ANKARA, 09/01(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 08 Ocak 2004 tarihinde
yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Die Welt gazetesinde (08/01) "Oylama" başlığı altında ve Jochim
Stoltenberg imzasıyla yayımlanan bir yorumda, Avrupa
Parlamentosu için yapılacak seçimlerin (oylama 13 Temmuz'da),
bundan önceki bütün seçimlerden daha heyecanlı geçeceği
kaydedilmektedir. CDU ve CSU'nun, Türkiye'nin planlanan AB
üyeliğini seçim konusu haline getireceklerine ilişkin Kreuth'ta
teyit ettikleri açıklamayla heyecana neden oldukları ifade
edilen yorumda, SPD ve Yeşiller'in buna karşı protestoları hazır
olsa da, Birlik Partilerinin bundan vazgeçirilmelerine izin
vermemeleri gerektiği kaydedilmektedir. Türkiye'nin AB üyeliği
ile, Fransa, İtalya, Polonya gibi ülkelerle aynı haklara sahip
olacağı fikrinin, Almanya'da halkı harekete geçirdiği, bu
konunun seçim kampanyasına dahil olmasının bir nedeninin de,
seçimi yapılacak olan Avrupa Parlamentosu'nun, aslında bir
veto hakkına sahip olmasa da, Türkiye'nin kesin katılımı
öncesinde yapacağı oylama olduğuna işaret edilmektedir. Türkiye
ile büyüyecek olan AB'nin sınırlarının, Ön Asya bölgesine kadar
yayılacağı belirtilen yorumda, Türkiye ile birlikte, demokrasisi
oturmamış, tamamen farklı kültürel kökenlere dayanan ve
ekonomisi zayıf bir ülkenin AB'ye alınmış olacağı, bu ülkenin,
entegrasyon gücü zaten zayıflayan AB'yi zorlayacağı ve AB'nin
ekonomik bir topluluğu aşarak artık siyasi bir topluluk olma
hedefini hayale dönüştüreceği vurgulanmaktadır.
Süddeutsche Zeitung'da (08/01) "Birlik Partileri Türkiye'nin AB
Üyeliğine Karşı" başlığı altında ve Susanne Höll imzasıyla
yayımlanan bir yazıda, CDU ve CSU'nun, Avrupa seçim yılının
başında ortak meselelerde birliktelik sergilediği ve her iki
partinin de, Türklerin AB üyeliği konusunu seçim kampanyasına
malzeme yapmak istedikleri belirtilmektedir. Dış ve Avrupa
politikasından sorumlu Birlik Partileri Meclis Grubu Başkan
Yardımcısı Wolfgang Schaeuble ve CSU Eyalet Meclisi Grubu
Başkanı Michael Glos'un, CSU'nun Wildbach Kreuth'da yapılan
kurultayında, Türkiye'nin tam üyeliği konusunda uyarıda
bulundukları ifade edilen yazıda, Glos'un, iki partinin,
Türkiye'ye yakın bir gelecekte bu tür bir statü verilmemesi
gerektiği konusunda uzlaştıklarını söylediği, Schaeuble'nin ise,
Birlik Partilerinin, Türkiye ile ayrıcalıklı ortaklığa
gidilmesinin, uzun vadede tam üyelikten daha iyi bir yol olduğu
görüşünde olduklarını açıkladığı kaydedilmektedir. Schaeuble'nin,
yakında gündeme gelecek olan katılım müzakerelerinde, sadece tam
üyelik konusunun değil, Türkiye'nin AB'ye-Ortaklık Anlaşması ile
tam üyelik arasında- özel bir statü ile bağlanmasıyla ilgili
olanakların da görüşülmesi gerektiği görüşünü ve eşzamanlı
olarak da, AB'nin, kriterleri yerine getirmesi halinde
Türkiye'ye verdiği üyelik sözünden kolayca dönemeyeceğini de net
bir şekilde dile getirdiği kaydedilen yazıda, "Almanya
kamuoyunda bu tür bir temel tartışma şimdiye dek hiç yapılmadı.
CSU bunu yaparken yabancı düşmanlığını içeren her türlü ifadeden
kaçınmak istiyor. Bu tartışmaların özünde, önemli bir
ortaklıktan ziyade Türkiye ile dostluğun esas alınması
öngörülüyor." denilmektedir. Aynı haber, Handelsblatt
gazetesinde de yer almaktadır.
Almanya'nın Sesi Radyosu'nun Türkçe yayınında (08/01) "Başbakan
Erdoğan'ın Almanya Ziyareti" başlığı altında ve Hande Fırat
imzasıyla yer verilen haberde, Türkiye'nin AB üyeliğini
kesinlikle reddeden Alman Hristiyan Birlik partilerinin, konuyu
Avrupa Parlamentosu seçim kampanyasına taşıyacaklarını
duyurmalarının, Başbakan Recep Tayyip Eroğan'ın, Almanya
ziyareti sırasında Başbakan Schröder ile yapacağı görüşmeye ayrı
bir özellik kattığı belirtilmektedir. Almanya Hükümet
Sözcüsü'nün, 40 yıldır bütün Alman hükümetlerinin, Türkiye'nin
Avrupa Birliği'ne yakınlaştırılmasının, üyelik perspektifiyle
bütünleştirilmesinden yana çıktıklarını hatırlatırken, Birlik
Partilerinin önde gelen temsilcilerinin, sosyal demokrat
Başbakan Schröder'in, yarım milyon Türk asıllı seçmenin oyundan
başka birşey görmediğini ve Türkiye'nin Avrupa Birliği
üyeliğinin, Almanya ve Avrupa açısından doğuracağı sonuçları
umursamadığını öne sürdükleri kaydedilen haberde, Almanya'da
Bertelsmann Vakfı tarafından düzenlenen bir foruma katılacak
olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, -bu forum Avrupa
Birliği'nin gündeminde yer alan konuların, siyasi konuların ele
alındığı bir tartışma platformu- oturumda bir konuşma yapacağı
ve Türk Hükümeti'nin, 2004 yılında Avrupa eksenli bu tip
tartışma platformlarında da yerini alacağı, bir anlamda boy
göstereceği belirtilmektedir. Başbakan Erdoğan'ın, Almanya
Başbakanı Schröder ile görüşmesinin en önemli gündem maddesinin
Avrupa Birliği konusu olduğu vurgulanan haberde, Erdoğan'ın,
reformları anlatacağı ve bu yılın, reformların uygulanması yılı
ilan edildiğini söyleyerek, Almanya Başbakanı'ndan Avrupa
kamuoyunun, Türkiye'nin üyelik konusunda hazırlanması için
yardım isteyeceğine işaret edilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in (08/01) "Kıbrıs Konusundaki Çözüm Çabaları İvme
Kazanıyor" başlığı altında ve Simon Bahçeli imzasıyla yer
verdiği bir haberde, Kıbrıs konusunun çözümü ve KKTC'deki
hükümet kurma çalışmaları ile bu konularda Türkiye'nin rolü ele
alınmaktadır. Birleşmiş bir Kıbrıs'ın saflarına katıldığını
görmek isteyen Brüksel'in, Ankara'nın KKTC'yi bir şekilde
uzlaşıya ikna edemezse kendi AB üyeliğinin de zarar görebileceği
konusunda uyarıda bulunduğu belirtilen haberde, birçok Kıbrıslı
Türk'ün, mayıs ayına kadar bir uzlaşıya varılamaması durumunda
görüşme masasında daha zayıf kalabileceklerinden endişe duyduğu
kaydedilmektedir. Mali piyasaların da gelişmeleri yakından takip
ettiği ve Türkiye'nin AB şansına zarar verebileceğinden endişe
duyduğuna işaret edilen haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
ve kabinedeki bazı bakanların, bu ay sonunda ABD Başkanı George
W. Bush ile yapacağı görüşmenin öncesinde Annan planı konusunda
yeni bir diplomatik tutum belirlemek üzere askeri yetkililerle
biraraya geldiği ve görüşmenin ardından yapılan resmi bir
açıklamada, BM barış çabalarına ve "adanın gerçeklerine dayanan"
hızlı bir çözüme verilen desteğin yinelendiği ifade
edilmektedir.