30/10/2002                       

 

            ANKARA, 30/10(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  28-30 Ekim 2002 tarihinde yayımlanan, Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            ABD BASINI:

 

            The Washington Times gazetesinde (29/10) "Türkiye'yi  Bekleyen Zorluklar" başlığı ve Mark R. Parris imzasıyla  yayımlanan makalede, Türkiye'nin coğrafi konumu bağlamında  bölgedeki önemine işaret edilmekte ve karşı karşıya kaldığı  iç ve dış siyasi ve ekonomik sorunları ele alınmaktadır.  Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin önünde halledilmesi gereken  pek çok sorun olacağı, ancak dikkat edilmezse "bazı tatsız  sürprizler" olabileceğine işaret edilen makalede, ABD'nin  söz konusu sorunların çözümündeki rolüne değinilmektedir.  Irak sorununun çözümünün Türkiyesiz olamayacağı dile  getirilen makalede, 3 Kasım'da yapılacak seçimlerin  sonucunun da dış politikadaki kararları etkileyeceğine  dikkat çekilmektedir. Türkiye'nin yeni hükümetinin,  öncelikli olarak Türklerin dönüm noktası olarak  tanımladıkları "12 Aralık'ta Kopenhag'da gerçekleşecek  AB zirvesi"yle karşı karşıya kalacağı vurgulanan makalede,  İdam cezasının kaldırılması ve Kürtlere dil konusunda daha  fazla kültürel haklar tanınması gibi kritik konularda  AB'nin talep ettiği reformları onaylayan Türklerin, AB  ile üyelik müzakerelerine başlayabilmek için kendilerine  bir tarih verilmesini istedikleri, AB'nin ise bunu yapıp  yapmayacağının belirsiz olduğu kaydedilmektedir. Kıbrıs  sorunu konusunda da, "bir tarih verilmesinin reddedilmesi  ve Kıbrıs'ın kendi üyeliğinin çantada keklik olması yeni  başbakanı, Türkiye ve Avrupa arasındaki ilişkilerin  zehirlenmesine sebep olabilecek ve ülke içinde milliyetçi  duyguları alevlendirecek biçimde tepki göstermesi için  çok büyük bir baskı altında bırakacak" şeklinde bir  değerlendirme yapılan makalede, bunun da netice itibariyle  Türkiye'nin yeni hükümetini bekleyen üçüncü acil meselesi  olan "ekonomik iyileştirmeyle başa çıkmasını" daha da  zorlaştıracağı ileri sürülmekte ve şöyle denilmektedir:  "Bush yönetiminin, Kopenhag'da bir Türk-AB tren kazasını  engelleme çabası son haftalarda artmış görünüyor.  12 Aralık'a kadar Kıbrıs çıkmazını çözmek oldukça zor  olacak. Ancak eğer Avrupalılar en azından mantıklı olmaya  hazır olurlarsa, Kıbrıs ve Türkiye'nin AB adaylığına  ilişkin diğer meselelerde bir taahhütte bulunma şansına  bile sahip olmadan önce yeni Türk hükümetinin dışarıda  bırakılmaya tepki göstermek zorunda kalacağı bir durumdan  sakınmak olası olabilir."

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Frankfurter Rundschau gazetesinde (29/10) "Adalet  Komedisi Değil" başlığı ve Gerd Höhler imzasıyla  yayımlanan yorumda, Türkiye'de bulunan Alman vakıfları  hakkında ortaya atılan casusluk ve komplo iddiaları            ele alınmakta, Başbakan Bülent Ecevit'in konuyla ilgili  açıklamasının ortalığı yatıştırmaya yönelik olduğuna  işaret edilmektedir. Başbakan Ecevit'in açıklamasında,  Türkiye'de bulunan Alman vakıfları hakkında ortaya  atılan iddiaların, “bir adalet komedisi” olduğunu  ifade ettiği ve Almanya'ya, sabırla mahkeme kararını  beklemesini ve Türk adaletine güvenmesini tavsiye  ettiği belirtilen yorumda, şu değerlendirmeye yer  verilmektedir: "Ecevit burada işin kolayına kaçıyor,  çünkü bu olayın arkasında bulunanlar, yalnızca birkaç  işgüzar savcı değildir. Asıl tetikleyiciler farklı  yerlerde oturmaktadır. Alman vakıflarına karşı kampanya,  bir yıldan fazla bir süredir sürmektedir. Berlin, Türk  Cumhurbaşkanı'na varana kadar tüm siyasi seviyelerde,  Almanya'nın ciddi endişelerini dile getirdiği halde,  Ankara şimdiye kadar bu konuyu görmezlikten gelmiştir.  Bu tartışmanın şimdi, Almanya'nın Türkiye'nin AB'ye üye  olma gayretlerine daha fazla destek olmak için mücadele  verdiği bir sırada tırmanması bir tesadüf değildir,  aksine, bu kışkırtıcı kampanyanın arkasında bulunan  kişileri işaret etmektedir. Bunlar, ülkenin AB'ye  daha da yakınlaşmasını engellemeye çalışan güçlerdir,  çünkü bunu, kendi güç ve çıkarlarına karşı bir tehdit  olarak görmektedirler. Bunu Bülent Ecevit de bilmektedir.  Bu nedenle, -aslında gerçekten de istenen- Türk  adaletinin bağımsızlığına işaret ederek arkasına  saklanmak yerine, atın ve binicinin ismini  açıklaması gerekirdi."

 

            AVUSTURYA BASINI:

           

            Der Standard gazetesinde (29/10) "AB ile Türkiye  Arasındaki 'Randevu' Planlandı" başlığı ve Jörg Wojahn  imzasıyla yayımlanan yazıda, Brüksel'deki AB zirvesinin  sonuçlarından söz edilmekte, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet  Sezer ile Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in sonuçtan  memnun kalmadıkları bildirilmektedir. Türkiye'ye Brüksel  zirvesinde de, istediği giriş müzakerelerine başlangıç  tarihi verilmediği hatırlatılan yazıda, Ankara'nın  aralık'taki genişleme zirvesinde de, kendisine bir  tarih verilmesini bekleyebileceğine işaret edilmektedir.  Ancak burada, "görüşmelere başlama tarihinin ne zaman  verileceğine dair bir tarihin" yani bir "randevu  maddesinin" söz konusu olduğu, 2003 yazında, Ankara'ya  görüş müzakerelerine başlama tarihi konusunda somut  görüşme umudu verilebileceği dile getirilen yazıda,  AB'nin büyükleri olan İngiltere, İtalya, Fransa ve  Almanya'nın, bir tarih verilmesi yönünde çark etmeleri  ve bir "randevu"dan yana çıkmalarıyla, Türkiye'nin  şansının da son günlerde arttığına dikkat çekilmektedir.  Bu fikrin en büyük teşvikçisinin, şu sıralar Ankara ile  arasında askeri bir yumuşama sağlamak için elinden gelen  her şeyi yapan, hatta hafta sonunda Ege'deki bütün  tatbikatların sona erdirilmesini kararlaştıran  Yunanistan olduğu belirtilen yazıda, Atina'nın  ayrıca, müşterek bir AB belgesi ile Birliğin savunma  politikasında NATO kaynaklarından yararlanılmasını da  kabul ettirebildiği ve AB Dış Politika Sorumlusu  Javier Solana'nın, bunu, Sezer ve Gürel ile birlikte  açıkladığı kaydedilmektedir.

 

            BELÇİKA BASINI:

 

            La Libre Belgique gazetesinin (28/10) "Türkiye İçin  Kıpırdanma Var" başlıklı ve Olivier Mouton imzalı haberinde,  10 ülkenin 2004 yılında AB'ye üye olmasının beklendiği,  onları, 2007 yılında Bulgaristan ve Romanya'nın izleyeceği  belirtilmekte, Türkiye için hiçbir tarih verilmediği,  ancak yeni gelişmelerin umut yarattığı ifade edilmekte  ve şöyle denilmektedir: “Türkiye için ise hala bir tarih  sözkonusu değil; bu da Türk Dışişleri Bakanı Şükrü Sina  Gürel'i en çok rahatsız eden şey. Yine de, Almanya,  İtalya ve İngiltere gibi bazı büyüklerin etkisi ile  daha sıcak bir yaklaşım var. Onbeşler, Ankara'nın  kaydettiği ilerlemeleri saygıyla karşılıyor. Bazı  kaynaklar, 2004 yılı sonrasında bir randevu verilmesi  olasılığından söz ediyor. Şimdiye kadar Türkiye tarafından  engellenen AB ile NATO arasında sürekli ilişkileri  belirleyen anlaşma perspektifi, karşılıklı iyi niyet  getirebilir. Yüksek Temsilci Javier Solana cuma günü,  Kopenhag'da 'iyi haber' olasılığından sözetti. Geriye,  hassas Kıbrıs konusu kalıyor. Birlik, 1999'da Helsinki'de  verilen karara bağlı kalıyor. Yani, bir ön şart olarak  öne sürülmese de, genelde sorunun çözümlenmesi isteniyor.  Konsey bir karar vermek için 'mevcut tüm etkenleri'  gözönüne alacak. Diğer bir deyimle, eğer Türkiye ile  bir 'casus belli' (çatışma nedeni) söz konusuysa,  gecikme ihtimalinin belirmesi gözardı edilemeyecek."

 

            FRANSA BASINI:

 

            Le Monde gazetesinde (29/10) "Türkiye'ye Karşı  'Pozitif Bir İşaret'" başlığıyla yayımlanan haberde,  Onbeşlerin devlet ve hükümet başkanlarının, 25 Ekim  Cuma günü, Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in  isteği doğrultusunda, Türkiye'ye "olabildiğince pozitif"  bir siyasi işaret gönderdikleri, ancak AB'ye üyelik  müzakerelerinin başlaması için Ankara'ya kesin bir  tarihin verilmesinin henüz mümkün olmadığı ifade  edilmektedir. Brüksel Avrupa zirvesinde, bazı  ülkelerin (Almanya, İngiltere, Yunanistan) Aralık  ortasındaki Kopenhag zirvesi sırasında bazı şartlar  altında bu adımı atmaya meyilli olsalar da aralarından  hiçbirinin böyle bir tarih belirlemeyi teklif etmediği  belirtilen haberde, bütün ülkelerin, en azından 3 Kasım  seçimlerinden sonra oluşacak iktidarın, Avrupa yanlısı  olacağı konusundaki belirsizlik ortadan kalkmadığı  sürece, daha ileriye gitmek için henüz çok erken  olduğu kanısında oldukları kaydedilmektedir. Ankara'daki  yöneticilerin konuyla ilgili açıklamalarına yer verilen  haberde, Başbakan Bülent Ecevit'in, "Beklerken, zaman  kazanıyorlar. Sabırlı olmamız gerekiyor" dediği,  Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel'in ise, "Eğer AB,  2003'te Türkiye'yle üyelik müzakerelerine başlamazsa,  AB-Türkiye arasındaki ilişkiler etkilenecek ve Türkiye,  birlikle olan ilişkilerini tüm yönleriyle yeniden  değerlendirecektir" diyerek bu uzlaşıcı tutumu kararttığı  ileri sürülmektedir. Haberde, Dışişleri Bakanı'nın bu  imasının, Onbeşler ile Ankara arasındaki şu iki uyuşmazlığı  hedef aldığı ifade edilmektedir: “Bir yandan, 2004'te  Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında, barış  olsa da olmasa da birliğe girecek olan bölünmüş ada  Kıbrıs'ın geleceği konusunda iki kesim arasındaki  müzakerelerin blokajı; diğer yandan, Avrupa Birliği  ile Atlantik ittifakı arasında 'sürekli uzlaşma'  konusunda Avrupa savunmasının güçlenmesine engel  olan şu anki çıkmaz.” Her sözcüğü tartan Onbeşler,  Türkiye'nin  Kopenhag siyasi kriterlerini yerine  getirmek için aldığı "önemli kararları" ve Ankara'nın  ekonomik kriterler konusunda "ilerleme gösterdiğini"  "takdir" etti; bu iki hareketle, Türkiye'yle "üyelik  müzakerelerinin başlaması konusunda ilerleme kaydedildi".  Haberde, ayrıca, AB ile Atlantik İttifakı arasındaki  "sürekli uzlaşma" konusunda bir anlaşmaya vardıkları,  Yunanistan'ın, Türkiye'nin de kabul edebileceğini  düşündüğü, "Brüksel metni" olarak adlandırılan bir  uzlaşma metnini kabul ettiği, bunun ise, aslında  Birleşmiş Milletler Yasasında açıklanan ilkeler  üzerine dayandırılan referanslar gibi birkaç  düzeltmeden ibaret olan "Ankara metni" olarak  adlandırılan bir uzlaşma metninden alındığına  işaret edilmektedir.

           

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Financial Times gazetesinin (28/10) "Büyük Devletler,  Türkiye'nin AB Umudunu Artırıyor" başlıklı ve Judy Dempsey  imzalı haberinde, Avrupa'nın önde gelen beş ülkesinin,  aralık'ta Kopenhag'da yapılacak AB Zirvesi'nde Türkiye'nin  üyelik görüşmelerinin başlatılması için tarih vermeyi  gündeme getirme konusunda prensipte anlaşmaya vararak,  üyelik umutlarını artırdıkları bildirilmektedir.  Diplomatların, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve  İspanya arasında ulaşılan gayrıresmi mutabakatın,  Türkiye'deki reform yanlıları için 3 Kasım seçimleri  öncesi psikolojik destek olacağını söylediklerine işaret  edilen haberde, anlaşmanın, 2004 yılında AB'ye üye olacak  10 ülkeden biri olan Kıbrıs konusunda kesilen görüşmeleri  de yeniden canlandırabileceği ifade edilmektedir. Hukukun  üstünlüğü ve insan hakları standartları dahil olmak üzere,  aday ülkelerin üyelik görüşmelerine başlamadan evvel yerine  getirmeleri gereken bir dizi koşulu içeren Kopenhag  kriterlerinin karşılanması için, Türkiye'ye daha çok  iş düştüğü belirtilen haberde, "ABD'den yönelen baskılar  ve Brüksel'in Kopenhag kriterlerini yerine getirmesi için  Türkiye'yi teşvik etmek ve bugüne dek gerçekleştirdiği  reformları tanımak zorunluluğu bilincinin, AB liderlerinin  tavırlarında önemli bir değişikliğe yol açtığı" ileri  sürülmektedir.

            The Independent gazetesinin (28/10) "Türklerin Üyelik  Başvurusu, Görüşme Sözüyle Umutlandı" başlıklı ve Stephen  Castle imzalı haberinde, AB liderlerinin, aralık ayındaki  zirvede Türkiye'ye üyelik görüşmelerinin başlatılacağı  taahhüdünde bulunacaklarını açıklamalarıyla, Türkiye'nin,  AB üyeliğine bir adım daha yaklaşmış bulunduğu ifade  edilmektedir. Bugüne kadar üyelik görüşmelerine başlayan  hiçbir ülkenin üyelik başvurusu geri çevrilmediği için,  Türkiye'nin üyelik görüşmelerine başlamasının önemli bir  dönüm noktası olarak kabul edildiği belirtilen haberde,  birçok Avrupa ülkesinin, Türkiye'yi güvenilir bir NATO  müttefiki ve terörizme karşı savaşta dost ülke olarak  kabul eden ABD'nin diplomatik baskısı ile karşı karşıya  olduğuna işaret edilmektedir. Aralık'ta Kopenhag'da  yapılacak liderler zirvesinde Türkiye'yle görüşmelerin  başlatılması için tarih önerilebileceği ya da en azından  bu tarihin önerilmesi için bir randevu verilebileceği  kaydedilen haberde, Türklere yeni öneri sunma planlarının  İngiltere ve Yunanistan tarafından istendiği, İspanya ve  İtalya'dan da destek bulduğu, AB'nin Dış Politika Yüksek  Temsilcisi Javier Solana'nın da, zirvede Ankara'ya  pozitif sinyaller verileceğini teyit ettiği bildirilmektedir.  Solana'nın, ayrıca, 60 bin kişilik askeri güç konusunda da  AB'nin Yunanistan'la bir anlaşmaya vardığını ve Türkiye  ile de yakın zamanda mutabakata varılacağı konusunda  umutlu olduğunu söylediğine dikkat çekilen haberde,  AB'nin yıl sonuna kadar Makedonya'da barış gücü görevini  devralma girişimlerini başlatabileceğini de sözlerine  eklediği aktarılmaktadır.

 

            İSVİÇRE BASINI:

 

            Neue Zurcher Zeitung'un (28/10) "Brüksel'deki AB  Zirvesi Genişlemenin Baskısı Altında" başlıklı haberinde,  Brüksel'deki AB Zirvesi'nin sonuçlarından söz edilmekte,  Chirac ile Schröder'in, müzakerelere neden olan tarım  politikasındaki finansman konusunda fikir birliğine  vardıkları ve yeni üyelerin de, bu "tarım için direkt  ödemelerinden" faydalanacaklarını açıkladıkları  bildirilmektedir. Avrupa Konseyi üyelerinin, Romanya ile  Bulgaristan'ın AB'ye üye olabilmeleri için hangi konularda  çalışılması gerektiğinin yanı sıra Türklere yaptıkları  reformlar için mükafat olarak bir tarih verilip  verilmeyeceğini de tartışmak istedikleri belirtilen haberde,  Yunanistan ve İngiltere'nin, bu konudaki görüşmeler için  müracaatta bulundukları ve Almanya'nın da, böyle bir  yakınlaşmanın artık mümkün olabileceğine işaret ettiği  aktarılmaktadır. Haberde, ayrıca, tüm bu konulara  Kopenhag'da karar verileceği, Komisyon'un ve Dışişleri  Bakanları'nın çalışmaları sonuçlandığında, Rusya ile  girilecek olan ve Kaliningrad güzergahı için transit  anlaşmalarını içeren müzakerelerin de ele alınacağının  tahmin edildiği kaydedilmektedir.

 

            İTALYA BASINI:

 

            La Stampa gazetesinin (26/10) "Türkiye'ye Randevu...  Yeni Üyeler 2004'de... Ankara Konusundaki Karar Aralık'ta"  başlıklı ve Enrico Singer imzalı yazısında, Danimarka  Başbakanı ve AB Dönem Başkanı Rasmussen'in, "Türkiye'nin  AB'ye girişine hep birlikte Kopenhag Zirvesi'nde karar  vereceğiz" şeklinde bir açıklamada bulunduğu bildirilmekte,  "Avrupa'nın 'ebedi nişanlısı' sonunda ilk ve en önemli  randevuyu kopardı. Yoğun diplomatik girişimlerden sonra,  Brüksel'deki toplantıdan bir tarih kararı çıktı. Her ne  kadar Ankara, 'Bu resmi müzakereler için verilen bir  tarih değil' diyorsa da ne olursa olsun bu bir tarih"  değerlendirmesi yapılmaktadır. Bunun bir dönemeç olduğu ve  büyük bir başarı olduğu ifade edilen yazıda, zirvenin  açılışında Alman Şansölyesi Schröder ile Dışişleri  Bakanı Fischer'in, "Bu yıl sonuna kadar pozitif bir  sinyal verebilmek için elimizden geleni yapacağız" sözleri aktarılmaktadır. Diğer liderler tarafından da bu görüşün  desteklendiği vurgulanan yazıda, Avrupa'nın Türkiye'yi  tanımasının 3 Kasım seçimlerinde büyük bir ağırlığının  olacağı belirtilmektedir. Ankara'nın, bu tanınmayı elde  ettiğine dikkat çekilen yazıda, AB'ye üye olmayan  ülkelerin savunma sistemlerine ilişkin yeni mekanizmaların  belirlendiği zirvede, güçlü bir ordusu ve stratejik önemi  olan Türkiye'nin de, bu ülkeler arasında yer almasının  ikinci bir kazanım olduğu kaydedilmektedir.    

 

            JAPONYA BASINI:

 

            Asahi Shimbun gazetesinin (28/10) "AB Askeri Birliği'ne  Türkiye'nin Katkısı... AB Zirvesi Tasarıyı Kabul Etti...  NATO ile Görüşmelere Geçilecek..." başlıklı ve Kishiko Hisada  imzalı haberinde, 25 Ekim'de düzenlenen AB Zirvesi'nde, 2003  yılında kurulması hedeflenen "AB Acil Önlem Birliği"yle ilgili  olarak hazırlanan ve aralarında Türkiye'nin de bulunduğu AB  üyesi olmayan altı NATO üyesi ülkenin katkısını içeren AB-NATO  arasındaki anlaşma tasarısının kabul edildiği bildirilmektedir.  AB Ortak Güvenlik ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Solana'nın,  gelecek hafta NATO ve Türkiye ile görüşerek, onaylarını almaya  çalışacağı kaydedilen haberde, anlaşmaya varılması halinde  AB'nin, Makedonya'da güvenliği sağlamak üzere bu yılın  sonlarına doğru askeri birliği göndermeyi planladığı ifade  edilmektedir. Anlaşma tasarısının, AB'nin, askeri birliği,  Avrupa'nın NATO üyesi ülkelerine karşı kullanmamasını ve  aynı zamanda, NATO'nun askeri gücünün AB ülkelerine karşı  kullanılmaması" koşullarını içerdiği belirtilen haberde,  tasarının ayrıca, AB üyesi olmayan altı NATO üyesi ülkenin  güvenliklerini tehdit edecek çatışmalarda AB'nin müdahalesine  karar verildiği durumlarda, ön görüşmeler yapılması koşulunu  da içerdiği ve bu altı ülkenin diledikleri takdirde, AB'ye  katılmalarını da kabul ettiği kaydedilmektedir.

 

             

           

ESKİ SAYILAR