23.12. 2003

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 23/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  22 Aralık 2003 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ALMANYA BASINI:

            Financial Times Deutschland gazetesinde (22/12) "Şeytanla  İttifak" başlığı altında ve Göttingen Üniversitesi Uluslararası  İlişkiler ve St.Galler Üniversitesi İslam Bilimi öğretim üyesi  Bassam Tibi imzasıyla yayımlanan makalede şöyle denilmektedir:  "Batı'nın İslam dünyası ile ilişkisinde odak noktaya sürekli  olarak iki soru geliyor. Birincisi; Batı, İslamcılığın siyasi  akımlarıyla nasıl başa çıkacak? İkincisi; Batı, Türkiye'nin,  yani kendini sadece 'İslami-muhafazakar' olarak gören İslamcı  bir parti yönetimindeki bir ülkenin Avrupa Birliği üyeliğine  nasıl bakıyor? Batılı hükümetlerin, bu arada Alman  Hükümeti'nin de bu konuda pozisyonlarını belirlemelerinin  zamanı gelmiştir; şimdiye dek bu yapılmamıştır. Bunu  yapabilmek için İslamcılığın köklü bir resmi gereklidir.  Öncelikle İslam ile demokrasi arasındaki ilişki açıklığa kavuşturulmalıdır. İslam'ın reforma yönelik yorumunda İslam  ile demokrasi kesinlikle bağdaştırılabilir. Fakat İslamcıların  düşünceleri başka. Bunun için 'yeni totalitarizm' kavramını  kullanıyorum. İslamcılar hem İslam dünyasında hem de küresel  bazda farklı bir siyasi düzen istiyorlar. Demokrasiyi ise  sadece taktik nedenlerle onaylıyorlar... Irak ve Türkiye bugün, İslamcılığa ve İslamcılığın cihat ideolojisine karşı pozisyon  alınmasını zorlayan merkezi sahnelerdir. Taktik olarak Batı'ya,  kurumsal İslamcılarla anlaşma yapması tavsiye olunur. Fakat bu  yapılırken de mesafe korunmalıdır. AKP İslamcıları tarafından  yönetilen bir Türkiye Batı için önemli bir ortaktır, fakat bu  hükümet yönetimindeki bir Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde yeri  yoktur. Batı, cihatçı İslamcılıkla kesinlikle diyalog  yürütmemelidir. Sadece güvenlik politikası gereği onunla  karşılaşabilir. Şeytanla ittifakın yararı olmaz... İslam ve  İslamcılığa karşı tutum konusunda Batı'nın öğreneceği daha  çok şey var."

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (22/12) "Türkiye Irak Savaşından Kurtulmayı  Başardı... Reformlara Devam Ediyor" başlığı altında yer  verdiği bir haberde, Türkiye'nin Irak'taki savaştan  kurtulmayı başardığı, ancak yıl sonunda kendisini  İstanbul'da düzenlenen bir dizi kanlı terörist saldırının  içinde bulduğu belirtilerek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan  hükümetinin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne entegrasyonunu  sağlayacak reformlara önem verdiği ve bu yöndeki  çalışmalarını hızlandırdığı kaydedilmektedir. Irak savaşı  çerçevesinde Türkiye-ABD ilişkilerine değinilen haberde,  Başbakan Erdoğan'ın 2004 yılının başında Washington'a  giderek diplomatik ilişkilerde yakınlık sağlamayı amaçladığı  ve diğer bir diplomatik savaşın ise Türkiye'nin AB'ye  adaylığı ile ilgili olduğu belirtilmektedir. 2004 yılında  AB ile müzakerelere başlanması yolunda Başbakan Erdoğan'ın  çabalarına tüm yıl boyunca kesintisiz devam ettiği ve  hükümetin, AB'ye entegrasyon çerçevesinde birçok reform  paketine onay verdiği ifade edilen haberde, Avrupa  Komisyonu raporuna değinilmekte ve Pollmark kuruluşunun  Türkiye'de yaptığı bir araştırmaya göre, Türklerin yüzde  78'inin AB'ye girmek istediği, ancak sadece yüzde 30'unun  bunun gerçekleşebileceğini düşündüğü kaydedilmektedir.

            AFP'nin (22/12) "Türkiye'de Yaşayan Kafkaslar Kendi  Dillerinde Yayın İstiyor" başlığı altında yer verdiği bir  haberde, Türkiye'de yaşayan Kafkasların, devlet radyo ve  televizyonunda (TRT) kendi dillerinde yayın yapılması  için, Türkiye'nin AB'ye uyum çerçevesinde gerçekleştirdiği  reformlardan yararlanmak istediği belirtilmektedir. Haberde,  anadilde yayın sorununun sadece Kürtçe'de varmış gibi  sunulmasından üzüntü duyduklarını belirten Kafkas Dernekleri  Federasyonu Genel Başkanı Muhiddin Ünal'ın, yaptığı  açıklamada, "Biz de kendi dilimizde yayın istiyoruz. 70  milyon nüfusu olan Türkiye'de 5.5 milyon Kafkas kökenlinin  olduğu düşünülürse, isteğimizde haklı olduğumuz görülecektir."  dediği aktarılmaktadır.

            İTALYA BASINI:

            La Stampa gazetesinde (22/12) "Kıbrıs, Avrupa İçin  Bir Başka Hayal Kırıklığı" başlığı altında ve Aldo Rizzo  imzasıyla yayımlanan makalede, Kıbrıs konusu, AB üyeliği ve  adanın yeniden birleştirilmesi çalışmaları ele alınmaktadır.  Makalede şöyle denilmektedir: "(...) Kıbrıs konusunda  varılacak bir anlaşmayı kolaylaştırmak tamamıyla Türkiye'nin  çıkarına olacaktır. Ancak, burada olaylar kolaylaşacağına  aksine daha da güçleşiyorlar. Zira Türkiye Başbakanı Tayyip  Erdoğan yeniden birleşme lehinde alenen bastırmak isterdi,  ama adada bulunan yaklaşık 40 bin askerin mevcudiyetini  "stratejik" olarak gören generalleri de hesaba katmak  durumunda... Ancak Türkiye'nin AB üyeliğinin kesinleşmesi  durumunda bundan vazgeçebilirler! Öte yandan birlik içindeki  eğilim, çok açık ki Ankara'nın adaylığını öncelikli olmasa da  Kıbrıs sorununa yönelik kabul edilebilir bir çözüm üzerinde  değerlendirmek doğrultusunda..."

            YUNANİSTAN BASINI:

            Elefterotipia gazetesinde (22/12) "Sürpriz Kıbrıs'ta  Değil Ege'de" başlığı altında ve Mihalis Moronis imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, Kıbrıs konusu ele alınmaktadır.  KKTC'deki seçimleri "Ankara'nın kazandığını" anlamanın  zamanının geldiği vurgulanan yorumda, bunun da "devlet  politikasından" sapmanın olanaksız olduğunu gösterdiği,  ancak Türk-Yunan ilişkilerini de etkileyen "devlet  politikasının" Türkiye'nin AB yöneliminin kolaylaşması  için yeniden düzenlenmesi zorunluluğunun olduğuna işaret  edilmektedir. Herşeyden önce, iki yılı aşkın görüşmelerin  yapıldığı Ege konusunda, ocak ayı içinde sürpriz gelişmeler kaydedilebileceği, konuyu çok iyi bilen kaynaklara göre,  sürprizin AB ile üyelik müzakereleri için tarih almak  amacıyla Ankara'nın "devlet politikasını" yeniden  düzenlemesi gerektiği ifade edilen yorumda, buna göre  Türkiye'nin bir yandan Kopenhag Kriterleri'ne ve Helsinki  kararlarına uyum sağladığı, diğer yandan da AB üyeliği  hedefine ulaşmak için bazı kartları elinde tutması  gerektiği kaydedilmektedir. Muhtemelen, bu nedenle  Ankara'da "Ege sorunları, Türk-Yunan sorunları, Kıbrıs  AB-Türkiye sorunudur." görüşünün egemen olduğuna dikkat  çekilen yorumda, "Kıbrıs meselesi ile Ege için yapılan  istikşafi temaslar arasında bağlantı olmasa da,  Türk-Yunan ilişkilerinde var olan olumlu ortam Kıbrıs  konusunu da olumlu etkileyecektir." değerlendirmesi  yapılmaktadır.

            Kosmos tu Ependiti gazetesinde (20/12) "ABD-Türkiye  Arasında Kısa Devre" başlığı altında yayımlanan yorumda,  "KKTC'de seçimlerde muhalefet kanadının oyların yüzde  52'sini almasına rağmen, parlamentoda sandalyelerin  muhalefet ile Denktaş yanlıları arasında eşit şekilde  paylaşılmasından dolayı seçimlerin 'berabere' bittiği  ve bu sonucun, gelişmelerin ne yönde olacağı konusunda  öngörüde bulunulmasını zorlaştırdığı belirtilmektedir.  Herşeye rağmen, seçim sonucunun Ankara'nın politikasını kolaylaştırdığının, Washington'un politikasını  zorlaştırdığının görüldüğü vurgulanan yorumda, "AB'ye  üyelik süreci konusunda Türkiye'ye garanti verilseydi,  Ankara Kıbrıs konusunda uzlaşıcı bir tutum takınabilecekti.  Zira ABD ve AB, Kıbrıs meselesinde uzlaşıcı bir tavır  sergilemesi için Türkiye'ye baskı uygulamaktadırlar.  Ancak Türkiye Aralık 2004 tarihinde üyelik müzakereleri  için tarih almaması olasılığından kaygı duyduğundan,  1 Mayıs 2004 tarihinden sonra Kıbrıs Rum tarafının  müzakerelerde daha avantajlı konumda bulunacağını  bilmesine rağmen uzlaşmaya yanaşmıyor. Edinilen bilgilere  göre, Brüksel'de Ankara için oldukça olumlu sayılabilecek  bir senaryo dolaşıyor. Konuyu yakından takip eden  diplomatlar, bu senaryoya göre, Aralık 2004 tarihinde  Türkiye'ye üyelik müzakereleri için 2006 yılının sonunda  şartlı olarak görüşmelerin başlaması yönünde AB'nin  karar almasını öngörüyorlar. Bu arada, AB içinde varolan  krizin hangi yönde gelişmeler kaydedileceği konusunda  belirsizlik ortamı yarattığını dikkate almak gerekir.  İşte bu belirsizlik ortamı nedeniyle, Türkiye Kıbrıs  konusunda zaman kazanmayı yeğliyor." denilmektedir.

            LÜBNAN BASINI:

            El-Mustakbel gazetesinde (20/12) "Avrupa Türkiye'den  Ne İstiyor?" başlığı altında ve Hüsnü Mahalli imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, İsviçre Parlamentosu'nun, Ermenilere  göre, Türklerin 1915 yılında bu halka yaptıkları katliamları  tanıyan bir karar tasarısını onayladığı belirtilmektedir.  Mayıs ayından önce AB'nin Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili  talep ve koşullarını yerine getirmesi ve Kürtlere daha  fazla milli ve kültürel haklar tanınması yönünde Ankara'ya  yönelik baskıların sürdüğü hatırlatılan yorumda, İsviçre  Parlamentosu'nun kararının, Avrupa'nın söz konusu tavrına  destek mahiyetinde olduğu, bilindiği üzere daha önce de  Fransa, Yunanistan, İtalya ve Belçika Parlamentolarının,  buna benzer kararları tanıdığı, ABD'nin 25 eyaletinin  parlamentosunda da durumun böyle olduğu ve bu da  katliamlar konusunun Türkiye'nin hem AB, hem de ABD ile  ilişkilerini tehdit etmeye devam edeceği anlamına geldiği kaydedilmektedir. Yorumda, Kıbrıs sorununun çözülmesinin,  Türkiye'nin AB'ye girmesini garanti edeceği, ancak  sonrasında da AB'nin, Ankara'ya gerek Kürtler gerekse  Ermeniler konusunda musallat olacağı vurgulanmaktadır.

 

 

ESKI SAYILAR