02.01.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 02/01(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  31 Aralık 2003-01 Ocak 2004 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:   

            İSPANYA BASINI: 

           El Mundo gazetesinde (27/12) "Leyla Zana, Türkiye'yi  Avrupa'dan Ayırıyor" başlığı altında ve PKK sempatizanı  olarak bilinen ve Kürtler konusunda yayımlanmış kitapları   bulunan İspanyol gazeteci Manuel Martorell imzasıyla  yayımlanan bir haberde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi  tarafından tekrar yargılanmaları istenen Leyla Zana ve eski  üç Kürt milletvekilinin (Hatip Dicle, Orhan Doğan, Selim  Sadak) yargılandığı mahkemedeki gelişmeler konu edilmektedir.  Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, davayı sekiz kez ertelemesi   -önümüzdeki ilk duruşma 16 Ocak tarihinde yapılacak- ve  erteleme taktiklerinin bu davayı uluslararası bir foruma   çevirdiği belirtilen haberde, insan hakları ve hukukçu  dernekleri, Avrupa Parlamentosu üyeleri, Avrupa'dan gelen  siyasi parti temsilcileri, Türkiye'deki diplomatik misyonun  davayı izlemeye başladığı ve Uluslararası Hukukçular  Komisyonu'nda Stuart Kerr'in, yargılananlara halen suçlu  muamelesi yapıldığını söylediği, Uluslararası İnsan Hakları  Federasyonu Temsilcisinin de "yasal parodi" tanımlamasında  bulunarak, Türkiye'nin AB'ye katılmak için yaptığı reformları  uygulamak niyetinde olmadığını söylediği ifade edilmektedir.   Haberde, Brüksel'e bu konuda rapor verecek olan Türk kökenli  Alman parlamenter Ozan Ceyhun'un, temmuz ayındaki duruşma  sonrasında, "Türkiye'nin AB'ye katılım olasılığı minimum   ölçüdedir" dediği aktarılmaktadır. 

            YUNANİSTAN BASINI:  

           İmerisia gazetesinde (31/12) "Kıbrıs... AB Korkusu  Ankara'nın Taktik Değiştirmesine Yol Açıyor" başlığı altında  ve Kostas  Venizelos imzasıyla yayımlanan bir yorumda,  Ankara'nın, Kıbrıs konusundaki gelişmeleri 2004 yılının ikinci  yarısına sarkıtmak ve Türkiye'ye üyelik müzakereleri için AB  tarafından tarih verileceği zamana denk getirmek için taktik  değiştirdiği öne sürülmektedir. Kıbrıs konusunda görüşmek  için Ankara'yı ziyaret eden AB ülkelerindeki Türk  Büyükelçilerin, Kıbrıs meselesinin AB-Türkiye ilişkilerinde  "diken" oluşturduğunu söyledikleri ve bu konuda nasıl hareket  edeceklerine dair bilgi edinmek istedikleri ifade edilen  yorumda, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün "Kesinlikle Annan  planı üzerinde görüşeceğiz. Başka çıkar yol yok" dediği ve  Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Annan planında değişikliklerin yapılmasını öneren metnin, bir anlamda  Ankara'nın Kıbrıs konusunda nasıl hareket edeceğinin  çerçevesini de çizdiği ve Türk basınına sızan haberlerin,  Türk tarafının iki devlet temelinde görüşmelerin yapılması  konusuna değinmekten  kaçındığı, ancak bunun, Türk tarafının  bu tezinden vazgeçtiği anlamına gelmediği, Cumhuriyet  gazetesinin gün ışığına çıkardığı belgenin, Türk tarafının  Kıbrıs konusundaki temel sorunlarının, Türkiye'nin AB  üyeliğinden sonra çözümlenmesini istediğini gösterdiği  kaydedilmektedir. 

            LÜBNAN BASINI: 

            As Safir gazetesinde (27/12) "Avrupalılaşma  Atatürkçülüğün ve Türkiye'nin Sonu" başlığı altında ve   Muhammed Nureddin imzasıyla yayımlanan makalede, Atatürk  Araştırmaları Merkezi tarafından 8-12 Aralık 2003 tarihleri  arasında düzenlenen 5. Uluslararası Atatürk Konferansı  özetlenerek, Türkiye'nin AB üyeliği ile Atatürkçülük  ilkelerinin ne ölçüde bağdaştığı tartışılmakta, AB  üyeliğinin Atatürk ilkelerine ters düştüğü savunulmaktadır.  Makalede şöyle denilmektedir: "Atatürkçülük ve bu esas üzerine  kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti 80 yılını doldurmuştur.  Yıllardır aynı konular hakkında tartışmalar sürdürülmektedir.  Batılı ülkelerin  gerçek niyetlerinden her zaman şüphe  duyulmuştur. Atatürkçülük, Avrupalılaşmadan farklıdır. AB  üyeliği yönünde ilerleme sadece Atatürkçülüğün değil, aynı  zamanda Türkiye'nin de sonu olmuştur. Konferansa 28 ülkeden  128 araştırmacı katılmıştır. Arap dünyasından da Tunus, Irak,  Lübnan ve Cezayir iştirak etmişlerdir. 80 yıl, Kemalist  ritüeli değiştirmemiştir. Tüm uluslararası gelişmelere rağmen  Mustafa Kemal Atatürk, Türk ulusu nezdindeki yerini her  zaman korumuştur. (...) AB üyeliği bağımlı olmak anlamına  gelmektedir. Türkiye'nin temelleri Kemalizme dayanmaktadır.  Kemalizm AB üyeliği karşısında bir engel oluşturmaktadır.  Türkiye üç tercih ile karşı karşıyadır: 1- AB'ye üye olması  ve karşılığında bağımsızlığını kaybetmesi. 2- Atatürkçü  düşünce yapısını muhafaza etmesi ve bağımsızlığını koruması.  3- Bağımsızlığını ve egemenliğini koruyarak AB'ye üye olması.  Atatürk'ün başlattığı savaş sadece kurtuluş için değil,   aynı zamanda bağımsızlık içindi. Bağımsızlık ve egemenlik   olmadan, Cumhuriyet kurulamazdı. Çağdaşlık ile Avrupa'ya   bağımlılık birbirinden tümüyle farklı iki kavramdır. Bağımlı   olmak çağdaşlığın ön şartlarından biri değildir. Atatürk,  Batı'dan Türk halkına uygun değerlerin alınmasını öngörmekteydi. Türkiye'nin AB üyeliği, Atatürk ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.   Üyelik Atatürkçülüğün sonudur..."

 

 

 

ESKI SAYILAR