ANKARA, 10/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 9
Aralık 2003 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer
verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Süddeutsche Zeitung'da
(06/12) "AB, Ankara'ya Mükafat Ümidi Veriyor" başlığı altında ve
Christian Wernicke imzasıyla yayımlanan bir yazıda, AB üyesi
ülke hükümetlerinin, Mayıs 2004'de gerçekleştirilecek olan
genişlemeden önce Kıbrıs'ın bölünmüşlüğünün aşılmasına karşılık
olarak Türkiye'yi, yakın bir zamanda müzakerelere başlamak
yoluyla mükafatlandırmayı öngördükleri belirtilmekte ve AB
devlet ve hükümet başkanlarının gelecek hafta sonu Brüksel'de
gerçekleştirecekleri toplantıda bu yönde bir karar alacakları
ifade edilmektedir. 15 AB üye devleti üst düzey diplomatlarının
bir uzlaşı formülü üzerinde görüş birliği sağladıkları ve bunun,
"Kıbrıs sorunun çözümünün Türkiye'nin üyelik gayretlerini çok
kolaylaştıracağı" şeklinde olduğunun belirtildiği kaydedilen
yazıda, diplomatların bunu, adanın hızlı bir şekilde yeniden
birleşmesi durumunda, AB'nin Aralık 2004 zirvesinde Türkiye ile
katılım müzakerelerinin başlatılmasını onaylayacağına ilişkin
Ankara'ya yönelik bir sinyali olarak yorumladıklarına işaret
edilmektedir. Uzmanların, Kıbrıs'ın 1 Mayıs'ta AB üyesi
olmasından sonra barışın sağlanmasının çok daha zorlaşacağından
endişe duydukları belirtilen yazıda, Kıbrıs Rum Hükümeti'nin,
AB'nin tüm kurumlarında tüm ada adına hareket edebileceği ve
Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlatılmasını engellemek
amacıyla gelecekte sahip olacağı veto gücünü kullanabileceği
öne sürülmektedir.
Almanya'nın Sesi Radyosu'nun Türkçe yayınında (09/12) "AB
Dışişleri Bakanları, Hafta Sonu Yapılacak AB Zirvesinin Sonuç
Bildirgesi Üzerinde Çalışıyorlar" başlığı altında ve Duygu
Leloğlu imzasıyla yer verilen bir haberde, İlerleme Raporu'nda,
Kıbrıs'taki siyasi sorunun çözülmemesi durumunda Türkiye ile tam
üyelik müzakerelerine başlamanın zor olacağı mesajını vererek
Ankara'nın tepkisini çeken AB'nin, bu hafta sonu yapılacak
devlet ve hükümet başkanları zirvesinde bu mesajını yumuşatacağı
ve Birliğin zirve sonrasında yayımlayacağı sonuç bildirgesinde,
Ankara'ya cesaret verici bir mesaj vermesinin beklendiği
kaydedilmektedir. AB'nin Dışişleri Bakanları toplantısında
tartışılan taslağın sonuç bildirgesinin kesinlik kazanmaya
başladığının ifade edildiği belirtilen haberde, AB Dışişleri
Bakanlarının toplantısının Kıbrıs konusunda çekişmelere sahne
olduğu ve Yunanistan'ın, Komisyon'un İlerleme Raporu'nda yer
alan ve Türkiye'nin olumsuz tepkisini çeken Kıbrıs uyarısının,
zirvenin sonuç bildirgesine de yansımasını istediği, ancak Dönem
Başkanı İtalya'nın bastırmasıyla taslak belgeye, "AB'nin,
Türkiye'nin Kıbrıs'ta sorunu çözme konusundaki isteğini
memnuniyetle karşıladığı ve adada varılacak çözümün, Türkiye'nin
AB üyeliği hedefine varmasında kolaylaştırıcı rol oynayacağı"
sözlerinin eklendiği ve bu ifadelerin, Ankara'ya daha yumuşak
bir mesaj verilmesini sağlayacağı vurgulanmaktadır. Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün
katılacağı zirvede, Türkiye'nin AB yolunda yaptığı reformların
övüleceği ifade edilen haberde, taslak bildiride, AK Parti
hükümetinin ülkede siyasi ve ticari alanda reformlarla oldukça
önemli adımlar attığının altının çizildiği ve Türkiye'nin bu
çabaları sayesinde, AB'nin Kopenhag ekonomik ve siyasi üyelik
kriterlerini karşılamada önemli bir gelişme sağladığına vurgu
yapıldığı, bununla birlikte özellikle ordu ve sivil yönetim
ilişkileri, güneydoğudaki durum, kültürel ve temel haklar,
hukukun yaşama geçirilmesi alanında daha fazla çaba
gösterilmesinin istendiğine işaret edilmektedir.
AVUSTURYA BASINI:
Wiener Zeitung'da
(09/12) "Türkiye Şimdi Baskı Yapıyor" başlığı altında ve
Veronika Gasser imzasıyla yayımlanan bir yazıda, AB
Komisyonu'nun katılım stratejisinde ısrar ettiği ve AB'nin
Türkiye'ye katılım ümidi vererek, kendini zor bir duruma
düşürmüş olduğu öne sürülmektedir. Hükümet başkanlarının 1999'da
Helsinki'de yapılan AB zirvesinde Türkiye'ye büyük ümitler
vermiş olmalarına karşın, Avrupalıların çoğunun katılımdan yana
olmadığı belirtilen yazıda, Komisyon'un bu sorunun bilincinde,
ancak diplomasi ve güvenlik politikasına dayanan nedenlerden
dolayı katılım stratejisinin değiştirilemeyeceği görüşünde
olduğu ve Türkiye'nin şimdi baskı yaparak, 2004 sonunda
kendisine giriş müzakerelerine ilişkin bir tarih verilmesini
beklediği kaydedilmektedir. Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri
Günther Verheugen'in kabinesinden Petra Erler'in, "Uluslararası
diplomasinin bu belirsizliği çok kötü." diyerek, bazı
temsilcilerin katılıma karşı çıkma yanlısı olmalarına rağmen,
kapalı kapılar ardında evet oyu verdiklerini ve bu tutumlarıyla
AB ülkelerine iyilik yapmamış olduklarını söyledikleri ifade
edilen yazıda, bir devlet başkanının Türkiye'nin AB'ye
katılımından yana çıkmasının, ancak kendi halkının ve
ülkesindeki parlamentonun buna karşı olması halinde, bunun bir
devlet krizine yol açabileceğini belirten Erler'in, "diplomaside
verilen her sözün tutulması gerektiğini" ifade ettiği ve bu
cümle ile devlet başkanlarının Birliği nasıl kötü bir duruma
sürüklediklerini açıklamış olduğu vurgulanmaktadır. Yazıda,
Erler'in, Türkiye'nin katılımının "21. yüzyıl Avrupa'sının
güvenliği açısından bir anahtar niteliğinde" olduğunu söylediği
ve Samuel Huntington'un Hristiyanlar ile Müslümanlar arasında
bir din kavgasının çıkmasının kaçınılmaz olduğu şeklindeki
tezinin de böylece çürütülmüş olacağını belirttiği
kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin
(09/12) "Ankara İçin AB Üyeliği 'Mutlak Öncelik'" başlığı
altında yer verdiği bir haberde, Türk Hükümeti tarafından
yapılan açıklamada, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin "mutlak
öncelik" teşkil ettiği ve konunun bundan böyle önümüzdeki aylar
boyunca yapılacak her bakanlar kurulunun gündeminde yer
alacağının belirtildiği ifade edilmektedir. Türkiye Adalet
Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek'in "Bugünden itibaren
Türkiye-AB ilişkilerini, her hafta gündeme almaya karar verdik
(...) AB'ye üyelik konusu, geçmişte olduğundan daha itinalı bir
şekilde incelenecek" açıklamasında bulunduğu belirtilen haberde,
Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada,
Çiçek'in, "AB'ye üyelik mutlak önceliğimiz olacak ve Aralık 2004
Türkiye için dönüm noktası olacak" şeklinde konuştuğu
kaydedilmektedir. Haberde, 12-13 Aralık'ta yapılacak olan
Brüksel zirvesi sırasında, Ankara'nın üyeliğine büyük ölçüde
kolaylık sağlayacak Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi yolunda bir
çözüm araması konusunda daha fazla çaba göstermesi yönünde
Türkiye üzerine baskıların artırılacağının tahmin edildiği
belirtilmektedir.
İTALYA BASINI:
Panorama
dergisinin 11 Aralık 2003 tarihli sayısında, "İtalyan Dönem
Başkanlığı Çok Yakında Bitiyor... Dışişleri Bakanı Frattini:
Sağlıklı ve Sağlam Bir Anayasa" başlığı altında İtalyan
Dışişleri Bakanı Franco Frattini ile yapılan Fabrizio Coisson
imzalı bir mülakata yer verilmektedir. Franco Frattini'nin,
İtalya'nın AB Dönem Başkanlığı sırasında çalışmaları ve
Avrupa'nın yeni Anayasası konusunda düşüncelerine yer verilen
mülakatta, "İtalya yeniden, anayasanın önsözünde 'Avrupa'nın
Hristiyan köklerine bir atıfta bulunulmasını' önerdi. Öte yandan
İtalya aynı zamanda büyük Müslüman ülke Türkiye'nin de AB'ye
katılımını destekleyen ülkelerden birisi. Bu sizce biraz
çelişkili değil mi?" şeklindeki bir soruya, Frattini'nin,
"İtalya'nın düşüncesi, 'Hıristiyan kökleri devletin laikliği
ilkesiyle birlikte hatırlatmaktır.' Hristiyan kökler, bu ortak
mirasa değinen halkların tarihi ile ilgilidir; devletin laikliği
Avrupa'nın bugünkü gerçeğine ve geleceğine yöneliktir. Türk
dostlarımız bunu çok iyi bir şekilde anlamış ve takdir
etmişlerdir. Türkiye laik bir devlettir ve halkının büyük
çoğunluğu Müslüman olsa da, ülkeyi bu şekliyle Avrupa Birliği'ne
kabul edeceğiz. Her ne olursa olsun, açık olmak gerekir ki, bu
bir müzakere konusu değildir, Hristiyan kökler üzerinde müzakere
yapılmıyor. Buna hükümet başkanları karar verecektir" şeklinde
cevap verdiği kaydedilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Elefterotipia
gazetesinde (09/12) "Türkiye Uğruna Yeni İndirim" başlığı
altında ve Kostas Moshonas imzasıyla yayımlanan bir yorumda, AB
üyesi devletlerin cumhurbaşkanları ve başbakanlarının,
Belçika'nın başkentinde 12-13 Aralık'ta yapılacak zirvesinde,
Türkiye'ye "Berlusconi'den bir hediye" takdim edecekleri
belirtilmekte, AB Dışişleri Bakanları tarafından kabul edilen
nihai karar taslağının Türkiye'ye ilişkin paragrafında,
Ankara'nın Kıbrıs meselesinde siyasi irade göstermesinden söz
edildiği ve ilk aşamada daimi temsilciler düzeyinde yapılan,
nihai şeklinin ise dışişleri bakanları tarafından biçimlenen
taslağın, İngiltere'nin desteğiyle AB Dönem Başkanı İtalya'nın
bir girişimi olduğu kaydedilmektedir. "Avrupalı liderlerin
masasına getirilecek nihai karar taslağının Türkiye'ye ilişkin
bölümünde, AB Konseyi, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözüme
bağlanmasına yönelik siyasi iradesini dile getirmesinin önemini
vurguluyor... Bu doğrultuda, sorunun çözümlenmesi, Türkiye'nin
AB üyeliği için amaçlarını kolaylaştıracağı söyleniyor" denilen
yorumda, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümlenmesi için "siyasi
iradesine" ilişkin ifadenin, her tarafın kendi çıkarlarına göre
birçok yorum yapması için müsait olduğuna dikkat çekilmektedir.
Yorumda, "Yunan tarafı (Papandreu-Yanitsis), iradenin 'dile
getirilmesi' konusuna önem veriyor. Ankara elbette, 'iradesini'
dile getirmiş olduğunu söyleyecek. Yorum ne olursa olsun,
'siyasi irade'den söz edilmesi Türkiye için olumlu bir gelişme"
denilmektedir.
Elefterotipia gazetesinde (09/12) "AB Nezdinde Türkiye
Lehinde Girişim" başlığı altında yayımlanan bir yorumda,
Makedonya Haber Ajansı Başkanı PASOK eski milletvekili Paraskevas
Paraskevopulos'nun, Yunanistan ile Türkiye'nin tanınmış
kişilerinden oluşacak ve AB kriterleri temelinde komşu ülkenin
Avrupa yönelimini destekleyecek olan bir heyetin kurulması için
girişimde bulunmayı üstlendiği belirtilmektedir. Yorumda,
Paraskevopulos'nun bu girişimde bulunacağını, Makedonya Haber
Ajansı'nın Selanik'te düzenlediği Balkan Ülkeleri
Gazetecileri'nin sekizinci kongresinde yaptığı konuşmada
açıkladığı kaydedilmektedir.