ANKARA, 12/02(BYE)---
Yabancı basın-yayın organlarında 11 Şubat 2004 tarihinde
yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine yer verilen haber ve
yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ALMANYA BASINI:
Deutsche Welle
Radyosu'nun Türkçe internet sayfasında (10/02) "Türkiye-AB
İlişkilerinde Kürt Sorunu" başlığı altında ve Sevim Ercan
imzasıyla yer alan bir haberde, Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin
Berlin'de düzenlenen bir toplantıda masaya yatırıldığı
bildirilmektedir. Yeşiller Partisi milletvekili Reinder
Steenblock'ın, "Türkiye Kürt sorununu çözmek zorunda. Bu sorun
kısa sürede mesele olmaktan çıkarılmazsa, geçmişte olduğu gibi
gelecekte de Kürt sorunu Türkiye'ye ayak bağı olur." dediği
belirtilen haberde, "Türkiye'nin AB'ye girişi şans mı yoksa
riziko mu?" konulu toplantıda konuşan Steenblock'ın, özünde
Türkiye'nin AB üyesi olması gerektiğini savunduğu, ancak
"Türkiye-AB" konulu toplantılarda artık hemen hemen hiç
tartışılmayan Kürt meselesini de yeniden gündeme getirdiği ve
Kürt sorununun tam anlamıyla çözümlenmediğini iddia ettiği
kaydedilmektedir. Berlin Avrupa Akademisi'nde yapılan ve büyük
bir kalabalık tarafından izlenen toplantıda Steenblock'ın, uyum
reformlarına değindiği ve Türkiye'de yaşanan olumlu gelişmelerin
gözardı edilmemesi gerektiğini vurguladığı ifade edilen haberde,
AB'nin Türkiye'yi taşıyabileceğine inandığını da anlatan Birlik
90/Yeşiller Partisi'nden Steenblock'ın, Kıbrıs sorununu çözme
konusunda Türkiye'nin samimiyetine de inandığına dikkat
çekerek,"Türkiye değişti. Son yıllarda ülkedeki değişime
bakarsak, pek çok noktada değişim olduğunu kabullenmek zorunda
kalırız. Türkiye daha demokratik bir ülke oldu. Türkiye'de çok
sayıda hukuki değişim hayata geçirildi. İnsan hakları,
azınlıklar hakkı benzeri değişimler gerçekleşti. Burada güzel
bir tablo çizmek istemiyorum. Elbette pek çok hukuk devletinde
olduğu gibi Türkiye'de de söz konusu bu yasaların uygulamaya
konması zorunlu." dediği ve Türkiye'deki olumlu gelişmelere
karşın, Avrupa'da "Peki biz Türkiye'yi hazmedecek kaldıracak
durumda mıyız?" sorusunun sorulmasını yersiz bulduğunu da
sözlerine eklediği aktarılmaktadır. Hıristiyan Sosyal Birlik
Partisi'nden milletvekili Dr. Gerd Müller'in ise, partisinin
Türkiye gibi bir ülkenin dostluğuna değer verdiğinin altını
çizerek, Türkiye'de yaşayan insanlarda AB üyesi hayali
yaratmanın yanlış bir yol olduğunu belirterek, "Türkiye AB'ye
girerse, Doğu Anadolu'da yaşayanların hepsi Almanya'ya ve
Münih'e akın Eder." iddiasında bulunduğu vurgulanmaktadır.
Müller'in, "Avrupa AB'den oluşmuyor. Kanımca biz büyük bir
düşünce hatası yapıyoruz. Birlikte çalışmanın başka yolları da
var. Biz dost kalmayı ve ortak çalışmalarımızın devam etmesini
istiyoruz. Bu nedenle Birlik Partileri özel ve ayrıcalıklı bir
ortak çalışma teklifinde bulunuyor. Ekonomik alanda, savunmada,
güvenlikte, dış politikada ve ayrıca pek çok alanda ortak
çalışmayı Türkiye'nin AB üyesi olmasından daha sağlıklı
buluyoruz." şeklindeki sözlerine yer verilen haberde,
Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi konum ve Türkiye'nin
üyeliğinin AB'ye kazandıracağı avantajların, Siyaset ve Bilim
Vakfı'ndan Dr. Heinz Kramer tarafından ele alındığı ve Kramer'in,
vatandaşlarının çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin çağdaş AB
görüntüsüne olumlu bir katkı sağlayacağını savunduğu
kaydedilmektedir.
Süddeutsche Zeitung'da (11/02) "Verheugen, Avrupa'da
İstikrarsızlığa Karşı Uyarıda Bulunuyor" başlığı altında ve
Daniel Brössler-Stefan Ulrich imzalarıyla yayımlanan bir yazıda,
AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'in,
ısrarla Türkiye'nin AB üyeliğinden yana görüş bildirdiği, fakat
aynı zamanda da, "Genişleyen bir AB'de, yapısal bir zayıflık tüm
açıklığıyla ortaya çıkacaktır." şeklinde de bir itirafta
bulunduğu kaydedilmektedir. Bir de Türkiye'nin üye olması
halinde, Avrupa'nın, kendi kıtasını aşan stratejik bir talebi
olacağını belirten Verheugen'in, "Ortak bir dış politika ve
güvenlik politikası oluşturulmadan bunun nasıl
gerçekleştirileceğini bilmek isterim." dediği belirtilen yazıda,
Verheugen'in, Brüksel'deki karmaşık uygulamalardan dolayı,
bugün bile bazı politik sonuçlara ulaşabilmenin "küçük bir
mucize" olduğunu belirterek, "bu yüzden uygulamaların
basitleştirilmesi ve gereksiz detayların Avrupa Birliği
hukukundan atılması için gelecekteki üyelik müzakerelerinden
yararlanılması gerekiyor." şeklindeki ifadesi aktarılmaktadır.
Süddeutsche Zeitung'da (11/02) "Verheugen: Pek Çok Polonyalı
Yine Almanlardan Korkuyor" başlığı altında ve Daniel Brössler-Stefan
Ulrich imzalarıyla Günther Verheugen ile yapılan mülakata yer
verilmektedir: Mülakatta şu ifadeler yer almaktadır:
"SORU: Avrupa'nın nihai şekline ilişkin nasıl bir vizyonunuz
var?
VERHEUGEN: Bu nihai şekil bana göre, mensup olma iradesine ve
yeteneğine sahip tüm Avrupa halklarını kapsayan bir birliktir.
Bu Avrupa Birliği kendini, sadece bulunduğu kıtadaki istikrarı
sağlayan değil, aynı zamanda küresel ölçüde barışı ve
istikrarlı gelişme için de devreye giren bir dünya gücü olarak
görmelidir.
SORU: Peki bu vizyona Türkiye'nin üyeliği de dahil mi?
VERHEUGEN: Yakın bir tarihte bir karar verilmesi beklenmiyor.
Ancak Almanlara, Türkiye'ye müzakereler çerçevesinde
reformlarını tamamlama şansını tanımalarını öneriyorum. Türkiye
üye olamaz diyenler, aynı zamanda şunu da söylemelidirler:
Türkiye üye olamaz, çünkü Müslüman bir nüfusa sahiptir, çünkü
bizden çok uzaklardadır, çünkü çok farklı bir kültüre dahildir.
Fakat bunlar, Türkiye'nin Avrupa için taşıdığı stratejik önem
nedeniyle vazgeçilmesi gereken itirazlardır.
SORU: Bu önem sizce neleri içeriyor?
VERHEUGEN: Müslüman bir nüfusa sahip olan güçlü bir ülkeyi
Avrupa Birliği'ne dahil etmek, demokrasi, hukuk devleti, insan
hakları ve Batılı değerlerin İslamiyet ile bağdaşabileceğinin
bir kanıtı olması açısından Avrupalıların yararınadır."
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in
(11/02) "Kıbrıs Görüşmeleri, Sonuç Vermeyen İlk Turun Ardından
Devam Edecek" başlığı altında ve Irwin Arief imzasıyla yer
verdiği bir haberde, sonuç vermeyen ilk tur görüşmelerin
ardından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın bir kez daha,
Kıbrıs'ın 1 Mayıs'ta Avrupa Birliği'ne üye olmadan önce, Kıbrıs
Rum ve Kıbrıs Türk taraflarıyla bir anlaşmaya varmaya çalışacağı
belirtilmektedir. Ankara'nın, görüşmelerin mart ayında
başarısızlıkla sonuçlanmasının sorumlusu olarak görülen
Denktaş'a müzakere masasına geri dönmesi için yoğun baskı
yaptığı belirtilen haberde, Türkiye'nin bir anlaşmaya
varılamamasının, Kıbrıslı Türklerin daha fazla tecrit edilmesine
yol açacağından ve Türkiye'nin AB ile katılım müzakerelerine
başlama umutlarına zarar vereceğinden korktuğu kaydedilmektedir.
Haberde, Kıbrıs konusunun çözümünde Avrupa Birliği ve ABD'nin
de bir anlaşmaya varılması için gayret gösterdiği
vurgulanmaktadır.
İTALYA BASINI:
Il Manifesto
gazetesinin (11/02) "Kıbrıs: Yeniden Birleşme İçin Baskılar"
başlığı altında ve Alberto D'Argenzio imzasıyla yayımlanan bir
yorumda, New York'ta başlayan Kıbrıs görüşmeleri gidişatı ve
yeniden birleşme konusundaki baskılar konu edilmektedir.
Türkiye'nin hızlandırılmış müzakerelere başlanmasını istemesinin
altında "derin bir Avrupa arzusunun" yattığı öne sürülen
yorumda, aralık zirvesinde AB'nin 25 üyesiyle (ve dolayısıyla
Kıbrıs'la da) Ankara ile katılım müzakerelerine başlanması için
bir tarih belirleyip belirlemeyeceğine karar vereceği
hatırlatılmakta, şayet mayıs ayına kadar Kıbrıs sorununun
çözülememesi durumunda, Türkiye'nin Birliğe "elveda"
diyebileceği ileri sürülmektedir. Yorumda, Brüksel'in, bu
meyanda, çok önemli bir rol üstleneceği ve AB Komisyonu Başkanı
Prodi'nin, bu konunun bilincinde olduğu ve Birleşmiş Milletler'e
teknik yardımda bulunmayı ve ayrıca da parasal destek sağlamayı,
yani "Bağışta Bulunan Ülkeler Konferansı" düzenlemeyi önerdiği
kaydedilmektedir.
YUNANİSTAN BASINI:
Makedonya Haber
Ajansı'nın (MPE)
internet sayfasında (11/02) "Yunanistan Parlamentosu AB
Genişleme Anlaşmasını Onayladı" başlığı altında ve Natasa Thoma
imzasıyla yer alan bir haberde, Yunanistan Parlamentosu'nun,
Kıbrıs'ın da dahil olduğu 10 yeni ülkenin Avrupa Birliği'ne
katılımını, oy çokluğuyla onayladığı belirtilmektedir. Başbakan
Kostas Simitis'in, bu yılın, Türkiye'nin, Kıbrıs sorununa çözüm
bulunmasına ve Yunan-Türk ilişkilerinin düzelmesine vereceği
katkısının değerlendirileceğinden dolayı, kritik olacağını
belirttiği ifade edilen haberde, Lefkoşa'daki Yeşil Hat'tın,
Ankara'yı Brüksel'den ayırdığını tekrarlayan Simitis'in,
Türkiye'nin sadece Kıbrıs sorununa olumlu katkısı ile
uluslararası sahnede ve AB perspektifinde güçlü bir konuma sahip
olabileceğinin altını çizdiği kaydedilmektedir. Yeni Demokrasi (ND)
Partisi Başkanı Kostas Karamanlis'in, Kıbrıs'ın AB üyeliğinin,
adanın çalkantılı tarihinde çok önemli bir gelişme olduğunu,
ayrıca bunun tüm Hellenizm ve Doğu Akdeniz bölgesi için çok
önemli olduğunu belirttiği kaydedilen haberde, Kıbrıs sorununa
adil ve kalıcı bir çözüm bulunması için Annan Planı'nı ve
Türkiye'nin Avrupa yönelimini desteklediklerini ifade eden
Karamanlis'in, "Uluslararası hukuka, Avrupa ilkelerine ve insan
haklarına saygı yolunda ilerleyecek bir Türkiye istiyoruz. Türk
halkı ile işbirliği ve iyi komşuluk ilişkileri istiyoruz"
şeklindeki ifadesi aktarılmaktadır.