05. 12. 2003

   

Anasayfa

e-posta


 

 

            ANKARA, 05/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  4 Aralık 2003 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:    

            ALMANYA BASINI:  

            Financial Times Deutschland gazetesinde (04/12) "Fischer  Türkiye'nin Reddedilmemesi Uyarısında Bulunuyor" başlığı  altında ve Wolfgang Proissl/Margaret Heckel imzalarıyla  yayımlanan bir yazıda, Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in,  şimdiye dek olduğundan daha net bir şekilde, Türkiye'nin  Avrupa perspektifinden yana görüş bildirdiği kaydedilmektedir.  Fischer'in, "Türkiye'nin Avrupa yolunun başarılı olup  olmayacağı sorusu, bizim güvenliğimiz için, her türlü askeri  silahlanma programından daha önemlidir. Çünkü Batı'nın  güvenliği önümüzdeki yıllarda, Yakın ve Orta Doğu'da  tanımlanacaktır" dediği belirtilen yazıda, Yeşiller Partisi milletvekilinin Fischer'in, bu açık sözlerinin, Türkiye'nin  olası AB üyeliğine karşı toplumda ve özellikle Hıristiyan  Birlik Partilerinde mevcut genel şüpheyle tezat oluşturduğu  ifade edilmektedir. "Bu konuda olumlu ve olumsuz iyi  argümanlar var" diyen Fischer'in, "Ben olumlu yönde karar  verdim, yani Komisyon'un önümüzdeki yıl Türkiye'nin üyelik  koşullarını yerine getirdiğini tespit etmesi halinde  müzakerelerin başlatılmasından yanayım. Ama bu konuda  yapılan tartışmaları da gerekli buluyorum. Bence Türkiye  üyelik koşullarını yerine getirmek için herşeyi yapacaktır.  Bunu başarırsa da verilen sözlerin yerine getirilmesi için  ısrar edecektir" şeklinde ifadelerine yer verilen yazıda,  Türkiye'ye üyelik konusunda 40 yıldır sözler ve üyelik için  ümit verildiğini dile getiren Fischer'in, "Bedelini ödemeden,  hele bugünkü jeopolitik durumda çok çok yüksek bedel ödemeden  bu yoldan ayrılmak söz konusu olamaz" dediği aktarılmaktadır. 

            İNGİLTERE BASINI:  

            Reuter'in (04/12) "AB, Türkiye'nin Milli Güvenlik  Kurulu'nu Daha Şeffaf Hale Getireceği Konusunda Ümitli"  başlığı altında yer verdiği bir haberde, Meclis Komisyonu'nun,  askerlerin ağırlıkta olduğu Milli Güvenlik Kurulu'nun  gizliliğinin azaltılması yönünde karar almasıyla Türkiye'nin  bugün, Avrupa Birliği Kriterleri'ni karşılama yönünde bir  adım daha attığı belirtilmektedir. AB adayı Türkiye'nin,  halihazırda askerlerin kontrolündeki Milli Güvenlik Kurulu'nun  icra organı şeklindeki rolünü danışmanlık rolüne çeviren  reformları onaylamış durumda olduğu belirtilen haberde,  liberal eğilimli köşe yazarlarının, İstanbul'da 61 kişinin  hayatını kaybettiği bombalı saldırılar sonrasında AB'nin  öncülük ettiği reformların güvenlik kaygısıyla sulandırılacağı  konusunda endişe taşıdıkları ifade edilmekte ve Meclis  Komisyonu'nun, Milli Güvenlik Kurulu'nun çalışma şekli ve  mensup kişilere ait bilgilerin gelecekte ifşa edilmesinin  yanı sıra, "gizli" teriminin, organı ve fonksiyonlarını  tanımlayan dökümanlardan çıkartılması gerektiğine karar  verdiği kaydedilmektedir.

            Reuter'in (04/12) "Yunanistan Başpiskoposu, Türkleri  'Barbar' Olarak Nitelendirdi" başlığı altında ve Karolos  Grohmann imzasıyla yer verdiği bir haberde, Yunan Kilisesi  Başpiskoposu Hristodulos'nun yaptığı açıklamada, Türkleri  "barbar" olarak adlandırarak, çoğunluğunu Hıristiyanların  oluşturduğu Avrupa Birliği'nde Türklerin yeri olmadığını  belirttiği kaydedilmektedir. Türkiye ile Yunanistan arasında  yakın bağlar kurmasından dolayı Yunan hükümeti ile görüş  ayrılığına düşen ve tartışmalara yol açan Yunanistan  Başpiskoposu Hristodulos'nun, Yunanistan'da verdiği  vaazında, çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin AB'ye üyelik  arzusunun kabul edilemez olduğunu belirttiği ifade edilen  haberde, Hristodulos'nun, "Türkiye Avrupa Birliği'ne üye  olmak istiyor. Barbarların Hıristiyan aleminde yeri yoktur.  Bir arada yaşayamayız. Bu açıklamayı kötü niyetle yapmıyorum,  ancak gerçek bu. Diplomasi iyidir, ancak tarihimizi unutamayız"  dediği belirtilmektedir. Haberde, "Ortodoks dinine mensup  olduğu için dört yüzyıl önce Osmanlılar tarafından öldürülen  Aziz Serafim'in anısına düzenlenen törende yaptığı açıklamada Hristodulos'nun, "Serafim Türkler tarafından katledildi.  Şimdi ise Avrupa Birliği'ne girmek istiyorlar" dediği  aktarılmaktadır.  

            İSVİÇRE BASINI: 

            Tages Anzeiger gazetesinde (03/12) "Türkiye'yi  Destekliyoruz" başlığı altında ve Christiane Schlötzer  imzasıyla yayımlanan Yunan muhalefet lideri Yeni Demokrasi  (ND) Kostas Karamanlis ile yapılan mülakata yer verilmektedir.  Yunan muhalefet lideri Kostas Karamanlis'in, bir seçim zaferi  sonrası, ülkesindeki yolsuzlukla mücadeleyi ve Ankara'nın  AB'ye yakınlaşmasını teşvik etmeyi hedeflediği belirtilen  mülakatta şu ifadeler yer almaktadır: 

            "SORU: Avrupa Anayasası tartışmalarında, siz  Hıristiyanlıkla bağlantı kurulması gerektiğini savunuyordunuz.  Bunu, Türkiye'nin gelecekteki üyeliği ile nasıl  bağdaştırıyorsunuz?  

            KARAMANLİS: Bu sorun mutlaka bağlayıcılığı olan bir şey  değil. Yunanistan'da ve başka yerlerde yaşayan Müslümanlara  karşı çok olumlu duygular taşıyorum. Ancak Avrupa'da bir  tarihi geçmişimiz ve Hıristiyanlıkla çok yakın bağlantısı  olan bir kimliğimiz var. Ve bu kimliğimizle gurur duymamız  gerekiyor. 

            SORU: Yakın zamanda Türkiye Başbakanı Recep Tayyip  Erdoğan'la görüştünüz. Avrupa hakkında samimi olduğunu  düşünüyor musunuz? 

            KARAMANLİS: Erdoğan, AB sürecini destekliyor. Ancak,  Türkiye çok karmaşık bir ülke. Hiçbir AB ülkesinde askerlerin  hükmedici bir rolü olamaz ve insan hakları çiğnenemez. 

            SORU: Yunanistan şimdiye kadar olduğu gibi Türkiye'nin  üyeliğini başlıca destekleyenler arasındaydı. Sizin  iktidarınızda da aynı şey devam edecek mi? 

            KARAMANLİS: Biz Türkiye'yi Avrupa yolunda destekliyoruz. Avrupalılaşmış bir Türkiye, komşusu ve yakın geçmişinde ortak  gerilimleri olan bir ülke olarak Yunanistan'ın çıkarınadır.  Türkiye, Avrupalılaşmak isteyip istemediğine kendisi karar  vermelidir. Ankara'nın yaklaşımlarındaki atmosferde  iyileşmeler görüyoruz. Ancak uygulamaları da görmeye  ihtiyacımız var. 

            SORU: Bugün Türkiye ile AB üyeliği müzakerelerine  başlama kararı vermeniz gerekse ne yaparsınız? 

            KARAMANLİS: Çok önemli henüz kapanmamış bir sorun var:  Kıbrıs. Kıbrıs sorunu gerçek anlamda bir AB kriteri değil.  Ancak tartışmasız çok büyük bir tema. Bizim ve özellikle  Türkiye için bir sınav." 

            KIBRIS RUM BASINI: 

            Haravgi gazetesinde (04/12) "Türk 'Gazeli' ile 'Tango'  Yapılmaz" başlığı altında ve Memnona Stavros imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesi'nin Titina Loizidou davasına ilişkin kararına  yarım da olsa uyduğu belirtilmekte ve Loizidou'nun Girne'deki  malını özgürce kullanmasına ilişkin olan kararın diğer  yarısının ise gelecekte gündeme getirileceği kaydedilmektedir.  Kıbrıs konusu ve Yahudi sinagogu ve İngiltere Konsolosluğu'na  yapılan saldırılara da yer verilen yorumda, Türkiye'nin  adımlarını izleyen Avrupalıların, bu ülkenin AB ile üyelik  müzakerelerine tarih verilmesi konusunun doğru bir şekilde değerlendirilmesi için bu olayları kaydetmeleri gerektiği,  Türkiye için Avrupa kapısının açık olduğunun ve bu ülkeye  AB ile üyelik müzakerelerine başlama tarihi verilmesi yönünde  istek olduğunun altının birçok kez çizildiği ve ancak bunun,  Türkiye'ye açık çek olarak verilemeyeceği, Türkiye'den  istenenin, toplumsal kararlardan kaynaklanan yükümlülükleri  hayata geçirmesi olduğu belirtilmektedir. Kıbrıs sorununun  çözümü yönünde olumlu adım atılmaması halinde Türkiye'nin,  AB üyelik sürecinde geciktirilemez engellerle karşılaşacağı,  Titina Loizidou davasındaki kararı uygulama durumunda izlediği  sürüncemede bırakma politikasının, Türkiye'nin AB perspektifinde  sorun yaratması gerektiğine işaret edilen yorumda, Türkiye'nin  Kıbrıs sorununda cesur kararlar vermesinin ve inatla kendi  gazeli ile dans etmek yerine, Avrupa tangosu ile dans etmeye  hazır olmasının zamanının geldiği vurgulanmaktadır. 

            LÜBNAN BASINI: 

            The Daily Star gazetesinin internet sayfasında (02/12)  "Teröristleri Boş Verin, Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne Alın"  başlığı altında ve John K. Cooley imzasıyla yer alan bir  yorumda, İstanbul'daki son bombalı saldırıların şiddetle  sarstığı Türkiye'nin, en eski müttefiki ABD'nin ve girmeye  çalıştığı büyük ve güçlü kulüp AB'nin, hem acil hem de uzun  vadeli yardımlarına ihtiyacı olduğu belirtilmektedir.  Türkiye'nin ikna etmek durumunda olacağı tek AB üyesinin  Yunanistan olduğu ifade edilen yorumda, Yunanistan'ın  sosyalist hükümetinin, "barbarca" deyimini kullandığı,  İstanbul'un kadim Yahudi cemaatine yönelik altı Yahudi ve  19 Müslüman'ın hayatını kaybettiği saldırı için Türklere  taziyetlerini iletmede İsrail kadar çabuk davrandığı  belirtilerek, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun,  Yunanistan'ın dönem başkanlığını üstlendiğinden bu yana Ankara  ile dostluğun özendirilmesine özel bir çaba gösterdiği ve  Atina'nın keza, Ankara'nın yurt içi ve dışındaki terörist  hasımlarının karşı çıktığı bir adım olan Türkiye'nin AB'ye  üye olmasının da en coşkulu destekçileri arasında yer aldığı kaydedilmektedir. Atina gibi, Washington ve Avrupa'nın başlıca  başkentlerinin değerlendirmesine göre, Türkiye'nin, hem iç  hem de dış kaynaklı terörle mücadelesinde düşük profilli ancak enerjik bir desteğe ihtiyacı olduğu vurgulanan yorumda,  1 Ocak 2004'e kadar İtalya'nın başkanlığındaki AB'nin ileri  gelen sözcülerinin, Türkiye'ye, AB'ye üye olmak için ister  bankacılık sektöründe, isterse mahkumlar veya Türk askerlerinin politikadaki ağırlığının giderilmesinde olsun, başladığı  reformlara hız vermesini açık seçik ifade ettikleri ve  Birliğin özellikle, Türkiye'nin Kıbrıs sorunun çözümüne  yardım etmesini talep ettiğine işaret edilmektedir.       

 

ESKI SAYILAR