine, bir de 2004 yılında Kıbrıs'ın AB'ye katılması kararı eklendi. Türk yetkililer, Kıbrıslı Rumların bir darbesine cevap olarak 1974 yılında Türk ordusunun işgal ettiği ve o tarihten bu yana bölünmüş durumda bulunan adadaki tartışmayı halletmeden, eğer Kıbrıs Avrupa Birliği'ne katılırsa, adanın kuzeyini kesinlikle kendilerine bağlamakla tehdit ediyorlar. İdam cezasının kaldırılması, eğitimde Türkçe'den başka dillerin de kullanılmasına imkan veren düzenlemeler ve benzeri ilerlemelerin Türkiye'de kabul edilmesine rağmen AB, Türkiye'nin katılım için gerekli siyasi kriterleri henüz biraraya getirememiş olduğunu düşünüyor. İlerlemeler henüz yeterli değil. Eylül ayında Uluslararası Af Örgütü, Türk polis güçleri arasında işkencenin halen uygulandığını belirtti. Washington, Onbeşler'in kararından dolayı üzüldüğünü ifade etti. Bu, boşuna değil. Türkiye, ABD'nin sadık bir müttefiki ve eğer Bush Irak'a saldırmaya karar verirse, ilk ateş hattında olacak ülke konumunda. Irak sınırına yakın İncirlik, Diyarbakır ve Batman üsleri, savaş operasyonu için hayati öneme haiz olacaklar."
İTALYA BASINI:
La Stampa gazetesinde "İtalyan Dışişleri'nde Memnuniyet" başlığı ve Andrea di Robilant imzasıyla yayımlanan haberde, ilk aşamada İtalyan hükümetinin, Komisyon'un, Türkiye ile de üyelik müzakerelerinin başlatılması için bir tarih saptayabileceğini ümit ettiği, ama, özellikle kuzey ülkelerinin muhalefetinin son derece sert olması üzerine İtalyan diplomasisinin, "Bu aşamada konuyu gereğinden fazla zorlamanın yerinde olmayacağı" kanaatine vardığı bildirilmektedir. Türkiye'ye üyelik için bir tarih verilmemesi şeklindeki sonucun, Irak'a olası bir müdahale kapsamında ABD'nin AB üzerindeki -Türkiye'yi destekler mahiyetteki- baskılarının giderek artmasına rağmen, gerçekleştiğine işaret edilen haberde, Roma ile Washington arasında bu sıralarda hüküm süren iyi ilişkiler ışığında Bush yönetiminin, İtalyan hükümeti nezdinde Ankara için güçlü bir lobi faaliyetinde bulunduğu kaydedilmektedir. Türkiye'ye verilecek perspektifler açısından, önümüzdeki ay yapılacak seçimlerin yaratığı belirsizlik ortamının önemli bir rol oynadığı belirtilen haberde, İtalyan Dışişleri Bakanlığı'nın, "İslamcı parti"nin kuvvetlenmesinin, Türkiye'nin Avrupa'ya yönelik yürüyüşünü "daha da geciktirebileceği" inancının hakim olduğu ifade edilmektedir.
JAPONYA BASINI:
Asahi Shimbun gazetesinde "AB Komisyonu 2004 Yılında Eşzamanlı Olarak 10 Ülkenin AB Üyesi Olabileceklerini Bildirdi... Türkiye İle İlgili 'Statü Yükseltme' Konusuna Değinilmedi" başlığı ve Noriyoki Wakisaka ile Y. Hirata imzalarıyla yayımlanan haberde, AB Komisyonu'nun 9 Ekim'de AB ülkelerine sunduğu raporda, Orta ve Doğu Avrupa'da yer alan 10 aday ülkenin 2004 yılında ve eşzamanlı olarak AB üyeliğine alınabileceklerini bildirdiği aktarılmakta, böylece, soğuk savaş döneminde parçalanan Avrupa'nın "Büyük Avrupa" olarak yeniden yapılanmasında önemli bir adımın gerçekleştirilmiş olacağı ifade edilmektedir. Raporda, Türkiye ile ilgili olarak ise, bu ülkedeki insan hakları uygulamalarının bir süre daha takip edilmesi gerektiği dile getirilerek, müzakerelerin başlatılmasıyla ilgili herhangi bir tarih belirtilmediğine işaret edilen haberde, Türkiye'nin, Irak'a yönelik harekat planlayan ABD'nin AB'ye yönelik baskılarını da gözönüne alarak, AB liderler zirvesinde siyasi bir karar alınması ümidini muhafaza ettiği belirtilmektedir. AB dönem başkanı Danimarka ile İngiltere, Fransa ve Almanya'nın Ankara Büyükelçilerini bakanlığa çağıran Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı'nın, "Türkiye'de insan hakları ihlallerinin olmadığını söyleyemeyiz, ancak iyileştirme yolundaki gayretlerimizin AB tarafından yeterince değerlendirilmediği kanaatindeyiz" diyerek, AB Komisyonu'nun tutumunu eleştirdiği bildirilen haberde, Türkiye'nin bir süre önce gerçekleştirdiği reformların önemine değinilmektedir. Haberde, ayrıca, 3 Kasım'da genel seçimlerin yapılacak olması ve yeni kurulacak hükümetin şekli ile AB'ye karşı nasıl bir politika izleyeceğine dair tahminlerin yapılamaması nedeniyle, Komisyon raporunda, Türkiye ile ilgili daha açık bir tutum sergilenemediğinin belirtildiği aktarılmakta, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Gürel'in, 9 Ekim'de, "Rapor konusu teknik bir konudur. AB siyasi açıdan kararlı ise, üyelik görüşme takvimi bu yıl içerisinde belirlenir" diyerek, aralık ayındaki liderler zirvesinden beklentisini ortaya koyduğu kaydedilmektedir.
RUSYA BASINI:
Vremya Novostey gazetesinin "Hedefi On İkiden Vurma... Avrupa Komisyonu Yeni AB Üyelerini Seçti" başlıklı ve Valentina Kulyabina imzalı haberinde, Avrupa Komisyonu'nun, 93 sayfadan oluşan, "Birliğin Genişletilmesi" adlı raporun kabul edilerek AB'ye yeni 10 üyenin kabulünün onaylandığı bildirilmektedir. AB'nin genişletilmesi ile ilgli nihai kararın, ekim sonunda Brüksel'de ve aralık ayında Kopenhag'da yapılacak zirvelerde onaylanacağı ve yeni 10 üyenin kabulünden sonra, 25 ülkenin biraraya gelmesiyle AB'nin toplam nüfusunun 500 milyon kişi olacağı belirtilen haberde, raporun içeriğinden söz edilerek şu ifadelere yer verilmektedir: "AB dün, genişlemeden elde edilecek yararları açıkladı. Bu yararlar, ekonomik büyüme ve istikarardır. Tabii, üyelik adayları dikkatle takip edilecek. AB'ye kabül edilmeden üç ay önce Avrupa Komisyonu, gıda maddesi güvenliği ve sınır kontrolü konularında Avrupa kurallarını nasıl uyguladıklarını değerlendirecek. Ondan sonra AB, iki ay içinde Doğu'dan mülteci akımına karşı önlem alabilecek. Sosyalizm döneminden kalma ağır miras olan rüşvetçilikle mücadeleye de önemli yer veriliyor. AB'ye girebilmek için geçen yaz idam cezasını kaldıran Türkiye'ye AB küstü. Raporda, Ankara ile yakın gelecekte müzakerelerin başlanacağına dair herhangi bir işaret bile yok. Bu nedenle bazı Türk parlementerler, AB'nin laik bir Müslüman ülkeyi kabul etmek istemeyen, sırf Hristiyan bir birlik olduğunu belirttiler. Avruplılar bu suçlamaları geri çeviriyorlar. Brüksel Türkiye'ye mali yardımı iki katına çıkarmayı öneriyor (şimdilik bu yardım yılda 172 milyon dolardır). AB'nin Genişlemeden Sorumlu Yüksek Komiseri Gunther Verheugen, Alman radyosunda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin daha kararlı olarak demokrasiye yönelmesi gerektiğini kaydetti." Kommersant gazetesinin "Avrupa Birliği Bu Kadar Üye Kaldıramaz" başlıklı ve Boris Volhonski imzalı yazısında, AB'nin genişletilmesine ilişkin Avrupa Komisyonu'nun raporundan söz edilmekte, raporda, hemen hemen yeni hiçbir şeyin olmadığı ileri sürülmektedir. AB'ye aday ülkelerden istenilen ekonomik ve siyasi talepleri, diğerlerinden daha iyi yerine getiren on seçkin ülkenin, "Macaristan, Kıbrıs, Litvanya, Letonya, Malta, Polonya, Slovakya, Slovenya, Çek Cumhuriyeti ve Estonya" olduğunun zaten belli olduğu ifade edilen yazıda, ancak, çok karışık ve uzun bir bürokratik süreçten geçilmesi gerektiği dile getirilmektedir. Yazıda, bütün bunlara rağmen Avrupa Komisyonu raporunun onaylanması, AB'nin iç kurallarıyla öngörülen karmaşık bürokratik prosedür çerçevesinde atılan önemli bir adım olarak nitelendirilmekte, herşeyin olumlu sonuçlanması durumunda birleşik Avrupa'nın nüfusunun, 75 milyon daha artarak 450 milyon kişiye ulaşacağı, böylece de çok büyük bir süper gücün ortaya çıkacağına dikkart çekilmektedir. "Sırada bekleyen" lerden Bulgaristan, Romanya ve Türkiye'nin AB dışında kaldıkları, ilk ikisinin durumunun, Türkiye'nin durumuna oranla daha iyi olduğu belirtilen yazıda, Türkiye ile ilgili olarak şu değerlendirme yapılmaktadır: "Türkiye'nin durumu başka. Bu ülke ile üyelik konulu müzakerelerin başlamaması bir yana, dün müzakerelerin başlangıç tarihi belirlenmedi bile. AB yapılarının resmi temsilcileri, bunun nedeninin ekonomik değil, siyasi olduğunu iddia ediyorlar. Türkiye son zamanlarda, demokrasi ve insan hakları alanlarında belli ölçüde ilerlediyse de (ağustosta idam cezasının kaldırılmasına ve Kürt azınlığın haklarının genişletilmesine ilişkin kararların alınması Ankara'nın son adımlarıdır), Avrupalı bürokratlara göre bu yetersizdir. Bazı gözlemciler farklı bir görüşü belirtiyorlar: Onlara göre herşey ekonomiyle bağlantılı. Türkiye, daha şanslı 12 adaydan farklı olarak, ekonomik potansiyeli bakımından AB'de en az beşinci sıraya iddialı olabilir. Gerçekte ise, ekonomik büyüme tempoları göz önüne alınırsa, İtalya ve Fransa'yı geride bırakabilir. Tabii, AB liderleri aday listesinde böylesine güçlü bir rakibi görmek istemiyorlar. Ankara, Avrupa Komisyonu'nun raporunu olumsuz karşıladı. Türkiye Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel dün yaptığı açıklamada, katılım konulu müzakerelerin başlangıç tarihinin bile verilmemesinin, Türkiye ile AB arasındaki ilişkileri güçleştirebileceğini ifade etti."
ESKİ SAYILAR |