ANKARA, 19/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 18
Aralık 2003 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer
verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in
(18/12) "ABD Temsilcisi Kıbrıs Planı Konusunda Denktaş'ı İkna
Etmeyi Başaramadı" başlığı altında ve Gökhan Tezgör imzasıyla
yer verdiği bir haberde, ABD'nin Kıbrıs nezdindeki temsilcisi
Thomas Weston'ın hafta sonunda yapılan ve planın destekçilerinin
başarı sağladıkları seçime rağmen, deneyimli KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ı, Kıbrıs'ın birleştirilmesine ilişkin bir BM
planını kabul etmeye ikna edemediği belirtilmektedir. Thomas
Weston'ın Denktaş'la görüşmesinin ardından gazetecilere yaptığı
açıklamada, "Çok esaslı bir tartışma gerçekleştirdik, zaman
zaman da çok neşeli bir şekilde. Her ikimizin de birbirimizi pek
de ikna edemediğinden eminim" şeklindeki ifadesi aktarılan
haberde, Weston'ın, Kıbrıs'taki tarafların yanı sıra Yunanistan
ve Türkiye'ye de göndermede bulunarak, "Görüşmelerin yeniden
başlaması için dört farklı tarafın da gerekli siyasi isteğe
sahip olması gerekiyor. Bunun bir an önce gerçekleşmesini
umuyoruz ancak açıkça temin edemiyoruz" dediği ifade
edilmektedir. Hem Türkiye hem de Denktaş'ın, BM planı temelinde
Kıbrıslı Rumlarla yeniden görüşmelere başlanması konusunda ABD
ve AB'nin baskısı altında bulunduğu kaydedilen haberde, bir
anlaşmaya varılamamasının adanın etnik bölünmüşlüğünü
sabitleştirebileceği, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu
derinleştirebileceği ve Türkiye'nin kendi AB umutlarına zarar
verebileceğine işaret edilmektedir.
AZERBAYCAN BASINI:
Yeni Musavat
gazetesinde (18/12) "Kıbrıs Düğümü" başlığı altında ve Gönül
Şamilkızı imzasıyla yayımlanan bir haberde, KKTC'deki parlamento
seçimleri ve bu bağlamda Kıbrıs konusunun çözümü ile hükümet
kurma çalışmaları konu edilmektedir. Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın, parlamentoya giren dört partinin liderleri ile
yaptığı görüşmelere değinilen haberde, parti liderleri ile
görüşmeden önce Denktaş'ın basına yaptığı açıklamada, Kıbrıs
sorununun çözümü için olmazsa olmaz nitelikteki şartlarını
belirttiği ve ilk şartının, sorunun çözümünü isteyen herkesin
adada eşit haklara sahip iki halk olduğunu kabul etmesi, ikinci
şartının, Kıbrıs'ın iki öğeden oluşan bir devlet olarak kabul
edilmesi olduğu kaydedilmektedir. Denktaş'ın üçüncü şartının
garantörlükle ilişkili olduğu belirtilen haberde, Denktaş'ın,
Türkiye'nin garantörlüğü kabul edilmeden mutabakat sağlamanın
mümkün olmadığını belirterek, "Annan planı bu konuda güvence
vermiyor. Bu plan, Kıbrıs'taki Türk askerlerinin sayısının altı
bine indirilmesini, Türkiye AB'ye üye olduktan sonra ise, bu
askerlerin adadan çıkartılmasını öngörüyor. Neden Türk askerinin
sayısı altı bin olmalıdır? Plana göre, Türk askerinin Kıbrıs'ta
hareket etmesi, ancak BM'nin izniyle mümkün olacaktır. Annan
planına göre, askerler hareket etmeden 15 gün önce BM'den izin
almak durumunda. Türkiye ve Yunanistan garantörlük konusunda
anlaşamadan mutabakat nasıl sağlanabilir ki?" dediği
aktarılmaktadır. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther
Verheugen'in, Türkiye'nin adada işgalci konumunda olduğu
yönündeki iddiayı tekrarlayarak, "2004 yılı sonunda, Ankara'nın
kriterleri yerine getirip getirmediği konusunda kesin karar
kabul edildiğinde, AB üyesi bir ülke topraklarında 30 bin
asker bulunduran bir ülkeyle üyelik müzakerelerinin
sürdürülmesini çok az insan kabul edebilir" dediği belirtilen
haberde, "Durumun bu noktaya ulaşması Türkiye'yi de çıkmaza
soktu. Daha net bir ifadeyle Türkiye, Kıbrıs için AB'den ya da
AB için Kıbrıs'tan vazgeçmek durumuyla karşı karşıya
bırakılıyor. Çünkü, Mayıs 2004 tarihinde Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi adanın tamamı adına AB'ye üye olacak. Bu durumda
Türkiye bir AB ülkesini işgal etmiş sayılacak. Bu nedenle de
Türkiye Hükümeti Annan planını müzakere için bir zemin olarak
kabul ediyor ve bu planda öngörülen bazı şartların yerine
getirilmesi konusuna sıcak bakıyor. Ancak Ankara'nın bu konuda
bazı şartları var... Ankara güvenlik, Türkiye'nin garantörlüğü
ve mülteciler konularında harekete geçilmeden önce AB'yle üyelik
müzakerelerine başlanmasını isteyecek. Ayrıca, Türk askerlerinin
adadan çıkartılması işlemine üyelik müzakereleri başladıktan
sonra başlanılmasını talep edecek" denilmektedir.
ÖZBEKİSTAN BASINI:
Halk Sözü
gazetesinde (18/12) "Tarih Sınavından Geçen İlişkiler" başlığı
altında ve Cihan Haber Ajansı yorumcuları Bahtiyar İrisov-Sadreddin
Suyarov imzalarıyla yayımlanan bir haberde, Türkiye-Özbekistan
ilişkileri ele alınmakta ve şöyle denilmektedir: "Türkiye; Avrupa
ve Asya'yı, Batı ve Doğu'yu birleştiren bir ülke ve birçok ülke
ve uygarlığın beşiği bir mekan. Eski Yunan, Roma, Bizans ve
Osmanlı medeniyetinin eserleri bu ülkenin zengin bir tarihe
sahip olduğunu gösteriyor. Türkiye'de uzun süren milli özgürlük
mücadelesinin ardından 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi. Bu
yolda 'Atatürk' büyük rol oynadı... Son yıllarda Türk Hükümeti,
dış politikalarını çok yönlü sürdürüyor. Kuşkusuz ABD ile
stratejik ilişkilere ayrı bir önem veriliyor. Aynı zamanda dış
politikanın esası Avrupa ve Asya'ya yönlendirilmiştir. Öncelik,
ülkenin Avrupa Birliği'ne üyeliğidir. Bu birliğe üye olmak
amacıyla Türk Parlamentosu, ülkede demokratik reformların
uygulanmasına yönelik bazı önlemleri onaylamıştır. Bunların
arasında idamı cezasının kaldırılması, kitlesel gösterilerdeki
sınırlamaların yumuşatılması, Müslüman olmayan azınlıkların
haklarının genişletilmesi, yabancı kuruluşların ülkede
faaliyetlerini yürütebilmesi için koşulların hafifletilmesi,
yasa dışı göçe karşı sert önlemler alınması ve diğerleri yer
almaktadır. İkinci olarak, bölge ülkeleriyle yakınlaşma ve aynı
zamanda Asya kıtasında uluslararası kamuoyu tarafından yürütülen
terörle mücadele operasyonlarında etkin rol oynamaya yönelik
çabalar yer almaktadır."