17/10/2002                       

 

             

            ANKARA, 17/10(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  16 Ekim 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            ABD BASINI: 

            AP'nin "ABD, Türkiye'nin Katılım Görüşmeleri İçin  AB'nin Bir Tarih Vermesini İstiyor" başlıklı haberinde,  ABD'nin AB Büyükelçisi Rockwell Schnabel'in, ülkesinin  Türkiye'nin katılım görüşmeleri için Avrupa Birliği'nin  bir tarih belirlemesini istediğini ve ABD'nin, aralık  ayında yapılacak AB zirvesinde Türkiye'ye tarih verilmesinden  yana olan Yunanistan'ın tutumunu desteklediğini söylediği bildirilmektedir. Yunanistan'ın altı aylık dönem başkanlığını  1 Ocak'ta devralacağına işaret edilen haberde, AB Komisyonu'nun  geçtiğimiz hafta açıkladığı raporunda, Kıbrıs da dahil  olmak üzere on aday ülkenin 2004 yılında katılıma davet  edilmesi tavsiyesinde bulunduğu, ancak, Türkiye'nin  katılım görüşmelerine başlaması için bir tarih vermediği hatırlatılmaktadır. Schnabel'in, "AB geçmişte, özellikle de  AB üyesi ülkelerin demokratik modellerinin uygulanması olmak  üzere tüm AB katılım kriterlerini karşılamayan ülkelerle  görüşmelere başladığına" dikkat çektiği belirtilen haberde,  ABD'nin, bugüne kadar bölünmüşlüğüne bir çözüm bulunamamasına  rağmen Kıbrıs'ın AB'ye katılacağından emin olduğunu söylediği  ve "ABD bu durumda, Kıbrıs'ın, bölünmüşlük sorununa  bakılmaksızın AB'ye katılımına izin verileceğini düşünüyor.  AB, bir yandan Türkiye ile bölünme sorununu dile getirirken  bir yandan da Kıbrıs'ın katılımı yönünde ilerliyor gibi  görünüyor" dediği aktarılmaktadır.

 

            ALMANYA BASINI: 

            Frankfurter Rundschau gazetesinin "Fransa, AB'nin  Makendonya'da Görevi Tek Başına Almasını İstiyor" başlıklı  ve Martin Winter imzalı yazısında, AB ile NATO arasındaki  işbirliğinin Türkiye tarafından “engellenmesi” nedeniyle  Fransa'nın, AB'nin Makedonya'daki askeri operasyonu tek  başına üstlenmesi için zorladığı, buna karşılık Berlin'in,  Ankara'yı fikir değişikliği yönünde harekete geçirmesi için  AB Dış Politika Sorumlusu Javier Solana'ya zaman tanımak  istediği, ancak, Solana'nın fazla hareket alanının olmadığı,  çünkü NATO'nun muhtemelen aralık ayı ortasında Makedonya'dan  geri çekileceği ifade edilmektedir. Fransa, İngiltere, Almanya,  Hollanda ve ABD'nin konuya bakışlarının ele alındığı yazıda,  şu ifadelere de yer verilmektedir: “Barcelona'da yapılan AB  zirvesinde devlet ve hükümet başkanları, Avrupa Güvenlik ve  Savunma Politikası'nın ilk operasyonu ve sınavı olarak bu  misyonun üstlenilmesi kararını almışlardı. Fakat bunun için,  imkalarından yararlanmak üzere NATO ile bir anlaşma yapılması  gerekiyor. Paris bu operasyonu şimdi, Barcelona'da ortaya  konan koşullardan ayırmak istiyor. Çünkü, NATO üyesi olup  AB'ye üye olmayan Türkiye bu anlaşmayı engelliyor. Paris,  bu sorunu aşmak için 'özerk' bir AB operasyonu istiyor, yani  NATO'nun tesislerinden yararlanılmayacak. Bu düşünce Berlin'de  pek iyi karşılanmıyor, çünkü Solana'nın başarılı olacağı ümit  ediliyor. Diğer taraftan ise AB, kriz yönetimindeki yeteneğini  kanıtlama baskısı altında bulunuyor. Birlik, geçtiğimiz aralık  ayında askeri yeteneğini 'göreve hazır' olarak nitelemişti.  Avrupa Birliği'nin askeri bakımdan NATO'ya bağlanmasına hiçbir  zaman taraftar olmayan Fransa, diplomatlara göre, Avrupa'nın  daha fazla kendi başına hareket etmesini sağlamak için bu  durumdan yararlanıyor. NATO ile AB arasında Makedonya'ya  ilişkin 'özel bir düzenleme' yapılması, tüm taraflarca  reddediliyor. Bir taraftan NATO'da, Türklerin buna da  karşı çıkacağı söylenirken, diğer taraftan AB, gelecekte  her operasyon için NATO'nun kapısını çalmasına yol açacak  bir emsal yaratmak istemiyor.”

 

            İNGİLTERE BASINI: 

            Reuter'in  "BM Özel Temsilcisi, Kıbrıs Konusunda Bir  Çözüme Ulaşılması Çabasıyla Ankara'da" başlıklı haberinde,  Birleşmiş Milletler Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun,  Kıbrıs konusundaki barış sürecini ilerletmek amacıyla Türk  yetkililerle görüşmek üzere Ankara'da bulunduğu ve bütün  tarafların mevcut fırsatı değerlendirmeleri halinde Akdeniz  adasının bölünmüşlüğüne bir çözüm bulunmasının hala mümkün  olduğunu söylediği bildirilmektedir. Kendisi de AB üye adayı  olan Türkiye'nin, AB ile arasında bir kriz yaşanmasına neden  olacak bir harekette bulunarak, Kıbrıs'ın bir uzlaşmaya  varılmadan üyeliğe kabul edilmesi halinde adanın kuzeyini  "ilhak" etmek tehdidinde bulunduğuna dikkat çekilen haberde,  12-13 Aralık'ta Kopenhag'da düzenlenecek zirveden sonra da  problemin çözümünün mümkün olup olmayacağına dair bir yorum  yapmayan De Soto'nun, NTV televizyonuna verdiği mülakatta,  "Bundan önce bir çözüme ulaşmanın mümkün olduğuna inanıyorum.  Kopenhag öncesine konsantre olalım. Bir fırsat var ve  dolayısıyla bu fırsatın yakalanmasını umuyoruz" dediği  aktarılmaktadır. Görüşmelerin, Türkiye'nin, 3 Kasım'da  genel seçimlerin yapılması kararı almasıyla daha da  karmaşıklaştığı ve Türkiye'nin seçimlerden önce bir çözüme  ulaşılmasını destekleyici yönde harekete geçmesinin de  beklenmediği belirtilen haberde, Ankara'nın müzakere tarihi  için hala umutlu olduğu kaydedilmekte ve "Her ne kadar  Türkiye'nin AB üyeliği resmi olarak Kıbrıs konusunda bir  çözüme ulaşılmasına bağlı olmasa da, AB diplomatları, Kıbrıs  meselesinin çözümüne yardımcı olmadığı sürece Türkiye'nin  ilerleme kaydetmesinin zor olduğunu belirtiyorlar"  denilmektedir.

            Reuter'in "Türkiye... Yüksek Seçim Kurulu, Kürt  Yanlısı Partinin Seçimlere Katılabileceği Hükmünü         Verdi" başlıklı bir diğer haberinde, Yargıtay Cumhuriyet  Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun, Demokratik Halk Partisi'nin  (DEHAP) 3 Kasım'da yapılacak seçimlere katılmasına izin  veren kararını yeniden gözden geçirmesi talebiyle YSK'ya  yaptığı başvurunun, Türkiye Yüksek Seçim Kurulu tarafından  reddedildiği ve partinin yapılacak seçimlere katılmasına  karar verildiği bildirilmektedir. Partinin seçimlere  girmesinin yasaklanmasının, seçimlerin ertelenmesine  sebep olabileceğine dair korkular olduğu, ayrıca partinin  reddedilmesinin, Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerini de  olumsuz etkileyeceği ileri sürülen haberde, geçen hafta  AB'nin, insan hakları ve demokrasiyle ilgili eksikliklerini  öne sürerek Türkiye'ye üyelik müzakerelerine başlamasına dair  bir tarih vermeyi reddettiği, 15 üyeli bloğa katılabilmesi  için Türkiye'nin Kürtlere daha fazla kültürel haklar tanıması  gerektiğini söylediği hatırlatılmaktadır.

            Aynı haber AP'de de kullanılmıştır.

           

            İTALYA BASINI: 

            La Padania gazetesinin  "Türkiye'nin AB'de Bulunması,  Halkımız İçin Bir Tehlikedir" başlıklı haberinde, Kuzey Ligi  Avrupa Parlamentosu Üyesi       Mario Borghezio'nun, Başbakan Yardımcısı Fini'nin Türkiye'nin AB üyeliğinin onaylaması  konusundaki görüşlerine katılmadığını ifade ettiği ve şöyle  dediği aktarılmaktadır: "Türkiye'nin dışlanan Avrupa Birliği  üyeliğinin İtalyan Hükümeti içinde destek bulması şaşırtıcıdır.  AB Komisyonu'nun Türkiye'nin adaylığını reddetmesi doğru  gerekçelere dayanmakta ve genel kabul görmektedir. Türkiye  esasen AB'ne aday ülkeler arasında, en temel insan haklarına  dahi saygı göstermeyen iç politikasıyla göze çarpmaktadır.  Ayrıca siyasi sistemine de aşırı milliyetçi ve köktendinci  partiler hükmetmektedir. Tüm bunlar, milyonlarca Türk'ün  korkutucu şekilde serbest dolaşımı ihtimaline ilaveten,  Kuzey Ligi'nin Türkiye'nin lehine bir politikaya karşı  çıkması için sağlam bir gerekçedir. Zira Türkiye'nin  adaylığının desteklenmesi ABD'nin tamamen stratejik kısa  vadeli çıkarlarına karşılık vermek için Avrupa halklarının  iradesini, tarihini ve en derin kimliğini reddederek  geleceklerini ciddi bir şekilde ipotek altına almaktadır."

 

            JAPONYA BASINI:           

            Tokyo Shimbun gazetesinde "Gözardı Edilen Türkiye Memnun  Değil... Kuzey Kıbrıs'la Birleşme Uyarısı... AB Zirvesi'nden  Ümitli" başlığı ve Masaya Omori imzasıyla yayımlanan yazıda,  AB'nin yürütme organı Avrupa Komisyonu'nun 9 Ekim'de açıklanan  ve 10 ülkenin yeni üyeler olarak birliğe alınmasını tavsiye  eden raporunun, AB'nin doğuya genişlemesi konusunda tarihi  öneme sahip olduğu vurgulanmakta, ancak, raporun, üyelik  müzakereleri için bir tarih verilmemesi ve Kıbrıs Rum kesiminin  üyelik için önerilmiş olması nedeniyle, Türkiye'yi memnun  etmediği ifade edilmektedir. Türk hükümetinin, sadece Kıbrıs  Rum kesiminin üyeliğe kabul edilmesi halinde, Türklerin yaşadığı  KKTC ile birleşeceği uyarısında bulunduğuna dikkat çekilen yazıda, sorunun, genişlemenin resmi olarak kabul edileceği aralık ayındaki  AB Zirvesi'ne kadar süreceği iddiasına yer verilmektedir. Avrupa  Komisyonu raporunun içeriğinin çok sert ifadeler taşımasının  yanında Türkiye'nin de buna karşılık sert tepki gösterdiği  aktarılan yazıda, Türkiye'nin AB'yle ilişkileri ile Kıbrıs  sorunu ve Yunanistan ilişkilerinde, yapılacak olan seçimlerin  "anahtar" rolü oynayacağı dile getirilmektedir. 

 

 

 

             

             

ESKİ SAYILAR