|
28/10/2002
ANKARA, 25/10(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 25-28 Ekim 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI: AP'nin (26/10) "AB: Türkiye'nin Reformları Üyelik Müzakerelerini Yaklaştırdı, Fakat Henüz Müzakerelere Başlama Tarihi Yok" başlıklı ve Robert Wielaard imzalı haberinde, Avrupa Birliği liderlerinin yaptıkları açıklamada, Türkiye'nin üyelik koşullarını tutturmakta önemli bir ilerleme gösterdiğini belirttikleri, fakat Ankara'ya, en çok istediği şeyi, yani üyelik müzakerelerine başlama tarihini vermeyi reddettikleri bildirilmektedir. Ankara'da Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, üyelik müzakerelerine başlama tarihinin yıl içinde belirlenmemesi halinde Türkiye'nin AB ile ilişkilerini "gözden geçireceğini" belirttiği ve "Avrupa Birliği'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlama kararını 2003 yılında almaması halinde, Türkiye-AB ilişkileri büyük yara alır" dediği aktarılan haberde, iki günlük zirvenin ardından açıklanan sonuç bildirgesinde, AB'ye üye 15 ülke liderinin, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda gereken siyasi ve ekonomik kriterleri tutturmak için şu ana kadar kaydettiği "önemli ilerlemeleri" memnunluk verici olarak nitelendirirken, bunun "üyelik müzakerelerinin başlamasını yakınlaştırdığı"nın belirtildiği kaydedilmektedir. Türkiye'nin gerçekleştirdiği reformlardan söz edilen haberde, buna rağmen, AB liderlerinin, Avrupa Komisyonu'nun bir süre önce açıklanan raporuna uygun olarak üyelik müzakerelerine başlama tarihi vermedikleri ifade edilmektedir. Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile Yunan Başbakan Costas Simitis konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamalara yer verilen haberde, Türkiye'nin 1999 yılında öteki 12 ülkeleyle birlikte AB adayı ilan edildiği tarihten bugüne kadar süren fakat sonuç alınamayan mücadelesinden söz edilmektedir. Kıbrıs sorununun da Türkiye'nin adaylığı önünde büyük engel olduğu belirtilen haberde, AB liderlerinin, nihai bildirgede yer alan, "Eğer Kıbrıslı Türkler Rumlarla birlikte AB'ye girerlerse, AB Kıbrıs'a 2004-2006 yılları arasında 200 milyon euro değerinde özel bir yardım paketi verecek" ifadesiyle Türk kesiminin dikkatini çekmeye çalıştıkları ileri sürülmektedir.
ALMANYA BASINI: Berliner Zeitung'un (25/10) "Schröder Türkiye'nin AB Yolunu Açmak İstiyor" başlıklı ve Bettina Vestring imzalı yazısında, Alman Hükümetinin, AB'nin Brüksel Zirvesi'nde Türkiye'ye üyelik sözü verilmesi için girişimde bulunacağı bildirilmekte, zirve öncesinde hükümet çevrelerinde konuşulduğuna göre AB hükümetlerinin, Türkiye'ye, 3 Kasım Parlamento seçimleri öncesinde "çok olumlu bir sinyal" vermek zorunda olduğu, çünkü reformcuların güçlendirilmesinin gerektiği dile getirilmektedir. AB'nin daha sonra, aralık ayında yapılacak Kopenhag Zirvesi'nde üyelik müzakerelerinin başlaması için bir takvim belirleyebileceğinin vurgulandığına ve "Müzakerelerin ne zaman başlayacağını belirlemek için bir tarih verilmesi çözüm olabilir" denildiğine işaret edilen yazıda, AB'de ise Başbakan Schröder'in atağının tartışıldığı, bir takvim belirlenmesinden yana olanlar arasında Yunanistan ve İngiltere'nin bulunduğu; Lüksemburg ve İskandinav devletlerinin hala temel çekincelerinin olduğu belirtilmektedir. Türk Hükümetinin, aralık ayındaki AB zirvesinde bir tarih almak için aylardır yoğun baskı uyguladığı ve aralarında idam cezasının kaldırılması da olmak üzere, Parlamento'nun yazın yaptığı reformlara işaret ederek AB'nin buna karşılık vermesi gerektiğini belirttiği, ABD'nin de Türkiye'ye müzakerelerin başlatılması yönünde bir perspektif verilmesi için AB'ye baskı yaptığı ifade edilen yazıda, Türkiye konusunun, uzun süreden beri AB meseleleri arasında en fazla tartışılan konu olduğuna dikkat çekilmektedir. Die Welt gazetesinde (25/10) "Birlik Partileri, Türkiye'nin AB Üyeliği Konusunda Uyarıyor" başlıklı ve Hans Jürgen Lersch imzalı yazısında, Birlik Partileri Meclis Grubu'nun, Türkiye ile AB'ye katılım müzakerelerinin başlatılmasına kesinlikle karşı oldukları belirtilmektedir. CSU Eyalet Meclis Grubu Başkanı Michael Glos'un, Alman hükümetinin, Türkiye'ye somut bir üyelik tarihiyle ilgili olumlu bir sinyalin verilmesi için gösterdiği çabalarına tepki gösterdiği ifade edilen yazıda, Glos'un, CDU/CSU Birlik Partileri ve FDP'den oluşan hükümetin, Türkiye ile sürekli olarak iyi ilişkiler sürdürdüğünü de hatırlatarak, Türkiye'nin AB'ye alınmasının AB'yi doğrudan Irak, İran ve Suriye ile sınır komşusu yapacağını söylediği ve "AB görünür bir gelecekte, bu denli büyük bir Türkiye ve oradaki sorunları ekonomik ve finansal açıdan kesinlikle hazmedemez" dediği aktarılmaktadır. AB'nin tasarlanan Doğu'ya genişlemeyi hazmetmesinin bile yeterince zor olduğunu söyleyen Glos'un, bu yüzden buna bir de ümitsiz bir ekonomisi olan ve devasa bir göç potansiyeli durumundaki Türkiye'nin eklenmemesi gerektiğini belirttiğine işaret edilen yazıda,şu ifadelere de yer verilmektedir: "Hükümet ise, ikili ilişkilerin düzelmesi için ABD'nin Almanya'dan taleplerde bulunduğu iddiasını reddediyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi, aralarında, Türkiye'nin AB'ye alınması isteğinin de yer aldığı bir 'ABD Talepler Listesi'nden bahsetmişti. Bu haber, gerek Washington, gerekse Berlin tarafından yalanlandı. Fakat bunun üzerine Hükümet Sözcüsü Bela Anda, Türkiye tarafından gerçekleştirilen reformların kayda değer olduğuna işaret eden bir açıklama yaptı. Boğaz'daki ülkenin AB üyeliğini hakedebilmek için son yıllarda gerçekleştirdiği reformlar arasında idam cezasının kaldırılması da yer alıyordu. Dışişleri Bakanı Joschka Fischer (Yeşiller) ise yaptığı açıklamada, Brüksel'de şimdi gerçekleşen zirve öncesinde, "Türkiye'ye olabildiğince olumlu bir sinyal verilmeli" demişti. Hükümet çevrelerinden yapılan açıklamalara göre, Türkiye'nin daha fazla hukuk devleti ve demokrasi yolunda kaydettiği gelişmeler ödüllendirilmeli.
AVUSTURYA BASINI: Oberösterreichische Nachrichten gazetesinin (25/10) "Avrupa Birliği'nin Brüksel'deki Zirvesi Türkiye Konusuna da Eğilecek" başlıklı ve Michael Jungwirth imzalı yazısında, Brüksel'de yapılan AB zirvesi bağlamında AB-Türkiye ilişkileri ele alınmaktadır. Türkiye konusunun, Kıbrıs sorunu ve AB'nin güvenlik politikası bağlamında siyasi açıdan büyük önem taşıdığına işaret edilen yazıda, Birlik'in, genişleme paketinin kesinlik kazanacağı aralık ayında Türkler ile arasının iyice açılabileceği ileri sürülmektedir. Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in, zirve öncesinde, AB'nin Ankara'ya karşı gösterdiği çifte standartlı tutuma işaret ederek, Türkiye'ye bir "sinyal" verilmesinden yana konuştuğu ve AB'nin Kopenhag Zirvesi'nde Türklere ne zaman müzakere tarihi verileceği konusunda bir tarih vermek şeklinde olması gerektiğini söylediği aktarılan yazıda, bununla, giriş müzakerelerine başlama tarihinin kastedildiği ifade edilmektedir. Komisyon Başkanı Romano Prodi'nin, "Kopenhag'da bir tarih verileceğini zannetmiyorum" dediğine dikkat çekilen yazıda, "Türkiye, Aralık 1999'da hükümet başkanları tarafından resmen "aday ülkeler" arasına alınmış, ancak ülke ile giriş müzakerelerine başlanmamıştı. Ankara, o zamandan beri AB ile giriş müzakerelerinde bulunmayı bekliyor. Birlik de o zamandan beri mırın kırın ediyor ve Türkiye'ye en fazla ümit vermekle yetiniyor" denilmektedir. ABD'nin, haftalardan beri Avrupa ülkelerine baskı yaparak, AB'nin ABD'nin Irak krizindeki en önemli müttefikine artık kapılarını açması gerektiğini belirttiği aktarılan yazıda, “Birlik savunma politikasında, Türkiye'nin iyi niyetine muhtaç, çünkü Ankara, yaklaşık altı aydan beri NATO kanalıyla, AB Acil Müdahale Gücü'nün kurulmasını engelliyor. Birlik daha 1999'da bölünmüş bir Kıbrıs'ın da üyeliğe alınabileceği konusunda görüş birliğine varmıştı. Ama Ankara buna karşılık, gururu incindiğinden, adanın kuzey kesimini ilhak edecek olursa, Türkler devletler hukuku açısından, AB topraklarını işgal etmiş olacak, ki bu da yumuşamaya pek yardımcı olmayacaktır" şeklinde ifadelere yer verilmektedir. Wiener Zeitung'un (25/10) "Türkiye Konusunda Kuşku... Almanya Sinyal Verilmesi İçin Israr Ediyor... Avusturya Tereddütlü" başlıklı haberinde, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in, Türkiye'nin daha çbuk AB'ye yakınlaştırılması konusunda ısrar ederken, Avusturya'da hem ÖVP hem de SPÖ'nün buna kuşkuyla baktığı ifade edilmektedir. Schröder'in, en geç aralık ayında yapılacak olan Kopenhag Zirvesi'nde Ankara yönünde bir sinyal verilmesi gerektiği görüşünde olduğuna işaret edilen haberde, hükümet çevrelerinin, bunun, "ne zaman bir müzakere tarihi verileceğine ilişkin bir tarih verilmesi" şeklinde olacağını dile getirdikleri aktarılmaktadır. Başbakan Wolfgang Schüssel'in, Türkiye ile görüşmelere Kopenhag'da başlanılmasını çok erken bulduğu, Türkiye'nin reformlar yönünde "bazı büyük adımlar" attığını, "öte yandan yakında Türkiye'de seçimlerin yapılacağını ve seçimleri kimin kazanacağının bilinmediğini" söylediği belirtilen haberde, SPÖ'nün Avrupa Sözcüsü Caspar Einem'in, asıl "sorunun" üyelik isteyen tüm ülkelerin kabul edilip edilmemesinin olduğunu, Türkiye'nin ilerlemeye rağmen Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirmekten henüz çok uzak olduğunu belirttiği kaydedilmektedir. Haberde, ayrıca, ABD Başkanı George W. Bush'un, Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaptığı bir telefon görüşmesinde, Türkiye'nin üyelik çabalarının destekleneceğini ifade ettiğine dikkat çekilmektedir.
FRANSA BASINI: AFP'nin (26/10) "Chirac: Türkiye'nin Üyelik Müzakerelerine Başlama Tarihinin Belirlenmesi İçin Henüz Erken" başlıklı haberinde, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın, Brüksel'deki Avrupa Zirvesi sonunda yaptığı açıklamada, Ankara tarafından gerçekleştirilen ilerlemelerin henüz yetersiz olduğu, bu nedenle Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlaması konusunda bir tarih belirlemek için de vaktin erken olduğunu belirttiği bildirilmektedir. Chirac'ın, "Tüm Avrupalılar, Türkiye'de özellikle insan hakları alanında olmak üzere, yakın geçmişte sağlanan ilerlemelerden etkilenmiştir; ancak, bu ilerlemelerin henüz yetersiz olduğunu da kabul etmek gerekir" dediği aktarılan haberde, "Bunun dikkate alınması halinde, tarih belirlemek çok güçtür" diyerek, bununla birlikte "umut ve hedefler" belirlenebileceğini de sözlerine eklediği aktarılmaktadır. Bu arada, Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in de yaptığı açıklamada, Ankara ile müzakerelerin başlatılması tarihinin belirlenmesi konusundaki değerlendirmenin önümüzdeki aralık ayında Kopenhag zirvesinde ele alınacağını ifade ettiği ve "Önümüzdeki yedi hafta boyunca Türkiye'deki gelişmeleri çok yakından izleyeceğiz ve buna göre de nihai değerlendirme işlemlerini başlatacağız" dediğine işaret edilen haberde, “Türkiye, Aralık 1999 tarihinden bu yana AB'ye adaylık statüsünden yararlanmakta ve üyelik müzakerelerinin başlaması konusunda bir tarih verilmesini istemektedir. Ankara dün yaptığı açıklamayla, üyeliği konusunda AB'nin 2003 yılında müzakerelerin başlamasını reddetmesi halinde AB ile ilişkilerini yeniden gözden geçireceği tehdidinde bulunmak suretiyle pazarlığı kızıştırmış bulunuyor” denilmektedir.
İNGİLTERE BASINI: Reuter'in (26/10) "AB, Acil Müdahale Gücü Konusundaki Çıkmazı Aşacak Bir Metni Kabul Etti" başlıklı ve John Chalmers imzalı haberinde, Avrupa Birliği'nin, Acil Müdahale Gücü konusunda Yunanistan ile Türkiye arasında iki yıldır süren çıkmazı aşmak için bir metin üzerinde anlaştığı ve Ankara'ya metne 'Evet' demesi için bir dizi ödül teklif ettiği bildirilmektedir. Aylarca süren yoğun bir diplomasi trafiğinden “zaferle” çıktığı ifade edilen AB Savunma ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana'nın, Türkiye'yle sağlanacak anlaşmanın, AB'nin yıl sonundan önce Makedonya'daki barış gücü görevini üstlenmesine yol açabileceğini belirttiği aktarılan haberde, AB'nin 60 bin askerden oluşacak ordusunun 2003 yılında tamamen operasyonel olmasının gerektiği vurgulanmakta, fakat Yunanistan ile Türkiye arasındaki güvensizlikten dolayı bu orduya NATO'nun imkanlarına giriş garantisinin bir türlü verilemediği hatırlatılmaktadır. Gelecekte bu ordunun Ege'ye veya Kıbrıs'a konuşlandırılması ihtimalinden “korkan” NATO üyesi Türkiye'nin, böyle bir garanti vermeyi kabul etmesinin karşılığında bu güçte söz sahibi olmak istediğine dikkat çekilen haberde, Solana'nın, Türkiye'nin söz konusu metni kabul edeceğinden emin olduğunu belirttiği kaydedilmektedir. Türkiye-AB ilişkileriyle ilgili son günlerde yaşanan gelişmelere de yer verilen haberde, "Ankara Belgesi" olarak bilinen metnin yerini aldığı ifade eden "Brüksel Belgesi"nin içeriği konusunda şu bilgiler aktarılmaktadır: "Bu belgenin tek farkı, belgede bir kelimenin, yani 'karşılıklı olarak' kelimesinin yer almasıymış gibi görünüyor. Belgede, karşılıklılık anlayışına dayanılarak, hiçbir koşulda AB gücünün bir NATO müttefiğine karşı kullanılamayacağı, buna karşılık NATO'nun askeri kanadının AB veya AB'ye üye ülkelere karşı harekete geçemeyeceği belirtiliyor. Ayrıca Yunanistan, BM Şartı'nı ihlal edebilecek hiçbir eylemde bulunulmayacağına dair yazılı bir teminat da almayı başardı. Solana, bu anlaşmayı haftasonu NATO Genel Sekreteri George Robertson'la, pazartesi günü de Kopenhag'da AB'ye aday ülkelerin toplantısına katılacak olan Türkiye Cumhurbaşkanı ile görüşeceğini belirtti.”
YUNANİSTAN BASINI: Ta Nea gazetesinin (26/10) "Avrupa Ordusu Konusunda nlaşma" başlıklı ve İrini Karanasopoulou imzalı yorumunda, Brüksel'de yapılan AB ara zirvesi çerçevesinde, Avrupa ordusu konusunda uzlaşma sağlanmasının, Başbakan Simitis'in, askıda bulunan dış politika konularının çoğunu kapatma emelini taşıdığını ortaya koyduğu ifade edilmektedir. Avrupa ordusu konusunda uzlaşma sağlandığının, AB'nin dış politika ve güvenlik konularından sorumlu Yüksek Komiseri Javier Solana tarafından resmen açıklandığı bildirilen yorumda, Solana'nın, son zamanlarda, konuya ilişkin Yunan hükümeti ile sürekli temasta bulunduğu, Başbakan Simitis ve Dışişleri Bakanı Papandreu ile yaptığı görüşmede, Avrupa ordusuna ilişkin Ankara metninin ele alındığı, Ankara metnine, "NATO üyesi ülkeler de, AB üyesi ülkelere saldıramayacaklardır" şeklinde bir ifadenin eklenerek değişiklik yapıldığı ve taraflar arasında uzlaşma sağlandığı kaydedilmektedir. Solana'nın, Avrupa ordusu konusundaki gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, Avrupa ordusu konusunda varılan uzlaşmanın Türkiye tarafından da benimseneceği sinyalini verdiği ve Avrupa ordusu konusunu, üyelik müzakereleri için Türkiye'ye tarih verilmesi konusuna bağlamasının da dikkat çektiği ifade edilen yorumda, Solana'nın, Avrupa ordusu konusunda tek başına açıklamada bulunmasının, ilk başta Başbakan Simitis ve Yunan heyetinde şaşkınlık yaratmasına rağmen, daha sonra Solana'nın açıklamalarını Yunanlı yetkililerin de doğruladığı aktarılmaktadır. Kathimerini gazetesinin (26/10) "Ankara, Yeniden AB'yi Tehdit Ediyor"başlıklı yorumunda, Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in, yaptığı açıklamada, AB ile Türkiye arasında 2003 yılı içinde müzakerelere yol açacak bir tarihin belirlenmemesi durumunda, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini yeniden gözden geçireceğini söylediğine işaret edilmektedir. Brüksel'de yapılan AB ara zirvesinde, "15"lerin Türkiye'yi Avrupa'ya yakınlaşma yolunda attığı adımlardan dolayı övmelerine ve bu yönde ilerlemesi için komşu ülkeyi cesaretlendirmelerine rağmen, üyelik müzakerelerinin başlamasına yönelik bir tarihi belirlemekten kaçınmaları üzerine, Dışişleri Bakanı Gürel'in tepki göstererek açıklamada bulunduğu belirtilen yorumda, Bakan Gürel'in, "AB, Türkiye ile üyelik müzakerelerin 2003 yılı içinde başlaması için tarih belirlemezse, AB ile Türkiye ilişkilerinde ciddi sorun doğacak ve Türkiye AB ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmek zorunda kalacaktır" şeklindeki sözlerine yer verilmektedir. Yorumda, ayrıca, "Bilindiği üzere, Türkiye ilk kez AB'yi tehdit etmiyor. 1997 yılında AB, Türkiye'yi aday ülke ilan etmeyince, Ankara kızmış ve AB ile ilişkilerini dondurmuştu. AB-Türkiye ilişkileri 1999 yılında yeniden canlandı ve Türkiye yıl sonunda yapılan Helsinki AB Zirvesinde aday ülke ilan edildi" denilmektedir.
ESKİ SAYILAR |