ANKARA, 17/11(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 14-16 Kasım 2003 tarihlerinde
yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
The Washington Times
gazetesinin internet sayfasında (15/11) "Bir Türk General
Türklerin Kıbrıs'tan Geri Çekilmesi Konusunda Şüphe Uyandırdı"
başlığı altında ve Andrew Borowiec imzasıyla yer alan bir
haberde, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün,
Kıbrıs'taki askeri varlığın Türkiye'nin güvenliği açısından çok
önemli olduğu uyarısının, Türkiye'nin, bu Akdeniz adasından
kuvvetlerini geri çekme isteği konusunda şüphe uyandırdığına
dikkat çekilmektedir. Söz konusu olanın, Türkiye'nin AB üyeliği
ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin geleceği olduğu belirtilen
haberde, Özkök'ün açıklamasının, Türkiye'de bir tartışma
başlattığı ve mayıs ayında AB'ye girmeye hazırlandığı bir sırada
Kıbrıs'ta endişe yarattığı kaydedilmektedir. AB'nin Kıbrıs
konusunda bir çözüm bulunmasına ilişkin baskılarına rağmen
şimdiye kadar Türkiye'nin, Kıbrıs sorunu ile kendi AB üyeliğinin
ilişkilendirilmesine itiraz ettiği vurgulanan haberde, bazı
diplomatların Kıbrıs çıkmazını, Türkiye'nin AB'ye üyelik hedefi
önündeki en büyük engel olarak gördükleri ifade edilmekte,
Kıbrıs Rum Hükümeti Sözcüsü Hrisostomidis'in, Orgeneral Özkök'ü,
"bir kez daha Kıbrıs'taki işgalin gerçek yüzünü göstermekle"
suçladığı belirtilmektedir.
ALMANYA BASINI:
Financial Times
Deutschland
gazetesinde (14/11) "Türkiye, AB için Adli Yapısını Değiştirmeye
Devam Etmek İstiyor" başlığı altında ve Marina Zapf imzasıyla
yayımlanan bir yazıda, Türk Hükümeti'nin temel hürriyetlere
riayet edilmesi konusunda AB Komisyonu tarafından dile getirilen
eleştiriyi kabul ettiği, ancak bunların kısa süre içinde
düzeltileceğini de vaat ettiği belirtilmektedir. Adalet Bakanı
Cemil Çiçek'in, Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve
infaz alanlarında ilave değişiklikler yapılacağını bildirerek,
"Bazı eksikliklerin bulunduğu inkar edilemez. Bunu biliyoruz ve
bunları ortadan kaldırmak istiyoruz." dediği kaydedilen yazıda,
Çiçek'in, önümüzdeki aralık ayında yapılacak AB Zirvesi'nde bu
konuda Türkiye'nin teşvik edilmesini ümit ettiği ifade
edilmektedir. AB Komisyonu'nun Türkiye'nin AB üyesi olgunluğuna
erişmesine ilişkin bir raporda, hükümetin reformlar alanındaki
"büyük kararlılığını" övdüğü, ancak mevzuat ile uygulama
arasında farklılıklar bulunduğuna dikkat çektiği hatırlatılan
yazıda, Başbakanlık'ta oluşturulan ve reformları kontrol etmekle
görevli yeni bir kurulun üyesi olan Çiçek'in, engelleme
yapıldığına dair şüphelerin ortaya çıkması durumunda, savcılara
talimat verme yetkisini kullanmakta tereddüt etmeyeceğini; ancak
Türkiye'yi eleştirenlerin, 70 milyon nüfusa sahip bir ülkede
reformların her yere ulaşabilmesi için zamana ihtiyaç
bulunduğunu görmeleri gerektiğini söylediği ifade edilmektedir.
Çiçek'in, "İşkence olayları azalıyor, bu nedenle daha az vakıa
mahkemeye getiriliyor." şeklindeki ifadesine yer verilen yazıda,
buna karşılık, bu hafta Türkiye İnsan Hakları Vakfı'na karşı
Ankara'da bir dava açılmış olmasını Alman Hükümeti İnsan Hakları
Sorumlusu Claudia Roth'un sert bir şekilde eleştirerek, bu
olayla ilgili olarak, "Türkiye'nin AB'ye giden yolu basılı
kağıtla değil gerçek ilerlemelerle ölçülür." şeklinde konuştuğu
hatırlatılmaktadır.
AVUSTURYA BASINI:
Der Standard
gazetesinde (14/11) "AB Seçimleri... Türkiye Almanya'da Seçim
Konusu" başlığı altında ve Jörg Wojahn imzasıyla yayımlanan bir
yazıda, Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in,
Almanya'daki Avrupa Birliği seçim kampanyasında Türk kökenli
seçmenleri harekete geçirmeyi umduğu belirtilmektedir.
Fischer'in, yakında başlayacak AB Parlamentosu seçimlerine
ilişkin olarak, "CDU Türkiye'yi seçim kampanyasına konu yapmaya
çalışacaktır." dediği kaydedilen yazıda, Fischer'in buna rağmen,
Türkiye'nin AB'ye katılımının çok sayıda Alman seçmene hitap
edeceğini sanmadığını belirttiği ve "Bu Almanya'nın değil de
belki Avusturya'nın seçimlerdeki tutumunu etkileyebilir." dediği
aktarılmaktadır. Fischer'in, Türkiye'ye ilişkin bir tartışmanın
"yalnızca Türk seçmenleri harekete geçireceğini" söylediği
belirtilen yazıda, hangi partinin bu seçmen potansiyeline göz
koyduğunun belli olduğu kaydedilerek, SPD'nin tanınmış turizmci
Vural Öger'i AB seçimlerine aday gösterdiği, Yeşillerin ise
tanınmış Schwaben'lı Türk politikacı Cem Özdemir'i aday
göstermesinin beklendiği ifade edilmektedir. Yazıda, CDU'nun
daha seçim kampanyası taslağını tam olarak belirlemediği ve
parti yönetiminin bir kısmının, açıkça Türkiye aleyhinde bir
tartışma başlatmak istemediği, bunun yerine ülkeye AB
tarafından, tam üyeliğin biraz daha altında yer alacak, özel bir
statü tanınmasını savunduğu vurgulanmaktadır.
YUNANİSTAN BASINI:
To Vima
gazetesinde (14/11) "Atina Ankara'ya AB'yi Hatırlattı" başlığı
altında yayımlanan bir yorumda, Atina'nın, Dışişleri Bakanlığı
Sözcüsü Beglitis aracılığı ile Ankara'ya, uluslararası yasallığa
ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından alınan kararlara
uyulması yönündeki yükümlülüklerini hatırlatarak, bu faktörlerin
ülkenin AB yönelimini etkilediğini belirttiği ve AB Komisyonu
tarafından hazırlanan İlerleme Raporu'nun bunun kanıtı olduğunu
kaydettiği ifade edilmektedir. Kıbrıs Dışişleri Bakanı
Yakovu'nun, Türkiye'nin yaptırımlarla karşı karşıya kalmasını,
Türkiye'nin AB yönelimi açısından Kıbrıs sorununu çözmesi
önşartından daha önemli bir olay olarak nitelendirerek, "Kıbrıs
konusu siyasi kriter sayıldığından Kopenhag Kriterleri'nde yer
almıyordu, oysa yaptırımlar hukuki nitelik taşıdıklarında
Kopenhag Kriterleri'nde yer alır." dediği aktarılan yorumda,
Kıbrıs Hükümet Sözcüsü Hrisostomidis'in, Kıbrıs Rum tarafının
kayıtsız şartsız tazminatın ödenmesi konusunda ısrar etmesinin
netice getirdiğini ve kararın AB'nin insan hakları konusunda
hassasiyetini ortaya koyarak Türkiye'ye bu yönde baskı teşkil
ettiğini belirttiği kaydedilmektedir.
Elefterotipia gazetesinde (14/11) "Abdullah Gül: AB Uğruna
Kıbrıs'ı Terketmeyiz" başlığı altında yayımlanan bir haberde,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, "Türkiye hiç bir zaman AB
isteklerinin tümünü kabul etmeyecektir ve AB uğruna Kıbrıs'tan
vazgeçmeyecektir." şeklinde bir açıklama yaptığı
belirtilmektedir. Haberde, Gül'ün, Türkiye'ye ilişkin AB
İlerleme Raporu'na değinerek, "ver kurtul" mantığını ülkesinin
desteklemediğini söylediği kaydedilmektedir. Haberde, KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın bir TV kanalına yaptığı konuşmada,
1 Mayıs 2004 tarihine kadar Kıbrıs sorununun çözüme bağlanmaması
halinde bunun bir felaket olarak algılanmaması gerektiğini
savunduğu ifade edilmektedir.
Makedonya Haber Ajansı'nın (MPE) internet sayfasında (13/11)
"Yakovu'nun Türkiye'nin Avrupa Konseyi Kararına Uymaması
İhtimali Konusunda Açıklaması" başlığı altında yer alan bir
haberde, Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu'nun, Türkiye'nin,
AİHM'nin Titina Loizidu hakkında aldığı tazminat kararına
ilişkin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin aldığı dördüncü ara
karara uymaması durumunda, en büyük yaptırımlarla Avrupa Konseyi
içinde değil Avrupa sürecinde karşılaşacağı değerlendirmesinde
bulunduğu belirtilmektedir. Kıbrıs konusunun Türkiye'nin AB
üyeliği için siyasi bir kriter olduğunu, ancak insan haklarına
saygının hukuksal geçerliliği olan Kopenhag Kriterleri'nin bir
parçası olduğunu belirten Yakovu'nun, "İnsan haklarına saygı,
sadece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin imzalanması veya
onaylanması demek değildir. Mahkeme kararlarına uyulmasını da
kapsıyor." dediği aktarılan haberde, Yakovu'nun Türkiye'nin bu
hukuki mecburiyeti yerine getirmemesi durumunda bunun AB ile
üyelik müzakerelerine başlanmasında "çok ciddi bir engel"
oluşturacağını belirttiği kaydedilmektedir.
İRAN BASINI:
Teşrin
gazetesinin internet sayfasında (12/11) "Birliğe Katılımın
Önündeki Engellere Rağmen Avrupa-Türkiye Yakınlaşması" başlığı
altında yer alan bir yorumda, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne
katılım görüşmelerinin havası zaman zaman değişse de her iki
tarafın ilişkilerin güçlendirilmesi için çalışmasının, katılım
konusundaki ihtilafların bu iradeyi bozamayacağını gösterdiği
belirtilmektedir. Kıbrıs sorunu olmak üzere, Türkiye'nin Avrupa
Birliği'ne katılımının önünde engel teşkil eden diğer sorunlara
rağmen, şu an Avrupa Birliği Dönem Başkanı olan İtalyan
Dışişleri ile Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül arasında
Roma'da gerçekleştirilen görüşmelerde, iki taraf arasındaki
ilişkilerin güçlendirilmesinin ele alınabildiğine işaret edilen
yorumda, AB Dönem Başkanı olan İtalya'nın Dışişleri Bakanı
Franco Frattini'nin, 1 Mayıs 2004'ten önce Kıbrıs'ta sağlanacak
bir uzlaşmanın, Türkiye'nin Birliğe katılması sorununu büyük
ölçüde halledeceğini söylediği, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün
ise, hükümetlerinin tüm imkanları bu hedefi gerçekleştirme
yolunda kullanacağını ifade ederek, Mayıs 2004'den önce
Kıbrıs'ta çözümü sağlamak için her iki tarafı da bir an önce
görüşme masasına oturmaya davet ettiği ve ülkesinin bu hedef
doğrultusunda atılacak her türlü adıma destek olacağını, ancak
her iki tarafın da gerçekçi olması ve fedakarlıkta bulunması
gerektiğinin önemine işaret ettiği kaydedilmektedir. Yorumda,
İtalya Dışişleri Bakanı'nın da, ülkesinin Türkiye'nin AB'ye
girmesini desteklediğini yineleyerek, her iki ülke arasında
güvenlik ve savunma politikaları, terörizmle mücadele ve nükleer
silahların yayılmasının önlenmesi gibi meselelere bakışta tam
bir uzlaşmanın olduğuna dikkat çektiği vurgulanmaktadır.