16.02.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

                                           

            ANKARA, 16/02(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  13-15 Şubat 2004 tarihleri arasında yayımlanan Türkiye-AB  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir: 

            ALMANYA BASINI: 

            Süddeutsche Zeitung'da (13/02) "Uluslararası Af  Örgütü Ankara'yı Övüyor" başlığı altında ve Christina  Schlötzer imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Uluslararası Af  Örgütü'nün, Türkiye'yi "şaşırtıcı derecede olumlu"  reformları nedeniyle övdüğü, fakat bunların uygulamaya  geçirilmesinde eksiklikler olduğunu belirttiği  kaydedilmektedir. Uluslararası Af Örgütü Almanya Bürosu  Genel Sekreteri Barbara Lochbihler'in, Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan ile yaptığı bir görüşmenin ardından verdiği  demeçte, "Reformlar ciddiye alınmalıdır." diyerek,  Türkiye'de, engellemeleriyle "hükümetin zafiyetinden  yararlanmak isteyen" güçlü karşıt grupların bulunduğunu  belirttiği ifade edilen yazıda, Türkiye'yi ziyaret ederek  Türk yetkililer ile görüşmelerde bulunan Barbara  Lochbihler'in, insan hakları şikayetleri için bağımsız bir   izleme merkezi kurulmasını talep ederek, Türkiye'de hala,   devam eden davalara rağmen polislerin görevden  uzaklaştırılmadıkları vakaların olduğunu bildirdiği  kaydedilmektedir. Lochbihler'in, aralık ayında AB'nin  Türkiye'ye üyelik müzakereleri konusunda evet demesi  gerekip gerekmediğine ilişkin bir soruyu, Türkiye'deki  reform politikasının desteklenmesi gerektiği şeklinde  yanıtladığı belirtilen yazıda, AB'nin Türkiye'yi  reddetmesinin, ülkedeki gerici çevreleri yeniden harekete  geçirebileceğini belirten Lochbihler'in, bunu bilinçli olarak,  CDU lideri Angela Merkel'in Türkiye'de yapacağı ziyaret  öncesinde dile getirdiğini vurguladığı ve CDU'nun,  Türkiye'nin AB üyeliği müzakerelerine karşı olduğunu   açıkladığı hatırlatılmaktadır.

            Kölner Stadt Anzeiger gazetesinin internet sayfasında  (13/02) "Türkiye'nin AB Üyeliği Tartışmalarına Eleştiri"  başlığı altında ve Thomas Agthe imzasıyla yer alan bir  yazıda, Bilim ve Siyaset Vakfı AB Dış İlişkileri Araştırma   Grubu Başkanı Heinz Kramer'in, Türkiye'nin AB üyeliğine  yönelik tartışmaların, İslamın dışlanması çabası olarak   algılanabileceği uyarısında bulunduğu belirtilmektedir.  Türk-Alman Toplumu'nun Bonn'da düzenlediği bir toplantıda  konuşan Kramer'in, Türkiye'nin AB'ye entegre olup olmaması  gerektiğine yönelik artan tartışmalar üzerine uyarılarda  bulunduğu ve yıl sonuna kadar artık sadece, Türkiye'yle  üyelik müzakerelerine ne zaman başlanabileceği sorusunun  gündeme gelmesi gerektiğini dile getirerek, buna rağmen  Alman siyasetçilerin, İslam dünyasını dışlama çabası   olarak yorumlanabilecek tehlikeli bir tartışma ortamı   yarattıklarını vurguladığı kaydedilen yazıda, Kramer'in  görüşüne göre, Türkiye'nin üyeliğine karşı olanların  gizlice Batı'nın İslamdan kopmasına uğraştıkları ifade  edilmektedir. Bunların öne sürdükleri argümanların kabul  edilmesinin AB açısından vahim sonuçlar doğuracağını  belirten Kramer'in, küresel dünyada kendini Batılı  değerlerin kalesi olarak gören bir AB'nin, gelecek şansının  olmadığı görüşünde olduğuna işaret edilen yazıda, Kramer'in  ayrıca, AB'nin Türkiye'ye kapısını nereye kadar açması  gerektiği sorusu üzerindeki temel tartışmaların şu ana kadar  yapılmış ve sona erdirilmiş olması gerektiğini de belirttiği vurgulanmaktadır. Türkiye-AB ilişkileri uzmanı Kramer'in,  üyelik müzakerelerine başlama kriterlerini yerine getirmek  için, Türk hükümetinin  büyük emek sarfederek  gerçekleştirdiği reformlara dikkat çekerek, Türkiye'deki  reform çabalarının en büyük muhalifinin mevcut adli makamlar  olduğunu belirttiği kaydedilen yazıda, Türkiye'yle üyelik  müzakerelerine başlamanın yeniden reddedilmesinin Türkiye'de  ağır sonuçlar doğuracağını düşünen Kramer'in, "orada yaşayan Müslümanların, bunu bir çeşit savaş ilanı olarak algılayacağı  ve reforma istekli hükümetin ayağının altındaki zeminin  kayacağı" şeklindeki görüşlerine yer verilmektedir.  

            FRANSA BASINI:  

            AFP'nin (14/02) "Kıbrıs Görüşmeleri... Türkiye, AB'nin  Rolünü Ödüllendirdiğini Görmeyi Umuyor" başlığı altında ve  Sibel Utku imzasıyla yer verdiği haberde, Türkiye'nin,  Kıbrıs'ın yeniden birleştirilmesini hedefleyen görüşmelerin  yeniden başlamasıyla diplomatik bir zafer kazandığı görüşünde  olduğu ve bunun da, ülkenin AB'ye girişini kolaylaştırmasını  umduğu belirtilmektedir. Ankara'nın, adanın iki tarafı  arasındaki görüşmelerin yeniden başlaması için daha önce  görülmemiş bir çaba sarfettiği belirtilen haberde, AB'nin,  AB'ye giriş tarihi olan 1 Mayıs'tan önce Kıbrıs'ın   birleşmemesi halinde, Birliğe üye olma şansının tehlikeye   gireceği yolunda Türkiye'yi daha önce uyardığı hatırlatılmakta  ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal'in, New York'ta  Anadolu Ajansı'nın sorularına verdiği yanıtta, "Şu anda  başlamış olan görüşmeler, Türkiye'yi AB üyeliğine götürecek  bir süreçtir." dediği aktarılmaktadır. 

            İNGİLTERE BASINI: 

            The Guardian gazetesinin internet sayfasında (13/02)  "Uluslararası Af Örgütü Türkiye'de Reform Çağrısında  Bulunuyor" başlığı altında ve Helena Smith imzasıyla yer alan  makalede, Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri İrene  Khan'ın, Ankara'nın, Avrupa Birliği'nin katılım şartlarını  karşılama çabalarına rağmen, Türkiye'deki insan hakları  savunucularının kötü muamele gördüğünü söylediği  belirtilmektedir. Uluslararası Af Örgütü tarafından, Başbakan  Recep Tayyip Erdoğan'dan, polis, yargı ve devlet memurlarının  reformları uygulamasını sağlayarak insan hakları ihlallerine  son vermesinin istendiği belirtilen makalede, Khan'ın,  "Kapsamlı bir yapısal reform olmadıkça, yasal reformlar etkin   ya da sürdürülebilir olmaz." dediği ifade edilmektedir.   Türkiye'nin AB'nin dikte ettiği reformları uygularken   şiddet olaylarının yükselişe geçtiğini ileri süren Khan'ın,   "Eski kanunlar kaldırılırken, insan hakları savunucularının  faaliyetlerini engellemek için yeni yollar bulundu. Yasal   reformlar yapısal reformları öngören güçlü bir programla   desteklenmezse hükümetin çabalarının sabote olma riski var."   dediği aktarılan makalede, Khan'ın, Türkiye'nin Avrupa  Birliği'ne girme isteğinin insan hakları konusunda ilerleme  kaydedilmesi için "eşşiz bir ivme" oluşturduğunu kabul  ettiği, ancak "İslamcılar 'işkenceye karşı sıfır hoşgörü'  politikasını açıklarken, aykırı görüşler ifade edenler hala  kötü muameleye açık durumdalar." görüşünde olduğu  belirtilmektedir.

            Aynı haber, Reuter'de de yer almaktadır. 

            LÜBNAN BASINI: 

            El Mustakbel gazetesinde (12/02) "Kıbrıs Sorunu Bir  30 Yıl Daha Bekleyemez" başlığı altında ve Khairallah  Khairallah imzasıyla yayımlanan bir makalede, Türkiye'nin,  AB üyesi olabilmek için Kıbrıs sorununu çözmesi  gerektiğinin farkında olduğu belirtilmektedir. Türk ve Rum   tarafları arasındaki ekonomik gelişmişlik düzeyindeki  farklılığın, adanın birleşmesi fikrini güçlendirdiği ve    Türkiye'nin, Kıbrıs'tan askerini çekmesinin kendisini AB'ye   bağlayacağını anladığı ifade edilen makalede, Kıbrıs sorunu  çözüm için bir 30 yıl daha bekleyemeyeceği vurgulanmakta ve    Türkiye'nin AB üyeliğinin önünde engel olan bu meseleyi   halletmek için uluslararası iradenin mevcut olduğu, sorun   çözümlendiğinde Türkiye'nin, Doğu ile Batı arasında bir köprü   olacağına dikkat çekilmektedir. Kıbrıs'ın 1974'ten bu yana,  bölünmüş durumda olduğu hatırlatılan makalede, BM Genel  Sekreteri Kofi Annan'ın planını ilk aşamada reddeden Rauf  Denktaş'ın planı bu kez kabul edeceğinin anlaşıldığı,  Türkiye'nin de AB'ye üye olmak istiyorsa, Annan planını  kabul etmesi gerektiğine işaret edilmektedir. Türkiye'nin,  ABD ve NATO için Soğuk Savaş sırasında önemli bir ülke  olduğu, mevcut koşullarda, Avrupa ile işbirliği yapmazsa  stratejik önemini yitireceği vurgulanan makalede,  Türkiye'nin, Kıbrıs'ta asker bulundurmasının bir anlamı  olmadığını, tam tersine ordusunu Kıbrıs'tan çekmesinin bu  ülkeyi Avrupa'ya bağlayacağını anladığı ifade edilmektedir. 

 

          ESKI SAYILAR