ANKARA, 24/02(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 23
Şubat 2004 tarihinde arasında yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine
yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
AP'nin
(23/02) "Schröder, Kriterleri Yerine Getirmesi Halinde
Türkiye'yi AB Konusunda Destekleyeceğine Dair Güvence Verdi"
başlığı altında ve Selcan Hacaoğlu imzasıyla yer verdiği bir
haberde, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in, Türkiye'nin
reformları ve siyasi kriterleri yerine getirmesi durumunda
Almanya'nın, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlaması
için destek vereceğine dair güvence verdiği belirtilmektedir.
Türkiye'nin, bu yılın sonuna kadar AB üyeliği müzakerelerine
başlamak için Avrupalı liderlerin bir tarih belirleyeceğini ümit
ettiği, üyelik şansını artırmak için ölüm cezasını kaldırmak ve
Türkiye'deki Kürtlere daha fazla hak tanımak da dahil olmak
üzere bir kısım reformları yasalaştırdığı hatırlatılan haberde,
Schröder'in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği
görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında,
"Türkiye'deki reform süreci doğru yolda." dediği ve AB
Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günther Verheugen'e
göndermede bulunarak, "Türkiye kesinlikle Almanya'nın desteğine
itimat edebilir. Şayet Verheugen bizim düşüncemizi sorarsa
söyleriz ve bu düşüncemizin olumlu olacağı da çok açık. Oyumuz,
koşullar yerine getirildiğinde, müzakerelerin en kısa sürede
başlatılması yönünde olacak" şeklinde ifadesine yer
verilmektedir. Almanya'nın, "Türkiye'nin reformları
uygulamasına yardımcı olmaya hazır" olduğunu söyleyen Schröder'in,
"Türkiye'nin İslami değerlerinin Avrupa Birliği değerleriyle
birleşmesi, hem Türkiye'deki demokrasiye hem de bölgedeki
istikrara katkı sağlayacaktır. Türkiye'nin AB üyeliğinin bölgeye
getireceği istikrara zarar veremeyiz." dediği belirtilen
haberde, Türkiye'nin uzun süreden beri istediği tam üyelik
hedefine ulaşmak için reformları tam olarak yerine getirmeye söz
veren Başbakan Erdoğan'ın, "Yasal reformları etkili bir şekilde
yerine getirmek için kararlılığımızı vurguladık. Reformlar
kesinlikle yerine getirilecek, hükümetin gücü var ve bunu
gerçekleştirecek." dediği aktarılmaktadır.
ALMANYA BASINI:
Die Welt
gazetesinde (23/02) "Türkler" başlığı altında ve Andrea Seibel
imzasıyla yayımlanan bir yorumda şöyle denilmektedir:
"Cumhurbaşkanı Rau, görev süresinin bitimine birkaç hafta kala,
sergilediği ihtiyatlı tutumun faydalı olabileceğini gösteriyor:
Başbakan Gerhard Schröder Türkiye'nin AB üyeliğinden yana görüş
bildirirken, Rau -AB'nin bu yıl içerisinde müzakerelerin
başlatılması konusunda karar alacağını bilmesine rağmen- bu tür
açıklamaları çok erken buluyor. Rau, -reformları
gerçekleştirmekteki başarılarına rağmen- Türk toplumunun,
günlük yaşamda gerçekten demokratikleştiğine dair kanıtı henüz
ortaya koymadığı kanısında. Türkiye'nin AB üyeliğine karşı
olanların birçoğunun muhalefet cephesinde yer alıyor olması,
Cumhurbaşkanı'nın sosyal demokrat çevrelerde Türkiye'nin
üyeliğine şüpheyle yaklaşanları yatıştırmak istediği gerçeğini
de unutturmamalıdır. Doğuya genişleme kapıda dururken,
Türkiye'nin talebi, Avrupa siyasi çevreleri ile kamuoyunu,
ekonomik ve siyasi açıdan olduğu kadar manevi olarak da
zorluyor. Yani, yeni bir erteleme ihtimal dışı değildir."
Süddeutsche Zeitung'da (21/02) "Türkiye'nin Katılımı, Avrupa
Siyasi Birliğinin Sonu Olur" başlığı altında ve Sebastian Beck
imzasıyla Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı
Edmund Stoiber ile yapılan mülakata yer verilmektedir: Mülakatta
şu ifadeler yer almaktadır:
"SORU: Türkiye'ye katılım müzakereleri şansı verilmesine neden
karşı çıkıyorsunuz?
STOİBER: Bu, hem Alman halkına hem de Türk halkına verilecek
yanlış bir sinyal olacağı için. Avrupa Birliği'ni çok büyük bir
hızla genişlettik. Şimdi, Avrupa ortalamasının çok altında gayrı
safi milli hasılaya sahip 10 yeni üye ülkeyi entegre etmek
zorundayız. Bu, AB için tamamen yeni bir durum.
SORU: Türkiye demokratikleşme konusunda büyük ilerlemeler
kaydetti. AB konusunda verilecek ilkesel bir 'hayır' cevabı,
reformculara vurulmuş ağır bir darbe olacaktır.
STOİBER: Ben öyle düşünmüyorum. Schröder, Türkiye'nin
demokratikleştirilmesinin AB üyeliği aracılığıyla
sağlamlaştırılacağını ve bu şekilde İslam dünyasının geri kalan
kısmına iyi bir örnek sunulacağını söylüyor. Bu, ilk bakışta
mantıklı gibi görünüyor. Ancak bu hedef, AB'nin entegrasyon
kabiliyetiyle çelişiyor. Eğer siyasi bir Birlik istiyorsak, çok
büyük ölçüde entegrasyona ihtiyacımız olacaktır. Bu, muazzam bir
güç harcamayı gerektirmektedir, ancak buna ilişkin ayrıntılar
Federal Hükümeti ilgilendirmiyor. Karar verilmeli: Türkiye AB'ye
alınırsa, Avrupa siyasi birliği vizyonu sona erer. Avrupa o
zaman siyasi gücü olmayan bir serbest ticaret bölgesi haline
gelir.
SORU: Angela Merkel Ankara'da imtiyazlı ortaklık önerdi. Bu
ortaklık nasıl bir şey olabilir?
STOİBER: Bizler Hıristiyan Birlik partileri olarak AB üyeliğine
"hayır" demekle kalmamalı, imtiyazlı ortaklık kavramını içerikle
doldurmalıyız. En geç 2006 yılında hükümet sorumluluğunu
üstleneceğimiz için, Avrupa'daki diğer muhafazakar hükümetlere
ve partilere de şimdi bu öneriyi sunmalıyız."
Der Spiegel dergisinde (21/02) "Avrupa Birliği... CDU'lu
Belediye Başkanları Türkiye'nin Katılımından Yana" başlığı
altında yayımlanan bir yazıda, çok sayıda CDU'lu Büyükşehir
Belediye Başkanı'nın, Parti Genel Başkanı Angela Merkel'in
Türkiye politikasını eleştirdiği belirtilmektedir. CDU Genel
Başkanı Merkel'in, geçtiğimiz hafta Türkiye ziyareti sırasında,
Türklere AB üyeliği yerine "imtiyazlı ortaklık" teklif ettiği
hatırlatılan yazıda, CDU'lu Gelsenkirchen Büyükşehir Belediye
Başkanı Oliver Wittke'nin ise, konuya ilişkin olarak,
"Türkiye'nin AB'ye üyeliğini kesin olarak ihtimal dışı
tutmamalıyız." dediği ifade edilmektedir. Türkiye'nin AB'ye
katılımının iç ve dış politika açısından anlamlı olduğunu
belirten Wittke'nin, "AB, İslamiyet ile demokrasinin
birbirleriyle çelişmediklerini kanıtlamak zorunda" şeklinde
konuştuğu, Hamburg Birinci Belediye Başkanı Ole von Beust'ın da,
Türkiye'nin katılımının ilkesel olarak reddedilmemesi
gerektiğini vurgulayarak, "Bu katılım, AB'ye avantajlar
sunacaktır. Örneğin ekonomiye, Türkiye üzerinden Müslüman
ülkelere ulaşma kapısını açacaktır." dediği ifade edilen
yazıda, Köln ve Stuttgart Büyükşehir Belediye Başkanları Fritz
Schramma ve Wolfgang Schuster'in ise, "imtiyazlı ortaklığı" olsa
olsa bir ara adım olarak gördükleri belirtilmekte ve Schuster'in,
"Türklere AB kapısı kapanmamalıdır." uyarısında bulunduğu
kaydedilmektedir.
Frankfurter Allgemeine Zeitung'da (23/02) "Schröder
Türkiye'nin Üyelik Arzusunu Destekliyor" başlığı altında
yayımlanan bir yazıda, Türkiye'nin gelecekte AB'ye tam üyelik
seçeneğini tekrarlayan Başbakan Schröder'in, Hürriyet gazetesine
verdiği demeçte, CDU Başkanı Merkel'in Türkiye için önerdiği
"ayrıcalıklı ortaklık" modelini de reddettiği belirtilmektedir.
Diğer adaylar için geçerli olan kriterlerin Türkiye için de
geçerli olması gerektiğini belirten Schröder'in, 2002'deki
Kopenhag kararına işaret ederek, "Türkiye demokratik kriterleri
yerine getirirse, yani demokrasi ve hukuk devletini güvence
altına alır, insan haklarına riayet eder ve azınlıkları korursa,
o zaman müzakereler başlayabilir." dediği ifade edilen yazıda,
Cumhurbaşkanı Rau'nun ise, Schröder'in aksine, dikkatli
olunması uyarısında bulunduğu kaydedilmektedir. AB üyeliği
konusunu tartışmak için çok erken olduğunu belirten Rau'nun,
Türkiye'nin AB'ye, din ve basın özgürlüğünü ya da işkencenin
mahkum edilmesini sadece Meclis kararlarıyla değil günlük
hayatta da uygulaması halinde alınabileceğini söyleyerek, "Bu
da yıllarca sürer." dediği aktarılmaktadır.
Der Spiegel dergisinde (21/02) "Türkiye Anketi" başlığı
altında yayımlanan bir yazıda, Türkiye'nin AB üyeliği hakkında
yapılan bir kamuoyu yoklamasının sonuçlarına yer verilmektedir:
"SORU: Türkiye, Avrupa Birliği'ne üyelik başvurusunda bulunuyor.
Sizce Türkiye orta ve uzun vadede AB'ye alınmalı mı?
CEVAPLAR: Evet: yüzde 54, Hayır: yüzde 37
Partilere Göre: SPD-Evet: yüzde 63, Hayır: yüzde 31 CDU/CSU-Evet:
yüzde 55, Hayır: yüzde 38 Yeşiller-Evet: yüzde 86, Hayır: yüzde
14 FDP-Evet: yüzde 55, Hayır: yüzde 43
SORU: Türkiye'nin muhtemel AB katılımı, Avrupa seçimlerinde
kampanya malzemesi yapılmalı mıdır?
CEVAPLAR: Evet: yüzde 23, Hayır: yüzde 69
Bu
anket, TNS Infratest kamuoyu araştırma şirketi tarafından 'Der
Spiegel' adına 16/17 Şubat tarihlerinde yaklaşık bin kişiye soru
yöneltilerek yapılmıştır. 'Evet' ve 'Hayır' oranlarının toplamı
ile yüzde 100 arasındaki fark, 'Bilmiyorum/Cevap yok' seçeneğine
ait orandır."
Berliner Zeitung'da (23/02) "Türkiye'nin Bir Avrupa
Perspektifine İhtiyacı Var" başlığı altında ve Thorsten Knuf-Bettina
Vestring imzalarıyla Alman Sendikaları Birliği (DGB) Başkanı
Michael Sommer ile yapılan mülakata yer verilmektedir. Mülakatta
sorular ve cevaplar şöyledir:
"SORU: Sayın Sommer, Başbakan Schröder pazartesi günü siyasi
görüşmeler için Ankara'da bekleniyor. Kendisi Türkiye'ye, yıl
sonunda AB ile katılım müzakerelerinin başlatılması için bir
tarih verilmesinde ısrar ediyor. Sendikalar da bundan yana mı?
CEVAP: Evet. Bu bir inandırıcılık meselesidir. Türkiye'ye 40 yıl
boyunca AB üyeliği ümidi verip şimdi de, "Bu, bir nisan
şakasıydı" diyemeyiz.
SORU: Türkiye AB üyeliği için hazır mı?
CEVAP: Her halükarda, üyeliğin çabuk gerçekleşeceği yönünde
tartışacak kadar değil. Fakat bu, Türkiye'ye katılım
müzakerelerinin başlatılması için tarih verilmemesi gerektiği
anlamına gelmiyor. Hiç kimse müzakerelerin gerçekten bir
üyelikle sonuçlanıp sonuçlanmayacağını söyleyemez. Fakat Türkiye
günün birinde istikrarlı bir demokrasi ve işleyen bir piyasa
ekonomisine sahip olduğunda, ülkede Avrupa standartları geçerli
olduğunda üyelik verilmesi kaçınılmaz olacaktır.
SORU: Siz Türkiye'nin ne zaman üye olabileceğini düşünüyorsunuz?
Acaba 2015 civarında olabilir mi?
CEVAP: Gayet olasıdır. Ancak, aynı Doğu Avrupalılar örneğinde
olduğu gibi, serbest dolaşım için geçiş süreci konulmasının
gerekli olup olmayacağına bakılması gerekir."
AVUSTURYA BASINI:
Der Standard
gazetesinde (23/02) "AB Üyesi Kıbrıs... Birleşmiş Olarak Çıkmaz
Sokakta Mı?" başlığı altında ve Erhard Stackl imzasıyla
yayımlanan bir yazıda, Yunanlı Avrupa Parlamenteri Dimitris
Tsatsos'un, şu sıralar Kıbrıslı Rumlar ile Türklerin önde gelen
temsilcilerinin üzerinde görüştükleri Kıbrıs'ın yeniden
birleşmesi konusundaki BM planının "çıkmaz sokağa"
girebileceğini belirttiği kaydedilmektedir. AB düzeyinde
(Kıbrıs'ta barış gibi) siyasi bir amaca erişmek için, bazı
prensiplerin yumuşatılması gerektiğini, çünkü yerleşme
özgürlüğünün geçici bir süre için tam geçerli olmaması
gerektiğini, birleşme sağlanamazsa AB yasalarının kuzeydeki Türk
kesiminde geçerli olmayacağını söyleyen Tsatsos'un, birliklerini
Kıbrıs'ta konuşlandırdığı sürece Türkiye'ye "AB kapısının
kapalı" kalacağını vurguladığı ifade edilen yazıda, Tsatsos'un,
Yunanistan'ın prensipte, savunma giderlerinin azaltılması gibi
avantajlardan dolayı Türkiye'nin AB'ye katılımından yana
olduğunu söyleyerek, ancak bunun için hukukun üstünlüğü ve
demokrasi gibi Avrupa değerlerine yalnızca kağıt üzerinde
değil, "anayasa gerçeğinde" de uyulmasının şart olduğunu
belirttiği vurgulanmaktadır.
Der Standard gazetesinde (21/02) "Başbakan Schüssel ile
Macaristan Başbakanı Medgyessy'nin Avrupa Hayalleri" başlığı
altında ve Andras Szigetvari imzasıyla yayımlanan yazının
Türkiye ile ilgili bölümünde, Başbakan Wolfgang Schüssel'in,
Raiffeisen Bankası'nın Viyana'da düzenlediği "Büyük Bir Avrupa
Birliği'nin Getireceği Fırsat ve Riskler" adlı konferansta,
Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunda iki muhtemel çözüm önerdiği
-Alman CDU lideri Angela Merkel'in de kısa süre önce önerdiği
gibi bir "imtiyazlı ortaklık" ya da "eksi tam üyelik"-
belirtilmektedir. Yazıda, Schüssel'in, "eksi"nin, iş gücü
dolaşımında ve tarım sübvansiyonlarında sınırlamalar anlamına
geldiğini sözlerine eklediği kaydedilmektedir.
FRANSA BASINI:
AFP'nin
(23/02) "Schröder, Ankara Yönetiminin AB Yolundaki Çabalarına
Destek Veriyor" başlığı altında ve Burak Akıncı imzasıyla yer
verdiği bir haberde, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in, Türk
Hükümeti'nin de arzu ettiği gibi, üyelik müzakerelerine 2004
yılının sonunda başlanması ihtimalinin yüksek olduğunu ifade
ederek, Türkiye'nin AB yolundaki çabalarını desteklediğini
açıkladığı belirtilmektedir. Schröder'in, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen basın
toplantısında, "AB'ye girmek için, reform süreci sayesinde
Türkiye doğru yolu buldu ve ilerliyor." dediği belirtilen
haberde, Schröder'e göre, Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ne
uyum sağlamak amacıyla demokrasi ve insan hakları alanlarında
gerçekleştirdiği reformların, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye ile
bu yılın sonunda adaylık müzakerelerine başlanması için olumlu
fikir beyan etmesini sağlayacağı ifade edilmektedir. Schröder'in,
Türkiye'nin Almanya'nın desteğine güvenebileceğini belirttiği
kaydedilen haberde, Schröder'in desteğinden bu sefer tam
anlamıyla tatmin olan Başbakan Erdoğan'ın, hükümetinin,
reformların uygulanmasında da büyük çaba sarfedeceğini
belirttiği ve "Türkiye, AB'nin öngördüğü siyasi kriterleri büyük
ölçüde yerine getirdi. Yılın sonunda büyük bir güven duyarak
olumlu bir cevap verilmesini bekliyoruz." dediği, Kıbrıs
konusunda Erdoğan'ın yapıcı çabalarını memnuniyetle
karşıladığını ve bu çabaların devam ettirilmesinin aralık
ayında Türkiye ile ilgili alınacak olan karara yardımcı
olacağının da altını çizdiği kaydedilmektedir.
İNGİLTERE BASINI:
Reuter'in
(23/02) "Schröder, Türkiye'nin AB Üyeliğini ve Kıbrıs
Görüşmelerindeki Çabalarını Destekliyor" başlığı altında ve
Gareth Jones imzasıyla yer verdiği bir haberde, bazı
diplomatların açıklamalarına göre Almanya Başbakanı Gerhard
Schröder'in, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olma çabalarını
ve Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi görüşmelerinde Türkiye'nin
yardımlarını desteklediği belirtilmektedir. Schröder'in,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde, Türkiye reform
programına devam ettiği müddetçe kendisin aralık ayındaki
zirvede Türkiye ile görüşmelere başlanması için tarih
verilmesini desteklediğine dair görüşlerini bildirmesinin
beklendiği ifade edilen haberde, Almanya'nın Türkiye Büyükelçisi
Wolf-Ruthart Born'un gazetecilere yaptığı açıklamada,
"Türkiye'nin AB'ye üye olmasından Almanya'dan daha fazla
yararlanacak başka bir ülke yoktur." dediği ve ayrıca
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmasının Orta Doğu'nun
modernleşmesini destekleyeceğini ve Müslüman ve Hıristiyan
dünyası arasındaki kültürel ayrılıkların kapanmasına da yardımcı
olacağına inandığını belirttiği kaydedilmektedir. Haberde,
Born'un ayrıca, Schröder'in Türkiye'nin Kıbrıs görüşmelerindeki
çabalarını da takdir ettiğini belirterek, "Kıbrıs'ta başarıya
ulaşılması Türkiye'nin AB üyeliği umutları üzerinde olumlu
etkilere neden olabilir" dediği aktarılmaktadır.
YUNANİSTAN BASINI:
İmerisia
gazetesinde (21/02) "Kıbrıs Meselesinin Çözümlenmesi Konusu
Türkiye İçin Sınavdır" başlığı altında ve Meri Savva imzasıyla
yayımlanan bir yorumda, AB Komisyonu tarafından hazırlanan ve
mart ayında onaylanması beklenen raporda, Kıbrıs meselesiyle
ilgili bir anlaşmaya varılamaması halinde, bu gelişmenin,
Türkiye'nin Avrupa yönelimi için büyük bir engel
oluşturabileceği yönünde bir değerlendirmenin yer aldığı
belirtilmektedir. Dış Konular Komisyonu düzeyinde görüşülen
raporda Kıbrıs meselesinin, Türkiye'nin AB üyeliği için bir
şart olmamasına rağmen, AB yolunda çok ciddi bir engel olarak
gösterildiği ve Türkiye'nin Avrupa iradesi için siyasi bir test
niteliği taşıdığı ifade edilen yorumda, Lüksembourglu AB
Parlamenteri Jacques Poos tarafından hazırlanan metinde,
Ankara'nın, sorunun önemini kavraması ümidinin dile getirildiği,
hatta AB üyesi bir devletin askeri işgalinin, Kıbrıs gemilerinin
boykot edilmesi ve Kıbrıs hava sahasının tanınmaması gibi
belirli konulardan söz edildiği ve bunların hallolmasıyla,
Avrupalıların Türkiye'nin AB üyeliğini olası görebileceklerinin
belirtildiği kaydedilmektedir.