05.11.2003

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 05/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  04 Kasım 2003 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ALMANYA BASINI:

            Haftalık Rheinischer Merkur gazetesinin internet  sayfasında (04/11) "Kemalistlerin Direnişi" başlığı altında  ve Wulf Schönbohm imzasıyla yer alan bir yorumda, Türkiye'nin,  çıkarılan yasalar baz alındığında Kopenhag Kriterleri'ni  yerine getirdiği, ancak reformların hayata geçirilmesinin  ordu, adalet ve bürokrasi tarafından bloke edildiği  belirtilmektedir. Cumhurbaşkanı ile hükümet arasındaki  gerginliklerin ve AKP'nin, meslek ve İmam-hatip lisesi  mezunlarının üniversiteye girişini kolaylaştıracak üniversite  reformu çalışmalarının da ele alındığı yorumda, Türkiye'nin,  AB'nin 1999 yılının sonunda, ülkeye üyelik statüsü verilmesini kararlaştırmasından itibaren, aslında hiç kimsenin ülkeden  beklemediği siyasi bir reform sürecinin içinde bulunduğu ve  yedi reform yasasını onaylamanın ardından şimdilerde de  AB'nin Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirdiği kaydedilmektedir.  Hükümetin ve parlamentonun, reformların hayata geçirilmesine  yönelik halen var olan direnişlere rağmen, AB'nin 2004 yılının  sonunda ülkeye bir müzakere tarihi vermesi için elinden geleni  yapacağının kesin olduğu vurgulanan yorumda, reformlara ve  bunların hayata geçirilmesine yönelik direnişin sadece orduda  değil bürokrasi ve adalet içerisinde de yaşandığı, bu nedenle  5 Kasım'da kamuoyuna açıklanacak olan Türkiye ile ilgili  AB İlerleme Raporu'nun haklı olarak bu tarz sorunları da  içereceği, ancak 2004 yılının sonuna kadar daha farklı ve  büyük değişikliklerin olmasının da mümkün olduğu ifade  edilmektedir. Bir CDU Avrupa milletvekilinin, AKP'li  siyasilerle gerçekleştirdiği bir görüşmede, "Yeni AKP  hükümetinin, kendinden bu denli emin ve sakin olması çok  hoşuma gidiyor. Bu, Türkiye ile ilişki içinde olduğum bu son  on yılda hep özlediğim birşeydi" açıklamasında bulunduğu  aktarılan yorumda, AKP hükümetinin gerçekten de eski  hükümetlere oranla, AB'ye yönelik tutumunu değiştirdiği, AB eleştirilerinin artık Türkiye'ye yönelik hakaret olarak  kabul edilmediği ve yapılan eleştirilerin ciddiye alındığına  işaret edilmektedir.

            Focus dergisinde (04/11) "Türkiye... Batı'ya Giden Uzun  Yol" başlığı altında ve Claudia Steiner imzasıyla yayımlanan  bir yazıda, İstanbul'daki ve büyük kentlerdeki kadın ve  erkeklerin giyim tarzlarıyla neredeyse "Türkiye'nin gizliden  gizliye Avrupa standartlarını üstlendiği, AB üyeliğinin önünde  hiçbir engel kalmadığının" düşünülebileceği belirtilmektedir.  Sadece birkaç kilometre ileride ise, Türkiye'nin AB ile hiç de  bağdaşmayan tarafının görüldüğü ve İstanbul'un yoksul  semtlerinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan göç eden ve hamallık  yaparak ya da amele olarak çalışarak geçimlerini temin eden  insanların yaşadıkları ifade edilen yazıda, halkının çoğu  Müslüman olan Türkiye'nin, yıllardan beri Hıristiyan Kulübü  AB'ye üye olmanın hayalini kurduğu ve kamuoyu araştırmalarına  göre, Türklerin yüzde 75'inin AB üyeliğinden yana olduğu  kaydedilmektedir. Brüksel'in, sürekli olarak Ankara'yı,  katılım müzakerelerinin başlatılması için Kopenhag Kriterleri'nin  yerine getirilmesi gerektiği konusunda uyardığına işaret edilen  yazıda, "Türkiye Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirdi" diyen  Başbakan Erdoğan'ın durumdan memnun gözüktüğü vurgulanmaktadır.  İnsan hakları, kötü muamele, Kürt meselesi ve Kıbrıs konusunun  Türkiye'nin AB üyeliği yolunda engel teşkil ettiği belirtilen  yazıda, Avrupalıların çoğunun, Erdoğan ve partisinin Türkiye'yi  bir Şeriat devletine dönüştürebileceği endişesinin de artık  gereksiz olduğunun ortaya çıkmış bulunduğu, Başbakan'ın tüm  gayretiyle İslamcı geçmişinden sıyrılmaya çalıştığına dikkat çekilmektedir.

            BELÇİKA BASINI:

            La Dernière Heure gazetesinde (04/11) "Avrupa'nın  Kapısındaki Türkiye" başlığı altında ve Patrick Dath-Delcambe  imzasıyla yayımlanan bir haberde, Belçika Başbakanı Guy  Verhofstadt'ın Ankara ziyaret ele alınmaktadır. Belçika  Başbakanı'nın Türkiye'nin AB'ye üye olmasını desteklediği  belirtilen haberde, Aralık 2001 Laeken Zirvesi sırasında  Türkiye'nin şimdi gözlemci olarak bulunduğu  hükümetlerarası  konferans çalışmalarına katılabilmesi için uğraş verdiği ve  bir yıl önce Fransa eski Cumhurbaşkanı Valéry Giscard  d'Estaing'in, Türkiye'nin üyeliğinin Avrupa için bir felaket  olacağını söylerken, Başbakan Verhofstadt'ın Brugges'de  yaptığı ve Ankara'nın çok hoşuna giden bir konuşmasında  "Türkiye'nin Avrupa'nın bağrında yeri vardır" dediği  hatırlatılmaktadır. Haberde, "Başbakan Guy Verhofstadt için  sorun aslında Türkiye'nin üye olup olmayacağı değil, ne zaman  üye olacağıdır ve Türkiye bu yönde gerekeni yapmalıdır.  Adaylık talebinde bulunduğu 1987 yılından bu yana bekleme  salonunda kalmış son ülke olan Türkiye'nin, Aralık 2002'de  yapılan Kopenhag Zirvesi'nden bu yana, ufukları bir ölçüde  açıldı. Türkiye, hukuk devletine saygı ve demokratik kurallar  açısından, Ekim 2004 tarihinde bütün aday ülkelerden istenen  kriterleri yerine getirirse, Aralık 2004'te Avrupa Konseyi'nin  resmen karar almasının ardından, 'beklemeden' üyelik  görüşmelerine başlayabilecek. Guy Verhofstadt, bunun 'bir  formalite olmayıp, gerçek bir değerlendirme' olacağını  hatırlatıyor" denilmektedir.

            FRANSA BASINI:

            Le Figaro gazetesinde (03/11) "Brüksel, Türkiye'yi Sert  Yargılıyor" başlığı altında ve Alexandrine Boilhet imzasıyla  yayımlanan bir yazıda, Avrupa Komisyonu'nun, Türkiye'nin  AB'ye katılım yolunda 2003'te gerçekleştirdiği ilerlemeler  konusundaki değerlendirmesinin, Erdoğan hükümetine karşı  hoşgörülü olmadığı öne sürülmektedir. Brüksel'e göre  Ankara'nın, katılım müzakerelerinin başlaması için zorunlu  olan (istikrarlı bir demokrasi, insan haklarına saygı,  azınlıkların korunması gibi) "Kopenhag Siyasi Kriterleri'ni"  halen yerine getirmediği belirtilen yazıda, Komisyon'un,  çarşamba günü Avrupa Parlamentosu'nda açıklanacak olan 133  sayfalık yıllık raporunda, Türkiye'nin insan hakları  konusunda Avrupa normlarıyla uyum sağlamak amacıyla  gösterdiği çabalar hususunda beklenenden daha karanlık bir  tablo çizdiği ifade edilmektedir. Genişlemeden Sorumlu  Komiser Günther Verheugen'in, Türk hükümetinin yasal  düzenlemeler konusunda giriştiği devasa çalışmayı,  hükümetin "işkenceye sıfır tolerans" sloganını ve ülkenin  güneydoğusundaki olağanüstü hal durumunun kaldırılmasını  memnuniyetle karşılıyorsa da, Meclis'te kabul edilen yedi  "reform paketinin", uygulamadaki "etkisinin sınırlı" kaldığı değerlendirmesinde bulunduğu belirtilen yazıda, raporda,  "gelişmeler ağır ve az görülüyor" diye vurgulandığı  kaydedilmektedir. Yazıda, Kıbrıs konusu ve Komisyon'un bu  yıl çıkardığı ve Türk alfabesinde üç harfin -q, w, x-  bulunmayışının altını çizmeye kadar işi götüren uzlaşmaz  bilançonun, Türkiye'nin üyeliğine taraftar olanlara pek  söz bırakmama tehlikesi arzettiği vurgulanmaktadır.

            AFP'nin (04/11) "Guy Verhofstadt, Ankara'nın  Gerçekleştirdiği Reformlardan Memnun" başlığı altında yer  verdiği bir haberde, Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt'ın  yaptığı açıklamada, Ankara tarafından başlatılan "anayasal,  politik ve ekonomik reformları" memnunlukla karşıladığını  söyleyerek, Türkiye'nin, Avrupa Birliği ile üyelik  müzakerelerinin başlamasını sağlamak için hala bazı engelleri  ortadan kaldırması gerektiğini belirttiği kaydedilmektedir. Yarın yayımlanması beklenen Avrupa Komisyonu'nun Türkiye  konulu yıllık raporuna değinen Verhofstadt'ın, bu raporun  şüphesiz, bir taraftan, gerçek bir ilerlemenin durum  saptamasını yapacağını, diğer taraftan da ek adımlar atmaya  ihtiyaç olduğunu göstereceğini vurguladığı belirtilen haberde, Verhofstadt'ın, "Bana göre, Türkiye, komisyon tarafından  yapılan önerileri ve uyarıları, birer hedef gibi ve önümüzdeki  12 ay katedilecek yolun tasviri gibi kabul etmek zorundadır"  dediği aktarılmakta ve Verhofstadt'ın, Kıbrıs sorununa çözüm  çağrısında bulunarak, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar  arasında bölünmüş durumdaki adada bir siyasi çözümün, Türkiye  ile üyelik müzakerelerinin başlamasına bir şart teşkil  etmemesine rağmen, böylesi bir çözümün süreci  kolaylaştırabileceğinin açık olduğunu ifade ettiği  kaydedilmektedir.

            İNGİLTERE BASINI:

            Reuter'in (04/11) "AB Adayı Türkiye, Kürtçe Konferansa  İzin Verdi" başlığı altında yer verdiği bir haberde,  Türkiye'nin, 20 yıldır ilk kez Kürt yazarların ana dillerinde  bir konferans düzenlemelerine izin verdiği ve muhtemelen bu  adımın, Ankara ile üyelik görüşmelerine başlanması konusunu  gözden geçirmekte olan AB'yi memnun edeceği belirtilmektedir.  Ülkenin güneydoğu kentlerinden Diyarbakır'da başlayan  etkinliğin, AB tarafından telkin edilen ve 12 milyonluk Kürt  azınlığa bir dizi haklar tanınmasını öngören reformlar  sayesinde mümkün olduğu ifade edilen haberde, kendisi de  Kürt olan Diyarbakır Belediye Başkanı Feridun Çelik'in,  "Kimse 10 yıl önce böyle bir olayı hayal bile edemezdi.  Türkiye ve bölgedeki gelişmeler sonucunda bu konferansın  koşulları oluştu" şeklindeki ifadeleri aktarılmaktadır.  AB'nin Türkiye ile ilgili son değerlendirmesinde, üyelik  görüşmeleri için başlangıç tarihi alma hedefi doğrultusunda  bir dizi siyasi reformu kabul eden Türkiye Parlamentosu'nun  bu çabasından övgüyle söz edildiği, ancak görüşmelere  geçilebilmesi için benimsenen reformların hayata geçirilmesi  gerektiğinin de belirtildiği kaydedilen haberde, Avrupa  Komisyonu'nun yarın açıklanacak olan Türkiye ile ilgili  yıllık ilerleme raporunda Ankara'ya son siyasi reformları  pratiğe geçirmek yönünde daha fazla çalışmasının telkin  edilmesinin beklendiğine işaret edilmektedir.

            YUNANİSTAN BASINI:

            Elefteros Tipos gazetesinin (04/11) "Kıbrıs Sorununun  Çözümlenmesi için Ankara'ya Ültimatom" başlığı altında ve  Nikos Bellos imzasıyla yayımlanan bir yorumda, AB Komisyonu'nun,  AB üyeliği müzakerelerinin başlayacağı tarihin belirlenmesi  için yolun Kıbrıs sorununun çözümlenmesinden geçtiği yönünde  Türkiye'yi uyaracağı, aday ülkelere ilişkin strateji metninin  Türkiye bölümünde, Kıbrıs sorununa "çözüm bulunmamasının  Türkiye'nin Avrupa'ya yönelik amaçlarına engel  oluşturabileceğinin" vurgulanacağı belirtilmektedir.  Komisyon'un AB Genişlemesinden Sorumlu Üyesi Günther  Verheugen'in bürosu tarafından dile getirilen bu önerinin,  Brüksel'de Komisyon'un yarınki toplantısını hazırlamak için  toplanan diğer Komisyon üyelerinin temsilcileri tarafından  kabul edildiği ifade edilen yorumda, aynı metinde Ankara'ya,  Kıbrıs sorununun çözümlenmesi yönünde sarfedilen çabaların,  AB-Türkiye arasındaki siyasi diyalogun bölümünü oluşturduğunun hatırlatıldığı kaydedilmekte, müzakerelere başlayabilmek için  Türkiye tarafından uygulanması gereken siyasi kriterler  konusunda ise, dört reform "paketinin" benimsenmesiyle Ankara  tarafından önemli bir gelişmenin kaydedilmiş olduğunun  vurgulandığı belirtilmektedir.

            Özel Antenna Televizyonu'nun internet sayfasında (04/11)  "AB'nin Stratejik Türkiye Metni" başlığı altında yer alan bir  haberde, Kıbrıs sorununa çözüm bulunamamasının Türkiye'nin  Avrupa ihtirasına ciddi engel oluşturabileceği ileri  sürülmektedir. Kıbrıs sorununa çözüm ile AB-Türkiye arasında  üyelik müzakerelerinin başlaması arasındaki bu dolaylı  bağlantının, Avrupa Komisyonu'nun 10 yeni aday ülke için  benimseyeceği ilerleme raporunun paralelinde, Türkiye,  Bulgaristan ve Romanya için benimseyeceği stratejik metinde  yer aldığı belirtilen haberde, Avrupa Birliği kaynaklarına  göre, stratejik metinde Türkiye'nin benimsediği ekonomik ve  siyasi reformlar ile Kopenhag Kriterleri'nin yerine  getirilmesinde önemli adımlar attığının altının çizildiği,  ancak reformların tatminkar bir şekilde uygulanmamasının,  özellikle harcamalarda denetim ve bütçedeki şeffaflık olmak  üzere ordunun kamu yaşamında sahip olduğu önemli rol, ifade  özgürlüğü, gösteri ve toplantı yapma alanlardaki kısıtlamalar,  kültürel haklar ve Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi  kararlarına uyum göstermemesi konularının Türkiye'nin Avrupa  sürecinde en önemli sorunlar olduğunun belirtildiğine dikkat çekilmektedir.

 

           

ESKI SAYILAR