|
21/10/2002
ANKARA, 21/10(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 18-20 Ekim 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI: The Wall Street Journal gazetesinin (18/10) "Soğuk Türkiye" başlıklı yazısında, AB Komisyonu'nun Türkiye'ye üyelik müzakereleri için tarih vermemesi, "geçmişteki ve günümüzdeki güçlü bir müttefiğin suratına indirilmiş bir tokat" olarak değerlendirilmektedir. Soğuk savaşta Sovyet tehditine karşı sadık kalan Türkiye'nin, şu anda Afganistan'daki barış gücüne önderlik ettiği ve muhtemelen Irak'a karşı müdahalede önemli bir destek kaynağı olacağına dikkat çekilen yazıda, "Batı'nın daha zengin demokrasilerine yakınlaşmaya hevesli, laik bir demokrasi olarak Türkiye'nin, modernleşmek isteyen diğer Müslüman ülkeler için de bir model oluşturduğuna" işaret edilmektedir. AB üyelik girişiminin bir parçası olarak Türkiye'nin, son zamanlarda gerçekleştirdiği reformların öneminin vurgulandığı yazıda, şu ifadelere de yer verilmektedir: "AB'nin yeniden düşünmesi için çok geç değil. Aralıkta Kopenhag'da toplanacak üye ülkeler, müzakereler için Ankara'nın istediği gibi beş yıl sonrasına bir tarih belirleyebilir. Ayrıntılar açık bir hedef ihtiyacı kadar önemli değil. Brüksel, Türkiye'nin üyeliği elde etmek için daha başka neler yapması gerektiğini belirleyebilir. Aynı strateji, Balkanlar'da artık zorlaşan reform çabalarını desteklemek için de uygulanabilir. Buradaki asıl sorun Avrupalıların çoğunun Türkiye'yi kendi kulüplerinde görmek istememeleri. Şu anda kıtadaki en boş binalar kiliseler olsa bile Avrupa'nın Hristiyanlar için olduğu görüşündeler. Özellikle Almanya ve Fransa'da kamuoyunun Türkiye'nin katılımına katlanamayacağını iddia ediyorlar. Türkiye'nin güçlü generallerinin AB'nin talep ettiği değişime müsamaha göstermeyeceklerini savunuyorlar. Diğerleri, Yunanistan'ın hazır olmadan AB'ye girdiğini ve Avrupa standartlarına ulaşma çabalarının çetin geçtiğine dikkat çekiyorlar. Yine de, Avrupa'nın değişken köşesinde sorunlu bir ülke olan Yunanistan, AB (ve NATO) ile birleşmenin neler başardığını gösteren bir örnektir. Demokrasi sağlam bir şekilde yerleşmiş durumda. Yunanistan euroya geçti. Avrupa ve ABD ile yakın bağları, Türkiye ile ihtilaf tehlikesini azalttı. Avrupa'dan Yunanistan'ın aldığı aynı desteği alsa Türkiye'nin Orta Doğu'daki istikrarı yeniden sağlamak için neler yapabileceğini bir düşünün. Bir kez daha Avrupa'nın önyargıları kıta için tarihi bir fırsata malolabilir."
ALMANYA BASINI: Deutsche Welle gazetesinin (18/10) "Almanya Türkiye'ye Destek mi, Köstek mi?" başlıklı ve Rainer Sollich imzlı internetten sağlanan yazıda, İlerleme Raporu'nun açıklanmasının ardından hayal kırıklığı yaşadığı ileri sürülen Türkiye'nin umudunun Kopenhag Zirvesi'nde olduğu belirtilmekte, ayrıca, Almanya'ya güvendiği, Almanya'nın ise öncelikle göç dalgasından çekindiği ifade edilmektedir. Türkiye'nin hızla Avrupa Birliği'ne üye olmasının Almanya'nın çıkarına olabileceği dile getirilen yazıda, böylece, ülkede yaşamakta olan 2,5 milyon Türkün Almanya'ya uyumunun sağlanmasının kolaylaşabileceği ve Avrupa Birliği'nin bir hristiyan kulübü olmadığının da gözler önüne serilebileceği kaydedilmektedir. Türkiye'ye kısa süre içinde müzakere tarihi verilmesinin Alman ve Avrupa Birliği uzmanlarınca pek gerçekçi görülmediği belirtilen yazıda, "bunun nedenlerinden birincisinin, Türkiye'nin siyasi kriterleri henüz yerine getirmediğinin düşünülmesi, ikincisinin ise, genel seçimlerden AKP'nin galip çıkmasının beklenmesi" olduğu vurgulanmaktadır. Bilim ve Siyaset Vakfı Balkanlar uzmanı Franz-Lothar Altmann'ın da, Türkiye'nin üyelik süreciyle ilgili, "İtiraf edeyim, bu büyük bir sorun. Kamuoyunda muhalefet çok yaygın. Fakat uzun yıllardan beri beklemekte olan Türkiye'ye, '40 yıl beklediniz, ama bize uymadığınıza karar verdik' demek çok zor. Bu, o kadar radikal bir adım olur ki, bunu hayal bile etmek olanaksız" diye konuştuğuna dikkat çekilen yazıda, "Uzmanlar, Kopenhag Zirvesi'nde Türkiye'ye müzakere tarihi verileceğinden umutlu değil. Ancak Almanya'dan Ankara'ya olmlu sinyaller verileceği de tahmin ediliyor. Ama Türk uzmanların bile kabul ettiği bir gerçek var ki, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik için 10-15 yıllık bir zaman dilimine ihtiyacı var" şeklinde bir değerlendirme yapılmaktadır.
AVUSTURYA BASINI: Die Presse gazetesinde (18/10) "Ankara AB'ye Baskı Yapıyor" başlığı ve Jan Keetman imzasıyla yayımlanan yorumda, Ankara'nın, müzakereler için başlama tarihi istemekle, Avrupa'yı bir karar vermeye zorladığı, bunun ise Avrupa'nın hiç sevmediği bir şey olduğu belirtilmekte, bu bakımdan Kopenhag'daki Zirve'nin AB ile Ankara arasındaki ilişkiler açısından bir güç denemesi olabileceği ifade edilmektedir. Yorumda, "Türkiye'nin müzakere tarihi konusundaki isteğinin keyfi olduğu, çünkü AB üyeliği için gerekli siyasi kriterleri yerine getirmediği, ordunun hala devletin bir icra organı olmaktan çok daha önemli bir konumda ve işkence ile mücadelede daha çok eksiklikleri bulunduğu, birçok reformun kararlaştırıldığı, ama daha uygulanmadığı" iddia edilmekte; "öte yandan Avrupalıların Türklerin isteğini formel olarak eleştirmelerinin pek inandırıcı olmadığı, Türkiye'nin Birliğe alınmasına karşı eskiden beri tereddütlerin olduğu ve Helsinki'de üyelik vadedilmesinden bu yana, daha da muhafazakarlaşan Avrupa'nın bu tereddütlerinin giderek daha da ağırlık kazandığı" değerlendirmesi yapılmaktadır. Aralık ayı ortasında bir güç denemesinin yaşanacağı ihtimalinden söz edilen yorumda, AB'nin, Ankara'ya yönelik jestlerde bulunduğu, ama bir tarih vermediği; Türkiye'nin ise sert tepki gösterdiği ifade edilmekte, "Boğaz'daki ülkenin elinde bunun için daha önce denenmiş bazı enstrümanlar var. Örneğin Türk gümrük ve sahil korumanın, Yunanistan yönündeki yasa dışı göçmen akınını frenlemekten vazgeçmesi, en kolay yol olurdu. Ayrıca, özellikle Fransa olmak üzere, AB ülkeleri silah ihalelerinin dışında bırakılarak hassas bir noktadan vurulabilir. Avrupa Birliği'nin, Türk vetosunun, AB'nin, AB Acil Müdahale Gücü için, NATO altyapısından yararlanmasını engellemesine de şaşmaması gerekir. Türkiye, AB'yi Kıbrıs konusunda da zor bir durumla karşı karşıya bırakabilir. Bunun için, Kıbrıs sorununun, Kıbrıs Rumlarının AB'ye girmesinden sonra da çözüme kavuşturulmaması bile yeterli olur" denilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: Financial Times gazetesinin (18/10) "İngiltere, AB'nin Türkiye'yi Ödüllendirmesini Savundu" başlıklı ve Christopher Adams imzalı internetten sağlanan yazısında, İngiltere'nin, Avrupa Birliği'ne Türkiye'yi siyasi reformları için ödüllendirme çağrısında bulunarak, Ankara'ya bir giriş tarihi vermeye yönelik adımlar atılması gerektiğini öne sürdüğü bildirilmektedir. Dışişleri Bakanı Jack Straw'ın Londra'daki Alman-İngiliz forumunda yaptığı konuşmada, batılı hükümetlerin teröre karşı savaş verdikleri bir sırada Türkiye'nin kabul edilmesinin İngiltere'ye de Avrupa'nın geri kalan kesimine de yararlı olacağını söyleyerek, "Türkiye, NATO'nun kilit öneme haiz bir üyesi ve teröre karşı yürütülen mücadelenin hayati müttefiğidir" dediğine dikkat çekilen yazıda, şu ifadelere yer verilmektedir: "İngiltere, Türkiye'nin AB üyesi olmasını uzun süreden beri destekliyor. Straw'ın açıklamaları, Irak'a yönelik olası bir askeri harekatta Türkiye'nin önemli bir müttefik olacağının farkında olan Washington ile de aynı doğrultuda. Kuzey Irak'taki 'uçuşa kapalı' bölgede devriye yapmak için halihazırda bir Türk üssünü kullanmakta olan ABD, bu ülkeden daha fazla işbirliği de isteyecek gibi. Straw'ın açıklamaları, Kıbrıs'ın gelecekteki iç durumunu konu alan zorlu müzakelerin ve Kıbrıs'ın 2004 yılında AB'ye katılmasına yönelik olarak bir yıldır süren görüşmelerin de bitiminin hemen öncesine denk geldi... ABD, Ankara'ya daha esnek davranması için Brüksel'e baskı yapıyor. AB, geçen hafta Kıbrıs'ın alınacağını söylemiş ve Türkiye'nin durumuna da açıklık getirmemiş; bu karar da Ankara'yı hayal kırıklığına uğratmıştı. AB, idam cezasının kaldırılması da dahil olmak üzere Türkiye'nin yaptığı reformları övmüş, ancak görüşmeleri başlatmaya razı olmamıştı. Straw, Türkiye'nin AB'ye katılma arzusunun ve kaydettiği ilerlemenin Brüksel'den de 'mütekabil işaretler' gerektirdiğini söyledi. Yunanistan da Türkiye'nin kabul edilmesini desteklemişti." The Times gazetesinde (18/10) "AB İyimserleri İçin Umut Gerçeğin Önüne Geçti" başlığı ve Peter Riddell imzasıyla yayımlanan yazıda, Avrupa konusunda "iflah olmaz iyimserler" Tony Blair, Jack Straw ve Peter Hain'in peşpeşe yaptıkları açıklamalarla, AB'deki gelişmeler ve İngiltere'nin önder rolü konusunda olumlu görüşlerini yansıttıkları ifade edilen yazıda, ancak geçtiğimiz haftalarda AB'de İngiltere açısından pek çok şeyin yanlış gittiği ve bu anlamda da umudun gerçeğin önüne geçtiği kaydedilmektedir. AB'de İngiltere açısından yaşanan sorunların, dış politika ve savunma politikası konusunda sürmekte olan bölünmüşlük ve etkisizlik, Euro'ya dahil olan ekonomilerdeki durgunluk ve siyasi manzaradaki karışıklık olarak sıralandığı yazıda, AB'nin genişleme stratejisine de değinilerek, 2004 yılında Birliğin 15 ülkeden 25'e çıkacağı belirtilerek, bunun bereberinde getireceği sorunlara işaret edilmektedir. Özelikle de Irak konusundaki önemli rolü gözönüne alındığında, ilk 10 ülke arasında yer almayan Türkiye'nin gözardı edilemeyeceği ve edilmemesi gerektiği ifade edilen yazıda, Türkiye'nin, görüşmelerin başlaması için gerekli olan siyasi kriterleri yerine getirmek yönünde harekete geçtiği ifade edilmektedir. İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, Türkiye'nin Birliğe girişinin İngiltere ve aynı zamanda tüm Avrupa'nın çıkarına olacağını söylediği belirtilen yazıda, "Berlin ve Atina bunları dinliyor mu?" denilmektedir.
İSPANYA BASINI: El Pais gazetesinin (19/10) "Türkiye, AB'ye Katılım Konusunda 2004'ten Önce Bir Cevap İstiyor" başlıklı ve C. Yarnoz imzalı internetten sağlanan haberinde, Türkiye'nin Avrupa Birliği Büyükelçisi Oğuz Demiralp'in görüşlerine yer verilmekte, Demiralp'in, "2004 yılından önce bir cevap istiyoruz" açıklamasını yaparak, Komisyon'un yeni tavsiyelerinden sonra daha da zorlaşan AB'ye katılım için ileride müzakerelerin başlaması konusuna değindiği bildirilmektedir. Birkaç yıl kabine liderliği de yapmış olan diplomatın, "Birleşme olmadan önce Güney Kıbrıs'ın AB'ye girmesini Türkiye kabul edemez" yorumunu da yaptığına işaret edilen haberde, Türkiye'nin AB'ye girişini muallakta bırakarak geciktiren Komisyon raporunun kendisini şaşırtıp şaşırtmadığı sorusuna büyükelçinin, "Hayır, çünkü müzakerelerin başlaması için Komisyon'un bir tarih saptaması gerekmiyordu. Kararın, önümüzdeki aralık ayında Kopenhag Zirvesi'nde alınması gerekiyor. Şimdi ise AB Komisyonu'nun tavsiyesi teknik sınırlarından öteye gitmiyor, bizim eleştirdiğimiz de işte budur. Herhalükarda Genişlemeden Sorumlu Komiser Gunther Verheugen, raporun tüm imkanları açık bıraktığını açıkladı" diye yanıt verdiği aktarılmaktadır. Haberde, "Eğer Kopenhag'da tarih olmazsa hangi seçenekler kalıyor” sorusuna, Oğuz Demiralp'in, "başka seçenek kalmıyor" şeklinde cevap verdiği ve "Müzakerenin başlama tarihi, genişlemenin kesin olarak gerçekleşmesinden önce yani yeni üyelerin birliğin yasal parçasını teşkil etmesinden önce olmalı" dediği bildirilmektedir. İspanya, İngiltere ve Yunanistan gibi ülkelerin, Türkiye ile müzakereler için artık bir tarihin saptanmasından yana olduğuna dikkat çekilen haberde, ayrıca, Demiralp'in, "Modern ve laik bir Türkiye'nin varlığı, AB'nin Akdeniz boyutunu güçlendirecektir" şeklindeki sözlerine de yer verilmektedir.
ESKİ SAYILAR |