06.11.2003

   

Anasayfa

e-posta


 

     ANKARA, 06/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  5 Kasım 2003 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:  

            ABD BASINI:  

            AP'nin (05/11) "AB, Kıbrıs'a Çözüm Getirilmesi için  Türkiye'ye Baskıyı Artırıyor" başlığı altında ve Paul  Geitner imzasıyla yer verdiği bir haberde, Avrupa  Birliği'nin Türkiye'ye, Birliğe katılmak istiyorsa Kıbrıs'ın bölünmüşlüğüne son verilmesi çabalarına daha fazla yardım  etmesi gerektiğini bildirdiği ve AB'nin bu açıklamasının,  Ankara'ya şimdiye dek yaptığı en açık uyarı olduğu  belirtilmektedir. İki konu arasında doğrudan bir bağlantı  olduğunu reddeden ve hiçbir şeyin değişmediğinde ısrar eden  Türk yetkililerin, AB'nin tarzını yumuşatmaya çalıştıkları  ifade edilen haberde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, "AB  liderleri Kıbrıs konusunun AB üyeliği için bir koşul  oluşturmadığını gayet iyi biliyorlar" dediği ve "Kıbrıs  sorununun çözümlenmesinin kesinlikle olumlu bir atmosfer  yaratacağını" da itiraf ettiği aktarılmaktadır. Avrupa  Komisyonu'nun, Türkiye'nin üyelik olasılığı ile ilgili  yıllık raporunda, Ankara'yı şimdiye dek gerçekleştirdiği  önemli "siyasi ve yasal sistem değişiklikleri" dolayısıyla  övdüğü ve AB liderlerinin Türkiye ile katılım görüşmelerini   başlatıp başlatmaması kararını verecekleri 2004 yılının  Aralık ayından önce insan hakları ve orduya sivil denetim  getirilmesi gibi alanlarda daha fazla ilerleme kaydedilmesi  gerektiğinin ifade edildiği belirtilen haberde, raporun  sonuç bölümünde, "Türkiye Kıbrıs sorununa kapsamlı bir  çözüm getirilmesi çabalarına kararlı bir şekilde destek  getirmelidir" denildiği kaydedilmektedir. AB yetkililerinin  Kıbrıs sorununa çözüm sağlanmasının Türkiye'nin Birliğe  katılım şansını artıracağını sıklıkla ifade etmelerine  rağmen, Birliğin ilk defa resmi bir raporunda bu durumu  oldukça açık bir şekilde ortaya koyduğuna işaret edilen  haberde, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther  Verheugen'in, "Yeni koşullar yaratmıyoruz, yalnızca bir  gerçeği gösteriyoruz. Yoğun bir şekilde birlikte çalışmaya  devam edeceğiz" dediği vurgulanmaktadır.

            AP'nin (05/11) "Verheugen, Türkiye'nin Reform Çabalarını  Olumlu Görüyor, Fakat Değişime Karşı Gösterilen Direnişten  Endişeli" başlığı altında yer verdiği bir haberde, Avrupa  Birliği'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günther Verheugen'in  yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği ilerleme raporunun,  Türkiye'nin üyeliğe hazırlanmak için gösterdiği çabaları  olumlu olarak nitelendireceğini, fakat "muhafazakar güçler"  arasında değişime karşı olan direniş konusunda hala endişeler  olduğunu söylediği belirtilmektedir. Verheugen'in, ARD  televizyonuna verdiği mülakatta, "Değerlendirme 'oldukça  olumlu' olacak ve burada Türkiye'nin son 12 ayda gösterdiği  dikkate değer ilerlemesi anlatılacak" dediği belirtilen  haberde, Verheugen'in, reformların ilerleme hızının ve  uygulamalardaki kararlılığın, şu anki hükümetle birlikte hız  kazandığını da söylediği kaydedilmektedir. Verheugen'in,  "Fakat sorun, Türk devlet düzeninde muhafazakar güçlerin  baskın olmasıdır. Türk yönetiminde bizim istediğimiz gibi  politik ve ekonomik değişimlere hazır olmayan çevreler var"  şeklindeki ifadeleri aktarılan haberde, Verheugen'in ayrıca,  AB'nin Türkiye'den, Kıbrıs'ın bölünmüşlük sorununu çözmek  için "yapıcı bir katkı" beklediğini de belirterek, "2004  yılı sonuna kadar Kıbrıs sorununa Türklerin bulmak  istedikleri gibi bir çözüm getiren anlaşma olmayacak ve  sonuçta biz de, üyelik için siyasi kriterlerin yerine  getirilip getirilmediğine o kadar da dikkatli bakmayacağız"  dediği ifade edilmektedir.           

            ALMANYA BASINI: 

            Financial Times Deutschland gazetesinde (05/11) "Brüksel,  Türkiye'nin Üyeliğini Kıbrıs'ın Çözümüne Bağlıyor" başlığı  altında ve Judy Dempsey imzasıyla yayımlanan bir yazıda, AB  Komisyonu tarafından "Kıbrıs meselesi 2004 yılı içinde çözüme kavuşturulmadığı takdirde, Türkiye'nin AB ile somut bir  katılım müzakeresi takvimi oluşturma umutları 'ciddi engelle' karşılaşabilir" şeklinde bir uyarı geldiği belirtilmekte ve   bu açık uyarının, Türkiye'nin AB'ye hazır olup olmadığına   ilişkin yeni AB İlerleme Raporu'nda dile getirildiği  kaydedilmektedir. AB'nin, Ankara'ya, hukuk devleti ve insan  hakları gibi siyasi kriterler yerine getirildiği takdirde  2004 yılının sonunda katılım müzakereleri konusunda karar  vereceğine dair söz verdiği hatırlatılan haberde, Kıbrıs  meselesinin çözümünün, bunun için şart koşulan kriterler  arasında yer almadığı, şimdi ise, "Kıbrıs sorununun kapsamlı  çözümünü kararlılıkla desteklemesi Türkiye'nin çıkarı için  belirleyici olacaktır" denildiği ifade edilmektedir.

            Der Tagesspiegel gazetesinde (05/11) "Bir Mum Yakmak  Yeterli Değil" başlığı altında ve Christoph von Marschall- Albrecht Meier imzalarıyla yayımlanan AB Parlamentosu Başkanı  Pat Cox ile yapılan mülakata yer verilmektedir. Mülakatta,  "2004 Avrupa seçim kampanyasına Türkiye'nin AB üyeliğinin  konu edilmesi sizce meşru mudur?" şeklindeki bir soruya,  Cox'un, "Siyasette tabular olmamalıdır. Dünyanın gündemindeki   her konuyu tartışmaya istekli olmalıyız. Fakat ben gelecek  yıl içinde Türkiye hakkında nihai bir karar verilmemesi için   uyarıyorum. Türkiye meselesi, sadece Almanya'da değil AB'nin   tamamında ve doğal olarak da AB Parlamentosu'nda birçok farklı   duygulara neden oluyor. Sadece bir tek şeyi rica ediyorum: Şu  anki Türk hükümeti ile, AB'nin Türkiye hakkında 2004 yılının  sonunda akılcı ve ölçülü bir değerlendirme yapmasını  kararlaştırdık. Türkiye hakkında tartışalım, ama bunu akılcı  ve ölçülü bir şekilde yapalım" şeklinde cevap verdiği  kaydedilmektedir. 

            FRANSA BASINI: 

            AFP'nin (05/11) "AB Raporu: Ankara, Kıbrıs ile AB Üyeliği  Arasındaki Her Türlü Bağlantıyı Reddediyor" başlığı altında  yer verdiği bir haberde, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah  Gül'ün, AB Komisyonu'nun genişleme konulu bir raporu kabul  ettiği bir sırada, Türkiye'nin AB üyeliğinin Kıbrıs'a bir  çözüm bulunması ile arasında her türlü bağlantıyı reddettiği belirtilmektedir. Gül'ün, "Kıbrıs konusunda bir çözüm bulunması  farklı bir konu (...) Kıbrıs, Türkiye'nin AB üyeliği için bir  şart teşkil etmiyor ve demokrasi ve insan hakları konusundaki  Kopenhag Kriterleri arasında da bir şart olarak yer almıyor"  şeklindeki ifadeleri aktarılan haberde, gazeteciler tarafından  sorulan sorulara cevaben Gül'ün, ülkesinin, raporda Kıbrıs  sorununa değinilmemesi için "büyük çaba" sarfettiğini  söyleyerek bu çabaların sonuç vermesini umduğunu belirttiği kaydedilmektedir.

            AFP'nin (05/11) "Fransa Eski Başbakanı, Türkiye'nin AB'ye  Üyeliği Konusunda Çekincelerini Dile Getirdi" başlığı altında  yer verdiği bir haberde, "Avrupa" konulu bir tartışma sırasında  Fransa eski Başbakanı Edouard Balladur'un, Türkiye'nin AB  üyeliği konusundaki çekincelerini dile getirdiği ve muhtemel  bir üyelikten önce, Türkiye ile AB arasında özel bir komşuluk  ilişkisi temelinde özel bir statünün oluşturulması gerektiğini  savunduğu belirtilmektedir. Onbeşler tarafından belirlenen  Aralık 2004 tarihini hatırlatan Balladur'un, bu statünün,   Türkiye ile müzakerelere başlanması resmi olarak kabul edilir   edilmez oluşturulabileceğini belirttiği ifade edilen haberde,  halen Fransa Ulusal Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı olan  Balladur'un, "Ancak Türkiye bu statü ile yetinir ve tam   üyelikten vazgeçerse, kim bundan şikayet eder ki?" şeklinde  konuştuğu ve Balladur tarafından düzenlenen bu tartışmanın,  Fransa milletvekillerinin bir kısmının, Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki çekincelerini de doğrulamış olduğuna işaret  edilmektedir. Türkiye'nin, AB tarafından belirlenen kriterleri  yerine getirmiş olmaktan çok uzak olduğunu söyleyen Ulusal  Meclis'te yetkili Pierre Lequiller'in, "Önemli olan Türkiye'nin  yasal düzenlemeleri kabul etmesi değil, bunu yapacaktır, önemli   olan ülkede olup bitendir; bu durumda da üyelikten çok uzağız"  dediği aktarılan haberde, muhalif sosyalist milletvekili Guy  Lengagne'nin ise, Ankara'nın AB üyeliğini desteklediği ve  Avrupa'nın Türkiye'ye "hayır" demesinin "yıkıcı" sonuçları  konusunda düşünülmesi gerektiğinin altını çizdiği  kaydedilmektedir.

            AFP'nin (05/11) "Simitis: Ankara, AB'ye Doğru 'Önemli  Adımlar' Attı, Ancak Bunlar Yeterli Değil" başlığı altında  yer verdiği bir başka haberde, Yunanistan Başbakanı Kostas   Simitis'in, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Avrupa  müktesebatını uygulamak üzere "önemli adımlar" attığını,   ancak bunun yeterli olmadığını ve Ege'de Yunanistan ile olan  ilişkileriyle Kıbrıs konusunda Avrupa kararlarına uyması  gerektiğini belirttiği kaydedilmektedir. Simitis'in, "AB  nezdinde Türkiye'nin Avrupa müktesebatını uygulama konusunda  önemli adımlar attığı konusunda ısrar edeceğiz; bununla  beraber yasal reformlar yeterli değil, bunları uygulamak da  gerekir" dediği belirtilen haberde, Simitis'in ayrıca, "Kıbrıs  gibi veya Türkiye'nin bölgede Yunanistan ile olan ilişkileri  konularında Helsinki anlaşmalarında ifade edilen daha genel  konuların varlığının" da altını çizdiği ifade edilmektedir. 

            İNGİLTERE BASINI:  

            Reuter'in (05/11) "Türkiye AB'ye: 'Bizi Durdurmak İçin  Kıbrıs'ı Kullanmayın' Çağrısında Bulundu" başlığı altında ve  Zerrin Elçi imzasıyla yer verdiği bir haberde, Türkiye'nin,  yıllık ilerleme raporunda, AB üyeliği ile Kıbrıs problemi  arasında herhangi bir ilişkilendirilmeyi önlemek amacıyla  Avrupa Komisyonu'na bir başvuruda bulunduğu belirtilmektedir.  1974'ten bu yana Türk ve Rum tarafları arasında bölünmüş   durumdaki Kıbrıs'ın, AB-Türkiye ilişkilerindeki en rahatsız  edici konulardan biri ise de Kıbrıs'ta bir barış anlaşmasına  varılmasının, Birliğin, Ankara ile üyelik müzakerelerini  başlatması için istenen mutlak bir ön koşul olmadığı  kaydedilen haberde, Türk yetkililerin, Komisyon raporundaki  "Kıbrıs konusunda bir anlaşma sağlanamayışının, Ankara'nın  AB üyeliği yolunda hala ciddi bir engel teşkil ettiği"  yolundaki ifadeyle sarsıldıkları ve Türk Dışişleri  Bakanlığı'ndan bir yetkilinin Reuters haber ajansına yaptığı  açıklamada, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, bu ifadenin  kaldırılması talebini iletmek için Genişlemeden Sorumlu  Komisyon Üyesi Günther Verheugen'i telefonla arayarak, Gül'ün, Verheugen'e, "Eğer raporda Kıbrıs konusunda böyle bir ifade  yer alırsa, AB kendisi ile çelişir" dediğini ve resmen AB üye  adayı ilan edildiği 1999'da Birliğin, üyelik görüşmelerinin  başlaması için sadece siyasi özgürlükler ve insan hakları  konusundaki AB standartlarını karşılama zorunluluğunu ortaya  koyduğunu hatırlattığını kaydettiği ifade edilmektedir.

            The Financial Times gazetesinin internet sayfasında  (05/11) "Kıbrıs Türkiye'nin AB Hedefi için Engel Yaratabilir"  başlığı altında ve Judy Dempsey imzasıyla yer alan bir makalede, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile resmi katılım görüşmelerine   başlama umudunun, bölünmüş Kıbrıs adasına önümüzdeki yıla kadar   çözüm getirilememesi halinde "ciddi bir engelle"  karşılaşabileceği ileri sürülmektedir. Avrupa Komisyonu'nun  diğer 12 aday ülkenin yanı sıra Türkiye için de yayımladığı  yıllık "ilerleme raporunda" ciddi bir uyarının yer aldığı  belirtilen makalede, Komisyon raporunda, geçtiğimiz yıl ciddi  reformlara girişen Türkiye'nin "Kıbrıs sorununa kapsamlı bir  çözüm getirilmesi çabalarına kararlı bir şekilde destek  vermesinde önemli çıkarları" olduğu, mayıs ayında bir çözüme  ulaşılması konusunda koşulların Rumlar ve Türkler için olumlu  olduğunun ifade edildiği kaydedilmektedir. AB'nin Genişlemeden  Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in, çözüm için bir karar  alınmasından hemen sonra Kıbrıs'ın kuzey kesiminin katılım  için ivedilikle hazırlanabileceğinde ısrar ettiği vurgulanan  makalede, diplomatların, anlaşmanın, Türkiye'nin 2004 yılının   Aralık ayında yapılacak AB Zirvesi'nden Türkiye'nin aday ülke   olarak kabul edilmesi şansını artıracağını söylediklerine  işaret edilmektedir.  

           

ESKI SAYILAR