16.01.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 16/01(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  15 Ocak 2004 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ABD BASINI:

            The Wall Street Journal gazetesinde (15/01) "AB  Komisyonu Başkanı Prodi Türkiye'ye Gidiyor" başlığı altında  ve Dow Jones Newswires imzasıyla yayımlanan bir haberde,  AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin, gerçekleştirilen  reformları teşvik etmek ve bölünmüş ada Kıbrıs konusunda  bir çözüm bulunması amacıyla bugün başladığı iki günlük  Türkiye ziyaretinin, bir Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı'nın  1963 yılından bu yana bu ülkeye yaptığı ilk ziyaret  niteliğinde olduğu vurgulanmaktadır. Prodi'nin Türkiye'deki  reformlara övgüde bulunması, bu reformların uygulanmasını  teşvik etmesi ve Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesi yönündeki  çabalara destek vermesi için Türkiye'ye çağrıda bulunmasının  beklendiği ifade edilen haberde, Kıbrıs konusuna bir çözüm  bulmanın, Türkiye'nin AB üyeliği görüşmelerini başlatması  için bir şart olmasa da AB'nin, Kıbrıs'ın bölünmüş bir  şekilde kalmasının görüşmeleri aksatabileceğini açıkça  beyan ettiği kaydedilmektedir.

            Aynı habere, AP'de de yer verilmektedir.

            ALMANYA BASINI:

            Süddeutsche Zeitung'da (15/01) "Maget, Türkiye'nin  AB Üyeliğini Reddediyor" başlığı altında ve "fa" rumuzuyla  yayımlanan bir yazıda, Bavyera Eyaleti Meclis Grubu Başkanı  Franz Maget'in, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı görüş bildiren  ilk SPD'li politikacı olduğu belirtilmektedir. Maget'in,  SPD Eyalet Meclis Grubu'nun Schwaben'deki İrsee kasabasında  yapılan kurultayının sonunda yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin  AB'ye alınması görünür gelecekte mümkün değil" dediği ve bu  pozisyonunu Avrupa seçim kampanyasında da savunacağını  belirttiği ifade edilen yazıda, "Vatandaşlar bana 'Türkiye  10 yıl içinde üye olsun mu?' diye sorarsa, cevabım 'hayır'  olacaktır" diyen Maget'in, bu görüşüyle, Avrupa seçim  kampanyasında da Türkiye konusuna oynamak isteyen Hıristiyan  Birlik Partileri ile aynı çizgide durduğu ve "Konu  büyütüldüğü takdirde kaybedeceğiz" diyerek partisini  uyardığı kaydedilmektedir.

            FRANSA BASINI:

            AFP'nin (15/01) "Romano Prodi, Ankara'nın Gerçekleştirdiği  Reformları Takdirle Karşılıyor, Ancak Eksikliklerin Altını  Çiziyor" başlığı altında ve Burak Akıncı imzasıyla yer verdiği  bir haberde, AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin, Ankara'ya  gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında yaptığı açıklamada,  Türkiye tarafından gerçekleştirilen Avrupa yanlısı reformları  takdirle karşıladığını belirterek, bunların tam bir şekilde  uygulanması gereğine dikkat çektiği belirtilmektedir.  Prodi'nin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte yaptığı  ortak basın toplantısında, "Kayda değer ilerlemeler  gerçekleştiren Türkiye'nin çabalarını son derece memnuniyetle karşılıyoruz. Türkiye'ye mesajım, reformlara devam etmesi  yönündedir" dediği belirtilen haberde, Prodi'nin, "Türkiye  şu anda Avrupa Birliği'ne daha yakın" olduğunu, ancak insan  hakları ve demokrasi konusundaki Kopenhag Kriterleri'ne  uymak için taahhüt edilen reformların "gerçekçi" bir biçimde  uygulanması gerektiğini söylediği belirtilmektedir. Prodi'nin,  Kıbrıs konusunda kendisine yöneltilen bir soruyu, 1974  yılından beri güney ve kuzeyi Rum ve Türk kesimleri olarak  bölünmüş durumdaki adanın bu bölünmüşlüğüne bir çözüm  bulunmasının, 1999 yılından beri AB'ye aday durumda, ancak  henüz üyelik müzakerelerine başlamamış olan "Türkiye'nin  Avrupa özlemlerine önemli ölçüde katkıda bulunacağı"  şeklinde yanıtladığı kaydedilen haberde, Başbakan  Erdoğan'ın da yaptığı açıklamada, hükümetinin AB'ye üyelik  amacıyla "gerekli tüm değişiklikleri hayata geçirmekte  kararlı" olduğunu belirttiğine işaret edilmektedir.

            İNGİLTERE BASINI:

            Financial Times gazetesinin internet sayfasında (15/01)  "Prodi, Kıbrıs'ın Birleşmesine Yardım Etmesi Karşılığında  Türkiye'ye AB Üyeliği Ödülünü Uzatacak" başlığı altında ve  George Parker-Vincent Boland imzalarıyla yer alan bir  makalede, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin  ziyareti ele alınmaktadır. Prodi'nin, Kıbrıs'ın yeniden  birleştirilmesine yardım ettiği ve reformlarına devam ettiği  takdirde Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği olasılığına  dikkat çekeceği belirtilen makalede, 40 yılı aşkın bir  süredir Türkiye'yi ziyaret eden ilk AB Komisyonu Başkanı  olan Prodi'nin, Ankara'dan, bölünmüş ada Kıbrıs 1 Mayıs'ta  AB'ye girmeden önce, bir çözüm üzerinde uzlaşmaya varmaları  konusunda Kıbrıslı Türklere baskı yapmasını isteyeceği  kaydedilmektedir. Bu yıl AB'nin önündeki en tartışmalı  siyasi sorulardan birinin Türkiye'nin Birliğe adaylığı  meselesi olacağı ve Türkiye ile üyelik görüşmelerinin  başlayıp başlamayacağına ilişkin kararın 25 üye tarafından  aralık ayında verileceğine dikkat çekilen makalede, Başbakan  Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin AB'ye ilişkin  hedeflerinin Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya varılamadığı  takdirde, Yunanistan ve Lefkoşa'daki Kıbrıs Rum hükümeti  tarafından veto ile engelleneceğinden korktuğu, ayrıca  Türkiye'nin üyeliği konusunda diğer aday ülkelerin  çekincelerinin üstesinden gelmek için reform programını  tam anlamıyla uyguladığını göstermek zorunda olduğu  vurgulanmaktadır. Prodi'nin ziyareti sırasında kendisine  eşlik edecek AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther  Verheugen'in sözcüsünün yaptığı açıklamada, Türkiye'nin  önümüzdeki dokuz ay içinde yargı ve insan hakları  alanlarını da kapsayan reform programının uygulandığını  göstermesinin mümkün olduğunu söylediği ifade edilen  makalede, sözcünün, Kıbrıs'ın, Türkiye'nin üyeliği için  bir ön koşul olmadığını söylemekle birlikte, AB liderlerinin  aralık ayında, bir çözüm bulunmasının "Türkiye'nin üyelik  hedeflerini büyük ölçüde kolaylaştıracağını" belirttikleri  açıklamaya dikkat çektiği kaydedilmektedir.

            Aynı habere Reuter'de de yer verilmektedir.

            The Guardian gazetesinde (15/01) "Avrupa Türkiye'nin,  Kıbrıs'ın Birleşmesi İçin Yardımcı Olmasını İstiyor" başlığı  altında ve Ian Black imzasıyla yayımlanan bir haberde,  Türkiye'nin, Kıbrıs'ta bölünmüşlüğün sürmesi durumunda,  uzun süredir beklenen AB ile üyelik müzakerelerine  başlamasının güç olacağı konusunda uyarıldığı  belirtilmektedir. AB Dönem Başkanı ve İrlanda Başbakanı  Bertie Ahern ile Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin,  Kıbrıs'ta barışın tesis edilmesinin gerekliliğine işaret  ettikleri ifade edilen haberde, teknik olarak bu durumun,  müzakerelerin başlaması için bir koşul teşkil etmediği,  ancak 25 AB üyesinin aralık zirvelerinde, bu uzun sürecin  başlamasına onay verip vermemelerinde etkili bir rol  oynayacağına dikkat çekilmektedir. Haberde, İngiltere'nin,  NATO müttefiki Türkiye'nin AB üyeliği konusunda istekli  olduğu, Almanya'nın muhalefetini yumuşattığı Fransa'nın  ise şiddetle karşı çıktığı vurgulanmaktadır.

           

            YUNANİSTAN BASINI:

            Ethnos gazetesinde (15/01) "Washington ve Brüksel'den  Lefkoşa'ya Baskı" başlığı altında ve N. Kiryaku imzasıyla  yayımlanan bir yorumda, Brüksel'de bulunan ABD'nin Kıbrıs  Özel Temsilcisi Thomas Weston'un, bir gazetecinin sorusuna  cevaben yaptığı açıklamada, "ABD ve AB, 1 Mayıs 2004  öncesinde veya sonrasında bir bütün olması yönünde Kıbrıs  Türkleri ile anlaşmaya varması için Kıbrıs Rumlarına yönelik  baskı uygulamada tüm olanaklara sahipler" dediği  aktarılmaktadır. Müzakerelerin başlaması halinde ne zaman  son bulacağı yolundaki bir soruya ise Weston'un, bu konuda  karar verecek yetkilinin Annan olduğunu söylediği belirtilen  yorumda, AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin Ankara'ya  yapacağı ziyaret konusunda, AB'nin Genişlemeden Sorumlu  Komiseri Verheugen'in sözcüsünün yaptığı açıklamada,  "AB Komisyonu Başkanı Türkiye'ye Annan planı temelinde  Kıbrıs sorununa çözüm bulunması ve Kıbrıs'ın bir bütün  olarak AB üyesi olması halinde bunun Türkiye'ye yararlarını  anlatacak" diyerek, Türkiye ile AB arasında üyelik  müzakerelerinin başlamasında Kıbrıs sorununun çözümlenmesi  şartının olmadığını yinelediği kaydedilmektedir. Kıbrıs  sorununun çözümlenmemesi durumunda Türkiye'nin AB  beklentilerinde siyasi açıdan engeller çıkabileceği,  çünkü birçok Avrupa ülkesinin, AB üyesi bir ülkenin  topraklarında daimi şekilde asker bulundurmasını doğru  bulmayacağına işaret edilen yorumda, Verheugen'in  sözcüsünün, "Bu koşullar altında Türkiye'ye üyelik  müzakereleri için tarih verilmesi zordur" şeklindeki  ifadesine yer verilmektedir.

            Özel Antenna Televizyonu'nun internet sayfasında  (14/01) "Kıbrıs Konusu Bertie Ahern'in Öncelikleri  Arasında" başlığı altında yer alan bir haberde, İrlanda  Başbakanı Bertie Ahern'in, Avrupa Parlamentosu Genel Kurul  toplantısında AB Dönem Başkanı olarak ülkesinin öncelikli  konularını açıklarken, Türkiye ve Kıbrıs'a özel olarak  değindiği ve "Türkiye'nin kriterleri yerine getirmesi  konusundaki çabalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Kıbrıs'ın  üyeliğinin, soruna toplu bir çözüm bulunması için çerçeve  oluşturduğu kanaatindeyim. Ayrıca son günlerdeki ilerleme  mesajlarını da memnuniyetle karşılıyoruz. AB Dönem Başkanı  olarak, BM Genel Sekreteri'nin oynadığı ana rolü de  destekliyorum. Tüm taraflara, önümüzdeki zaman içerisinde  kararlı bir şekilde Annan planı temelinde görüşmelere  katılma vaadinde bulunmaları çağrısında bulunuyorum."  dediği kaydedilmektedir. Haberde, Ahern'in, Genel Kurul  toplantısı sonrası düzenlediği basın açıklamasında,  "Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye'ye Avrupa sürecinde  yardımcı olur mu?" sorusunu, "Hepimiz siyasi bir dünyada  yaşıyoruz. Dünya, Kıbrıs'ta bir ilerlemenin Türkiye'ye  yardımcı olacağını düşünüyor. Böyle bir şeyin mümkün  olduğuna inanıyoruz ve bunun olmasını istiyoruz. AB'ye  birleşik bir Kıbrıs üye olursa çok yararlı olacak. Kıbrıs  konusu Kopenhag Kriterleri dahilinde değil, başka kriterler  olacak mı bilmiyorum. Bu konuya ne ben, ne de Prodi cevap  verebilir. Ancak Kıbrıs konusundaki gelişmelerin Türkiye'ye  çok yardımcı olacağına inanıyorum ve bunu Erdoğan da  biliyor" şeklinde cevapladığı ifade edilmektedir.

            İSVİÇRE BASINI:

            Le Temps gazetesinde (15/01) "Ankara, Avrupa Birliği  Garantisi Olmadan Kıbrıs'ta Boyun Eğmeyecek" başlığı altında  ve Bernard Bridel imzasıyla yayımlanan bir haberde, Kıbrıs  konusu ve KKTC'de kurulan koalisyon hükümetinin konuya  yaklaşımı ele alınmaktadır. Haberde, Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü'nde çalışan Kıbrıslı Türk Araştırmacı Mete Hatay'ın  Kıbrıs'la ilgili düşüncelerini açıkladığı ve kendisine,  "Kıbrıs konusunda Türkiye'deki durumu nasıl tahlil  edebilirsiniz?" şeklindeki bir soruyu, Mete Hatay'ın,  "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve askerlerin Kıbrıs  konusunda bir anlaşmaya vardıkları kanaatindeyim. Ankara  hükümetinin, AB'ye katılım müzakereleri konusunda kesin  bir tarih verilmesi garantisini almadan Kıbrıs'ta boyun  eğmeyeceğini düşünüyorum" şeklinde cevapladığı, "1 Mayıs'a  kadar Kıbrıs'ta anlaşmaya varılabileceğine inanıyor musunuz?  Başka bir deyişle 1 Mayıs'ta ada birleşmiş olarak AB'ye  girebilecek mi?" şeklindeki bir başka soruya da,  "Zannetmiyorum, zaman çok kısıtlı. Brüksel Türkiye'ye,  üyelik müzakerelerinin başlatılması konusunda bir cevap  verinceye kadar (aralık ayı) çözüme ulaşılabileceğine  inanmıyorum" dediği aktarılmaktadır.

            İRAN BASINI:

            Hemşehri gazetesinde (14/01) "İran'ın Dostu, ABD'nin  Müttefiki" başlığı altında ve Nefise Kuhneverd imzasıyla  Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile  yapılan mülakata yer verilmektedir. Irak, PKK-KADEK,  Türkiye-Ermenistan-Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri,  Ankara'nın, Fransa'daki türban yasağına nasıl bakışı,  Kıbrıs ve Türk-Yunan ilişkileri gibi konuların ele  alındığı mülakatta, "AB yolunda bazı reformlar  gerçekleştirmektesiniz..." şeklindeki bir ifadeye karşılık  olarak, Gül'ün, "Söz konusu reformlar AB yolunda  gerçekleşmektedir. Ancak gerçekte AB için değil, Türk  halkının hakkı olduğu için gerçekleşmektedir. AB üyeliği  olmazsa bile, hükümetimiz bu reformları sürdürecektir"  dediği, "Askerler bu reformlara nasıl bakıyorlar? Son  günlerde askerler tekrar bazı itirazlarda bulundular"  şeklindeki bir soruya ise, "Askerler de bizim  vatandaşlarımız. Biz de onları destekliyor, onlarla  gurur duyuyoruz. Onlar ne kadar güçlü olurlarsa,  Türkiye'nin güvenliği o kadar iyi olacaktır. Türkiye,  AB üyeliği yolunda bir ülkedir. Şüphesiz Türkiye'nin  demokratik bir yapıya sahip olması ve siyasi sisteminin  AB standartları çerçevesinde olması gerekir. Bu bağlamda  Türkiye'de çeşitli tartışmalar yaşanabilir. Ancak bazı zamanlar bu konu büyütülüyor. Özellikle de gazetelerde  daha çok tartışılıyor. Avrupa'nın diğer demokratik  ülkelerinde şartlar ne olursa Türkiye'de de aynısı  olacaktır. Hükümet bu konuda kararlı" şeklinde cevap  verdiği kaydedilmektedir. Mülakatta, "Kıbrıs, AB yolunda  sizin için sorun oluşturursa ne yapacaksınız?" şeklindeki  bir soruya da, Gül'ün, "Biz bunu, AB için değil Kıbrıs  halkı için yapmaktayız. Eğer çözüm adil bir çözüm olmazsa,  ne olursa olsun önemli değil, hatta AB bile" dediği  aktarılmaktadır.

          ESKI SAYILAR