ANKARA, 21/11(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 20
Kasım 2003 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer
verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Almanya'nın Sesi
Radyosu'nun Türkçe
yayınında (20/11) "Kuzey Kıbrıs Muhalefet Parti Liderleri
Strasburg'daki Avrupa Parlamentosu'na Davet Edildi" başlığı
altında ve Duygu Leloğlu imzasıyla yayımlanan bir haberde, BM
Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planını destekleyen ve 14
Aralık seçimlerini kazandıkları takdirde adanın bölünmüşlüğüne
bu plan doğrultusunda son verilmesi için çalışacaklarını
söyleyen KKTC'deki muhalefet partilerinin liderlerinin,
Strasburg'daki Avrupa Parlamentosu tarafından ağırlandığı
bildirilmektedir. Muhalefet parti liderlerinin, Avrupa
Parlamentosu Başkanı Pat Cox ve AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri
Günther Verheugen ile biraraya geldikleri ve parlamenterlere
görüşlerini açıkladıkları belirtilen haberde, Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'a karşı en güçlü muhalif olan Cumhuriyetçi Türk Partisi
Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'a göre, sorunun çözümünün
anahtarının Türkiye'de olduğu ifade edilmekte ve Talat'ın,
"Avrupa Birliği şunu yapmalı: Rum tarafını olduğu yerde
tutmalı, çünkü onlar Annan planını görüşüp çözme konusunda söz
verdiler. Ayrıca Türkiye de cesaretlendirmeli. Burada
vurguladığım gibi Türkiye'de AB'ye girmeyi isteyenler ve
istemeyenler var. Hükümet de Türkiye'nin AB'ye girmesini
istiyor. Dolayısıyla hükümet, diğer güçler karşısında
güçlendirmelidir. Bu nasıl olur? Türkiye'ye güçlü ve güvenli
sinyal vermekle olur. Yani, Türkiye'nin önünden Kıbrıs sorunu
kaldırılırsa AB ile görüşmeleri başlatabileceği gibi güçlü bir
sinyal de verilirse, sorunun çözümü kolaylaşır." dediği
kaydedilmektedir. Bu süreçte Türkiye'yi en fazla suçlayanlardan
biri olan Barış ve Demokrasi Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı'nın,
Türkiye'nin AB üyeliği için Kuzey Kıbrıs'ın kullanmasını kabul
edilemez bulduğu ve "Bu suçlama değil, gerçekleri ifade
etmektir. Yani Kıbrıs'ta meydana gelen olayları sadece
Denktaş'ın yaptığını söylemek gerçekleri saklamak ve gerçeğin
yarısını söylemek olur. Denktaş ve Türkiye'nin AB yolunda
ilerlemesini pek de hoş karşılamayan asker, sivil bürokrasi ile
beraber hareket ediyor." şeklindeki ifadesine yer verilen
haberde, Annan planını müzakere etmek isteyen muhalefetin, "Bu
sorun adanın Birliğe üye olacağı 1 Mayıs'a 2004'e kadar
çözülmeli. Aksi halde bundan hem Kuzey Kıbrıs, hem de Türkiye
zarar görecek." fikrinde birleştiği kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin
(20/11) "İstanbul'daki Saldırılara Tepkiler... İtalya: İngiltere
ve Türkiye'ye Desteğimizi Bildiriyor, Olayı Şiddetle
Kınıyoruz... Chirac: Şiddetle Kınıyoruz... Varşova: Derin Üzüntü
İçindeyiz... Suriye: Şiddetle Kınıyoruz... Moskova: Şiddetle
Kınıyoruz" başlığı altında yer verdiği bir haberde,
İstanbul'daki terör eylemleri ve gösterilen tepkilere yer
verilmektedir. İtalya Başbakanı ve AB Dönem Başkanı Silvio Berlusconi'nin,
"bu vahşi saldırıdan" dolayı "şaşkına döndüğünü ve dehşete
düştüğünü" bildirdiği kaydedilen haberde, Berlusconi'nin, "Bu
kin ve sindirme stratejisi, Türkiye'yi, AB'ye katılma hedefinden
döndüremeyecektir" diyerek, şahsı ve İtalyan halkı adına Türk
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile kurbanların ailelerine
başsağlığı dileklerini ilettiği ifade edilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
The Financial Times
gazetesinin internet sayfasında (20/11) "Kıbrıs Anlaşması
Türkiye'ye Yardımcı Olacak" başlığı altında ve Judy Dempsey
imzasıyla yer alan bir makalede, diğer birkaç ülke tarafından da
desteklenen İngiltere'nin, Türkiye'ye, 2005 yılı başlarında
Avrupa Birliği ile katılım görüşmelerine başlama şansının,
Kıbrıs'ın birleştirilmesi konusunda önümüzdeki aylarda siyasi
bir uzlaşmaya varılması halinde "büyük ölçüde artacağını"
bildirdiği öne sürülmektedir. Bir İngiliz hükümet yetkilisinin,
"Tabii ki Türkiye'nin reformları gerçekleştirme konusunda ne
kadar ilerleme sağladığını görmek zorundayız. Bu bağımsız bir
değerlendirme olacaktır. Fakat halen, Kıbrıs konusunda
varılacak bir anlaşma atmosferi değiştirebilir" dediği
aktarılan makalede, Türkiye'nin, Avrupa Komisyonu'nun, Kıbrıs'ın
AB'ye katılacağı önümüzdeki mayıs ayına dek adada bir çözüm
bulunamaması halinde katılım görüşmelerine başlamasının
tehlikeye düşeceği uyarısında bulunduğu son raporundan üzüntü
duyduğu belirtilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
To Vima
gazetesinin haftalık İkonomikos Tahidromos ekinde (20/11)
"Türkiye Kendi Kuyusunu Kazıyor" başlığı altında ve P.
İoakimidis imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Türkiye'nin, AB
üyeliğine yol açacak üyelik müzakerelerine ilişkin konuda
kendisini tuzağa düşürdüğünün görüldüğü belirtilmektedir. AB
Komisyonu tarafından AB'nin genişleme sürecine ilişkin Türkiye
ile ilgili olarak hazırlanan İlerleme Raporu'nda, "Kıbrıs
sorununun çözümlenmemesinin AB-Türkiye ilişkilerinin
gelişmesinde ciddi engel teşkil edeceği" kaydedilmekte ve bu
ifadenin öneminin büyük olduğu, çünkü Türkiye'nin AB yönelimini
ve özellikle üyelik müzakereleri konusunda tarih verilmesini,
Kıbrıs sorununa bağladığı vurgulanan yazıda, üyelik
müzakereleri ve Kıbrıs konusunda Türk tarafının takındığı
tutumla kendi kuyusunu kazmakta olduğunun görüldüğü, başka bir
deyişle, Türkiye'nin "mahkum ikilemi" içinde olduğu ve durumun
böyle olmasına rağmen, Türkiye'nin kendini bu durumdan kurtarmak
için birşey yapmadığı ifade edilmektedir. Aralık 2004 tarihinde,
AB zirvesinde Türkiye'ye üyelik müzakerelerine ilişkin tarih
konusu gündeme geldiğinde, Kıbrıs'ın AB üyesi olmuş olacağı
vurgulanan yazıda, "Ekim 2004 tarihinde, AB Komisyonu
Türkiye'ye ilişkin İlerleme Raporu'nu açıkladıktan sonra,
aralık ayında söz konusu rapor ele alınacak, incelenecek ve
Türkiye için karar alınacaktır. O tarihe kadar Kıbrıs sorununun
çözüme kavuşmaması halinde ne olacağı yolundaki senaryo
bellidir. Herşeyden önce Kıbrıs, AB'nin resmi üyesi olarak
Türkiye ile AB arasında üyelik müzakerelerin başlamasına karşı
çıkacaktır. Türkiye ile AB arasında üyelik müzakerelerinin
başlaması için oybirliği ile karar alınması gerektiğinden,
müzakerelerin başlamaması yönünde olacak Kıbrıs itirazları,
müzakerelerin başlamaması için (Kıbrıs sorunu dışında Türkiye,
AB'nin ileri sürdüğü diğer kriterleri yerine getirmiş olsa dahi)
yeterli olacaktır. Zira, Yunanistan'ın da Kıbrıs ile aynı
çizgide hareket edeceği malumdur. Böylece Türkiye, (doğrudan ya
da dolaylı bir şekilde) Kıbrıs sorununun çözümlenmesinin üyelik
müzakereleri için tarih verilmesine bağlı olduğunu açıklamakla
kendi kendini tuzağa düşürmüş oldu. Buna ilaveten, Kıbrıs
sorununun Aralık 2004, daha doğrusu 1 Mayıs 2004 tarihine kadar
çözümlenmemesi halinde Türkiye, AB üyeliğini samimiyetle
desteklemek isteyen Yunanistan'ın da desteğini kaybedecektir.
Herkes, Türkiye'nin AB üyeliğini gerçekten destekleyecek bir
ülke varsa onun da Yunanistan olduğunu anlamalıdır. Çünkü,
Türkiye'nin AB üyesi olması Yunanistan'ın çıkarlarına hizmet
ediyor." denilmektedir.
Ta Nea gazetesinde (20/11) "Ankara ile Denktaş Kendi 'Annan
Planlarını' Hazırlıyorlar" başlığı altında ve İrini Karanasopoulou
imzasıyla yayımlanan bir yorumda, BM Genel Sekreteri'nin
hazırladığı plan temelinde Kıbrıs'ta çözüm bulunmasını isteyen
Amerikalıların, KKTC'deki seçimlerden sonra Annan planının
değişmesi yönünde girişimlerde bulunacağını öngördükleri
belirtilmektedir. Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun,
Amerikalı Koordinatör Thomas Weston ile görüştüğü ve bu
çerçevede Papandreu'nun, Yunanistan'ın sürekli olarak
Türkiye'nin AB yönelimini desteklediğini ve bu çerçevede
yıllardır varolan sorunların çözümlenebileceğine inandığını
söylediği kaydedilen yorumda, Denktaş ile aynı çizgide hareket
ettiği yönünde değerlendirilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın,
KKTC'ye yaptığı ziyarete değinen Weston'ın, "Bu ziyaretin ve
Erdoğan'ın yaptığı temasların bazı olumlu faktörlerinin
olduğunu söylemek isterim, ancak bazı çevrelerin toplumlar arası
görüşmelerin yeniden başlamasını engellemek amacıyla Kuzey
Kıbrıs'ı kullanmalarından endişe ediyorum" şeklinde konuştuğu
ifade edilmektedir. Yorumda, diplomatik kaynakların, Ankara'nın
hedefinin, Kıbrıs sorununun 1 Mayıs 2004 tarihinde çözülmeyip,
AB'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlayıp
başlamayacağı konusunda karar alacağı zamana sarkmasına yol
açmak olduğunu söyledikleri kaydedilmektedir.
AZERBAYCAN BASINI:
Ekspress
gazetesinde (20/11) "Ankara, AB Üyeliğine Yönelik Çabalarını
Artırıyor" başlığı altında ve Ferid imzasıyla yayımlanan bir
haberde, Türkiye'nin tarihinde ilk kez, azınlıklara yönelik
televizyon ve radyo programlarının kendi dillerinde
yayınlanmasına izin verildiği ve bu kararın, Türkiye'de
yaşamakta olan 10 milyondan fazla Kürdü de kapsadığı
belirtilmektedir. Bu tür programların, hem devlete ait
kanallarda hem de özel kanallarda yayınlanabileceği ve
programların, televizyonlar için 45 dakika, radyo programları
içinse bir saat olarak öngörüldüğü ifade edilen haberde,
gözlemcilerin bu kararı, Türkiye'nin AB üyeliği için attığı bir
adım olarak değerlendirdiği kaydedilmektedir.
İRAN BASINI:
Tahran Radyosu'nun
Türkçe yayınında (20/11) "Türkiye Dışişleri Bakanı'nın İsveç
Ziyareti" başlığı altında yayımlanan bir haberde, Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül'ün, 18 Kasım'daki İsveç ziyareti konu
edilmekte ve ziyaret gündemindeki en önemli konular arasında
Türkiye ve İsveç ilişkilerindeki son gelişmeler, Türkiye'nin
AB'ye üyelik süreci, Irak ve Orta Doğu bölgesindeki son
gelişmelerin olduğu belirtilmektedir. Haberde, Gül'ün İsveç
ziyaretinin, Türkiye'nin üst düzey yetkililerinin Avrupa
ülkelerine yaptıkları diplomatik ziyaretlerin devamı olarak,
Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin hızlandırılması amacıyla
gerçekleştirildiği kaydedilmektedir. Gül'ün İsveç ziyaretinin
İstanbul'da meydana gelen son patlamaların ardından yapılması
sebebiyle özel bir öneme sahip olduğunun söylenebileceği, zira
bu konunun Avrupa ülkeleri açısından önemli olduğu vurgulanan
haberde, Avrupa ülkelerinin Türkiye'deki gelişmeleri yakından
takip ederek, ülkenin siyasi ve iktisadi durumu konusunda daha
gerçekçi bir analiz edinmeye çalıştıkları ifade edilmektedir.