25.12. 2003

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 25/12(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  24 Aralık 2003 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

 

            ABD BASINI:

 

            The Washington Post gazetesinde (24/12) "Yeni Büyükelçi,  Kıbrıs'ın Birleşmesi İçin 'Daha Gerçekçi' Bir Şans Görüyor"  başlığı altında ve Nora Boustany imzasıyla yayımlanan  makalede,Lefkoşa'nın yeni Washington Büyükelçisi Euripides  L. Evriviades'e göre, bu yıl Kıbrıs'ın 30 yıllık  bölünmüşlüğünün simgesi "Yeşil Hat"tan iki milyon kişinin  geçişinin, Kıbrıslı Rumlar ve Türkler arasında bir çeşit  birleşme olasılığını daha da artırdığı belirtilmektedir.  Büyükelçi Evriviades'in, "Birleşme şansı şimdi daha gerçekçi.  Bir milyondan daha az nüfusumuz olduğu düşünüldüğünde, yasal  seyahat sınırlamalarının kaldırılmasından bu yana karşılıklı  geçişler, her iki taraftan da bazı kişilerin birden fazla  ziyarette bulunduğunu gösteriyor." şeklindeki ifadeleri  aktarılan makalede, çözümsüzlüğün ortadan kalkacağına yönelik  bir işaret olmaması dolayısıyla, Kıbrıslı Rum liderlerin,  Kıbrıs'ın, AB'ye katılımıyla birlikte, Türkiye'nin AB üyeliği  şansını etkilemesi veya tehlikeye atması yönünde daha da güçlü  bir pozisyonda olacağına dikkat çektikleri ifade edilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Diplomatia dergisinin Kasım 2003 tarihli sayısında  "İstanbul'daki Terörist Saldırılar Yeni Bir Durum Yarattı"  başlığı altında ve Christina Poulidou imzasıyla yayımlanan  makalede, İstanbul'daki terörist saldırıların, Türkiye'nin  AB ile ilişkileri ve Kıbrıs sorunu için yeni bir durum  yarattığı belirtilmektedir. İstanbul saldırılarının,  Türkiye'de, Batı'nın temel ilkelerinin tehlikede olduğu  izlenimi bıraktığının söylenebileceği ifade edilen makalede,  aynı zamanda saldırıların, Erdoğan hükümetinin içinde  bulunduğu zor durum nedeniyle Kıbrıs gibi konularda cesur  inisiyatifler almasını engelleyebileceğinin de tahmin  edilebileceği kaydedilmektedir. Makalede şöyle denilmektedir:  "Analizler, Türkiye'nin teröristler tarafından hedef  seçilmesinin Batı'ya bağımlı ve İsrail'in müttefiki  olmasından kaynaklandığına işaret ediyor. Argümanı tersten  ele alırsak, Türkiye'nin güvenli olması için 'İslam  kardeşlerinin' sinesine geri dönmeli ve böylelikle bütün   demokratikleşme ve Batılılaşma reformlarından vazgeçmelidir;  başka bir deyişle, Avrupa'ya bakmaktan vazgeçmelidir. Bu,  dar görüşlü ve çıkmaza götüren bir analizdir; çünkü, ülkenin   modern, rekabetçi bir dünyadaki ümitlerini ele almıyor...  Yeni bir kan banyosundan kaçınmak için işbirliği yapılmasına  duyulan ihtiyaçtan dolayı, yetersiz güvenlik önlemlerinin  yarattığı rahatsızlık unutulmuştu. Ancak, güvenlik konusu  ikili düzeyde sınırlanamaz, çünkü terörizm  uluslararası bir  gerçektir ve Türkiye AB'ye bir geçittir... Böylece, terörle  mücadelede ve Batı toplumu için güvenli bir yaşam sağlamada  Türkiye önemli bir faktör olarak ön plana çıkıyor... Erdoğan  hükümetinin Avrupa'nın siyasi desteğine, Avrupa'nın da  Türkiye'nin güvenliğini fundemental ilkeyi çiğnemeden  sağlamasına ihtiyacı var... Kuşkusuz, terörist saldırılar  Türkiye'nin AB nazarında değerini artırdı; ancak, AB'nin,  değerleri çerçevesinde hareket etmeyen bir ülkeyi bünyesine  almayı istemediği nettir. AB, Erdoğan hükümetini desteklemekte  cömert  davranacaktır, fakat Türkiye'nin AB'nin özelliklerine   uygun olup olmadığını da ciddi şekilde kontrol edecektir.  Avrupa Türkiye'ye pahalı bir yatırım yapıp buna rağmen Avrupalı  vatandaşların kanının sokaklarına dökülmesi riskini göze almak  istemiyor. Bu yatırım karşısında bir garanti isteyecektir.  Türkiye'nin AB'ye acele girişi, AB'nin kalbine terörizmin  ithal edilmesi riskini taşıyor. AB'nin istediği bunun tam  tersidir."

 

            İRAN BASINI:

 

            İran gazetesinin internet sayfasında (24/12) "Kuzey  Kıbrıs'taki Seçimler ve Yankıları" başlığı altında ve Mihrdad  Molayi imzasıyla yer alan bir yorumda, KKTC'deki seçimler ve  seçim sonuçları sonrasındaki gelişmeler konu edilmektedir.  Kıbrıs'ın bir bütün olarak AB'ye üye olması için Kofi Annan  planının kabulü veya reddedilmesinin, bu seçimleri, Kıbrıs  Türkleri için bir referanduma dönüştürdüğü belirtilen yorumda,  bu yüzden, seçim sonuçlarının sadece Kıbrıs Türkleri için  değil,  Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlaması için AB   tarafından belirlenen ön şartlar açısından Ankara'daki   yetkililer için de büyük önem taşıdığı vurgulanmaktadır.  Kıbrıs'ın 1974 yılında kuzey ve güney olarak ikiye  ayrılmasına önem vermeyen AB'nin, Kıbrıs'ın Birliğe üye  olması için kesin tarih olarak 4 Mayıs 2004'ü verdiği  hatırlatılan yorumda, Türkiye'nin de, bu tarihten önce  Kıbrıs sorununun nihai bir şekilde çözümlenmesi gerektiğini  açıkladığı, aslında Mayıs 2004 tarihinde Kıbrıs'ın AB  üyeliğine alınacağına işaret edilerek, Kuzey Kıbrıs Türk  Cumhuriyeti'nin Türkiye dışında başka hiçbir ülke tarafından  tanınmadığı göz önüne alındığında, Türk güçleri Kıbrıs'tan  çıkmadığı sürece Ankara'nın, AB üyesi ülkelerden birinin  topraklarını işgal etmiş olacağı ve böylece Türkiye'nin AB  üyeliği için her türlü görüşmenin imkansız hale geleceği  öne sürülmektedir. KKTC'deki yeni bir hükümetin kurulmasıyla  Annan planı ile ilgili görüşmelerin de başlayacağının tahmin  edildiği belirtilen yorumda, Kıbrıs Türk yetkililerinin,  Ankara'nın ciddi tutumunu, bu ülkenin AB üyeliği konusundaki   azmini ve Kıbrıs sorunundan kurtulma isteğini çok iyi   bildikleri ve bu yüzden Kıbrıs Hükümeti'nde, gelecek  görüşmelerde Annan planına karşı çıkanlar için bir yer  olmayacağının açık olduğu kaydedilmektedir. Yorumda,  herhalükarda mevcut gelişmelerin, ada sakinleri için huzurlu  ve güven dolu bir gelecek müjdeleyeceği, Ankara politikacıları  için de Türkiye'nin AB üyelik sürecini hızlandıracağı ileri  sürülmektedir.

 

            AZERBAYCAN BASINI:

 

            Hürriyet gazetesinde (23/12) "Türkiye Yeni Bir İkilem  Karşısında" başlığı altında ve Müşfig imzasıyla yayımlanan  makalede, ABD'nin, İran'a yönelik askeri ve politik planlarını   uygulamaya koymaya hazırlandığı ve Başkan George Bush'un, İran  ve Suriye'ye karşı verilecek mücadelede Türkiye'nin kendilerine  destek vermesi çağrısında bulunduğu belirtilmektedir. Başbakan  Recep Tayyip Erdoğan'ın ocak ayında gerçekleştireceği ABD   ziyareti sırasında İran konusunun müzakere edilmesinin   beklendiği ve Bush'la yapacağı ikili görüşmede, Türkiye'nin   İran konusundaki tutumunu açıklayacağı ileri sürülen makalede,  Suriye, İran ve Irak'a komşu olan Türkiye'nin, ABD açısından  büyük önem arz ettiği, ABD'nin askeri üslerini Doğu Avrupa'dan  Irak, Afganistan ve Güney Kafkasya'ya taşıma kararı almış  olmasının da, Pentagon'un İran ve Suriye'ye karşı askeri  operasyonlara başlayacağını gösterdiği öne sürülmektedir.  Bush'un İran'dan  yaptığı doğalgaz ithalatını durdurmasını  Türkiye'den talep ettiğinin  de belirtildiği ve gözlemcilere  göre, İran'a yapılacak müdahaleye katılması halinde Ankara'nın  uluslararası alanda çeşitli baskılarla karşılaşacağı ifade  edilen makalede, diğer taraftan Türkiye'nin, İran'ın en önemli   ticari partnerlerinden biri olduğu ve doğalgaz ithalatını   durdurmak ve askeri operasyonların başlamasının Türkiye'nin   ticari ilişkileri için riskli bir durum oluşturduğu  kaydedilmektedir. Makalede şöyle denilmektedir: "Uzmanlara  göre, Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hattı kullanıma  açıldıktan sonra doğalgaz rezervleri 50 milyar metreküpe  ulaşacak olan Türkiye, Balkan ülkelerinin ve Merkezi Avrupa  ülkelerinin doğalgaz ihtiyacını karşılayabilecek duruma   gelecektir. AB'ye üye olmayı hedefleyen Türkiye için bu,  büyük bir şans anlamına geliyor. Ancak İran'la işbirliğini  durdurmak  Türkiye'nin yakın gelecekte petrol ve doğalgaz ağı  kurma planlarının gecikmesine neden olabilir. Ayrıca İran  konusunda AB'nin Türkiye'ye baskı uygulaması da bekleniyor.  Sonuç olarak Türkiye, Kıbrıs sorunun çözümü ve AB üyeliği  konularında yeni bir engelle karşı karşıya kalabilir. Diğer  taraftan İran ve Suriye'deki mevcut rejimlerin değiştirilmesi  Ankara'nın  bölgedeki stratejik önemini de azaltacaktır."

 

 

 

                                 

ESKI SAYILAR