08. 12. 2003

   

Anasayfa

e-posta


 

 

            ANKARA, 08/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  05-07 Aralık 2003 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ALMANYA BASINI:

            Die Welt gazetesinde (05/12) "Türkiye AB'ye Dahil  Değildir" başlığı altında ve Romanyalı Yazar Richard Wagner  imzasıyla yayımlanan bir yorumda şöyle denilmektedir: "Türk  elitlerini üyeliğe iten nedenler gayet açık. Onlar kendilerini  AB'nin sübvansiyonlarıyla ekonomik krizden kurtarmak ve  yolsuzluk yükü altındaki iktidar konumlarını köktendinci  eğilimli kitle hareketlerine karşı güvenceye almak istiyorlar.  Buna, yaşam tarzlarının İslamizm tarafından tehdit edildiği  görüşünde olan, öncelikle İstanbul'daki hedonist (yaşamın  anlamını hazda bulan dünya görüşü) gruplar da ekleniyor. Ancak  Avrupalı, özellikle de Alman politikacılar acaba Türklerin   üyelik talebi konusunda ne düşünüyorlar? Avrupa Anayasası ile  ilgili karşıt görüşler, Avrupa'nın bir dönüm noktasına  geldiğini gösteriyor. Eğer huzursuz kıtadan, gerçekten işleyen  bir devletler topluluğu oluşacaksa, yakında gerçekleşecek olan  doğuya genişlemeyle birlikte, istikrarı sağlama zamanı gelmiş  demektir. Eğer AB bir değerler topluluğu olarak kalacaksa, sınırlandırılması konusunda mutabakata varılmalıdır. Avrupa  istenildiği kadar genişletilemez, bu yapıldığı taktirde tüm  büyük devletler gibi aşırı genişleme riskine girer. O zaman da  kimliğini yitirir. Politikacıların çoğu, Avrupa'nın kimliğini  tanımaktan kaçınıyorlar. Anayasa metniyle ilgili verimsiz  tartışma, Avrupa'nın temel esaslarına açıkça sahip çıkılmasına  cesaret edilmediğini gösteriyor... Avrupa kimliğini muhafaza  etmek isteyenler, sınırları da tanımlamak zorundadırlar. Türkiye,  Avrupa kültür çevresinin dışında kalmaktadır. Ülkenin Atatürk  döneminden beri çaba harcanan Avrupalılaştırılması, kendi  toplumundaki İslamcı taban tarafından görmezden gelinmektedir.  Bu nedenle siyasi laiklik, polis yöntemleriyle hayatta tutulan,  kağıttan bir kaplan olarak kalmak zorundaydı... İslam bazı  konularda Batılı değerlerle bağdaşmamaktadır. Özellikle de  kadın-erkek eşitliğine karşı olduğu ve kadının eğitim olanakları  ile hareket özgürlüğünü sınırlandırdığı için. Türkiye'de okuma  yazma bilmeyen erkeklerin oranı yüzde 6.5, kadınların ise  23.4'dür. Bunun İslam'la gerçekten ilgisi yok mudur? AB içinde  hami olarak yer alacak bir Müslüman ülkeyle, büyük Arap ve Türk  göçmen gruplarının entegrasyonu daha da zor şekillenecektir.  Türkiye'nin AB üyesi olmasıyla birlikte bunların paralel  dünyaları meşrulaştırılmış olacaktır... Türkiye'nin üyeliğiyle  birlikte, büyük ekonomik sorunların ve çözümlenemeyen Kürt  sorununun yanı sıra bir de Kafkasya, İran, Irak ve Suriye'ye  dayanan AB dış sınırımız olacaktır. Böylece çok sayıda  bölgesel ihtilafın içine çekileceğiz. Türkiye'yi Birliğe  aldığımız taktirde, Kafkaslar'ın kaos içindeki küçük devletleri  Ermenistan ve Gürcistan gibi başka adayları da gündeme getirmiş  olacağız. Ukrayna'dan söz etmeye bile gerek yok. Türkiye ile  bizi, ticari ve hukuki çıkarlarımızın olduğu yakın bir ortaklık birbirimize bağlamalıdır, bundan fazlası değil. Ülkenin  jeopolitik etkisinin olduğu çevre, Avrupa değildir. Türkiye  daha ziyade Balkan, Karadeniz, Kafkaslar, Arap bölgesi ve  Orta Asya'daki Türk toplulukları arasındaki alanda bir bölgesel  güçtür. Türkiye gelecekte bu bölgesel görevi üstlenirse,  Avrupa için önemli bir müttefik olur. AB'ye üyeliği ise  anlamsızdır."

            AVUSTURYA BASINI:

            Wiener Zeitung'da (05/12) "'Yalancı' Türkiye Politikası"  başlığı altında yayımlanan bir haberde, AB'nin büyük bir hata  yaptığının bilincine vardığı belirtilmekte ve "Türkiye'ye AB  üyeliği konusunda ümit vermek yalancılık mıydı?" şeklindeki  bir soruyu, Klaus Haensch'nin  (SPD) "evet" diye cevapladığı kaydedilmektedir. Konvansiyon'da AB Anayasası taslağı üzerinde çalışanlardan biri olan Alman politikacının böylelikle, Birlik  içinde birçok kişinin düşünüp de açıkça söylemek istemediği  birşeyi dile getirmiş olduğuna işaret edilen haberde,  Haensch'nin, Birlik içinde aslında kimsenin Türkiye'nin katılım  için gerekli olan kriterleri yakın bir zamanda yerine  getirebileceğinden emin olmadığını, birçokları için böyle bir  katılımın tasavvur edilecek gibi olmadığını belirterek,  "Türkiye'nin 2010'da AB üyesi olması gerçeklerden çok uzakta."  dediği ve böylece Boğaz'daki ülkenin önümüzdeki yıllarda giriş müzakerelerine başlama umudunu kırmış olduğu vurgulanmaktadır.  Haensch'nin ayrıca, Türkiye'nin bu müzakerelerin diğer adaylarla  yapılanlardan çok daha uzun süreceğini hesaba katması  gerektiğini, devlet başkanlarının bundan üç yıl önce   Türkiye'ye üyelik konusunda ümit vererek, kendilerini bu zor  duruma sokmuş olduklarını da belirttiği ifade edilen haberde,  Türkiye'ye bu teklifin büyük bir  hata olduğunun söylenmesinin düşünülemeyeceğini belirten Haensch'nin, daha ziyade aday  ülkenin kendisinin durumu kavramasının bekleneceğini söylediği  ve "Yerine getirilmesi gereken şartlar ışığında AB'ye uyum  sağlayıp sağlayamayacağına yalnızca Türkiye'nin kendi karar  verebilir." dediği aktarılmaktadır.

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (07/12) "Rum Kilisesi Lideri, Türkler Aleyhinde  Sarfettiği Sözlerinden Vazgeçti" başlığı altında yer verdiği  bir haberde, Rum Ortodoks Kilisesi lideri Başpiskopos  Hristodulos'nun, Türkleri "barbarlar" olarak niteleyen ve  AB'ye alınamayacakları yönündeki sözlerinden vazgeçerek,   Türkiye'nin "Avrupalılaşmasını" dilediği kaydedilmektedir.  ANA ajansından alınan bilgilere göre, Atina'daki bir kilisede  verdiği bir vaaz sırasında Başpiskopos Hristodulos'nun,  "Demokratik hassasiyete sahip ve Avrupalı alışkanlıkları olan  bir Türkiye istiyoruz, bugünkünden farklı bir Türkiye istiyoruz. Türkiye'nin  Avrupalılaşmasını takip etmemiz gerekiyor."  açıklamasında bulunduğu belirtilen haberde, Osmanlı  İmparatorluğu devrinde Yunanistan'ın bağımsızlık savaşı  sırasında (1821-1828) Türkler tarafından öldürülen milli  kahraman Athanassios Diakos'a gönderme yapan Başpiskopos'un,   "Bugün AB'ye girmek isteyenler onu kazığa oturtmuşlardı.  Barbarlar, Hıristiyan ailesinin bir parçası olamazlar, çünkü  beraber yaşayamayız." şeklinde bir konuşma yaptığı  hatırlatılmaktadır. Bu açıklamaların Yunanistan'da büyük tepki uyandırdığı ve Hükümet Sözcüsü Dimitris Geru'nun, "Bu tarz  düşünceler Avrupa'da varolmaya devam etseydi, halklar  anlaşmazlıkların tuzağında yaşamaya devam ediyor olurdu."  şeklinde tepkisini dile getirdiği ifade edilen haberde,  İstanbul Ekümenik  Patriği I. Bartolomeus'nun ise, Türkiye'nin  AB'ye üyeliğini savunduğu belirtilmektedir.

            İNGİLTERE BASINI:

            Reuter'in (05/12) "Yunan Kilisesi 'Barbar Türkler'  İfadesine Destek Verdi" başlığı altında ve Karolos Grohmann  imzasıyla yer verdiği bir haberde, Yunan Kilisesi'nin, lideri  Başpiskopos Hristodulos'nun bir vaaz sırasında, çoğunluğu  Müslüman olan Türkiye'deki "barbarların" Avrupa Birliği'nin  üyesi olamayacaklarına dair sözlerini desteklediğini açıkladığı belirtilmektedir. Kilise sözcüsü Peder Epifanios'nun,  gazetecilere yaptığı açıklamada, güçlü Yunan Kilisesi'nin  ruhani rolünün yanı sıra "ulusal bir role" de sahip olduğunu  söylediği ve "Başpiskopos'un sözleri eleştirel düşünceyi  geliştirmeyi amaçlıyordu" dediği aktarılan haberde, Yunan  Hükümeti'nin, Ankara'nın 15 üyeli Birliğe katılma arzusuna  verdiği desteğin Yunanistan ve Balkanlar açısından faydalı  olduğunu söyleyerek Hristodulos'nun açıklamalarıyla arasına  mesafe koyduğu ifade edilmektedir. Hükümet Sözcüsü Hristos  Protopapas'ın, "Türkiye'nin Avrupa yolunu destekleme politikası  bölgenin güvenliğine ve ulusal çıkarlarımıza hizmet etmektedir."  dediği belirtilen haberde, Türkiye'yle tarihsel olarak gergin  olan ilişkileri geliştirmesiyle tanınan Dışişleri Bakanı  Yorgo Papandreu'nun da, uzlaşma politikasına sadık kalarak  "Bütün insanların ve dinlerin yaşama alanı bulduğu özgür ve  demokratik bir Balkan bölgesi vizyonuna sahibiz." şeklindeki  ifadesine yer verilmektedir.

            YUNANİSTAN BASINI:

            Yunanistan Radyo-TV Kurumu'nun (ERT) internet sayfasında  (05/12) "Protopapas, Türkiye'nin Avrupalaşma Sürecinin  Yunanistan'ın Ulusal Çıkarlarına Hizmet Ettiğini Açıkladı"  başlığı altında yer alan bir haberde, Başpiskopos  Hristodulos'nun, Atina'nın Patisia semtinde Agia Varvara  kilisesinde dinadamı Serafim Yortusu dolayısıyla yaptığı  konuşmada, Türkiye'nin AB'ye üyeliğine karşı çıktığı  hatırlatılmaktadır. "Barbarlar, Hıristiyan ailesinin içine  gelemez." diyen Hristodulos'nun, Yunan halkının, diplomasi  uğruna herşeyini feda edemeyeceğini söylediği belirtilen  haberde, Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas'ın, Başpiskopos  Hristodulos'nun bu konuşmasına hemen tepki göstererek,  Türkiye'nin Avrupalaşma sürecinin Yunanistan'ın ulusal  çıkarlarına, bölge güvenliğine ve ekonomik kalkınmaya hizmet  ettiğini belirterek, duruma göre çıkarları korumak için her  dönemin kendine özgü tarzı olduğunu söylediği ve Türkiye'nin  Avrupalaşma sürecinin de, Yunanistan'ın ulusal çıkarlarına  hizmet ettiğini vurguladığı kaydedilmektedir. İstanbul  Evrensel Patriği Bartholomeos'nun da duruma hemen müdahale  ettiği ve Başpiskopos Hristodulos'nun açıklamalarını  değerlendirerek, Yunan halkının, Türkiye'nin AB'ye üye olma  çabalarını desteklediğini söylediği ifade edilen haberde,  Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de, Türkiye'nin AB'ye  girmesini istemeyen bazı çevrelerin tahrik edici açıklamalarda bulunduklarını, ancak bunların görmezden gelinmesi gerektiğini  belirttiği vurgulanmaktadır.

            Elefteros Tipos gazetesinde (05/12) "Roberto Antonioni:  Kıbrıs Sorununun Çözümü Türkiye'nin Üyeliğini Kolaylaştıracak"  başlığı altında ve Nikos Belos  imzasıyla yayımlanan bir  yorumda, AB Dönem Başkanı İtalya'nın Avrupa Konularından  Sorumlu Bakanı Roberto Antonioni'nin, AB Parlamentosu'nda  yaptığı konuşmada, Brüksel'de yapılacak AB zirvesinde,  AB'nin 25 liderinin, Kıbrıs  sorununun çözümlenmesi halinde  bunun Türkiye'nin AB  beklentilerini kolaylaştıracağını  Ankara'ya hatırlatacaklarını söylediği kaydedilmektedir.  Antonioni'nin, AB'nin genişlemesi konusunda, 10 aday ülkenin  AB ilkelerine uyum sağlama konusunda harcadıkları çabaların   tatmin edici olduğunu söylediği belirtilen yorumda, Türkiye  konusuna da değinen  Antonioni'nin, Ankara'nın, Kopenhag  Kriterleri'nde ve kurumsal alanda reformlar uygulamada  ilerleme kaydettiğini belirttikten sonra, bu olumlu  gelişmelerin AB zirvesi kararlarında yer almasında fayda  olduğunu söyleyerek, Türkiye'nin uzun vadede hedefinin, bir  yıl sonra yapılacak olan AB zirvesinde, ülkeye ilişkin  alınacak karar konusunda iyi hazırlanmak olduğunu da  sözlerine eklediği ifade edilmektedir.

 

 

 

ESKI SAYILAR