15. 12. 2003

   

Anasayfa

e-posta


 

  ANKARA, 15/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  12-14 Aralık 2003 tarihleri yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ALMANYA BASINI:

            Frankfurter Allgemeine Zeitung'un internet sayfasında  (12/12) "Annan Planı Üzerine Referandum" başlığı altında ve  Rainer Hermann imzasıyla yer alan bir yazıda, Aralık 2004  tarihinde AB üyesi hükümet ve devlet başkanlarının, Türkiye  ile üyelik müzakerelerine başlayıp başlamamaya karar vermek  niyetinde oldukları ve Türkiye'nin müzakere tarihi alma  şansının ne kadar olacağının, neredeyse bir yıl önceden,  KKTC'deki seçmenler tarafından belirleneceği belirtilmektedir.  Kıbrıs Türkleri adına müzakereleri yürüten Cumhurbaşkanı  Denktaş'ın, BM'nin planını reddettiği ve bu planın, iki federal  eyaletten oluşan merkezi bir devleti öngördüğü belirtilen  yazıda, Denktaş'ın izlediği yolu destekleyen muhafazakar  partilerin seçimleri kazanması halinde Türkiye'nin, AB emelini  toprağa gömebileceği, bunun yerine sol muhalefet partilerin  ilk kez çoğunluğu sağlaması halinde, bunların, Denktaş'ı  müzakerelerden çekerek, Kıbrıs'ın AB üyesi olacağı 1 Mayıs  2004 tarihinden önce Annan planı temelinde bir bütünleşme  çabasına girebileceğine işaret edilmektedir.

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (13/12) "Ankara, Brüksel Zirvesi Sonuçlarını  Memnuniyetle Karşılıyor, Ancak Kıbrıs'la Bağlantı Kurulmasını  Reddediyor" başlığı altında yer verdiği bir haberde, Türkiye  tarafından yapılan açıklamada, Avrupa Birliği Brüksel  Zirvesi'nin, ülkenin AB'ye adaylığı konusundaki sonuçlarının  memnuniyetle karşılandığı belirtilirken, AB kulübüne üyeliği  ile Kıbrıs sorununa çözümün ilişkilendirilmesinin bir kez daha reddedildiği kaydedilmektedir. Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın bildirisinde, "Kıbrıs ayrı bir sorundur ve değerlendirme bu  şekilde olmalıdır. Kıbrıs sorunu ile Türkiye'nin AB'ye üyelik  süreci arasında bir ilişki kurulması, sorunun çözümüne ve  ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunmayacaktır.  "ifadelerinin altının çizildiği belirtilen haberde, Türk  Hükümeti'ne göre, 1974 yılından beri bölünmüş durumda bulunan  adadaki sorunun çözüme kavuşturulmasının, ülkenin AB'ye üye   olması için uyması gerekli normlar olan "Kopenhag Kriterleri"nde yer almadığı hatırlatılmakta ve bildiride, Türkiye'nin, 2004'ün  Aralık ayında AB'ye katılım müzakerelerine başlama tarihi  alabilmesi için "her alandaki reform çabalarını sürdürmekte  kararlı" olduğuna da vurgu yapıldığı ifade edilmektedir.

            İNGİLTERE BASINI:

            Reuter'in (12/12) "Kıbrıs Seçimleri Türkiye'nin  Avrupa'daki Geleceğini Etkileyecek" başlığı altında ve Gill  Tudor imzasıyla yer verdiği bir haberde, Ankara'nın egemen  olduğu küçük bir devlet olan KKTC'nin, BM'nin adayı yeniden  birleştirme çabaları için bir referandum niteliğinde olan  seçimleriyle Türkiye'nin Avrupa Birliği'ndeki geleceğine karar verebileceği belirtilmektedir. Parlamento seçimlerinden iki  gün önce Brüksel'de biraraya gelen AB liderlerinin, Kıbrıs  meselesiyle Türkiye'ye 2004 sonundaki gözden geçirmenin  ardından katılım müzakerelerine başlama hakkı tanınması  arasında açık bir bağlantı kurdukları belirtilen haberde,  seçimlerin Kıbrıslı Türklerin gelecek yıl AB'de Kıbrıslı Rumlara  katılıp katılamayacaklarını belirleyeceği ifade edilmektedir.  Kıbrıs konusunda varılacak bir anlaşmanın, Türkiye'nin   üyeliğini garanti altına almayacağı, ancak AB'de Türkiye'nin   üyeliğine karşı çıkanların üstün bir konuma gelmesini  zorlaştıracağı kaydedilen haberde, Brüksel zirvesi için  bir araya gelen AB liderlerinin yayımladıkları bir bildiride,  "Avrupa Konseyi, Türkiye'nin Kıbrıs sorununu çözmek için  göstereceği siyasi iradenin öneminin altını çiziyor. Bu  bakımdan Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye'nin üyelik girişimini  büyük ölçüde kolaylaştıracaktır." dedikleri aktarılmaktadır.  Haberde, Kıbrıs Rum Hükümeti'nin daha yoksul kuzeyi dışarıda   bırakarak, bütün adayı yönetiyormuş gibi gelecek mayıs ayında   AB'ye katılacağı ve bu durumun, Ankara ile Atina arasındaki   gerginliği artırarak Brüksel'in başını ağrıtacağı  vurgulanmaktadır.

           

            YUNANİSTAN BASINI:

            Ethnos gazetesinde (13/12) "Kıbrıs Meselesi ve Türkiye'nin  Avrupa Yönelimi" başlığı altında yayımlanan başmakalede,  Kıbrıs konusu, parlamento seçimleri ve AB üyeliği konu  edilmektedir. Kıbrıs meselesinin çözüme bağlanmasının,  AB-Türkiye arasındaki müzakerelerin başlayacağı tarihin  verilmesi için önşart oluşturan "Kopenhag Kriterleri'nden   birini oluşturmadığı" şeklinde açıklamalarda bulunan Başbakan  Erdoğan'ın, "ya yanlış düşündüğü ya da kendi kendini aldattığı" değerlendirmesinde bulunulan baş makalede, "Çünkü, kriterlerde  ayrıntılı olarak nelerin yer aldığı ya da Başbakan Erdoğan'ın  neler düşündüğü bir yana, yapması gereken şey, Yunan  Başbakanı'nın 'Avrupa yolu Lefkoşa'dan geçer' şeklindeki  sözlerinin gerçeklerin en gerçekçi tarifi olduğunu en kısa  zamanda kabul etmesidir." denilmektedir.

            To Vima gazetesinde (13/12) "AB: Türkiye ile Müzakerelerin  Başlaması Kıbrıs Meselesinde Takınacağı Tavıra Bağlı" başlığı  altında yayımlanan bir yorumda, Brüksel'deki AB zirvesinin,  Türkiye'nin demokratikleşme yönünde ilerleme kaydetmiş olduğunu  kabul ettiği, ancak buna paralel olarak, AB'nin Türkiye ile  üyelik müzakerelerine başlamasının Türkiye'nin Kıbrıs  meselesinde takınacağı tavıra bağlı olduğunu da net bir şekilde  belirttiği ifade edilmektedir. Yorumda, AB zirvesi sonuç  bildirgesinde, özellikle Türk adaylığı için, Ankara'nın  Kopenhag Kriterleri'ne uyumunu tamamlamasının gerekli olduğu  ve AB'nin, "Kıbrıs sorununun çözümlenmesi yönünde Türkiye'nin  siyasi iradesinin dile getirilmesine çok önem verdiğinin"  vurgulandığı ve Simitis'in, bu konu hakkındaki memnuniyetini  dile getirdiği belirtilmektedir.

            Makedonya Haber Ajansı'nın (MPE) internet sayfasında  (14/12) "AB Türkiye'den, Kıbrıs Sorununun Çözümü İçin Siyasi  İrade İstiyor" başlığı altında yer alan bir haberde, Avrupa  Konseyi'nin sonuç bildirgesinde, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun  çözümü yönünde belirttiği siyasi iradenin altı çizilirken,  sorunun çözümünün Türkiye'nin AB üyesi olma isteğini önemli  derecede kolaylaştıracağının belirtildiği, ayrıca önemli  olarak nitelendirilen Türk Hükümeti'nin reformları hızlandırma  çabalarının memnuniyetle karşılandığı ve Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirme hususunda önemli gelişme  kaydettiğinin değerlendirildiği kaydedilmektedir. Bildirgede,  Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirmesinde önemli  ilerleme kaydettiğini, ancak özellikle adli kurumun bağımsızlığı  ve çalışmalarının desteklenmesi, temel özgürlüklerin yerine  getirilmesi (ifade, din), sivil-asker ilişkilerin daha fazla  Avrupa standartları doğrultusunda olması, ülkenin Güneydoğu  bölgesindeki kültürel haklar ve makroekonomik dengesizliğin  aşılması gibi alanlarda olmak üzere, daha fazla çaba  gösterilmesinin gerekliliğinin vurgulandığı belirtilen haberde,  Kıbrıs sorunu konusunda bildirgede, soruna çözüm bulunması   yönünde Türkiye'nin siyasi iradesinin öneminin altının çizildiği  ve bu çerçevede Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün, Türkiye'nin  AB üyesi olmasını önemli derecede kolaylaştıracağının  belirtildiği ifade edilmektedir.

            LÜBNAN BASINI:

            The Daily Star gazetesinin internet sayfasında (12/12)  "Türkiye Bir Avrupa Değeridir, AB Bunu Fark Etmeli" başlığı  altında ve Ömer Taşpınar imzasıyla yer alan bir makalede  şöyle denilmektedir: "İstanbul'da geçen ay meydana gelen  terör saldırıları, Avrupa'da Türkiye'nin Avrupa Birliği  üyeliği perspektifi açısından acilen ihtiyaç duyulan bir  tartışmayı tetikledi. Daha ziyade kıtanın Hıristiyan  Demokratları tarafından savunulan bir görüşe göre, Türkiye'nin entegrasyonu barış içindeki Avrupa'ya Orta Doğu'nun  problemlerinin gelmesiyle sonuçlanacaktır. Avrupalı bir aktör   olmamasına karşın, ABD'nin de Türkiye'yi aynı şekilde olumlu algıladığından kuşku yoktur. Washington öteden beri Türkiye'nin   AB'ye girişini hararetle desteklemiştir. Öte yandan Atlantik   ötesi görüş ayrılıkları ABD'nin Türkiye adına çabalarını   güçleştirmekte ve en elverişli dönemlerde bile Avrupalılar   Amerika'nın işlerine karışmasından hoşnut olmamışlardır.   Şimdi ise, Washington ile Fransa-Almanya ikilisi arasındaki   kutuplaşmanın yaşandığı bir dönemde, Amerika'nın Türkiye   lehinde lobi yapması kuşkusuz ters tepecektir. Sonuç  itibariyle, Türkiye hakkında ABD değil, genişlemiş  25 üyeli  bir AB son sözü söyleyecektir. Türkiye 40 yıldır bekleme  aşamasında ve artık sabrı kalmamıştır. Avrupa hızla Türkiye  ile ilişkilerinde bir dönüm noktasına yaklaşmaktadır. Ülkenin  önemli ölçüde meydan okuması durumunda, ortaya çıkan tablonun,  Avrupa'nın kendi kimlik, istikrar ve dış politikası üzerindeki  yansımaları hayati derecede önemli olacaktır. Kimlik konusuyla  başlayalım. Avrupa bir Hristiyan kulübü müdür? AB üyesi ülkeler istedikleri kadar Avrupa Anayasası'nın laik mahiyetini  tartışabilirler, ama sonuçta söz konusu olan kıtanın gerçekten  ne kadar laik olup olmayacağını belirleyecek entellektüel ve  yasal tartışmalar değil, Türkiye'nin üye olup olmayacağını  belirleyecek müzakerelerdir. Aynı kimlik sorununun aynadaki  yansıması, çok kültürlülüktür. Avrupalılar, aralarında yaşayan  15 milyon Müslümandan dolayı hali hazırda çok kültürlü bir  yapıya sahip olduklarını düşünebilirler. Oysa, Avrupa ancak    büyük bir Müslüman ülke AB'ye katıldığı takdirde resmen çok   kültürlü olacaktır. Dolayısıyla, Türkiye'nin üyeliği,  Avrupa'nın gerçekten laik ve çok kültürlü bir kimlik taşıyıp  taşımadığının mihenk taşı olabilir. Avrupa'daki istikrara  ne demeli? Eğer Türkiye karşı cepheye alınırsa, Türk-Yunan  ilişkileri, Kıbrıs ve Kafkaslar'da istikrar gerçekten söz  konusu olabilecek midir? Türkiye'nin Avrupa'daki geleneksel  hasımı Yunanistan'ın, Ankara'nın AB üyeliğini en fazla  destekleyenlerden biri haline dönüşmesi boşuna değildir.  Yunanistan, Avrupalı bir Türkiye'nin sahip olabileceği en iyi  komşusu olacağının farkına varmıştır. AB üyeliği perspektifi  olmadan Türkiye'deki siyasi ve ekonomik sistem kolaylıkla  liberalizm ve demokrasinin dışına çıkabilir. İstikrarsız bir  Türkiye, bölgeyi enkaza çevirebilir ve bu durum Batı Avrupa'nın  izin verebileceği en son şeydir. Son olarak Türkiye'yi AB'ye  almanın üçüncü bir gerekçesi, dış politikadır. Türkiye'yi  dışarıda bırakan bir Avrupa, bir Orta Doğu politikası  iddiasında bulunabilir mi? Arap dünyası ve İsrail'le iyi  ilişkileri sayesinde Türkiye, İsrail-Filistin arasında  müzakereler başlatılması için ideal bir Avrupa platformudur."

            --ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ RICHARD BOUCHER'IN

            BASIN BRİFİNGİNDE TÜRKİYE İLE İLGİLİ SORULARA VERDİĞİ

            CEVAPLAR--

            ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher'ın 11  Aralık 2003 tarihli basın brifinginde Türkiye ile sorulara  verdiği cevaplar şöyledir:

            "SORU: Türkiye üyelik başvurusu için AB'nin  desteğini aldı.  Sizin bakış açınızla tam üyeliğin önündeki ana engeller  nelerdir ve AB'nin Kopenhag Kriterleri içerisinde olmamasına  rağmen Kıbrıs meselesinin bunlardan biri olduğu yönündeki  görüşünü paylaşıyor musunuz?

            BOUCHER: Türkiye ve Kıbrıs konusunda anında tam bir  değerlendirme yapmak için hazırlıklı değilim. Ancak genel  hatlarıyla Türkiye'nin Avrupa'ya doğru ilerleyişini her zaman desteklediğimizi söyleyeceğim. Biz her zaman Türkiye'nin  Avrupa Birliği üyeliği için uygunluğunun arkasında olduk.  Avrupalıları bu yönde ilerlemeye teşvik ettik ve Türkiye'yi  her zaman Türkiye'nin reformlarının, ekonomik ve siyasi  gündeminin önemli bir parçası olduğuna inandığımız AB üyelik  kriterlerini karşılaması için yüreklendirdik.

            SORU: O zaman AB'nin Kıbrıs'ın ana engellerden biri olduğu  görüşünü paylaşmıyorsunuz.

            BOUCHER: Biz Avrupa Birliği üyesi değiliz, dolayısıyla   kriterler koyamayız. Ancak Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne   yönelik gelişimini her zaman destekledik. Türkiye'yi her   zaman kriterleri karşılamaya teşvik ettik."

 

 

                                

ESKI SAYILAR