19. 11. 2003

   

Anasayfa

e-posta


 

                                                

            ANKARA, 19/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  18 Kasım 2003 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir: 

            İNGİLTERE BASINI:  

            Reuter'in (18/11) "Türkiye Kürtçe Yayınların Yolunu  Açıyor" başlığı altında yer verdiği bir haberde, Türkiye'nin,  Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) 80 yıllık bir yasağını  bozarak, Kürt dilinde sınırlı televizyon ve radyo yayınları  yapılmasına izin vereceğini açıklaması ile Avrupa Birliği'ne  katılım görüşmelerine başlamak için kendine destek sağlamış  olduğu belirtilmektedir. Brüksel'in, son aylarda Türkiye'nin  haklar konusunda bir dizi reformu parlamentodan geçirmesini  övse de, bunun AB adayı ülkenin katılım görüşmelerine  başlayabilmesi için öncelikle söz konusu önlemleri uygulamaya  geçirmesi gerektiğini ifade ettiği kaydedilen haberde, RTÜK  Başkanı Fatih Karaca'nın yaptığı açıklamaya göre, RTÜK kararı  resmi gazetede yayımlandıktan sonra, özel radyo istasyonlarının  Kürtçe yayınlara haftada beş saat, TV istasyonlarının ise  haftada dört saat yer verebileceği ifade edilmektedir. Avrupa  ve uluslararası insan hakları örgütlerinin, Türkiye'yi, 12  milyonluk Kürt azınlığa muamelesinden dolayı Eleştirdiği  hatırlatılan haberde, öte yandan, müzakerelere başlanabilmesi  için Ankara'nın "işkenceye son vermesi ve Kıbrıs sorununa  çözüm bulması" gerektiği vurgulanmaktadır. 

            YUNANİSTAN BASINI:  

            Yunanistan Radyo-TV Kurumu'nun (ERT) internet sayfasında  (18/11) "Papandreu, 2004'ün Kritik Bir Yıl Olacağını Söyledi"  başlığı altında yer alan bir haberde, AB Dışişleri Bakanları  Konseyi'nin Brüksel toplantısında, AB Komisyonu'nun Türkiye  ve Kıbrıs hakkında son olarak hazırladığı raporların yanı  sıra, AB'nin Balkan ülkeleriyle ilişkileri ve Orta Doğu'daki  gelişmelerin ele alındığı bildirilmektedir. Yunanistan  Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu'nun, yaptığı konuşmada,  Türkiye'nin Avrupalılaşma sürecine değinerek, Yunan  Hükümeti'nin Türkiye'nin AB'ye üyeliğine destek verdiğini  yinelediği belirtilen haberde, Papandreu'nun, Türkiye'nin  demokratikleşme yönünde önemli adımlar attığını söylediği  ve AB Komisyonu'nun da raporla ilgili uygulamanın yetersiz  olduğunu kabul ettiğini vurguladığı ifade edilmektedir.  Papandreu'nun, Kıbrıs sorununa değinerek, AB'nin, Kıbrıs  Cumhuriyeti'nin Birliğe resmen katılacağı 1 Mayıs tarihine  kadar Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunmasını istediği için  2004'ün kritik bir yıl olacağını vurguladığı kaydedilen  haberde, Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu'nun da  yaptığı konuşmada bu konuya değinerek, AB'nin raporları  ve metinlerinin, Türkiye'yi ve Kıbrıs Türk toplumunu BM  Güvenlik Konseyi'nin kararlarına kıyasla daha büyük oranda  etkilediğini söylediği aktarılmaktadır.

            To Vima gazetesinde (18/11) "Ankara'nın Sırrı ve  Lefkoşa'dan Geçen Yolu" başlığı altında ve Alkis Kurkulas  imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Türkiye'nin AB yolunun  Lefkoşa'dan geçtiğinin ülkede herkes tarafından bilinen bir  sır olduğunun görüldüğü, herkesin bilmesine rağmen, bunun  ulu orta söylenmesinden Ankara'nın rahatsız olduğu, çünkü  Kıbrıs meselesini 1974 yılından bu yana içine girdiği  çıkmazdan kurtarmak için hassas ve tehlikeli olan iç  girişimlerde bulunmasının gerektiği kaydedilmektedir.  Siyasi ve diplomatik kesimin, Genelkurmay Başkanı Orgeneral  Hilmi Özkök'ün açıklamaları ile ordunun da bu gerçeği  kabullendiğine inandığı belirtilen yorumda, Türkiye'deki  Avrupa yanlılarının müttefiki sayılan Orgeneral Hilmi  Özkök'ün karmaşık, usturuplu ve garip konuşması ile Kıbrıs  konusunda "kabul görebilecek" bir çözümün çerçevesini  çizdiği ve Kıbrıs sorununun çözümlenmesinin beklendiği  31 Nisan 2004'ten ve de üyelik müzakereleri için tarih  verilmesi beklenen Aralık 2004'ten bahsederek bu dönem  içinde her iki konuda gelişmelerin kaydedilmesini  beklediğini göstermek istediği kaydedilmektedir.  Genelkurmay Başkanı'nın sözlerinin, Kıbrıs'ta bulunan  askeri gücün kademeli bir şekilde çekilmesinin, adada bir  "egemen" üssün bulunması, ayrıca Türkiye AB üyesi olana  kadar "garantör" olmaya devam etmesi gibi düşüncelerin  olduğunun ileri sürülmesine yol açtığı ifade edilen  yorumda, kesin olan şeyin, Kıbrıs stratejisinin Türkiye'nin  AB stratejisinden daha önemli olduğu yolunda düne kadar  geçerli olan görüşün Orgeneral'in ön plana getirmemiş  olması olduğu ve Ankara'da yorumcuların, "Türk dış  politikasının Kıbrıs'ın ihtiyaçlarına göre düzenlendiği  dönem geçti." dedikleri belirtilmektedir. Yorumda, Kıbrıs  sorununun çözüme bağlanmasına ilişkin işlemlerin  Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgili işlemlerle bir arada  yürümesi durumunda, Kıbrıs konusunda Türklerin tüm  kaygılarının da giderileceğine işaret edilmektedir.

            Elefterotipia gazetesinde (18/11) "Tarih için Baskı"  başlığı altında ve Fanos Konstantinidis imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın  KKTC'de yaptığı "sert" açıklamalar rahatsızlık ve kaygı  yaratmış olmasına rağmen, Amerikalıların planlarını  değiştirmedikleri belirtilmektedir. Muhalefete desteklerini  açıkça belirten Amerikalıların, KKTC'deki seçimlerden  birkaç gün önce ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel  Koordinatörü Thomas Weston'ı Lefkoşa-Atina-Ankara üçgenine  (Roma ve Brüksel'e de) göndererek, Kıbrıs meselesine  yeniden müdahil olma teşebbüsünde bulunduklarına işaret  edilen yorumda, Weston'ın, Roma'daki temasları sırasında,  Türkiye-AB ilişkilerini de görüşeceği kaydedilmekte ve  Amerikalıların, ne pahasına olursa olsun, Türkiye'nin AB  ile üyelik müzakerelerine başlayacağı tarihin belirlenmesini amaçladıkları; çünkü Ankara'nın yalnız o zaman Kıbrıs  meselesine ilişkin tavrını değiştireceğine inandıkları  vurgulanmaktadır. 

            KIBRIS RUM BASINI: 

            Haravgi gazetesinde (18/11) "Panagopulos: Türkiye  Kendi AB Perspektifine Yardımcı Olmuyor" başlığı altında  yayımlanan bir haberde, Yunanistan Kıbrıs Büyükelçisi  Hristos Panagopulos'un, Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın  işgal bölgelerini ziyaretiyle ilgili bir soruyu yanıtlarken,  "Başbakan Erdoğan'ın Kıbrıs'ın kuzey kesimine ziyaret  zamanlamasının, Türkiye'nin AB perspektifine yardımcı  olmadığını" iddia ettiği kaydedilmektedir. Panagopulos'un,  Başbakan Erdoğan'ın söz konusu hareketinin ve diğer  yetkililerin demeçlerinin de Türkiye'nin AB perspektifi  konusuna hizmet etmediğini savunduğu belirtilen haberde,  "1 Mayıs öncesinde yine de olumlu bir şey beklenebilir mi?"  sorusuna ise Panagopulos'un, "AB'ye birleşik bir Kıbrıs'ın  girmesi, herkesin, özellikle de Kıbrıs'ın çıkarınadır.  Bunu çok kez tekrarladık. Tabii Erdoğan'ın demeçleri ve  Ankara'nın gönderdiği mesaj iyimserliğe yer vermiyor.  Ancak bu, kendi çizgimizden kaçacağımız anlamı taşımaz.  Hedef ulaşmak için bize düşenleri yapacağız." cevabı verdiği aktarılmaktadır.        

 

ESKI SAYILAR