09. 12. 2003

   

Anasayfa

e-posta


 

            

     ANKARA, 09/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  8 Aralık 2003 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:  

            ALMANYA BASINI: 

            Welt am Sonntag gazetesinde (07/12) "İçişleri Bakanı  Schily Türkiye'yi Tehdit Ediyor" başlığı altında ve Jochen  Kummer imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Federal İçişleri  Bakanı Schily'nin (SPD), Türkiye'den suç işlemiş  vatandaşlarını Almanya'dan geri almasını talep ettiği  belirtilmektedir. Türkiye'nin, suç işlemiş bu insanları  hızlı bir şekilde vatandaşlıktan çıkarsa da, Federal  hükümetin bu konuda ısrarlı olduğu belirtilen yazıda,   Schily'nin, bu "kuralları" görmezden gelmesi halinde  Türkiye'nin AB'ye üye olamayacağı tehdidinde bulunduğu  ifade edilmektedir. "Almanya'nın hukuk anlayışına göre  Türkiye, devletler hukuku uyarınca eski vatandaşlarını  geri kabul etmekle yükümlüdür" diyen Schily'nin "Bir  devlet, ikamet ettikleri ülkeyle sağlam hukuki bağları  bulunmayan şahısları vatandaşlıktan çıkarmakla, geri alma  yükümlülüğünden kurtulamaz" dediği aktarılan yazıda,  Schily'nin, "Şayet Türkiye, cezası kesinleşmiş Türkleri  sınır dışı etmemizi önlemek için, bu kişilerin  pasaportlarını iptal ediyorsa, AB'ye de katılmaz, bu  konuda çok katıyım" dediği ifade edilmektedir.

            Aynı haber, Die Welt gazetesinde de yer almaktadır. 

            BELÇİKA BASINI: 

            Le Soir gazetesinde (08/12) "Ne Başörtüsü, Ne De Bunun  Yasaklanması" başlığı altında ve Joëlle Meskens'in, Alman  Yeşiller Partisi Avrupa milletvekili Daniel Cohn-Bendit ile  çeşitli konularda yaptığı bir söyleşi yer almıştır. Söyleşide,  genişleme süreci ile AB'nin bugün endişe verici bir gerçek  olan göçmen akınıyla karşı karşıya kalacağını belirten Daniel  Cohn-Bendit'in, AB Anayasa tasarısının tüm beklentilere yanıt  vermemekle birlikte ileriye doğru atılmış büyük bir adım  olduğunu belirttiği, "Hemen şimdi gerçekleşecek olmasa da,  Türkiye'nin AB üyeliği konusu şimdiden din ve laiklik sorununu  ortaya çıkarıyor mu?" şeklindeki bir soruya ise Daniel Cohn- Bendit'in "Terörizm nedeniyle de görüldüğü gibi, Batı dünyası  ile İslam arasındaki ilişkiler günümüz dünyasının başlıca  sorunlarından biridir. Oysa, çağdaş İslamın geleceği bugün  Türkiye'de olduğu kadar İran'da, Irak'ta ve Filistin'de  belirlenmektedir. Türkiye'yi üye yapmak, kendi güvenliği için   Avrupa'nın çıkarınadır, çünkü bu ülke kendi laikliği için büyük  çaba sarfetmektedir. Tabii bu bizim kendi laiklik modelimiz  gibi değildir, ama bizdeki Hristiyan-sosyalistler gibi Türk  sosyal-İslamcılar da, İslami demokratik ve laik bir biçimde  icra etmektedirler. Aslında Türkiye'nin AB'ye üye olabilmesi  için Kemalizmden kurtulabilmesi gerekir. Bunun için de 10 ya  da 15 yıl gereklidir, ancak Türkiye'ye yardım edilebilir"  cevabını verdiği kaydedilmektedir. Söyleşinin son bölümünde  ise, Daniel Cohn-Bendit'in, başörtüsüne karşı olduğunu, ancak yasaklanmasına da karşı olduğunu, başörtüsü takan genç kızların   okula gitmelerinin engellenmesiyle bu gençlerin sokakta   başlarını örteceğini ve köktendinciliğin de bu şekilde  besleneceğini belirttiği ifade edilmektedir. 

            FRANSA BASINI:  

            AFP'nin (08/12) "Kıbrıs... Brüksel Zirvesi'nin, Ankara  Üzerindeki Baskıyı Artırması Bekleniyor" başlığı altında yer  verdiği bir haberde, Brüksel'de yapılacak Avrupa Birliği  zirvesinden çıkacak sonuç bildirgesi taslağına göre, zirvenin,  Kıbrıs'ın yeniden bütünleşmesi yönünde çaba sarfetmesi için  Türkiye üzerinde baskıyı artırmasının beklendiği ifade  edilmektedir. AB dışişleri bakanları tarafından gözden  geçirilen taslağa göre, devlet ve hükümet başkanlarının cuma  günü başlayacak zirvede, "Kıbrıs sorununu çözüme kavuşturmak  için Türkiye'nin göstereceği siyasi iradenin önemini"  vurgulamaları ve çözümün, "Ankara'nın AB üyeliği beklentisine  kolaylık sağlayacağını" ileri sürmelerinin beklendiği  kaydedilen haberde, zirvede bir kez daha, "BM Genel Sekreteri  Kofi Annan'ın çabalarına destek verilmesi" ve "Annan planı  temelinde müzakerelere derhal başlanması" için "ilgili  taraflar ve özellikle de Türkiye ile Kıbrıs Türk yönetimi  üzerinde baskı yapılmasının" beklendiği belirtilmektedir.  Haberde, Avrupalı yöneticilerin ayrıca, Ankara'nın "reformları  hızlandırmak" için gösterdiği "önemli ve kararlı çabalarından"   dolayı "memnuniyet duyduklarını" belirtmeleri ve "sağlanan  ilerlemelerin" Türkiye'yi "AB'ye yakınlaştırdığını"  vurgulamalarının da öngörüldüğü ifade edilmektedir.

            L'Express dergisinde (04/12) "Iliescu: Terörizme Karşı  Dayanışma" başlığı altında ve Alian Louyot-Pierre Ganz  imzalarıyla yer alan 27 Kasım 2003'te Romanya Devlet Başkanı  Ion Iliescu ile yapılan mülakata yer verilmektedir. Mülakatta,   ülkesinin AB'ye adaylığı ve Irak'taki tutumuyla ilgili soruları  cevaplayan Ion Iliescu'nun, İstanbul'daki saldırılara da  değinerek, "Türkiye'deki dramın tüm dünyayı ilgilendirdiğini"   kaydettiği ve "Türkiye, terörizm için Balkanlara doğru, ülkenize   doğru bir giriş kapısına dönüşme riski arzediyor mu?" şeklindeki  bir soruya, "Bu bir tehlikedir. Ve bizi endişelendiriyor.  Dolayısıyla görevimiz, buna karşı önlem almak için, bölge   ülkeleriyle ve özellikle de onları bölen ihtilafların ardından  halen çok hassas durumdaki eski Yugoslavya ülkeleriyle yakın  işbirliği içerisinde hareket etmektir. Terörizmin yayılması  tehdidi, elbette istikrarsızlaşma riskine eklenmektedir" dediği aktarılmaktadır. Mülakatta, "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne  girmesine taraftar mısınız?" şeklindeki bir soruyu ise,  İliescu'nun, "Avrupa Birliği'nin tüm üye devletleri için ortak  olan kriterleri yerine getirdiği takdirde evet. Türkiye, NATO'ya  üye bir devlettir. Türkiye, toplumun, ekonominin ve demokratik  kalkınmanın modernleşmesinde belli bir tecrübeye sahiptir"  ifadeleriyle cevapladığı belirtilmektedir.  

            İNGİLTERE BASINI:  

            Reuter'in (08/12) "2004 Sonunda Müzakere Tarihi Verilmezse  Türkiye AB Üyeliği Hedefinden Vazgeçecek" başlığı altında yer  verdiği bir haberde, Türk gazetelerinin, Dışişleri Bakanı  Abdullah Gül'ün, 2004 yılı sonunda Avrupa Birliği katılım  müzakerelerinin başlaması için bir tarih alamaması durumunda,  Türkiye'nin AB'ye üyelik hedefinden vazgeçeceğini söylediğini  yazdıkları belirtilmektedir. AB liderlerinin, gelecek yıl aralık  ayında yapılacak zirvede, Türkiye'nin, hiç şüphesiz uzun ve çetin  geçecek katılım müzakerelerinin başlatılması için insan hakları   konusunda yeterli ilerleme kaydedip kaydetmediğine karar  verecekleri belirtilen ve mali piyasaların, Türkiye-AB  ilişkilerini yakından izlediğine işaret edilen haberde, Yeni  Şafak gazetesinin, Gül'ün, "Herkes biliyor ki, tarih   alınamamasının Türkiye için AB yolunda sona varıldığı anlamına   geliyor" şeklinde konuştuğunu yazdığı kaydedilmektedir. Hükümet  Sözcüsü Cemil Çiçek'in gazetecilere verdiği demeçte, Bakanlar  Kurulu'nun bundan böyle haftalık toplantılarında ülkenin AB  kriterlerine uyma çabalarını gözden geçireceğini söyleyerek,  "Türkiye AB'ye, başka hiçbir ülkenin yapamayacağı ölçüde olumlu  katkıda bulunabilir" dediği aktarılan haberde, stratejik açıdan  önemli bir NATO üyesi olan Türkiye'nin, Avrupa'nın kapısını  1960'lardan bu yana çaldığı ve Ankara'nın, Orta ve Doğu  Avrupa'nın bazı eski komünist ülkelerinin AB üyeliğinde  Türkiye'nin önüne geçmesini öfkeyle izlediği vurgulanmaktadır. 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            İmerisia gazetesinde (06/12) "Tarihi Anlaşma... İki Ülkenin Sınırlarında Yatırım İçin Ortak Kasa" başlığı altında ve Kostas  Kalitsis imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Yunanistan ile  Türkiye'nin, sınır bölgelerinde yapılacak yatırımlara mali  destekte bulunacakları belirtilmektedir. AB'nin ilgili komiseri  Michel Barnier'in, Yunanistan ile Türkiye arasında sınır  bölgelerinde yatırımlarla ilgili müzakerelerin son bulması  konusunu, "tarihi bir anlaşma yapıldı. Yunanistan ile Türkiye  sınırlarında işbirliği yapılması konusunda iki ülke anlaşmaya  vardı" şeklinde Avrupa'ya duyurduğu kaydedilen yorumda, iki  ülkenin, ilk kez AB'nin de mali desteğini alacak olan ortak bir  "kasa" oluşturdukları ve iki ülkenin sınır bölgelerinde meydana  gelecek her tür yatırımın, iki ülke ve AB tarafından mali açıdan destekleneceği ifade edilmektedir. Yunanlı diplomatların,  Barnier'in şahsen konuyla ilgilenmesi sayesinde sonuç alındığını söyledikleri, şimdi geriye kalanın, AB'nin de onayını vermesi  olduğu vurgulanan yorumda, Yunanistan ile Türkiye arasında  imzalanan, INTERREG III/A anlaşmasının 15 Ocak'tan sonra  uygulanmasının beklendiği kaydedilmektedir.

            Elefterotipia gazetesinde (08/12) "Bartholomeos: Türkiye'nin  AB Üyeliğiyle Daha İyi Günler Gelecek" başlığı altında ve Stratis  Balaskas imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Ekümenik Patrik Bartholomeos'nun yaptığı açıklamada, 2007 yılında Romanya ile Bulgaristan'ın AB üyesi olacaklarını söyleyerek bu ülkelerin  ardından Türkiye'nin de AB üyesi olması dileğinde bulunarak,  AB'nin gelecekte, ABD'ye karşı denge oluşturacak Avrupa Birleşik Devletleri'ne dönüşmesini hayal ettiğini söylediği  belirtilmektedir. Bartholomeos'nun, Başpiskopos Hristodulos'nun  "barbar Türkler" şeklindeki sözlerini değerlendirircesine,  "Türkiye'nin AB üyesi olması halinde siyasi ve dini açıdan daha  iyi günler yaşayacağız" dediği aktarılan yorumda,  Bartholomeos'un, Türkiye'nin AB üyesi olmasıyla, Küçük Asya'da  bizim daha rahat hareket edebileceğimizi, köklerimizle,  babalarımız ve atalarımızın anılarıyla yeniden bağlanacağımızı,   yeniden bu kutsal topraklarda daha çok ayinlerin yapılacağını   söylediği ve Türkiye'nin AB üyeliğinin yaratacağı yeni  koşullardan bahsettiği kaydedilmektedir.

            Aynı haber, Yunanistan'ın Makedonya Haber Ajansı'nda da yer almaktadır.

            Apoyevmatini gazetesinde (08/12) "Türkiye'nin Üyeliğine  İlişkin Roma Raporu Ilımlı" başlığı altında ve Teti Sarandopulu  imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Brüksel'de yapılacak AB zirve  toplantısı için hazırlanan karar taslağında, Kıbrıs meselesi   ayrı tutularak, Kopenhag Kriterleri'nin ülkede uygulanması   konusunda Türkiye'nin AB ile yapıcı bir işbirliği içerisinde   bulunması halinde, Aralık 2004 tarihinde üyelik müzakereleri   için Ankara'ya yeşil ışık yakılacağının kaydedildiği  belirtilmektedir. AB Dönem Başkanı İtalya tarafından hazırlanan  ve yapılacak olan AB dışişleri bakanları toplantısında üzerinde  değişiklikler yapılmadan kabul görmesi beklenen karar taslağında,  "Kıbrıs sorununun çözümlenmesi yolunda Türk tarafının gösterdiği   siyasi iradenin vurgulandığı", aynı paragrafta, Yunanistan ile   Kıbrıs'ın beklentilerinin aksine, "Kıbrıs sorununun, Kıbrıs ile  ilgili bölümde yer alan koşullar (BM kararları, Annan  planı vb.) temelinde çözüme bağlanmasının, AB ile Türkiye arasında üyelik müzakerelerin başlaması yolundaki beklentileri büyük ölçüde  olumlu yönde etkileyeceği" şeklinde ılımlı bir ifadenin yer  aldığı belirtilen yorumda, AB Komisyonu tarafından Türkiye'ye  ilişkin hazırlanacak rapor ve verilecek tavsiyenin de dikkate  alınmasının söz konusu olduğu ifade edilmektedir.

ESKI SAYILAR