18. 12. 2003

   

Anasayfa

e-posta


 

                  

            ANKARA, 18/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  17 Aralık 2003 tarihlerinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:  

            DANİMARKA BASINI: 

            Berlingske Tidende gazetesinde (15/12) "Kıbrıs  Seçimlerinin Türkiye'nin AB Üyeliğine Etkisi" başlığı altında  yayımlanan bir haberde, KKTC'de yapılan seçimler ve seçim  sonuçlarının ardından gelişecek durumun Türkiye'nin AB  üyeliğine etkisi ele alınmaktadır. Kıbrıs'taki seçimlerin  Türkiye'nin AB'ye katılma şansı üzerinde doğrudan bir etkisi  olabileceği, bu nedenle, AB Komisyonu'nun iki ay önce  Türkiye'yi uyardığı kaydedilmektedir. Kıbrıs meselesine bir  çözüm bulunamaması halinde Türkiye'nin AB'ye katılma şansını  azalacağı belirtilen haberde, bunun, adanın Kıbrıs Türk  kesiminde önemli bir ekonomik ve siyasi etkiye sahip olan  Türk Hükümeti'ne yapılan ciddi bir uyarı olduğuna işaret  edilmektedir. 

            YUNANİSTAN BASINI: 

            Elefteros Tipos gazetesinde (17/12) "Türkiye'ye Göre  Biçilmiş Çözüm Planı" başlığı altında ve Angeliki Spanu  imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Türk tarafının, Ankara'daki  askeri kurulu düzen ile Denktaş'ın ölçülerine göre biçilmiş  bir çözüm planını yakında sunmasının beklendiği ifade  edilmektedir. Türkiye'nin, uluslararası topluma uzlaşıcı olduğu  izlenimini verip, AB ile müzakerelerinde puan kazanmak istediği  ve bu arada siyasi ya da diplomatik açıdan bir bedel de  ödememeye dikkat ettiği ileri sürülen yorumda, Amerika'nın  Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston'ın Türkiye, Yunanistan ve  Kıbrıs temaslarına değinilen yorumda, Türk tarafının hedefinin,  uzlaşıcı izlenim vererek, Türkiye'nin AB üyeliğini kolaylaştırmak  olduğu ve Lefkoşa'nın, adada tamamen konfederasyon temelinde bir  çözümün uygulanması amacıyla, Türk tarafının serbest dolaşım gibi  yeni "de facto" durumlar yaratma olasılığının olduğunu düşündüğü kaydedilmektedir.

            Makedonya Haber Ajansı'nın (MPE) internet sayfasında (17/12) "Verheugen: Kıbrıs'ta Askeri Olduğu Sürece Türkiye ile Üyelik Müzakerelerine Başlanamaz" başlığı altında yer alan bir haberde,  Avrupa Birliği'nin Kıbrıs'ta işgal rejimini kabul edemeyeceğini  açıklayan AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther  Verheugen'in, AB üyesi bir ülkede 30 bin askeri bulunan Türkiye  gibi bir ülke ile üyelik müzakerelerine başlanmasını, çok az  sayıda ülkenin kabul edeceğini belirttiği kaydedilmektedir.  Verheugen'in, işgal altındaki topraklarda yapılan seçimlerden  sonra Kıbrıs'ın birleşmesi ihtimallerinin azaldığını söylediği  belirtilen haberde, Verheugen'in, "Seçimlerde umudumuz büyüktü. Muhalefetin galip gelmesi gerekiyordu. Rauf Denktaş'ın, mayıs  ayını atlatabilmesi ve böylece çözüm bulunmasını engellemesi  için zamanı uzatma çabası içinde olacağını değerlendiriyorum.   Denktaş için Annan planı önemli değil. Uluslararası toplum   tarafından kabul edilmesinin mümkün olmadığı, iki devletli bir  çözümde ısrar ediyor" dediği aktarılmaktadır.  

            RUSYA BASINI: 

            The Moscow Times gazetesinde (16/12) "AB Yanlısı Muhalefet  Kıbrıs Hükümeti'nde Yer Alabilir" başlığı altında yer alan bir  makalede, KKTC'de parlamento seçimleri ve hükümet kurma  çalışmaları, adanın yeniden birleştirilmesi ile AB üyeliği  konu edilmektedir. Kıbrıs'ın mayıs ayına dek  birleşememesi  halinde AB yasaları ve Birlik'ten elde edilecek kazanımların  sadece güneydeki Rum kesiminde uygulanacağı belirtilen makalede, Kıbrıs'ın geleceğinin, Türkiye'nin kendi AB girişimi için de  kilit öneme sahip olduğu ve AB üyelerinin, Türkiye'nin üye  olmadan önce adanın birleştirilmesine yardımcı olmak zorunda  olduğunu belirttiklerine işaret edilmektedir. Makalede, AB  üyelerinin, Kıbrıs'ın AB'ye katılımından sonra, Türkiye'nin  kuzeydeki yaklaşık 40 bin askeriyle birlikte teknik olarak AB  topraklarını işgal eden bir güç olarak görüleceği uyarısında  bulundukları kaydedilmektedir. 

            BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ BASINI: 

            El-İttihad gazetesinde (12/12) "Terörizm, Türkiye'nin  Avrupa Yolunda Yeni Bir Engel" başlığı altında ve Seyyid  Abdülmecid imzasıyla yayımlanan bir haberde, Türkiye'nin, AB  yolunda "azınlıklar" ve "Kıbrıs" sorunlarını çözemeden, yeni  bir olgu olan terörizmin de, mevcut olan bu düğümlere eklendiği belirtilmektedir. Türk yöneticilerinin, Avrupa ailesine katılma   konusunda Osmanlı'dan beri yaklaşık 200 yıldır büyük bir sabır  gösterdiği ve son 40 yıldan beri bu sabrın daha da arttığı ifade  edilen haberde, Başbakan Erdoğan'ın, İstanbul'daki saldırıları  "İslami terör" biçiminde tanımlamaya yanaşmamasının, Avrupa'ya  İslami terörü istismar ederek, Türkiye'nin Avrupa ailesine kabul  edilmesini resmen reddetme fırsatı vermeme düşüncesinden   kaynaklandığı vurgulanmaktadır. Haberde, Türkiye'nin bölücü  terörle 15 yıllık savaşının Avrupa tarafından dikkate  alınmamasının, bu çevrelerin arkasında Avrupa'nın bulunduğu  suçlamalarına yol açtığı, halbuki AB'nin, buna benzer bir  hareket olan İspanya'daki bölücü "ETA" hareketini şiddetle  reddettiği kaydedilmektedir. 

            LÜBNAN BASINI: 

            El-Mustakbel gazetesinde (16/12) "Türkiye'ye Canlılığın  Geri Dönüşü... Öyle Değil Mi?" başlığı altında ve Cihad El Türk  imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Türkiye'nin Irak'a yapılan  operasyonlar karşısındaki tutumu ve bu bağlamda Türkiye-ABD  ilişkileri ele alınmaktadır. Türkiye'nin ABD'ye, Irak  operasyonları sırasında topraklarını kullanma izni vermemesinin,  iki ülke ilişkilerini gerginleştirdiği belirtilen yorumda,  Türkiye'nin genel olarak da Amerikan emirleri doğrultusunda   hareket etmediği ve bu durumun AB'yi, Türkiye'yi kucaklamaya  ve kısa vadede kendi yanına almaya ittiği ve bu bağlamda   gözlemcilerin, Türk kapılarını Sam Amca'nın yüzüne kapatmak   suretiyle AB'nin, ABD'yi Orta Doğu'da yenilgiye uğratmak için  eline nadir bir fırsat geçtiğine inandıkları ifade edilmektedir.  "Büyük bir olasılıkla AB'nin, bu tarihi nimeti kaçırmayacağı,  ancak bu yaklaşımın, Türkiye'nin, AB ve ABD arasındaki olası   stratejik yakınlığa bağlı olduğu, zira ABD'nin Orta Doğu'da  sözde demokrasiyi yerleştirme hedefleri kapsamında Ankara'nın,  halen Amerikan kalesinde yer aldığı" kaydedilen yorumda, yine  aynı şekilde Türkiye'nin, AB'nin kendisinden ne ölçüde  faydalanabileceğini ortaya koyana dek Avrupa laboratuvarında  güçlü bir şekilde hazır durumda olacağı vurgulanmaktadır. 

                                 

ESKI SAYILAR