25.02.2004

   

Anasayfa

e-posta


 

                                      

                 ANKARA, 25/02(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  24 Şubat 2004 tarihinde yayımlanan Türkiye-AB ilişkilerine  yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:

            ALMANYA BASINI:

            Die Welt gazetesinin (24/02) "Farklı Şeyler Oluyor"   başlığı altında Andreas Middel-Nicolaus Blome imzasıyla   yayımladığı makalede şöyle denilmektedir: "Daha beş yıl bile  olmadı. 1999 yazında, o dönemde yeni kurulan AB Komisyonu'nun  Başkanı Romano Prodi'nin bir yardımcısı, küçük bir grubun  katıldığı toplantıda haritaları göstererek, Brüksel'in  'Türkiye sorunundan' nasıl kurtulacağına ilişkin oldukça  sinsi ve bu yüzden de bir şekilde inandırıcı bir plan yaptı.  Evet, 1999'da Türkiye'ye resmen üye adayı statüsü verilecek,  fakat daha sonra içi giderek daha zor ödevlerle doldurulacak  ve yıllar böylece geçip gidecekti. Sonunda bu hesaba göre,  Türk hükümeti de, tüm AB hükümet ve devlet başkanlarının  gizliden gizliye ne düşündüklerini farkedecekti: 'Tam üye  olmadan daha iyi gideceklerini anlayacakları için günün  birinde havluyu atacaktı.' Bu yüzden AB'nin, 1997'de Başbakan  Helmut Kohl'ün kapıyı çarpıp çıktığı ve ardından da 'Hristiyan  Kulübü' sözünün dilden dile dolaştığı, bunun üzerine Türkiye'nin  fazlasıyla rencide olarak tepki gösterdiği dönemdeki gibi,   dürüst bir tartışma yapmasına gerek yoktu. Şimdi ise farklı  şeyler oluyor, hem de çok farklı şeyler. Türkiye havluyu  atmadı, tam tersine kayda değer reformlar gerçekleştirdi. Üye  devletler arasında çoğunluğun, Türkiye'nin üyeliğe kabulünden  yana olduğu gözleniyor ve bunun başını da, CDU lideri Merkel'in  tüm çabalarına rağmen muhalefetin ortak bir çizgiyle karşı  koyamadığı Kırmızı-Yeşiller hükümeti çekiyor. Bir sonraki AB  komisyon başkanı da, Türkiye ile katılım müzakerelerini  yürütmek zorunda kalacak."

            Nürnberger Zeitung'un internet sayfasında (24/02) "AB  Sınırı Suriye Mi Olacak?" başlığı ve Martin Schabenstiel   imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yer verdiği yazıda,  istenilenle yapılabilen arasında bazen dünya kadar mesafe  olabileceğini CDU lideri Angela Merkel kadar Şansölye   Schröder'in de bildiği, ikisinin de, Türkiye'nin AB  üyeliğinin yakın bir zamanda gerçekleşmeyeceğinin bilincinde  olduğu ifade edilmekte ve "Bunun İslam'la bir ilgisi yok.  Ankara Hristiyanlığı devletin resmi dini yapsa dahi AB, doğu genişlemesinin getirdiği gündemdeki yükün yanı sıra 20 milyon  Anadolu çiftçisine sübvansiyonuyla gücünü çok aşmış olur.  Merkel'in aksine Schröder, Ankara ziyaretinde, yapılabilir  konular üzerinde uzun süre durmadı, daha çok Türkiye'nin AB  üyesi olması isteğini dile getirdi. AB'nin Boğaz'ı geçmesi  halinde Avrupa'nın güvenliğinin artacağını belirtti. Bu şu  anlama geliyor: Türkiye militan İslamcılığa karşı AB'nin uç  karakolu olacak. Eğer Şansölye Avrupalılara bunun dışında  başka yararları da sıralayamazsa, bu argümanın durumu kötü.  Türkiye'nin üyeliğiyle AB'nin Orta Asya'daki kriz bölgelerine  güvenlik mesafesinin ortadan kalkacağı çok daha gerçekçidir.  AB sınırlarının haydut devlet Suriye, Irak Kürt bölgelerine  ve Kafkasya'daki kronik huzursuzluklara dayanması, 'güvenliğin  artacağı' argümanıyla çok zor izah edilebilir" denilmektedir.

            AVUSTURYA BASINI:

            Der Standard gazetesinin (24/02) "AB Hoşgeldin Demiyor"  başlığı altında Jörg Wojahn imzasıyla yayımladığı yorumda şöyle denilmektedir: "25 üyeli AB'nin, iş gücünün serbest dolaşımı  konusunda yaşanan düş kırıklığından ders alması gerekir: İki  yüzlülük cezasız kalmaz. Son günlerde Almanya'nın Türkiye'ye  verdiği AB'ye katılım vaatleri gözönünde bulundurulacak olursa,   bunun ne kadar vurgulanması gerektiği ortaya çıkıyor. Başbakan  Gerhard Schröder, şimdiye kadarki AB genişlemesine bile ancak  kendini iş arayanlardan koruyacak bir çit çektikten sonra izin  verirken, yoğun nüfuslu Türkiye'nin AB'ye tam üye olarak katılımını vatandaşlarına nasıl anlatacak? Peki ya bulvar basınının anti-Roma kampanyası karşısında boynunu büken Tony Blair, İngilizlere  Ankara'yı desteklediğini nasıl açıklayacak?”

           

            AZERBAYCAN BASINI:

            Ekspress gazetesinin (24/02) "Schröder Türkiye'de" başlığı  ve Huraman imzasıyla yayımladığı haberde, Almanya Başbakanı  Gerhard Schröder'in Başbakan Erdoğan'la yaptığı görüşmede,  Almanya'nın, AB üyeliği konusunda Türkiye'ye yardım edeceğini  belirttiği ve Türkiye'nin AB üyeliğini açıkça desteklediği ifade edilmektedir. Bu ziyaretten önce de Türkiye'nin AB üyeliğini  desteklediğini ifade etmiş olan Schröder'in Türkiye'nin gerekli  reformları hayata geçirmesi gerektiğini de belirttiği, Türkiye'nin demokrasi, insan hakları ve Kıbrıs sorunlarını çözmesi gerektiğini söyleyerek, "Aksi takdirde AB üyeliği zora girecektir" dediği aktarılmaktadır. Almanya'da 2.5 milyon Türk'ün yaşadığı, bu  süreçte Almanya'da yaşayan Türklerin de önemli bir rol oynadığı  belirtilen haberde, haziran ayında Almanya'da Avrupa Parlamentosu  için yapılacak olan seçimlerde Schröder'in herhangi bir sorunla karşılaşmak istemediğine dikkat çekilmektedir.

            İNGİLTERE BASINI:

            The Financial Times gazetesinin internet sayfasında (24/02)  "Schröder Türkiye'nin AB Üyeliği Müzakerelerine Destek Veriyor"  başlığı altında, Vincent Boland ve Hugh Williamson imzalarıyla   yayımlanan makalede, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in Türkiye ziyareti konu edilmekte, Schröder'in, Avrupa Birliği'nin bu yıl Türkiye'nin üyeliği konusunda tarih belirlenip belirlenmeyeceği  konusunda karar vereceği zaman, Türkiye'nin Berlin'in desteğine güvenebileceğini söyleyerek, Ankara'nın AB'ye katılım isteğine  güçlü bir destek verdiği belirtilmektedir. Schröder'in  açıklamalarının Türk yetkilileri memnun ettiği, çünkü bazı  Türk yetkililerin Almanya'dan tam destek alacaklarından şüpheli  oldukları ifade edilen makalede, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın,  ülkesinin AB üyeliği için gerekli siyasi ve sosyal kriterleri  yerine getirmek amacıyla her şeyi yaptığını söylediği,  Türkiye'nin aralık ayındaki AB zirvesinden beklentisinin  katılım için kesin bir tarih almak değil, katılım müzakerelerine  başlamak için bir tarih almak olduğunu belirttiği aktarılmaktadır.

            YUNANİSTAN BASINI:

            İmerisia gazetesinin (24/02) "Ankara-AB: Tarih, Aralık 2004  mü, Yoksa Aralık 2015 mi?" başlığı ve Yorgo Kapopulos imzasıyla yayımladığı yorumda, "Avrupa içindeki dengeler sarsılmadan aralık  ayında Türkiye'ye olumlu cevap -üyelik müzakerelerinin başlayacağı   tarih- verilebilir mi?" sorusuna Almanya Başbakanı Schröder'in  "Sorun, Ankara'nın Kopenhag kriterlerine uyum sağlamasıyla  ilgilidir" şeklinde cevap verdiği aktarılmakta, "Bu arada Erdoğan,   önemli olanın müzakerelerin başlaması olduğunu, ülkesinin  AB  üyesi olacağı tarihin belirlenmesini beklemediğini açıkladı.  Böylece Almanya Başbakanı dolaylı bir şekilde, Türkiye Başbakanı  da doğrudan, sorunun gerçek boyutlarını ortaya koymuş oldu;  üyelik müzakerelerinin başlayacağı tarih aslında Türkiye'nin  üyeliğini gelecek on yılın ortalarına sevkediyor. Bu, Ankara  için pahalıya mal olacak, uzun süreli, tehlikeli siyasi ve  ekonomik düzenlemeler için girişimlerde bulunabileceği yönünde  bir garantidir. Bu tutum, Avrupa içindeki dengelerin  sarsılmayacağını net bir şekilde sergiliyor. Mümkün olan en  olumlu senaryoya göre, '27'lerin Avrupa'sı -2007 yılında  Bulgaristan ile Romanya'nın da AB üyesi olmasıyla- Anayasa  Anlaşmasının 2009 yılına kadar uygulanmasıyla ilgili prosedürü tamamladıktan sonra Türkiye'nin AB üyeliğini ele almak ve  gerekli sonuçları elde etmek için zaman bulacak" denilmektedir.

 

 

          ESKI SAYILAR