24/10/2002                       

                     

            ANKARA, 24/10(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  23 Ekim 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            ALMANYA BASINI: 

            Financial Times Deutschland gazetesinin "ABD,  Türkiye'nin AB'ye Alınması İçin Baskı Yapıyor" başlıklı  ve Yvonne Esterhazy imzalı yazısında, Avrupa Komisyonu'nun  kısa bir süre önce Türkiye'ye katılım müzakerelerinin  başlatılması için bir tarih vermeyi reddetmesine rağmen,  ABD'nin hala, AB'nin Kopenhag Zirvesi'nde fikrini  değiştirmesini ümit ettiği ifade edilmektedir.

            Amerikan Dışişleri Bakanlığı Müşteşarı ve bu Bakanlığın  üçüncü adamı olan Mark Grossmann'ın yaptığı açıklamada,  "Aslında, esas karar zirvede alınacak. Türkiye'nin o zamana  dek yerine getirmeyi taahhüt ettiği reformları uygulamaya  koymasını, Kıbrıs ihtilafının çözümünde ilerleme kaydedilmesini  ve AB'nin de değerlendirmelerinde, Türkiye'nin taşıdığı büyük  önemi dikkate almasını umuyoruz. 12 Aralık tarihine kadar daha  yapılacak çok şey olduğuna inanıyoruz" dediğine işaret edilen  yazıda, "Washington için NATO üyesi Türkiye, stratejik müttefik   olarak büyük önem taşıyor. ABD yıllardan beri, Ankara'nın Batı   ile bağlarının güçlenmesini istiyor ve AB'ye, Türkiye'yi  Birliğe alması için baskı yapıyor. AB ise bu baskıya direniyor.   AB resmi açıklamalarında, Türkiye'deki kötü ekonomi ve insan  hakları durumuna işaret ediliyor. Resmi olmayan kaynaklara göre   ise Washington, AB hükümetlerinin Birliğe bir İslam ülkesini   almak istemediğini tahmin ediyor" denilmektedir.

            Yazıda, AB'den olumsuz bir karar çıkması durumunda  Amerika'nın Türkiye'ye alternatif bir öneri getirip  getirmeyeceği sorusuna ise Grossmann'ın, "Türkiye'yi her  alanda desteklemek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz"  dediği, ABD'nin Irak'a yönelik bir askeri saldırıyı Türk  topraklarından başlatabilmesi için daha şimdiden Ankara'da  nabız yokladığına dair haberlerle ilgili olarak ise yorum  yapmak istemediği aktarılmaktadır.

            Die Tageszeitung'da, "Bir Kere Türk, Hep Türk" başlığı  ve Irina Wiessner imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında  yayımlanan yazıda, Almanya'daki Türkçe gazeteler Hürriyet, Milliyet ve Türkiye gazetelerinin Türklerle ilgili yönlendirici yayınlarından söz edilmekte, bu yayınların, "Türkler,  Türkiye'ye bağlı Türkler olarak kalmalı. Uyum için çaba  harcanmamalı" amacını taşıdığı iddia edilmektedir.

            Almanya'daki seçimlerle ilgili olarak, "Köşe yazarlarının  çoğunun sadece Türk-milliyetçisi gibi davrandığı, onlar için  en önemli kriterin, seçimlerden Türkiye'nin AB üyeliğinden yana  olan bir partinin çıkması olduğu ifade edilen yazıda, diğer  konularla neredeyse hiç ilgilenilmediği ve Türk kökenli   seçmenlerin AB üyeliği için etkin bir lobi oluşturması  gerektiğinin önemli olduğu belirtilmektedir. Birlik  Partilerinin Kohl döneminden bu yana Türkiye'nin dahil  olduğu bir AB'den söz etmemelerine basının, "Bunu  unutmayalım" sözleriyle uyararak tepki gösterdiği ve  SPD'nin Helsinki'de adaylık için özellikle gayret  gösterdiğine değinilerek, hükümeti oluşturan koalisyonun  daha iyi olduğunun belirtilip tek alternatif olarak  sunulduğuna işaret edilen yazıda, "Alman kökenli"  politikacılar için Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili  olarak yöneltilen dış siyaset sorusunun, geçiştirilmesi  mümkün olmayan seçim kararını belirleyecek derecede önemli  bir soru olduğu kaydedilmektedir.  "Türk basınının milliyetçi şamatasına gülümsemek çok zor.   Hürriyet ve Milliyet, entegrasyona düşman bir tutum  takınıyorlar, Almanya'daki talepleri ve lobi çalışmaları  ise tehlikeli bir  ısrarla yürütülüyor" denilen yazıda,  "Hürriyet, Milliyet ve Türkiye adındaki günlük Türk  gazeteleri Türkiye Cumhuriyeti'nde hemen her büfede satıyor.  Almanya için, büyük bir bölümünü Almanya'nın gündemindeki  konuların oluşturduğu özel baskı hazırlanıyor. Metin ve  reklamlar Türkçe basılıyor. Bu oldukça başarılı bir tasarı:   Örneğin Hürriyet'in tirajı günde 50 bin, tüm Türk gazetelerin  tirajı 250 bine ulaşıyor. Federal İçişleri Bakanlığı'na göre, bu gazeteler 'Almanya'nın gerçeklerini yansıtmıyor'"  ifadelerine de yer verilmektedir.

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'un "Washington'un Berlin  Listesi" başlıklı yazısında, Amerikan yönetiminin, gergin ikili ilişkilerin düzeltilmesi için koşul olarak gördüğü bir dizi  beklentisini Federal Hükümete ilettiği ve Washington'un  Berlin'den özellikle, "gelecek ay Prag'da yapılacak NATO  Zirvesi'nde Irak hakkındaki müzakereler, NATO Acil Müdahale  Gücü kurulması ve Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne alınması" konularında karşılık beklediğini bildirdiği aktarılmaktadır.

            Alman hükümet temsilcilerinin, istekler "listesinin"  varlığını doğruladıkları, ancak içeriği konusunda ya da  bunların yerine getirilip getirilmeyeceği hakkında bilgi  vermedikleri ifade edilen yazıda, ilk iki talebin yanında,  Washington'un, Federal Hükümetin Türkiye'nin AB'ye alınma  isteğine daha açık yaklaşmasını beklediği kaydedilmekte ve  şöyle denilmektedir: "Burada somut olarak söz konusu olan  husus, Türkiye'nin aralık ayında Kopenhag'da yapılacak AB  Zirvesi'nde katılım müzakerelerine resmen davet edilip  edilmemesi değil. Amerikalılar daha çok, Türkiye'nin katılım  talebinin Almanya tarafından genel olarak teşvik edilmesini  istiyor. Amerika uzun süreden beri Müslüman NATO üyesi  Türkiye'nin stratejik ve siyasi önemi dolayısıyla Batı'ya  AB üyeliği yoluyla daha sıkı biçimde bağlanmasına çalışıyor.

            Berlin'deki gözlemciler bu listeden bağımsız olarak,   Washington'un yakın gelecekte Almanya'dan Balkanlar'daki   barış misyonlarına daha güçlü biçimde katılmasını talep   edebileceğini de düşünüyorlar. Amerika, Balkanlar'da görevli  kendi birliklerini uzun vadede azaltmak istiyor ve Avrupa'nın  daha fazla katılımını arzuluyor. Washington bu nedenle NATO'nun Makedonya'daki misyonunu AB önderliğindeki bir operasyona  bırakma yönünde girişimlerde bulunuyor."

 

            ERMENİSTAN BASINI: 

            Panarmenian Network isimli internet haber servisinde  "Amerika Ermenileri, ABD'yi, Türkiye'nin AB'ye Kabulüne  İlişkin Düzenlemeye Karşı Çıkmaya Çağırdı" başlğıyla  yayımlanan yazıda, Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA)'nin,  ABD Kongre üyelerine birer mesaj göndererek, Türkiye'nin  Avrupa Birliği'ne katılmasını desteklemek amacıyla Kongre'deki  Türk dostu grup tarafından sunulan karar önerisine karşı  çıkılması için çağrıda bulunduğu bildirilmektedir.

            ANCA'nın, "kendi vatandaşlarının insan haklarını ihlal  ettiği, Hristiyan cemaatlerinin özgürlüklerini kısıtladığı,  1915 sözde Ermeni soykırımını inkar ettiği, Ermenistan'a  abluka koyduğu ve Kıbrıs'taki askeri işgalini sürdürdüğü"  iddiasıyla bu devletin davranışlarının onaylanmaması  gerektiğini ifade ettiği aktarılan yazıda, "Temsilciler  Meclisi Üyesi Robert Wexler (Demokrat, Florida) tarafından  kaleme alınan taslağın içeriğinden söz edilmektedir.

           

            FRANSA BASINI: 

            AFP'nin "Sezer, Avrupalı Mevkidaşlarına Reformları  Açıklayıcı Mektuplar Gönderdi" başlıklı haberinde,  Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, ülkesi tarafından kabul   edilmiş olan demokratik reformların önemini açıklamak ve   AB'ye üyelik müzakerelerinin başlatılmasını istemek üzere   AB'li mevkidaşlarına gönderdiği mektuplardan söz edilmektedir.   

            Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Tacan İldem'in düzenlenen bir  basın toplantısında yaptığı açıklamaya göre, söz konusu  mektupların, "reformların öneminin altını çizdiği, genişleme  konusundaki raporun (Avrupa Komisyonu'nun raporu) Türk  kamuoyunun beklentilerine cevap vermediğini belirttiği,  ayrıca, barış zamanında idam cezasının kaldırılması,  Kürtlere kültürel haklar verilmesi ile Avrupa normlarına  uymak üzere Türk hükümeti tarafından atılmış adımları  vurguladığı" aktarılan haberde, Cumhurbaşkanı Sezer'in,  Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel eşliğinde 28 Ekim'de  Kopenhag'da, AB'nin dönem başkanlığını yürüten Danimarka  tarafından düzenlenen AB'ye aday ülkeler toplantısına  katılmasının beklendiği belirtilmektedir.

            AFP'nin "Türkiye... Ankara Meselesi Belirginleşiyor"  başlıklı bir diğer haberinde, Brüksel'den yayımlanan bir  zirve sonuç taslağına göre, Brüksel'deki Avrupa zirvesinin,  üyelik müzakerelerinin başlangıcı için bir tarih vermeksizin  Türkiye'ye AB ile üyelik müzakerelerinin açılışına yaklaştığını  ifade etmesinin beklendiği bildirilmektedir. Haberde, AB dönem başkanlığından gelen ve "Bu gelişme, Türkiye ile üyelik  müzakerelerinin açılışı konusunda meseleyi ileriye taşımıştır"  ifadesine yer verildiği aktarılan söz konusu metinde, Türkiye  tarafından insan hakları ve ekonomik alanda yerine getirilen  "kayda değer gelişmeleri" memnuniyetle karşıladığının da yer  aldığı belirtilmektedir.

            Aralık ayındaki Kopenhag Zirvesi'nde "Türkiye'nin adaylığı  ile ilgili bir sonraki aşama konusunda karar verilmesini  sağlayacak olan unsurların" hazırlanması için Dışişleri , Bakanlarının davet edildiği kaydedilen haberde, diplomatik  kaynaklara dayanılarak, bu temkinli ifadenin, Brüksel'de  başlayacak olan zirvenin hazırlık görüşmeleri sırasında  Onbeşler'in genel desteğini bulduğuna işaret edilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI: 

            Reuter'in "BM Temsilcisi, Birleşmiş Bir Kıbrıs'ın AB'ye  Girmesinin Olası Olduğunu Söylüyor" başlıklı ve Karolos Grohmann  imzalı haberinde, BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun  Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreou ile Atina'da görüşmesinin  ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk Lideri  Rauf Denktaş'ın sağlık durumunun iyi olmamasından dolayı  ertelenmiş bulunan Kıbrıs barış görüşmeleri için zamanın  tükenmekte olduğu uyarısında bulunduğu, ancak birleşmiş bir  adanın bu yıl AB'ye katılmasına yönelik ümitlerin halen  varolduğunu belirttiği bildirilmektedir.

            De Soto'nun, "Çok az zaman kaldı, ancak bir çözüme  ulaşılması hala mümkün. Kıbrıs'ın, tekrar birleşmiş bir  şekilde BM'ye girmesine imkan tanıyan bir çözüme ulaşılmasını  arzu ediyoruz" dediğine işaret edilen haberde, adanın AB'ye  girmesi için uzun süredir yoğun girişimlerde bulunduğu  belirtilen Yunanistan'ın, Kıbrıs'ın dışarıda bırakılması  durumunda AB'nin genişlemesini engelleyeceğinin işaretlerini  verdiği hatırlatılmaktadır.

            Kıbrıs konusunun, Kopenhag Zirvesi'nden önce çözümlenmesi  konusunda ağırlığını koyan Papandreu'nun, "Kıbrıs'ı, Kıbrıslı  Rumlar ve Kıbrıslı Türkler birarada olacak şekilde karşılamak  istiyoruz" dediği aktarılan haberde, Brüksel'in, çözüme  ulaşılsa da ulaşılmasa da Kıbrıs'ı birliğe dahil edeceğini  açıkladığı, ancak, AB'ye girmeyi ümitle bekleyen bir diğer  ülke olan Türkiye'nin de, bu durumda, adanın kontrolunu  elinde bulundurduğu kuzeydeki üçte birlik bölümünü ilhak  edeceği tehdidinde bulunduğu kaydedilmektedir.

           

            İSRAİL BASINI: 

            İsrail Radyosu'nun "İran Mecisi'ndeki Kürt Temsilcilerden  AB'ye Türkiye Aleyhinde Bir Mektup" başlığıyla internet  sayfasında Farsça olarak yer alan bir haberde, İran İslami  Şura Meclisi'ndeki, İran'ın Kürdistan eyaleti ve İran'ın  kuzeybatısında bulunan Kürt yerleşim bölgelerinin temsilcilerinin,  AB Başkanı'na hitaben, Irak Kürdistanı'nın olası bağımsızlığıyla  ilgili olarak gönderdiği mektuptan söz edilmekte, "Türkiye'nin,   Irak'ın Kürt yerleşim bölgesine yönelik ihtirası" başlıklı   mektup, "eşi görülmemiş bir mektup" olarak değerlendirilmektedir.

            İran konusunda uzman bazı yorumcuların, Kürtlerin AB   Başkanı'na gönderdiği eşi görülmemiş mektubun hazırlanmasında,   İran İslami Şura Meclisi'nin teşvik ve baskısı olduğu görüşünde  kuvvetle ısrar ettikleri belirtilen haberde, İran İslami Şura Meclisi'ndeki Kürt temsilcilerin AB'ye gönderdikleri mektupta, "güneydoğusundaki Kürtlerin haklarını ihlal ettiği" iddia edilen  ve AB'ye üye olma yolunda bulunan Türkiye'ye, Kürt yerleşim  bölgelerinin ilhakı konusunda uyarıda bulunmasını istediklerini vurgulayarak, açıkça, "Bağımsız ve demokratik siyaseti ilke  edinen AB'nin, bu şartlar altında Türkiye'nin üyeliğini kabul  etmesinin mümkün olmadığının" belirtilmesini AB'den istedikleri  ve mektubun devamında ise, "İslami Şura Meclisi'ndeki Kürt  temsilcilerin, Irak ve Türkiye'deki Kürtlerin çektikleri  eziyet ve işkenceden dolayı içi yanmaktadır" ifadesine yer  verildiğine dikkat çekilmektedir.

 

            İSVİÇRE BASINI: 

            Tages Anzeiger gazetesinin "İstanbul Birinci Bölgede  Devlerin Savaşı" başlıklı ve Christiane Schlötzer imzalı  yorumunda, 3 Kasım seçimleri öncesinde Türkiye'nin  Avrupa'daki rolünün tartışıldığı belirtilmekte, en heyecan  verici mücadelenin İslam yanlıları ile sosyal demokratlar  arasında İstanbul'un Anadolu yakasında sürdürülmekte olduğu  ifade edilmektedir.

            Seçime katılacak partilerin seçim propagandasında  kullandıkları söylemlerden söz edilen yorumda, Türkiye'de  yaşanan sorunların dile getirilmesinin yanında, AB'yle  ilişkilerin de konu edildiğine işaret edilmektedir.

            Yorumda, ayrıca, "Avrupa için mücadelede sonucun kimin  işine yarayacağı henüz belli değil, neticede Türkiye'de  şu an bütün partiler birer Avrupalı olmak istiyor. Ancak  Ankara'nın en iyi dostları Brüksel'de oturmuyorlar, tam  aksine, onlar Derviş'in bir ayağı bulunduğu Washington'da  oturuyorlar. Birkaç gündür ABD, Türkiye'yi kabul etmesi  için AB'yi zorluyor. Bunun nedeni yine Türkiye'nin coğrafyası,  çünkü Türkiye Asya kıtasında bulunuyor ve orada Türkiye'ye  ihtiyaç var, örneğin bir Irak harekâtı için" şeklindeki  ifadelere yer verilmektedir.                

 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            To Vima gazetesinin "Papandreu: Birçok Şey Türkiye'deki  Gelişmelere Bağlı" başlıklı yorumunda, AB Genel İşler  Konseyi'nde, NATO-AB ilişkileri konusunun gündeme geldiği  ve Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun yaptığı açıklamaya  göre, "şimdiye kadar, nihai anlaşmanın elde edilmesinin  başarılamadığı" bildirilmektedir.

            Papandreu'nun, "birçok şeyin Türkiye'deki gelişmelere  bağlı olduğunu" vurguladığı ve aynı zamanda da Başbakan  Simitis'in, Brüksel'deki gayri resmi zirvede, Yunan tezleri  hakkında meslektaşlarına bilgi vermek niyetinde olduğunu  söylediği aktarılan yorumda, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques  Chirac'ın da Brüksel'de, 15 Aralık'tan sonra Üsküp'teki  NATO gücünün Avrupa güçleriyle değiştirilmesi konusunu  gündeme getirerek NATO-AB ilişkilerine değineceği  bildirilmektedir.

            Amerikalılar dahil herkesin, 22 Kasım'da Prag'da  yapılacak NATO zirvesinden önce konunun kapanması yönünde  "baskı" uyguladığı belirtilen yorumda, Atina'nın, sorunun  en kısa zamanda çözümlenmesini arzu ettiği, ancak Sevilla'daki "kazanımlarını" tanımayan düzenlemeleri kabul etmeyeceğini de  açıkladığı kaydedilmektedir.                                  

             

             

             

ESKİ SAYILAR