ANKARA,
08/01(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 07 Ocak 2004
tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber
ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin (07/01) "Alman Muhalefeti, Avrupa Parlamentosu Seçimleri
İçin Türkiye'nin AB Adaylığı Aleyhinde Kampanya Yapacak" başlığı
altında ve Tony Czuczka imzasıyla yer verdiği bir haberde,
Alman muhalefetinden yapılan açıklamada, Türkiye'nin Avrupa
Birliği'ne girişine yönelttikleri itirazı, bu yıl Avrupa
Parlamentosu seçimleri için yapacakları seçim kampanyasına
taşıyacakları, kampanyayı bu konu üzerine kuracaklarının
belirtildiği kaydedilmektedir. Hristiyan Demokrat Partisi ve
onların Bavyera'daki kolu Hristiyan Sosyal Birlik Partisi
liderlerinin beyan ettikleri bu tavrın, Türkiye'nin AB'ye
girişine karşı çıkan Şansölye Gerhard Schröder hükümetine
doğrudan bir karşı çıkış olduğu belirtilen haberde, Hıristiyan
Sosyal Birlik Partisi liderlerinden Michael Glos'un, "Türkiye,
öngörülebilir bir gelecekte AB üyesi olamaz" dediği ifade
edilmektedir. Ana muhalefetteki Hıristiyan Demokrat Birliği'nin
önde gelen milletvekili Wolfgang Schaeuble'nin, seçmenlerin,
haziran ayında Avrupa Parlamentosu'nu seçmeden önce Türkiye'nin
AB üyeliği arzusunun açıkça tartışılmayı hakettiğini belirttiği
kaydedilen haberde, Alman Hükümeti'nin, Türkiye'nin adaylığını
desteklediğini tekrarladığı ve Schröder'in sözcüsü Bela Anda'nın,
Türkiye'nin AB üyelik arzusuna karşı bir seçim kampanyası
yapmanın Almanya'da yabancı düşmanlığını harekete
geçirebileceğine dair kaygılarını ifade ederek, "Alman
Hükümeti, tavrını değiştirmek için bir neden göremiyor" dediği
vurgulanmaktadır.
AVUSTURYA BASINI:
Wiener Zeitung'da (07/01) "Stoiber, Türkiye'nin Katılımına
Karşı" başlığı altında yayımlanan haberin Türkiye ile ilgili
bölümünde, CSU'nun, Avrupa seçimleri öncesinde mücadeleci bir
tutum sergilediği ve CSU Başkanı Edmund Stoiber'in, Almanya'nın
AB'ye yaptığı ödemelerin sınırlanmasını istediği
belirtilmektedir. Stoiber'in görüşüne göre, AB genişlese de
Almanya'nın bundan fazlasını kaldıracak durumda olmadığı ifade
edilen haberde, Stoiber'in, Türkiye'nin Birliğe alınmasına da
kesinlikle karşı çıktığı kaydedilmektedir. Haberde, "Biz AB'nin
başarılı olmasını istiyoruz, zaten bu yüzden kendini fazla
zorlamamalı. Aksi takdirde AB, bir serbest ticaret alanına
dönüşebilir" şeklinde konuşan Stoiber'in, Anayasa zirvesinin
başarısızlığa uğramasının da, 25 ülkeden oluşan bir Avrupa'da
oylamanın ne kadar zor olduğunu gösterdiğini söylediği
vurgulanmaktadır.
FRANSA BASINI:
AFP'nin (07/01) "Schröder, Ahern ve Erdoğan Berlin'de Avrupa ile
İlgili Bir Foruma Katılacak" başlığı altında yer verdiği bir
haberde, Almanya Hükümet Sözcüsü Bela Anda'nın, Almanya
Başbakanı Gerhard Schröder, İrlanda Başbakanı Bertie Ahern ve
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın cuma günü Berlin'de
düzenlenecek olan Avrupa'nın geleceği konulu bir foruma birlikte
katılacaklarını açıkladığı belirtilmektedir. Ahern ve Erdoğan
özel bir Alman kuruluşu olan Bertelsman'ın Dışişleri
Bakanlığı'nda düzenleyeceği foruma davet edildikleri ifade
edilen haberde, Anda'nın, forum çerçevesinde Erdoğan'ın Schröder
ile Türkiye'nin AB'ye adaylığı, Irak ve Kıbrıs sorunu
konularını görüşeceğini bildirdiği kaydedilmekte ve Almanya'nın,
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğini hararetle destekleyen
ülkelerin başında geldiği hatırlatılmaktadır.
YUNANİSTAN BASINI:
To
Vima gazetesinde (06/01) "2004 Yılı ve Kıbrıs Meselesi ile
Türk-Yunan Konularına İlişkin Girişimler" başlığı altında
yayımlanan başmakalede, ABD Başkanı Bush'un, Kıbrıs sorunuyla
ilgili olarak Atina ile Ankara'ya gönderdiği mektuplar ve
Kıbrıs konusunun çözümü ile Türk-Yunan ilişkileri ele alınmakta
ve "2004 yılı, sadece Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB üyesi (1
Mayıs'ta) olacağı yıl değildir. Ayrıca, Helsinki kararlarına
göre Türkiye'nin AB üyeliği bağlamında, Türk-Yunan sorunlarında
uzlaşmanın sağlanması konusunda tanınan zamanın sona ereceği
yıldır. 2004 yılı aynı zamanda, seçimler yılıdır. Hem
Yunanistan'da hem de haziran ayında AB'de seçimler yapılacak.
Bununla birlikte, kasım ayında; Avrupalıların Türkiye'nin
adaylığı hakkında karar verecekleri aralık ayından birkaç hafta
önce, ABD'de başkanlık seçimleri de yapılacak... Yunan kökenli
Amerikalıların oylarının ve Türk lobisinin bu konuda oynadığı
rol zaten biliniyor. Bütün bunlar, Kıbrıs ile Türk- Yunan
konularının çözümlenmesi için daha geniş bir fırsat penceresinin
açılmasını sağlıyor, aynı zamanda da stresin artmasına yol
açıyor." denilmektedir.
BREZİLYA BASINI:
Correio Braziliense gazetesinde (04/01) "Reformlar" başlığı
altında yayımlanan bir haberde şöyle denilmektedir: "Herhangi
bir Avrupa ülkesindeki dostlarınızla sohbet ediyorsanız ve
sohbeti samimileştirmek istiyorsanız Türkiye'nin Avrupa
Birliği'ne adaylığından söz edebilirsiniz. Bu konu tartışmayla
sonuçlanabilecek her türlü sohbeti ve görüşmeyi samimi hale
getirebilir. Bazıları insan haklarına saygı göstermediği ve
Suriye, İran ve Irak gibi komşuları olduğu için Türkiye'nin
adaylığına sıcak bakmıyorlar. En büyük sorun dini inançlar.
Türkiye sanayileşmiş, müreffeh ve demokratik bir ülke ancak 70
milyonluk nüfusu Müslüman. Terörle ve İslami radikalizmle
savaşılan bir dönemde Türk vatandaşlarını serbestçe Birlik
içinde dolaşırken görme fikri Avrupa Birliği'nin dini
bütünlüğüyle ilgili tartışmayı gündeme getiriyor... Geleceğin
Avrupa Anayasası'nın yazarı Fransa eski Cumhurbaşkanı Valery
Giscard d'Estaing Türkiye'nin girişinin AB'nin bütünlüğünün sonu
olacağına inanıyor... Türkiye siyasi, ekonomik ve hatta dini
bir modernleşme sürecine girmiş durumda ve AB'de bir sandalye
kazanma mücadelesinde puan kazanıyordu. İktidara gelmesinden
beri İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), ülkenin
gerilediğini düşünenleri şaşırtacak şekilde pragmatik ve modern
bir söylem benimsemiş durumda... Türkiye'nin AB adaylığına
sadece karşı çıkanlar yok. Avrupa'nın halihazırda Müslüman
nüfusa sahip olduğunu söyleyen Almanya ve Danimarka, Türk
ekonomisinin AB'ye entegre olabilecek güce sahip olmadığı savını
da sorguluyor. Berlin ve Kopenhag, Türkiye'nin kişi başına düşen
gelirinin diğer adaylardan çok daha fazla olduğunu ve 70
milyonluk bir tüketici piyasasının AB'nin sanayisi için bir
nimet olacağını hatırlatıyor. Ankara'nın asıl müttefikleri
arasında, bir yanda Türkiye'deki hatırı sayılır Yahudi nüfus
yüzünden İsrail ve diğer yanda da, Türkiye'yi NATO üyesi tek İslami
ülke olarak Avrupa politikasında daha güçlü bir konumda görmek
isteyen ABD duruyor. Resmi olarak, AB Türkiye'nin aday konumunu
koruyor ama Türk vatandaşlarına umut vermiyor. Brüksel durumun
2004 sonunda değerlendirileceği sözü veriyor..."
İRAN BASINI:
Tahran Radyosu'nun Türkçe yayınında (07/01) "Çiçek:
Hükümet Kıbrıs Sorununun Çözümü Konusunda Görüş Birliği İçinde"
başlığı altında yer alan bir haberde, Adalet Bakanı ve Hükümet
Sözcüsü Cemil Çiçek'in, Bakanlar Kurulu toplantısı ardından
hükümet yetkililerinin Kıbrıs sorununun çözümü konusunda görüş
birliği içinde olduklarını söylediği, ayrıca Ankara'nın, Kofi
Annan planı çerçevesinde KKTC ile Rum kesimi arasında
görüşmelerin yeniden başlatılmasından yana olduğunu da
belirttiği kaydedilmektedir. Çiçek'in, Türkiye'de hükümet ile
askeri kanadın Annan planı çerçevesinde görüşmelerden yana
olduğunu vurgulamasının, son günlerde Türk medyasından bazı
grupların, ordunun bu plana karşı olduğu ve konuyla ilgili
muhalefetini hükümete ilettiği yolunda bir takım söylentilere
yer vermesinin ardından geldiği belirtilen haberde, Türkiye
Genelkurmay Başkanlığı'nın, bir bildiri yayınlayarak, Kıbrıs
sorununun çözümü konusunda hükümetle görüş ayrılığına sahip
oldukları yolunda yorum ve iddiaları reddettiği ifade
edilmektedir. Kıbrıs meselesinin çözümünün, herşeyden önce,
"KKTC'nin görüş ve isteklerinin dikkate alınması ve varlığının
korunması şartı ve Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği durumunda
Türkiye'nin Birliğe üyelik yönünde gösterdiği çabaların dikkate
alınması" gibi iki temel konunun çözümüne bağlı olduğu
vurgulanan haberde, Çiçek'in de bu konuya temasla, "Biz istesek
de, istemesek de Kıbrıs'ın Rum kesimi Mayıs 2004'te AB'ye
katılacak, ama bununla birlikte Türkiye'nin AB'ye üyeliği için
2004'ün sonlarında veya 2005'in başlarında görüşmenin
başlatılması tarihini almayı umuyoruz." dediği ve bu bakımdan
Türkiye'nin, Kıbrıs bunalımının tedrici olarak çözüme
kavuşturulması yönünde çalışmalarına başladığı ve muhtemelen
Ankara hükümetinin, Kıbrıs'la ilgili her türlü son kararın,
AB'nin Türkiye'nin üyeliği konusunda vereceği karara bağlı
olduğunu belirtmek istediği kaydedilmektedir.